Ocak dizileri

Geçtiğimiz ay hangi dizilere el atmışım, kısa kısa notlar:

stranger

Stranger Things: 8 bölümlük bu Netflix yapımı feci halde Stephen King esintileri içeren bir bilimkurgu-gerilim dizisi. Olaylar bir grup çocuğun etrafında şekillendiği için tatlış bir havası da var; o çocukların masumiyeti, dürüstlüğü, çocuk zekâsı da diziye yansıyor. Süper enteresan bir final beklemeyin; olayların arkasındaki gizem ikinci bölüm itibariyle falan belli oluyor zaten… Bir de 8 bölüm bu kadarcık bir gizem için aslında fazla uzun; aynı şeyler üç-dört bölümde de anlatılabilirdi… Yine de paralel evrenler, acayip yaratıklar, 80’ler havası, ne bileyim Jumanji falan, böyle şeyleri seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. Ayrıca Eleven, seni yerim kızım, çok tatlısın 🙂 Puanım 6.5/10

younger

Younger: Aslı’nın tavsiyesi ile izlemeye başladığım bu dizi Sex & The City’nin yapımcısından geliyor. Daha ilk bölümden itibaren delice sevdim bu diziyi. Neden mi, çok pis bana hitap ediyor da ondan:

1. Dizimiz 40 yaşında olup da genç gösterme bahtına sahip olduğu için kendini 26 yaşında olarak tanıtan bir başrole sahip. En büyük fantezim 🙂 Gerçi kadıncağız bunu zorunluluktan yapıyor; kocası bunu terk ediyor, kendisi genç yaşında kariyerinde hızla yükseldiği halde evlenip çocuk doğurduktan sonra evinin kadını olmuş, senelerce çalışmamış, e şimdi gerçek yaşını söylediği zaman hiçbir yerde iş bulamıyor zavallım 😦 Ama 26 yaşında yeni mezundan azıcık hallice bir genç kıza bütün kapılar açık 🙂 Böylece bir yayınevinde asistan olarak işe giriyor, çıtır bir oğlanla da sevgili oluyor, oh kebap 🙂

2. Evet, kızımız (öhöm, kadınımız?) bir yayınevinde çalışıyor. Yayınevi jargonu, yazarları hoş tutmak için yapılanlar (bir bölümde Game of Thrones göndermeleri doluydu, çok eğlendim :)), kızın “çöp” diye adlandırılan no-name yazarlardan gelen bir deste roman denemesi arasında basılacak bir roman keşfetmesi vs gibi hikayeler çok eğlenceli.

3. Dizi New York’ta geçiyor. Özlemem zannediyordum ama özlemişim ulen.

4. Hafif, eğlenceli, çıtır çerez bir dizi olması: Yani “kocasının kazığını yiyip 40 yaşında silbaştan iş hayatına atılan hatun” tiplemesi The Good Wife’ın da ana konusuydu; ama bir o dizinin ağır abiliğine bakınız, bir bu dizinin eğlenceliliğine! 20 dakikalık bölümleri su gibi akıp gidiyor, kafa dağıtmak ve bol bol gülmek için birebir.

Yalnız dizi ile ilgili tek eleştirim 3. sezondan itibaren ilk iki sezonun ivmesini kaybetmiş oluşu. Yazarlar ellerindeki cephaneyi tüketmiş olabilirler, bakalım yeni fikirler ve Liza’nın daha eğlenceli maceraları ile gelebilecekler mi? Puanım 8/10.

vatanim

Vatanım Sensin: Son olarak kalbim kadar temiz bu satırları bu aralar izlediğim tek Türk dizisi olan VS’ye ayırmak istiyorum. Dizi çooook uzun sürüyor, her bölümü 2.5 saat. E haliyle yer yer bayıyor. Ama yine de Kurtuluş Savaşı günlerini, o günlerde yaşananları, çekilen çileleri ve bu vatanın kolay kurtarılmadığını hatırlamak için mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Halit Ergenç efsane oynuyor, kötü adam Onur Saylak ondan hiç geri kalmıyor. Bergüzar Korel’i bile (koca koca kızların anası rolü için bariz genç durmasına rağmen) fena bulmuyorum. Yalnız galiba dizinin son haftalarda benim için en büyük anlamı, Hilal ve Leon’un efsane olmaya aday aşklarında yatıyor: Bu minnak ikili, Alex-Zarife (Elveda Rumeli) ve Mavi-Çınar’dan (Hırsız Polis) beri ekranda gördüğüm en muhteşem aşk hikayesine sahip ikili olabilirler. Bu aşkın nefret ile başlaması, iki gencin de fena halde Türk/Yunan milliyetçisi olmaları, o dönemde iki farklı ırk ve dinden olan gençlerin bir araya gelmesinin imkânsız oluşu, ve oyuncuların muhteşem kimyası birleşince neden efsane olmaya aday bir aşk hikâyesi olduğunu anlamak güç değil. İzleyicilerin çoğu da benim gibi düşünüyor olmalı ki “Hileon” olarak bilinen hayran kitleleri gün geçtikçe artıyor (twitter’a ve ekşi sözlüğe bakarsanız hemen fark edeceksiniz). hileonİkisinin koskoca bölümdeki 3 dakikacık sahnelerini iple çekiyorum, ekrana onlar çıkınca benim de gözlerimden kalpler filan fışkırıyor, o kadar seviyorum yani bu tatlışları. Yalnız hain senaristlere pek güvenemiyorum nedense, zaten imkânsız olan bu aşkın ortasına karakediler (a.k.a. üçüncü şahıslar) sokma ihtimalleri var ve bunu yaparlarsa Hilal ve Leon’un muhteşem naiflikteki aşkları gereksiz kıskançlıklarla ve kalp kırıklıkları ile mahvedilecek gibi hissediyorum. Umarım yanılırım, umarım dizi iki kız kardeşin aynı adama aşık olduğu Yaprak Dökümü’ne, ya da gençlerin sürekli eş değiştirdiği Kavak Yelleri’ne falan dönmez.

Şimdilik bu kadar. Sii yuu gençler 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Türk dizisi, Yabancı Dizi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Ocak dizileri

  1. Hatice Hayal dedi ki:

    Stranger Things’ ben çok beğendim ya ❤ ikinci sezonu merakla bekliyorum ^^ Younger'a da vaktim olduğu ilk an bakacağım ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s