Hikaru Ergeninin Kısa Aşk Tarihi – 2

animegirl2

(Lisedeki maceraları anlatmaya devam 😉 Serinin ilk yazısı işte buradaydı.)

Benim lisedeyken normal bir aşk hayatım olmadı. “Normal” ile kast edilen illa ki biriyle çıkmak değil tabii (sizi bilmem ama biz 90’lı yılların son-milenyumun ilk Anadolu/fen liseli ergen kuşağı “aman yavrum, önce şu üniversite sınavını bir atlat, aşk-meşk işleri ondan sonra” denilerek beyni yıkanmış bir nesiliz 😛 Ha kötü mü oldu, bence olmadı. Gerçi lisede bir sweetheart’ım olmuş olsa tatlı olurdu, ama o gerzeklikle oğlana fazla bağlanıp evlenmek falan isterdim Allah korusun, en azından böyle potansiyel tehlikelerden kurtulmuş olduk…) Neyse ne diyordum? “Normal”, yani çocuk gelir, teklif eder, kız kabul eder ya da reddeder. Reddederse aralarında iki günlük bir soğukluk olur, sonra gene eski geyik hallerine dönerler. En azından bence normal bir çıkma teklifinin seyri böyle olmalı, ergen dediğin azcık balık hafızalı olacak, aaa 😀 Ama bana hiç böyleleri denk gelmedi anacım. Bütün âşıklarım psikopat, bütün âşıklarım “This is Sparta! O kızı alıcam, başka yolu yok!” kafasında. Reddedilirlerse bile hiç aldırmıyor, bir sonraki fetih kuşatmasına hazırlanıyorlar, bense bütün günlerimi diken üstünde, kaledeki topları kalaylamak, yeni surlar ördürmek, düşman askerleri içine casus göndermekle geçiriyorum! 😛 O günlerde “Yaa bütün manyaklar da beni buluyor, nedir bu adamların sorunu, anlamadım gitti…” diye hayretlerden hayret beğenmekle meşguldüm. Sonradan anladım ki, sorun “sende değil bende”: Yani ben dışarıya fazla ciddi bir imaj veriyormuşum, millet “bu kızla çıkılmaz, direk evlenilir!” filan diye düşünüyordu heralde ki, koskoca lise hayatımda topu topu dört çıkma teklifi aldım, onlar da bana cidden çok pis âşık olmuş çocuklardan geldiler. Kimse gelip “aa hoş kızmış, bi’ şansımı denesem mi?” demedi yani, bu insanlar “okulun en çalışkan, ciddi kızı” imajına çarpınca tabanları yağlayıp toz olmayı seçtiler. Bu bana âşık elemanlara gelince, bir çoğu okul birinciliğine oynayan tiplerdi (neden şaşırmadım acaba? bakınız önceki yazı) ve bence onların aşk zannettiği şey “her şeyde en iyi olmak” hırsının bir yansıması olan “notları en iyi olan ve başka kimseye pas vermeyen (not: yakışıklı bi eleman gelse pas vericez de gelmiyo ki?!?!) kızı kapmak” olayından başka bir şey değildi… Ama bunu anlamaları bayaa bi uzun sürdü maalesef; diyorum ya, üniversitedeyken bile her buluşmamızda “hâlâ mı olmaz?” diyen birinci umutsuz vaka; içip içip bana “seni sevmek güzel şey, seni sevmek ümitli şey / dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey / fakat ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum” diye Nazım Hikmet şiirlerinden bozma mesajlar atan ikinci umutsuz vaka; hatta hobisi şiirle uğraşmak olup websitesine yüklediği şiirler arasında (isim vermeden kızın tekine bayaa bi atarlandığı bir şiirin) mısralarının ilk harflerinin ismimi oluşturduğu bir şiiri bulunan (bunu da Mona Rosa’dan çarpmış çakaaal…) üçüncü umutsuz vaka gibi enteresan psikolocik case’lerle karşılaştım. Ah ahh, ulan ne çektim ben ergen ineklerin aşk böcüklüğü yüzünden! 😛

