Kasımda tiyatro başkadır

Ekim ayını sinema zapt ettiyse kasımın da tiyatroları var😉 Uzun zamandan beri sahnede olan, ve ne kadar başarılı oldukları göz önüne alınırsa daha pek çok sezon oynanmaya devam edecek olan iki oyun izledim bu ay. İkisine de bayıldım! İzlemediyseniz sizi de heveslendireyim ki siz de gidip görün diye bir koşu anlatmaya geldim.

IKI KISILIK YAZ / DOT TIYATRO / MACKA GMALL SAHNESI / FOTOGRAF MUHSIN AKGUN

IKI KISILIK YAZ / DOT TIYATRO / MACKA GMALL SAHNESI / FOTOGRAF MUHSIN AKGUN

İlk oyun, Tiyatro Dot’un “İki Kişilik Yaz”ı. Tuğrul Tülek ve Gizem Erdem’den 70 dakikacık, ama dopdolu bir performans. İki oyuncu sahnede gitar çalıp şarkılar söylüyor, danslar ediyor, ve en komiğinden, en duygusalından bir hikaye anlatıyorlar. Ama nasıl tatlı bir hikâye bu! Tamamen farklı dünyaların insanları olan serseri Bob ve avukat Helena’nın tesadüfen yollarının kesişmeleriyle başlayan aşırı komik ve şeker öyküleri. Her ikisi de 35 yaşına gelmiş ve hayatını düzene koyamamış olmanın bunalımı içerisindeler. Helena’nın kendisi tek koca bulamamışken ablası 3. kez evleniyor; Bob’unsa eline bir mafya babasına teslim edilmesi gereken yüklü bir para geçiyor; ve iki çılgın “amaaaan, yemişim dünyayı!” deyip birlikte bir maceraya atılıyorlar. Sonra başlarına gelmedik kalmıyor tabi… Kendilerini koşma/kovalamaca, en acayip insanlarla birlikte en pahalı şarapları içmece, hatta Japon bağlama sanatı kinbaku’yla bağlanmaca gibi bir sürü çılgın ve komik olayın ortasında buluyorlar. Biz seyirciler de onların maceralarını gözümüzü bile kırpmadan, bol bol gülerek ve bazen de duygulanarak izliyoruz. Oyundan çıktığınızda böyle yumuş yumuş oluyorsunuz, hayat gözünüze pek bir güzel görünüyor. Kendinizi bir süreliğine çok iyi hissetmek için bu tatlı oyunu kaçırmayın diyorum. (Ay bir de oyunun müzikleri o kadar şahane ki bir soundtrack albümü olsa da alsam dedim, böyle bir albüm projeniz varsa haber verin sevgili İki Kişilik Yaz ekibi. Bakın şuraya iki örneğini bırakayım, ne şahane müzikler olduğunu siz de duyun:

https://www.youtube.com/watch?v=kNHzIHAxGy4

https://www.youtube.com/watch?v=OoCL2_zz46w

)

en-kisa-gecenin-ruyasi-1

İzlediğim diğer oyunsa Moda Sahnesi’nin En Kısa Gecenin Rüyası. Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndan uyarlama bu oyun yıldızlar geçidi gibi: Kadroda Mert Fırat, Onur Ünsal, Timur Acar, Didem Balçın, Melis Birkan, Beyza Şekerci ve daha kimler kimler var… Hikâye klasik Shakespeare komedilerinin peri sosuna bulanmış hali; kavuşamayan aşıklar, yanlış anlamalar, yaramaz perinin oyunları ve eğlenceli, neşeli bir oyun. Shakespeare metinlerinin Türkçeleştirilmiş halleri genelde kulağıma yapay gelir; Shakespeare klasikleri sanırım İngilizce olarak izlenmesi gereken oyunlar… Ancak bu oyun o yapaylığı aşmış, metin son derece akıcı ve keyifli. Bu komik senaryo yetenekli oyuncuların oyunlarıyla birleşince ortaya şahane bir şey çıkmış. Mert Fırat, Timur Acar ve Onur Ünsal oyunun yıldızlarıydı her zamanki gibi. Ancak Melis Birkan’ın da komediye epeyce yakıştığını söylemem gerek. (Birkan’ın hâlâ diyaframdan ses kullanımı ile ilgili sorunları olmakla beraber) onun çatlak Helena’sı da bizi az güldürmedi. Volkan Yosunlu (ki bence çok yetenekli bir adam, niye TV’de görmüyoruz merak ediyorum) deli peri Puck’ta çok iyiydi. Bir tek köylü tiyatro kumpanyasının hikâyesini biraz gereksiz buldum; özellikle düke sahneledikleri oyun ve soylular tarafından alay edildikleri yerler gereksiz ve anlamsızdı bence; o bölümün hâlâ neye hizmet ettiğini (eğlenceli desen değil? mesaj verme kaygısı desen, alay edenler alay ettikleriyle kaldılar, sonradan kendileri bozuntuya uğramadılar, o da değil…) anlayamıyorum. Bilmiyorum orijinal metinde var mı, ama bence o kısım gayet de çıkarılabilir ya da başka türlü yorumlanabilirmiş… Neyse, o kadar nazar boncuğu da olur. Tiyatro içinde tiyatro’nun ardından gelen Bergama yerel dansı (Sirtaki?) iyiydi ama bak… Oyundaki danslar genelde iyiyidi zaten; Melis Birkan-Mert Fırat-Onur Ünsal-Beyza şekerci dörtlüsünün oyunu özet geçtiği bir dans sekansı vardı ki, efsane güzeldi (ve Mert Fırat-Onur Ünsal ikilisinin Mavi istiridye dansı bölümü yüzünden efsane komikti ehuehe :D) İşte böyle… Hadi bakalım, ben izledim, şimdi sıra sizde😉

en_kisa_1

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı tiyatro içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kasımda tiyatro başkadır için 5 cevap

  1. Hatice Hayal dedi ki:

    Hikaruivy yazıyordu. Aman nazar değmesin!^^ Kasımda roman başkadır başlıklı bir yazı da görsek ne kadar muhteşem olmaz mıydı ^^ ehe, ben yüzsüzlükte tavan yaptım, bebek kuzuyu öperekten yorumumu burada bitiriyorum^^

    • hikaruivy dedi ki:

      ehueheh bu sene değil, belki gelecek yıl diyelim😀😀 bu arada senin bloga yorum bırakmaya çalıştım ama olmadı sanırım, blogger beni attı dışarı. neyse buradan söyleyeyim, julieta yorumun muhteşem olmuş. tam bir eleştirmen gibi renk kullanımına, hikayedeki alt metne dikkat kesilmişsin. ellerine sağlık şekerim😉

  2. pekara dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş… Tuğrul Tülek’in oyunculuğunu her zaman sevmişimdir… Sizden de güzel yorumlar okumak sevindirdi…🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s