Bebeğe son ki üç dört!

Selam. Sanırım uzun bir zaman daha buralarda olmayacağım. “Zaten uzun zamandır yoksun ki Hikaru” dediğinizi duyar gibiyim (ya da gaipten sesler duyuyorum, yılda üç-beş yazı ancak yazabilirken artık blogumu okuyan kaldı mı acaba?) ama bu sefer iş ciddi: Bebek geliyor, bebek! Hatta hemen yarın geliyor, düşünün yani! Ve ben, yumurta kapıya bu kadar dayanmışken, hem mutluluk hem korku içerisinde, yalnızca bekleyip göreceğiz diyebiliyorum. İçine girip yaşamadan anlaşılmayacak olaylar vardır ya, işte onlardan biri de çocuk sahibi olmak. Bakalım nasıl olacak? Bakalım çocuklu bir hatun olmaya alışabilecek miyim? (Sıkıyorsa alışma, n’apacaksın, atsan atılmaz satsan satılmaz…) Bakalım minik canavarla başa çıkabilecek miyim? Yoksa sekiz yaşıma geri dönüp “anneeeee, geeeelll, böhüüüüü!” falan mı yapacağım?! Hepsini tek tek yaşayıp görüciğiz…

Bu arada elbette hayatımız çok değişecek. Değişmemesi imkânsız. Artık hayat yumurcağın çevresinde dönecek, ondan kaçış yok. Ve bu iyi bir şey, dünyada en çok sevdiğiniz varlığı “iyi bir insan” olarak büyütmek için emek harcarken elbette hayatınızı ona göre şekillendirmeniz lazım. Ama bir yandan da bu süreç boyunca kendime verdiğim sözler var. Bunları elimden geldiğince tutmaya çalışacağım, lütfen siz de bu sözleri ihlal ettiğimi düşündüğünüz zaman beni uyarın, hatta fırçalayın. Bu sözler neler mi? Şöyle sıralayabilirim:

