Yaz Önerileri 1 – Kitaplar

Selam millet. Baktım iyice avare blogger oldum, bari yaz aylarında yaz önerileri yazarak (tekerleme gibi oldu) blogu şenlendireyim dedim. Önce kitaplarla başlayalım. Bu aralar kumsalda hem eğlenceli, hem ilgi çekici, hem de fazla ağır olmayan neler okumalıyım diye bir soru aklınızı kurcalıyorsa tam yerine geldiniz, Sahaf Hikaru hemen yardımcı olsun:

mahalleden_arkadaslar

Mahalleden Arkadaşlar: Selçuk Aydemir’in kendi anılarından yola çıkarak yazdığı bu eğlenceli roman, 9 yaşındaki bir çocuğun mahalle arkadaşları ile maceralarını anlatıyor. Hafiften bir “Alper Kamu” tadı var gibi; Mahalleden Arkadaşlar’ın Selçuk’u henüz 9 yaşında bir velet olmasına rağmen boyundan büyük konuşmaları ve cinlikleriyle Cehennem Çiçeği’nin kahramanı 5 yaşındaki acar dedektif Alper Kamu’yu aratmıyor. Ayrıca Alper Canıgüz ve Selçuk Aydemir’in aynı kuşak insanları olduğunu da unutmamak lâzım (ki bu kuşak benim de kuşağım oluyor, 80lerin sonu – 90ların başında çocuk olan nesildeniz hepimiz). Selçuk Aydemir anılarını tatlı tatlı anlatırken olaylara biraz şimdiki aklıyla bakmış aslında; yani gerçekten dokuz yaşındayken kitapta anlattığı kadar zeki ve çakal bir velet olduğunu zannetmiyorum 😀 Ama mahalle çeteleri, niyet çektirme işi, mahallenin Kuran kursu, atari salonları, arkadaş evlerinde toplanıp atari oynamak, bütün bunlar Türkiye’nin neresinde yaşamış olursa olsun 80’li yıllarda doğan çocuklar için o kadar tanıdık ki… O açıdan sık sık nostalji hissi ile gülümsediğim, yer yer de kahkaha attığım bir kitap oldu, siz de bizim kuşaktansanız eğlenerek okuyunuz efenim 🙂

gunubirlik-hayatlar

Günübirlik Hayatlar: Irvin Yalom’u çok severim. Lise çağlarımda okuduğum Nietzsche Ağladığında en sevdiğim romanlar arasında ilk on’dadır. Okuduğum bu ilk kitabından beri Yalom amcayı hevesle takip etmiş, kimi zaman Nietzsche Ağladığında kadar iyi diğer kitaplarını keşfetmiş (mesela Aşkın Celladı, Divan), kimi zamansa “eh, o kadar da güzel değil” diyebileceğim ya da bende fazla iz bırakmayan kitaplarına rastlamışımdır. Günibirlik Hayatlar iki kategori arasında bir yerde duruyor. Kısa psikoterapi öykülerinden oluşan bir kitap bu; ama türdeşi olan Aşkın Celladı kadar etkileyici değil bence (ya da Aşkın Celladı’nı da lisede okumuş olduğum ve rüyaların analizi ile ilk defa karşılaşıp “oha felan” olduğum için bana öyle gelmiş olabilir). Yine de güzel olan yanı, sizin-benim gibi insanların öykülerinden oluşması. Büyük bir psikolojik rahatsızlığı (şizofreni, kişilik bozukluğu, vs.) olmayan, ancak hayatta bazen baş edemediği birtakım olaylarla karşılaşıp, ya da basitçe ölüm korkusu/gelecek kaygısına kapılıp ruh hali bozulmuş, birkaç seans da olsa terapiye ve hayatlarını yeniden anlamlandırmaya ihtiyaç duyan insanlar bunlar. Onların yaşadıklarını ve Yalom’un yönlendirmesiyle sorunlarına çözüm yolları bulmalarını okumak insana kendini iyi hissettiriyor. Bazense Yalom’un ya da kitapta alıntı yapılan bazı filozofların, kendi yaşamınızı daha bir anlamlandırmanızı sağlayan, ya da (psikoterapist olmadığınız halde) sizden destek bekleyen insanlara karşı davranışlarınızda kullanabileceğiniz bilgelik dolu sözleri ile karşılaştığınız zaman da değerli bir mücevhere rastlamışsınız gibi mutlu oluyorsunuz (en azından ben öyle oldum, evet.) Mesela altını çizdiğim birkaç satır:

“Hastama sunabileceğim en değerli şey, varlığım. Sadece yanında ol, diye düşündüm. Akıllıca bir şey söyleme çabasını bir kenara bırak. Fark yaratacak bomba gibi bir yorum aramaktan vazgeç. Senin yegâne görevin, tüm varlığınla burada olmak. Seanstan ihtiyacı olan ne varsa alacaktır zaten.” (Size derdini açan bir dostunuzu dinlemek, ama gerçekten dinlemek, ona verebileceğiniz en büyük destek olacaktır.)

“Her insan kendisini diğer insanlardan daha çok sevdiği halde neden kendi fikrine diğer insanlarınkinden daha az önem verir?”

“Eğer biri beni sevmiyorsa, bu onun sorunudur. Benim tek amacım, kınanmamı gerektirecek bir şey söylememek ya da yapmamaktır.

