Searching: Sosyal medya çağında bir dedektiflik hikâyesi

Sosyal medyada ne kadar aktifsiniz? Sanırım aramızdan en az aktif olanlar bile facebook, twitter ya da instagram’da birer hesaba sahiptir. Facebook ana-babalarımızın, 50-60 yaşındaki akrabaların cirit attığı bir yer haline gelmişken bizim kuşak (25-40 yaş arası) instagramda ve twitter’da daha aktif. Gençlerin trendlerini ise açıkçası çok bilmiyorum; takıldıkları yerler arasında youtube kanalları, snapchat, vine, tmblr, tictoc, ucast falan filan var galiba (gerçi bunlardan bazıları galiba rahmetli oldu, hiçbir fikrim yok  :P)

searching

İşte Searching böyle bir dünyada 16 yaşındaki kızı kaybolan bir babanın hikâyesini anlatıyor. Kaygılı baba onu bulabilmek için kızının sosyal medya hesaplarına giriyor ve bam: aslında kızı hakkında ne kadar az şey bildiğini fark ediyor. Çok çarpıcı bir film. Üstelik tüm filmin bilgisayar ekranında geçmesi (evet aynen öyle!) onu daha da ilginç kılıyor. Çok sevdiğim Modern Family’nin de aynen böyle bir bölümü vardı; bütün bölüm boyunca Claire’in bilgisayarının ekranını izliyorduk 🙂 Kağıt üstünde sıkıcı görünen bu fikir uygulamada çok başarılı olmuştu, bu film de şa-ha-ne olmuş. Tüm filmi skype, güvenlik kameraları, youtube videoları hatta televizyon yayınları gibi videolardan izlemek bile heyecanı ve tansiyonu hiç düşürmüyor.

Biraz daha detay veriyorum: David Kim (ki kendisi Silicon Valley’de yaşayan Kore kökenli bir Amerikalı) iki yıl kadar önce eşini kaybetmiş bir adam. 16 yaşındaki kızı Margot bir akşam “babacım ben Merve’lerde ders çalışmaya gidiyorum” diye evden çıkıyor ve bir daha geri dönmüyor. David kızının yokluğunu ancak ertesi gün onun telefonuna bir türlü ulaşamayınca fark ediyor. Hemen okulu arıyor, o gün okula da gitmediğini öğreniyor. Kardeşini arıyor, onun da yeğeninden haberi yok. İşin kötüsü David iyi bir baba olmasına rağmen kızının arkadaşlarından bihaber. Hiçbirini tanımıyor. Arkadaşlar ve onların aileleriyle sosyal ilişkiler kurma işi eşinin uğraştığı bir işmiş, o ölünce genç kız tam da en tehlikeli ergenlik döneminde bir başına kalmış… Nihayet okuldan birilerine ulaşabildiğinde kızının aslında okulda doğru dürüst arkadaşı bile olmadığını öğreniyor (ühühü). Derken bambaşka sırlar açığa çıkıyor, Margot’nun piyano derslerine aylardır gitmediği, onların parasını biriktirip bir yerlere gönderdiği, birtakım tuhaf insanlar tanıdığı falan anlaşılıyor. David öğrendiği her yeni bilgi ile şoklardan şok beğenip “benim kızım öyle biri değildir?” modunda olanları hazmetmeye çalışırken başarılı bir dedektif olan Vic ona bu soruşturmada yardımcı oluyor. Sonrası bol sürprizli bir film.

searching2Filmde çok güzel detaylar vardı; David’in kızının gizli sosyal medya hesaplarına girebilmek için yaptığı başarılı manevralar oldukça hoştu mesela. 40 küsür yaşında bir insanın bu kadar başarılı stalk yapabilmesini takdir ettim; genelde bu işi 25 yaş altı daha iyi yapıyor 😉 (Hahah, burada sevgili Firdevs’imiz Özge’ye ve Akira Güneş’ime selamlar çakıyorum 😉 :D) Ayrıca senaryoda boşluk zannettiğim şeyler sonradan bambaşka biçimde bağlandı; onu da çok takdir ettim. Şahsen filmde mantık hatası bulamadım, kurgusu çok iyiydi. Ve bu ilginç vaka, hem izlerken hem de bitirdikten sonra beni uzun uzun düşünmeye sevk etti: Aslında her birimiz internet üzerinde ne çok iz bırakıyoruz öyle değil mi? Gizlemek istediğimiz sırlar, geçmişimiz, utanç verici ya da gurur kaynağı anılarımız, her şey artık birkaç tık’la ulaşılabilir vaziyette. Öte yandan bu belki de biraz iyi bir şey: Eskiden mesela kaybolan insanlar hiçbir iz bırakmadan ortadan yok olurken şimdi sosyal medya hesaplarında bırkatıkları kanıtlar sayesinde başlarına neler geldiğini şıp diye anlıyoruz. Artık hepimiz biraz Müge Anlı’yız yani 🙂 Ve Reddit: Game of Thrones’un bile senaryosunun sızdığı bu acayip platform belki de en büyük bilgi kaynağı. David kendisi polis soruşturmasından uzak tutulmaya çalışılınca polis dosyasındaki bütün kanıtlara Reddit üzerindeki forum başlıklarından ulaştı mesela, ashdajksdalsd 🙂 Yani internet cidden müthiş bir dedektiflik hazinesi. Doğru kullanmayı bilene 😉

Kısacası Searching hem temposu ve içerdiği polisiye öykü ile, hem de felsefesi ile çok ama çok iyi bir film. Beni derin derin düşünmeye sevk etti ve bir anne olarak kararımı kesinleştirdi: Sevgili bebek kuzum büyüyüp sosyal medyayı kullanmaya başlayınca bütün şifrelerini benle paylaşmak zorunda! En azından 18 yaşına kadar 😉 😀

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı sinema içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Searching: Sosyal medya çağında bir dedektiflik hikâyesi

  1. dumpwaystoread dedi ki:

    Çok ilginçmiş gerçekten konusu, ben bunu ilk vakitte izlemeye çalışacağım inş😁 Yorumunuza sağlık :))

  2. Geri bildirim: 2018’e şööle bir bakış | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s