  • Öncelikle, her anne gibi, dünyanın en şahane şeyini doğurduğumu düşüneceğim; bak orada anlaşalım. Ama bu düşüncemi kendime saklayacağım (haha :D) Eğer size gelip yedi/yirmidört bebeğimin ne kadar güzel, ne kadar zeki, aman da ne sevimli olduğunu filan anlatır, salak sesler çıkarırken çekilmiş komikli videolarını gözünüze gözünüze sokmaya çalışırsam Yaradan’a sığınıp elinizin tersiyle suratıma bir tokat aşk edebilirsiniz! batmanHatta yapın bunu rica edeceğim, valla bak. Ulan her bebek birbirinin aynı işte, yiyor içiyor zıçıyorlar. Tamam şirin yaratıklar falan da, sevimlilikte kedilerin eline su dökemezler, pofur pofur tüyleri yok bir kere. Ayrıca hiçbirini atom fiziği tartışırken duymadım, bir müziğe tempo tutarak sallanmanın ya da bir kutuya oyuncakları atmanın neresi yüksek zekâ afedersiniz? Neyse işte, demem o ki, bebek bebektir, ve herkesin bebeği kendinedir. Herkesin hayatına kimse karışamaz, kurban olduğum Allah’tan gelen bebekler lakin ki öyle değildir. Eyyorlamam bu kadar!
  • Çocuğuma saygı duyacak, kendi düşüncelerimi ve isteklerimi dayatmayacağım. Yaşı ne kadar ufak olursa olsun, o başka bir birey, benim uzantım değil. Bu dünyaya benim gerçekleşmeyen hayallerimi gerçekleştirmek üzre gelmedi (kendime not: çocuğu cast ajanslarına yazdırma, piyano dersleri almak üzere zorlama!). Tabii biraz etkim olacak üzerinde, ondan kaçış yok. Küçükten beynini yıkayıp Song Joong Ki-sever, ya da kedi manyağı yapabilirim, o kadarcık olur 😛 Ama çocukla ikimiz Siyam ikiziymişiz de hâlâ tek bir bedende yaşıyormuşuz gibi davranırsam, mesela “bugün sabah azıcık süt içtik, sonra biraz elma püresi yedik ablası” falan diye konuşursam ağzıma tuvalet terliğiyle vurun.
  • İnsanları mutlu etmek için önce sizin mutlu olmanız lâzım. Mutlu çocuk yetiştirmek için de mutlu bir anne olmak gerekiyor. O yüzden ben çocuğuma saçımı süpürge etmeyeceğim, kimse kusura bakmasın. Kendi isteklerim, kariyerim, kendi mutluluğum da önemli. Evet, çocuğa bol bol sevgi vermek, güven vermek, gerektiği zaman destek olmak hayati değer taşıyor. Ama bunu yaparken kendinden de vazgeçmemek gerek. Herkes kendi hayatını yaşar dostum, bunu unutmayalım. Kendisinin bir birey olduğunu unutmuş, dünyada yalnızca “Eymencan’ın annesi” olarak var olmayı seçmiş olan kadınlar, dünyaya armağan ettikleri narsist veletleri ile kendi hayatlarını mahvettikleri gibi aslında hepimizin de geleceğini mahvediyorlar. Üniversite çağına gelen şımarık ve benmerkezci Eymencan’larla ve kocaman gencin notlarını görmek isteyen veli(!)leriyle ben uğraşıcam sonra… O Eymencan hayata atılınca siz de uğraşacaksınız. Uuu beybi, kabus resmen…
  • Bir önceki madde ile benzer biçimde, narsist ve bencil bir velet yetiştirdiğimi fark ederseniz beni Kore’ye sürgüne gönderebilirsiniz (ödül gibi oldu bu diyenleri Kore yazıma davet edeyim :P). Şımarık çocuklara tahammül edemiyorum. Çocuklarını özgüvenli olma adı altında şımarık yetiştiren insanları küreğin sapıyla dövmek istiyorum. Çocuk dediğin sınırlarını bilecek, büyüklerine karşı saygılı olacak. Dünya onun etrafında dönmüyor sonuçta, bunu öğrenecek, öğrenirken gerekirse poposuna şaplağı yiyecek (ben gideyim de biraz “güdümlü anne terliği fırlatmaca” çalışayım.)
  • Son olarak, anne oldum diye bebek ürünleri tasarlamaya başlayan sosyetik ünlülerin orta tabaka versiyonu olan “blogger anne”lerden olmayacağım, lütfen ısrar etmeyin. Bu blog; film, kitap, dizi gibi eğlenceliklerden bahsetmek üzere açıldı, o halde aynı konseptte devam. Ayrıca zibilyon tane anne-çocuk blogu var, bakıyorum da ben onlardan farklı ne anlatabilirim diye, sanırım hiçbir şey. En fazla, başımızdan geçen komikli olaylardan filan bahsedebilirim ara sıra, ama o da ayda yılda bir olur. Yani baktınız her yazı bebekten falan bahsetmeye başladı, hatta bir de uzmanmışım gibi bebek bakımı ile ilgili öğütler veriyorum, hemen yorum yazıp kulağımı çekin de kendime geleyim! 😀 Ben burada Koreli çıtırların dedikodusunu yapmaya, güzel bulduğum dünya müziklerini paylaşmaya, ukalalık yapacaksam da kitaplar üzerine yapmaya devam etmek istiyorum. Karakter değiştirirsem bilin ki ben ben olmaktan çıkmışım, Hikaruivy blogu diye bir şey kalmamış, ruhuna el fatiha. O yüzden bu blog eskisi gibi devam edecek, Hikaru’nun bebesi oldu diye hiçbir şey değişmeyecek, tamam mı millet? 😉

İşte kararlarım böyle… Hadi bakalım, Allah bana şimdiden güç kuvvet versin 🙂 Bir daha görüşene kadar kendinize iyi bakın canlar 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kişisel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

13 Responses to Bebeğe son ki üç dört!

  1. Cok seker bir yazi olmus, su gibi akti 🙂 konusur gibi yazanlari severim. ben okuyorum blogunu bak 🙂 dogum ve sonrasi icin hersey gonlunce olsun, iyi sanslar!