Ama bu vakaların en eğlenceli olanları sanırım Tübitak Olimpiyatları için davet edildiğimiz yaz kampında yaşananlardı. Tübitak’ın hakkını vermek gerek; kaldığımız otel beş yıldızlı, açık büfe yemekli, çok şahane havuzu falan olan, hakikaten dört dörtlük bir oteldi. Ve biz o otelde on beş gün boyunca günde sekiz saat ODTÜ hocalarından kimya dersi dinledik (böyk! şimdi böyle anlatınca çekilmez gibi duruyor, ama valla çok zevkliydi :D) Hayır, tabii ki de zevkli olan şey kimya dersleri değildi (hiçbir zaman derslerle o kadar kafayı kırmış olamadım), ders biter bitmez bi’ koşu odalarımıza gidip mayoları üstümüze geçirip havuza atlama kısmıydı. Bu arada olimpiyatçı tayfası ikiye ayrılıyordu: 1) aşırı derecede inek, oraya gerçekten de kimya/fizik/biyoloji/matematik öğrenmeye gelmiş tipler (zaten sonra madalyaları da hep bunlar aldı), 2) bizim gibi, artık yaşı geçmiş (biz düz fen liseliler lise 2’yi bitirip gelmiştik, oysa Yamanlar’dan, Samanyolu’ndan olan diğer elemanlar genelde ortaokullu falandı), zaten üniversite sınavı yaklaşırken Tübitak olayını sadece yan bir uğraş, ileride torunlara anlatılacak bir macera olarak gören tipler. Havuz keyfini, açık büfe kahvaltı-yemek keyfini, akşamları püfür püfür esen terasta saatlerce oturup muhabbet etme keyfini de yalnız biz ikinci grup insanlar yaşıyorduk… Bu arada ben de ömrümde ilk defa Türkiye’nin her yerinden yaşıtım olan bir sürü çalışkan öğrenciyle tanışmanın mutluluğunu yaşıyordum. Şansıma çok da iyi bir gruba düşmüştüm, üç tane çok kafa kızla tanıştım, hâlâ da muhabbetimiz devam eder… Kimyacılar içinde biz dört kız (ayrıca ilk gruptaki iki kız daha) hariç geri kalan bütün tayfa erkekti. E haliyle grubun gözbebeği de bizlerdik, ehuehe 😀 Şimdiiii, bu durum benim için oldukça ilginçti, çünkü ilk defa bu kadar çok erkek olan bir ortamda azınlık olmanın tadını çıkarıyordum. Hayır, motor meslek lisesinde okumak istediğimden değil, ama fen liselerinde normalde az sayıda kız olur ya, bizim çevrenin kızları feci çalışkandı anasını satiym! İzmir fen liseliler “bizim sınıflarda 3’er kız var, üçü de bıyıklı, böhüüüü!” diye ağlarken, Kayseri fen liseliler “o da bişey mi, bizim iki sınıf ful erkek, diğer iki sınıfta da toplam 6 kız var…” diye iddiayı iyice yükseltirken, adını vermek istemediğim okulumuzda 24 kişilik sınıflarda 10’ar kız vardı ulen! Ne biçim fen lisesiymişiz be, peeeh… Yanisi, hiçbir zaman o el üstünde tutulan çok değerli nadir mücevherlerden biri olma şansını tadamamıştım – yaz kampına dek… Oysa şimdi, içimde birikmiş bütün ergen kız triplerini atma zamanıydı, nihahahoha *kötü kadın gülüşü*