Psikoloji üzerine çalışıyor olsam bu gibi kitapları hatmederdim sanırım. Psikologlara, insan ruhbilimi ile ilgilenenlere ve psikoloji okuyan öğrencilere özellikle tavsiyemdir 😉

haberler

Haberler: Alain De Botton’un felsefe kitabı gibi olmayan felsefe kitaplarını seviyorum 🙂 Bu abi çıtır çıtır okunan, yine de ilginç bakış açıları geliştirip olaylara ve kavramlara farklı bir yönden bakmanızı sağlayan kitaplar yazıyor. Aşk, seyahat ve çalışmak üzerine kitaplarını okumuştum; bir tek çalışmak konulu olanı sev(e)memiştim çünkü insandaki çalışma güdüsünün kökenine dair ilginç şeyler söylemek yerine karşıma farklı farklı meslekleri anlatan bir üniversite tercih rehberine benzer bir şey çıkmıştı. Bu defa De Botton abi “Haberler”i ele alıyor: Farkında mısınız, aslında haberler modern dünyamızda ne kadar da büyük bir öneme sahip? Tek bir gün bile gazetelerle, facebook, twitter ya da ekşi sözlükle iletişimimiz kesilse dünyada çok önemli şeyler oluyor ve biz bu olan biteni kaçırıyoruz gibi gelmiyor mu size de? İşte her birimizin böyle hissettiği, bilgiye erişmenin bu denli kolay olduğu bir çağda, gazetelere/TV’lere haber olmaya değer şeylerin aslında nasıl belirlendiğini hiç düşündünüz mü? Mesela neden başbakanın gayrımeşru çocuğu, yapışık ikizler ya da bütçe açığı haber olmaya değer konulardır? Peki yıllar yıllar boyunca okuduğumuz bu türden haberler sonuçta bize ne katar? Ya da neden ünlülerle ilgili haberleri ilginç bulurken Nijerya’da yüzlerce kişinin öldüğü bir iç savaşı üstünkörü okuyup geçeriz? Peki haberlerin, haber kuruluşlarının iddia ettiği gibi “tarafsız ve nesnel” olması gerçekten çok mu elzemdir, yoksa…? 

Kısacası, haberler ve medya üzerine güzel analizler okumak isterseniz bu kitaba bir göz atın derim. Bu arada yılın daha erken zamanlarında izlediğim ve oldukça başarılı bulduğum Kore dizisi “Pinocchio”yu da bu vesileyle anmış olayım: Medyadaki yozlaşmışlığı ele alan, medya kuruluşlarını “Haberler”den farklı bir yorumla eleştiren güzel bir diziydi (ve tabi Park Shin Hye – Lee Jong Suk ikilisini sevenlerdenseniz bu genjlerin gül yüzleri de dizinin bonusuydu). (Tanrım, şu anda iletişim fakültesi öğretim üyesi olmadığım için çok üzgünüm; öğrencilerime tavsiye edeceğim güzel bir kitap ve dizi önerisinden mahrum kaldım… Yazıq oldu :P)

Bir sonraki yaz önerileri yazımızda buluşmak dileğiyle 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kitap içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yaz Önerileri 1 – Kitaplar için 2 cevap

  1. arayankedi dedi ki:

    Yeni yazınızı görünce pek bir sevindim. Sizi kaç ay önce takip etmeye başladığımı hatırlamıyorum (rss programından). Ama hangi akla hizmet blogumun takibine eklememişim yorum yaparken fark ettim. Neyse hayalet gibi takılmayıp kendimi ifşa etmek bugüne nasipmiş diyelim. 🙂 Bir psikoloji öğrencisi olarak önerdiğiniz kitapları zevkle okuma listeme aldım. 😊 Alper Canıgüz olsun Murat Menteş olsun bu adamları okumayı seviyorum. Selçuk Aydemir ‘i de Kardeş Payı’ ndan biliyorum. Kitabı ilk çıktığında da birgün okurum dediydim. 😅 Bu adamlar ne tarz yazıyor tam adını bilemeyeceğim ama tam benim kafadan yazdıkları kesin. 😀 O yüzden tavsiyeler üzerine ben de tanışmak için Bahadır Cüneyt Yalçın ve Emrah Serbes ‘e el attım bu sefer. Umarım onların da dilini beğenirim. Sonra sıra Selçuk Aydemir’ e gelir sanırım. Bu arada Nietzsche Ağladığında’yı bi okumayan ben kaldım sanırım 😑😕🙊🙈 ama Yalom’la kesinlikle tanışmak istiyorum. Haberler kitabı da çok ilgimi çekti. Ben de şu sıra yaz için ideal midir bilmem ama Bir Jinekoloğun Gözünden Bacak Arasından Türkiye’yi – Dr. Feraye Sünev Çokgürses & Kaan Arer okuyorum. Belki ilginizi çeker diye söyleyeyim dedim. Keyifli günler dilerim. 🙋✌👋

    • hikaruivy dedi ki:

      selam arayankedi 🙂 yorumun için çok teşekkür ederim, bu sayede ben de senin blogundan haberdar oldum. (son derece amatörce de olsa) psikoloji çok ilgimi çektiği için artık takipçinim 😉 bahsettiğin yazarları ben de çok severim, bahadır cüneyt yalçın hariç hepsini zevkle okuyorum. bcy’nin henüz bir kitabını okumadım ama afili filintalar’daki yazıları çok enteresan ve okunası. irvin yalom’u mutlaka okumalısın, çok akıcı bir dili vardır ve psikoterapi üzerine çok enteresan vakaları anlatır hikaye ve romanlarında. şahsen tırt bulduğum “bir psikiyatristin gizli defteri” belki de yalom’dan sonra çok basit ve düz geldiği için sevememiştim… ayrıca engin geçtan ve oliver sacks kitaplarını da tavsiye ederim naçizane. ben amatörken bunları böyle sevdiysem sen kimbilir kendi alanınla ilgili olunca ne ilginç şeyler yakalarsın… neyse çok uzattım, keyifli okumalar, sevgiler 😉

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s