  2. mydestiny dedi ki:

    Anne olmaya bir kala ha 🙂 Daha şimdiden bu yazınla bile anneliğine hayran kaldım ben. Blogger annelik, özgüvenli çocuk adı altında şımarık veletler, çocuğum çok güzel sendromu… ohoo tamamdır bu iş! Gereken her şey var 🙂 Ama dediğin gibi arada sırada guduulu bebek yazıları yaz, eğlenceli olacaktır 🙂

    Sağlıklı doğumlar diliyorum, bir avazda olur inşallah (Bizim orlarda böyle derler ama =D)
    Dualarım seninle ^^’

  3. arayankedi dedi ki:

    Yaaaa harika bir yazı. Harika bir haber. Şimdiden tebrik ederim. Yazınız ve psikolojiye ilginizle ne kadar bilinçli bir ebeveyn olacağınızı hissettiriyorsunuz. Önemli olan mükemmel olmak değil, Winnicott amcamızın da dediği gibi “good enough parenting”. Bi de bebeğim benim uzattım olmayacak dediğinizde aklıma hemen Margaret Mahler’in separation individuation theory ‘si geldi 😀 Bakmanızı öneririm. 🙂 Psikolojide zibilyon tane kuramdan beni en çok etkileyen Bowlby’ nin Attachment Theory ‘sidir. Her ebeveyn bu bilinçle anne baba olmayı başarabilirse inşallah geleceğe daha iyi bir insanlık bırakabileceğiz.

    • hikaruivy dedi ki:

      teşekkür ederim arayankedi, çok naziksin 🙂 bir sürü kitaplar aldım, bahsettiğin teorileri ve diğerlerini hatmedicez artık 😀 😀 inşallah iyi anne-babalar olmayı başarırız diyelim. sevgilerimle, görüşmek üzere ^^

  4. Alaraa dedi ki:

    Oy oy oy.. hadi hayırlı olsun bakalım 🙂 Bir çocuk yetiştirmek gerçekten zor, aşırı emek isteyen ama bi okadarda tuhaf ve zevkli. Bir anaokulu öğretmeni olarak benden sana bir söz gelsin ” herşeyin fazlası zarar”. Bunun ne demek olduğunu bebiş büyüdükçe daha iyi anlayacaksın. Bide emin ol şıp diye büyüyüp gidiyolar şaşırıp kalıyorsun 🙂 hadi şimdiden kolay gelsin. Bu arada yazıda süper olmuş sen olmuşsun olmuşsun 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      ^teşekkür ederim sevgili alara, “her şeyin fazlası zarar” lafına kesinlikle katılıyorum. çabuk büyüdükleri kesin, ama yenidoğan dönemini atlatıp bizle biraz etkileşime girmesi de güzel olur yani 🙂 sevgilerimle…

  5. Mugilock dedi ki:

    Ay ben bu blogu geçen yaz takip etmeye başlamıştım gayet de severek okuyordum. Şimdi bu yazıyı okuyunca daha da sevdim çünkü etrafımda evlenip çoluk çocuğa karışan herkes evrim geçirirken bir tek sen eski halinde kalmış gibisin. Genelde en cool tanıdıklarım bile evlilik ya da çocuk sonrası altın günü kadınına dönüşürken senin hala okuduğumuz hikaruivy gibi kalman beni mutlu etti valla. Sanal da olsa tanıdığım ilk cool anne olacaksın galiba 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      teşekkür ederim mugilock, valla şu an senin blogunda haldır haldır izleyecek yeni anime aradığıma göre henüz çok değişmemişim demektir 😀 😀 tabi şimdi anneanne/babaanne dönüşümlü olarak yardımcı oluyorlar bana; bebek tamamen bana kaldığında nası bi hale geleceğim o zaman göriciğizz 🙂 sevgilerimle…

  6. Pofuduk dedi ki:

    Amaniiiinnn çok geç kaldım galiba ama yine de çooook amaaa çoook sevindim 🙂 🙂 Allah analı babalı büyütmek nasip etsin inşallah. Musmutlu ve uzun sağlıklı bir ömür sürsün. Ama ben o ilk maddede belirttigin videoları istiyorum yaa 🙂 Buraları bekletme, aratma kendini çok. Tekrardan hayırlı olsun 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      çoook teşekkür ederim pofudukcum ^^ haha, yok, bence o videoları aile bireyleri dışında kimseye izletmeye gerek yok 😛 sevgiler, öpücükler 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s