edibudu

Hakikaten de on beş günde üç senenin acısını çıkardım desem yalan olmaz. Yooo, pek öyle bir efor sarf etmeme gerek kalmadı, elemanlar gelip kendileri konuşuyorlardı benle, ben de güzel güzel dinliyordum. İşte bu sohbetler sırasında ergen ve nerd gençliği incelemek için çok değerli fırsatlarım oldu. Zamanında anılarımı kitaplaştırıp ergenusları bir biyolog titizliği ile şubelere, sınıflara ve ailelere ayırsam eyiymiş, hatta Freaks and Geeks tarzı bir dizi senaryosu bile çıkarabilirmişim; ama aradan uzun vakit geçti, o yüzden şu anda yalnızca enteresan vakaları hatırlıyorum. Bunlardan biri (biyoloji Tübitakçısıydı bu) beni tavlamak için metafiziksel-über fiziksel olaylara sarmıştı, boyuna “taaa Hint okyanusunda kanat çırpan bir kelebeğin rüzgarının burda bir fırtınaya sebep olacağı”ndan, “karadeliklerin aşırı büyük kütleleri yüzünden çekim kuvvetlerinin sonsuza gittiğinden” falan bahsediyordu; ben de ilk defa duyuyormuş gibi “aaa öyle mii? ay ne ilginç…” filan diye dinliyordum. Yalnız bu kibarlık olayını biraz abartmış olacağım ki, eleman kendini birdenbire bulunmaz Hint kumaşı zannetmeye başladı. Aaa bi baktım, bir süre sonra çıkıyormuşuz gibi bana tripler atar olmuş, öğle yemeğini onunla değil kendi kimya grubu arkadaşlarımla yediğim için bana atar filan yapıyor… Eneee, “noluyoz lan?” oldum haliyle. Arkadaşım, ne sıfatla bana trip atıyosun, sevgilim misin kocam mı? Ben de haliyle omuz silkip “de get, hiç seni çekemem” dedim. Ve arkadaşla muhabbetimi toptan kestim. Ama bu sefer de bizimki “ben ettim sen etme!” moduna girdi, artık her gördüğü yerde “hikaru! hikaru!” diyerek peşimden koşturur, beni fena halde sıkboğaz eder oldu. Zavallıcık, belki de ömründe ilk defa ilgi gördüğü bir kızı kaybetme korkusuyla paranoyak olmuştu, ama bilmediği bir şey vardı ki, o da “sakınılan göze çöp batacağı” idi, bu kadar ilgiden bunalan Hikaru artık kendisiyle köşe kapmaca oynar olmuştu! Bizim kimya grubunu da olaya dahil etmiştim, hepsi benim gönüllü radarım görevini üstlenmişti. Eleman bir köşeden görününce birisi hemen “kırmızı alarm!” diye işaret veriyor, ben de müsait bir yerlere saklanıyordum 😀 😀 Çocukcağız iki haftalık kampın ikinci yarısında beni hiç göremedi, muhtemelen kamptan erken ayrıldığımı filan zannetti, hehehe 😀

