Bir finalin anımsattıkları…

?????????????????????

Seirei No Moribito – Omoi haruka

How I Met Your Mother’ın finalini izledim az önce. Aklıma New York’taki ilk günlerim geldi…

İnsan ne çok kişiyle tanış, arkadaş, dost oluyor şu hayatta. Ve ne çok kişiyle yollar ayrılıyor sonra. New York City’deki ilk günlerimi düşününce aklımdan sıra sıra yüzler geçiyor: Uma, Deniz, Denis, Pepa, Vijay, Freyzi, Alison, Serhat, Özge, diğer Özge, Emre, Sercan, Serkan, Nurşen, ve diğer Nurşen (bu arada hayatımın cast sorumlusunun epey tembel olduğu gözlerden kaçmıyor; eleman aynı isimleri döndürmüş durmuş 😛 ) Her birinin anılarımda yeri çok özel, çok değerli. İçlerinde hayatıma daha çok dokunanlar var; ve hayatına daha çok dokunduklarım. Ama bu gece aklıma Serkan ve Nurşen düştü. O halde onlar hakkında yazalım:

İlk senem… Sudan çıkmış balık; gurbete düşmüş ürkek yavru tavşanım. En basit şeyleri bile bilmiyorum; oranın SGK’sına gidip social security number almaktan metroya atlayıp şehrin görmediğim mahallelerine gitmeye kadar her şey büyüyor gözümde. Kredi kartım olmadığı için telefon bile alamıyorum! Serkan ve Nurşen böyle bir zamanda tutuyor elimden. İkisi de ODTÜ’lü, birer sunbae/senpai şefkatiyle yaklaşıyorlar bana. Serkan üşenmiyor, beni Queens’e götürüp kendi adına telefon alıyor, benim kullanmam için. Nurşen yemekler hazırlıyor; Tulumba.com’dan sipariş verecekleri zaman beni de dahil ediyorlar. Dostluklarını, güler yüzlerini esirgemiyorlar hiçbir zaman. Türkiye’ye gittiğimde muhabbet kuşuma bakıyorlar haftalarca. Hatta kuşu öyle seviyorlar ki kendileri de dayanamayıp evcil hayvan alıyorlar sonra – iki tane şeker mi şeker kedicik; Ciklet’le Tedi. Ben de sayelerinde kedi sevme özlemimi gideriyorum 🙂

Bazen insanlar sizin hiç hatırlamadıklarınızı hatırlarlar: Birlikte paylaştığınız bir an, onlara anlattığınız kısa bir anekdot, bir zamanlar yaptığınız bir şey ve sonra unutup gittiğiniz… O zaman derin bir okyanusun dibine gömülmüş, unutulmuş, yardımcı eller olmasa habersizce orada bırakıp gidivereceğiniz değerli bir mücevherinizi bulmuş gibi olursunuz. Bilmiyorum, yıllar sonra görüşsek onlar da bana kim bilir neler anlatırlar… Ama ben Serkan’ın ODTÜ bahar şenliklerinde bira kutularından bir dağın altına gömülü olduğu bir fotoğrafı olduğunu; Nurşen’in Amerikan korku filmlerinden New York’a taşınınca daha çok korkar hale geldiğini (“Türkiye’deyken o evler, o kare fayanslı banyolar falan çok yabancı gelirdi, ama burada filmdeki banyonun aynısıyla karşılaşınca küvetin içinde seni bekleyen bir sapık varmışçasına tırsıyorsun” diye açıklamıştı), okul bahçesinde düzenlenen ve pembe pamuk şekerler yediğimiz social get-together’ı, ve özellikle de Hintli arkadaşlarına tuzlu kahve ikram etme hikayelerini hiç unutmayacağım. (Bu son hikaye oldukça eğlenceli: Serkan yakın arkadaşı Hintliye Türk kahvesini anlata anlata bitiremiyormuş. Nihayet bir gün eve davet etmiş, Nurşen de ona kahve pişirmiş. Çocukcağız kahveden bir yudum alır almaz aşırı bir tepkiyle sehpaya geri bırakmış, “Wowww, too strong!” demiş. Serkan’sa her şeyden habersiz kahvenin içtikçe güzelleşeceğini söyleyip onu biraz daha içmesi için zorlamış 🙂 Çocukcağız birkaç yudum daha katlanmış bu işkenceye, ehuehe 🙂 Neyse ki o kalkıp gittikten sonra Serkan “bu çocuk niye sevmedi ki, allaalla…” diyerek yarım kalan kahveyi tatma akıllılığında bulunmuş da içine yanlışlıkla şeker zannettikleri tuzdan attıkları anlaşılmış! Sonradan çocuğa durumu açıklayıp kahvemizin onurunu kurtarmışlar, ama arkadaşı şekerli kahveyi denemeye tekrar ikna edebilmişler mi, o kadarını hatırlamıyorum :D)

Şimdi aradan sekiz sene geçti, How I Met Your Mother’daki gibi. Ben döndüm. Nurşen ve Serkan boşandı. Ciklet ve Tedi öldü. Güzel şeyler mazide kaldı. Hayır, yanlış olmasın, yaşanacak çok güzel şeyler var daha. Ama işte ne ben o yirmi ikilik kızım artık, ne onlar yirmi altı yaşında dünya tatlısı bir çift… How I Met Your Mother’da Robin tam da bunu söylüyordu sanki, şöyle derken:

“We will always be friends! It’s just.. it’s never gonna be how it was… it can’t be… and that doesn’t have to be a sad thing. There is so much wonderful stuff happening in all of our lives right now. It’s more than enough to be grateful for.

But the five of us, hanging out at McLaren’s, being young and stupid… is just not one of those things… That part is over.”

Hayat böyle…

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, kişisel içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

11 Responses to Bir finalin anımsattıkları…

  1. lafea dedi ki:

    Ne kadar doğru… Final hakkında ne düşünüyorsun peki? Bekliyor muydun?

    • hikaruivy dedi ki:

      SPOILER Valla izlemeyi 5. sezonda falan bırakmıştım, yani Robin-Barney ilişkisine pek fazla alışmadığım için boşanmaları da koymadı 😀 Bence fena değildi, yani dizinin ruhuna uygun bir şekilde bitti. Adam 9 sezon boyunca Robin anlattıktan sonra anneyle sonsuza dek mutlu yaşadılar diye bitirseler daha garip olurdu 😉

  2. narsistprenses dedi ki:

    Çok hoşuma gitti bu yazı. Cidden şuan aradığım cevabı bulmuş gibi hissediyorum.Geçmişe takılıp kalmaktansa yaşayacağımız daha güzel şeylere bakmalıyız. Teşekkürler 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      Beğendiğine sevindim 🙂 Geçmişe takılıp kalmamak gerektiği aslında hepimizin bildiği bir şey, ama sık sık unutuyoruz sanki… Bu vesileyle bir defa daha hatırlamanı sağlayabildiysem ne mutlu 😉

  3. eda dedi ki:

    Merhaba, bu ay neler öğrendim temalı yazılarınızı çok sevmiştim, devamını da bekleriz. 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      merabalar, bazı sebeplerden dolayı hevesim kaçtı ama yine de hiç değilse okuduğum kitaplar üzerine bir şeyler karalayacağım, ilginiz için teşekkür ederim 😉

  4. Hatice Hayal dedi ki:

    Ben de bu yazıyı ilk okuduğum zamanı hatırladım, aklıma düştü, tekrar okuyayım dedim. İyi mi kötü mü karar veremesem de ne çok şey değişiyor hakikaten (:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s