Benim ağaçlarım

Çok sevdiğim ama yalnızca okumakla yetindiğim (üşengeçlik veya utangaçlık, ya da ikisi birden yorum bırakmamı engelliyor…) bloglar var. İlginç bir tesadüf ki, genellikle kadın öğretmenlerin blogları bunlar 🙂 Kendini yetiştirmiş bir öğretmen gibisi yok gerçekten… İşte o bloglardan birinde, sevgili Leylak Dalı’nın blogunda şöyle bir yazı gördüm ve bir heves ben de yazmaya koyuldum. İşte benim ağaçlarım…

Aslında benim ağaç-çiçek sevgim 30’umdan sonra başladı. Daha doğrusu önceden de bitki, börtü-böcek severdim ama dikkat etmezdim. Zavallı babam bana defalarca çam-köknar-ladin arasındaki farkı anlatmıştır ama hâlâ karıştırırım 🙂 (Mavi gibi olanlar köknardı, koyu yeşiller ladindi galiba. Yoksa tersi mi? :P) Ağaçların türüne, çiçeklerin ismine dikkat etmem yeni gelişen bir şey, sanki içimde bir buton yaşla birlikte aktive oldu 🙂 Artık az-çok bitki türlerini ayırabiliyorum. Ayıramadığım zamanlarda ise telefonumdaki “seek” uygulaması yardımcı oluyor, Latincesini ve İngilizcesini iletiyor sağolsun…

iğde

Çocukluğuma döndüğümde ilk hatırladığım ağaçlar Elazığ’daki lojmanlarımızın önündeki tarladaki ağaçlar olmalı… Bol bol fıstık çamı vardı tarlamızda. Bir de bir iğde ağacı: Aşağı yola inen kestirmenin dibindeki o iğdenin kokusu hâlâ hatırımda. Sonra, kütüphanenin arka taraflarında karadut ağaçları vardı ki, bir yandan kulağakaçan böceklerinden ölesiye korkarken bir yandan da kendimize engel olamayıp şemsiye gibi dallarının altına girerek doyasıya karadut yerdik. İlkokulumun bahçesinde ise akasya ağaçları vardı. Akasyanın yapraklarının şekli, beyaz çiçekleri, onlar sayesinde hafızama kazınmıştır. Öyle ki, armut ağacını ayvadan ayıramayan bendenizin akasya ağacını şıp diye tanıması bir vakit anneciğimi çok şaşırtmıştı 🙂

9 yaşında iken İskenderun’a yaptığımız bir gezide palmiye ağacı ile tanıştım ve pek sevimli buldum 🙂 Sonra Antalya’da da buluşmalarımız oldu bu sevimli ağaç ile. Hâlâ palmiyeler bana tatili ve sıcak güney memleketlerini çağrıştırır…

Bir de Ayaş’ta anneannemin bahçesindeki dut ağacı vardır, çocukluk hafızamda en çok kalan… Onun dallarına tırmanıp beyaz dut yemek, sonra da daldan sallanıp aşağı atlamak en keyifli çocukluk aktivitelerimizdendi. Aşağı sokakta ise Halide yengelerin (bana o zaman kocaman görünen) bahçesi yer alırdı. Bu bahçedeki ceviz ağaçlarının devasa görünümü hâlâ hatırımdadır… Ayaş’a uğrayıp bir bakmalı, o bahçe acaba hâlâ duruyor mu diye…

Isparta’da kütüphanenin yer aldığı caddeyi çok severim. İki yanında uzun çınar ağaçları vardır ve bana Beşiktaş’tan Ortaköy’e giden yolu anımsatır.

huşağacı

Ve ODTÜ… Faika Demiray yurdundan bölümlere geçen kestirme yol üzerinde muhteşem bir huş ağacı vardı, pek severdim… Asıl yurtlar bölgesinde ise kestane ağaçları pek çoktu. Hatta dikenli kabukları olan bu at kestaneleri yaz aylarında çatlayıp pat diye yola düştüğü için pek çok kez kafa yarılması tehlikesi atlatmışımdır 🙂 Bir de bahar gecelerinde beni sarhoş eden güzellikteki kokuları ile kampüsün ıhlamur ağaçlarını tek geçerim!

ABD’deki ağaçları pek tanıyamadım. Daha doğrusu cinslerini bilemem. Ama Türkiye’deki ağaçlara göre çok, çoook daha uzun olduklarını söyleyebilirim 🙂 Bu uzunlukta ağaçları Türkiye’de pek nadir gördüm; Isparta Aşağı Gökdere Arboretumu’ndaki kızılçamlar yakın zamanda gördüğüm en uzun Türk ağaçlar…

Nihayet İstanbul’da ise yine pek tatlı ağaçlarla hemhâl oldum 🙂 Kocaman beyaz çiçekleri olan manolya ağaçları ve müthiş bir eflatunla donanan erguvan ağaçları favorilerim. Ama diğerleri de alınmasın: Baharın müjdecisi bademler, çeşit çeşit meyve ağaçları, Ayvalık dolaylarında yanlarına sokuldukça beni mutlu eden zeytinler: hepinizi çok seviyorum canlarım. Hep var olun, hiçbir yere gitmeyin. Öperim dallarınızdan, budaklarınızdan.

erguvan

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, kişisel içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Benim ağaçlarım

  1. Sessizgemi dedi ki:

    Selamlaar uzun zaman sonra seni okumak hem de bu hoş çiçeklerle dolu yazıda ne güzel oldu 🙂 Ben de çoğu ağacı henüz tanıyamıyorum ama çok severim ağaçları, ağaç altında huzurla oturup vakit geçirmeyi. Bazen bi ağacın yanına gidip dokunurum ona selamlaşır gibi 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      Selam sessizgemi ^^ Senden yillar sonra bir ses duymak ne guzel… Agaclar muhtesem yaratiklar degil mi ya, ben de bazen negatif enerji atmak icin aynen senin dedigin yontemi kullanirim. Insan huzur doluyor…

  2. BİRPEMBESEVER dedi ki:

    Çocukluğum bahçeli bir evde geçti. Bu yüzden de ağaçlara karşı benim de ayrı bir zaafım vardır. Küçükken meyve ağaçlarının tepesinden hiç inmezdim. 🙂 Erguvan ağaçları çok güzel görünüyorlar bahar aylarında. İstanbul’da çok sevdiğim bir yer var. Balta Limanı Japon Bahçesi. Burada Japonya’dan getirtilmiş sakura ağaçları var. Görmenizi öneririm, mutlu günler!

    • hikaruivy dedi ki:

      Balta limanindaki Japon bahcesini ben de cok severim! Sakura severseniz bir de Anadolu Yakasi’nda Nexahat Gokyigit Botanik Bahcesi var, oradaki sakuralar da efsane 😉 Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s