avrat

Bir diğer enteresan vaka ise, aslında son derece sıradan başlamıştı. Fizikçi olan bu arkadaşla gayet seviyeli bir arkadaşlığımız vardı 😀 😀 Şaka bir yana, hakikaten “yalnızca arkadaştık”. Hiçbir romantik girişim olmadan muhabbet ediyorduk, hepsi bu. İşin tuhaf kısmı kamptan eve döndüğümüz zaman başladı: Bir gün bu bizim eve telefon etti. Annemle babam garipseseler de (okul arkadaşım değil bir şey değil, bu oğlan bizim kızı niye arıyor? :S) hiç seslerini çıkarmadılar, telefonu bana uzattılar, güzel güzel konuştuk çocukla. İlk anda bana da bir tuhaf gelmişti, ama baktım çocukcağız her zamanki gibi muhabbet ediyor, ben de: “Ay yazık, yatılı okulda sıkılmış, benim muhabbetimi özlemiş heralde” diyerekten her zamanki gibi sıcak bir biçimde kendisiyle hasbihal ettim. Ve hayatımın hatasını yaptım: Eleman gazı aldı mı… Artık haftada birkaç kez arıyor, bense annemle babamın artık iyice kıllanan bakışları altında ezilip büzülerek telefona gidiyordum (o zamanlar cep telefonunun yaygın olmadığını, whatsapp’ın hiiiiiç olmadığını söylememe bilmem gerek var mı?) Mübarek bir de yarım saatten aşağı konuşmuyordu ha… Vay arkadaş, ne bulursun bu kadar anlatacak?! Bu arada ben de safım, iyi niyetliyim o zamanlar. Şimdi olsa: “Kusura bakma kardeşim ama işim gücüm var” der en baştan kestirip atarım, ama o zamanlar arkadaşımı kırmamak önde geliyor, kuzu kuzu dinliyorum oğlanı… Neyse, bu eleman artık iyice gaza geldi, bir de mektuplaşmak istedi (evet, e-mail de şimdiki kadar yaygın değildi. Yalnız 2000’den filan bahsediyoruz, yuh! Mektup yazmak o zaman için bile biraz fazla nostaljikmiş, çocuğun romantikliği sanırsam…). Ben de (gene saflığıma doymayayım) kuzu kuzu verdim adresi. Bir hafta sonra mektup geldi. Mektup değil ama içinden çıkan şey bombaydı: facepalmEleman (muhtemelen çok güzel çıktığına inandığı) bir boy ve bir portre fotoğrafını mektuba koymuş, kendince bana bir iyilik yapmıştı: Onu çok özlediğimde bu fotoğraflara sarılıp yatmamı filan bekliyordu heralde kjaskjdalksdklaskdlkadlkaslkd 😀 😀 Ay şu anda düşününce inanılmaz komik bir durumdu, ama o sırada olayın komikliğinde değil şokundaydım: Vay canına, hiç bilmeden Mr. Turkey 2001 güzellik yarışması jürisine mi dahil olmuştum?! Bu denli devasa bir ego gerçek olabilir miydi?! Nitekim artık içimdeki iyi kız bile duruma isyan etti. Bir sonraki telefon seansımızda açtım ağzımı yumdum gözümü: “Buseneüniversitesınavınagiricezçokçalışmamızlazım hemannemlebabambukadarçokkonuşmamızakızıyorlar derslerineodaklandiyorlar lütfenartıkbeniarama!!” diye bir çırpıda saydım! Zavallı çocuk şoka girdi. Oysa o ne umutlarla açmıştı telefonu, hediye(!)sini alan Hikaru “ay cağnııııım!” diye kuşlar gibi cıvıldayarak konuşacaktı kendisiyle… Velhasılkelam zavallı yüksek egolu arkadaşım çok ama çok kırıldı. “Özür dilerim” dedi ve beni bir daha aramadı. Üzüldüm mü? Ne yazık ki hayır. Aksine, feci halde rahatladım. Ve bir ergen ilişkim daha böylece başlamadan bitti. Ben böyle iyiydim ya… Valla iyiydim 😉 Nitekim, normal bir ilişkim olması için üniversite çağıma kadar beklemek, bu tuhaf ergenlerle muhatap olduktan sonra bünyeme hiç ama hiiiç koymadı… 😉

beyazatli

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kişisel, Komik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to Hikaru Ergeninin Kısa Aşk Tarihi – 2

  1. Alielle dedi ki:

    Hehe çok eğlendim okurken bir üçüncüsü falan gelse süper olurdu. Bütün saykolar da seni bulmuş. Böle seninkiler gibi romantik mektupçu tiplere hiç rastlamadım yea ben 😛 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      heheh 😀 sorma soruma, nerde arıza adam var gelip bana aşık oluyodu anasını satiym! neyse şimdi yaşlandık da artık aşık olan falan kalmadı 😛

  2. harmonyhalmeoni dedi ki:

    Ben o en başta adı geçen “üniversitede olur” tayfasından olarak selamımı vermek isterim baştan 😀 sınava kaldı bir ay lise zaten bitti şurda ne kaldı daha da aşk yaşama şansım sıfır heralde 😀 lise aşkım bana merhaba demekten öteye geçmedi böhüe ^^” çalışmaktan bunalıp unnilerim ne yapıyormuş diye şöyle bir bakındım ve tadam! aklımda hala o 1. part 😀 Ve şimdi bu! Süpersin! Çok eğlendim, acaip mutlu oldum. Özlemişim bu arada ^.^ Öpüyorum kocaman :))))

    • hikaruivy dedi ki:

      😀 😀 aferin şekerim, lisede erkekler ne kadar çocuk oluyor yazımda da görüyorsun, en iyisi üniversiteye bırakmak 😉 bu arada özlettin kendini. bir an önce ^şu sınavı atlat da aramıza dön olur mu? öperim ^^

  3. yalnız bu yazının ilkini taaaa temmuz 2012de okumuş daha doğrusu yorumlamış olmam ve şimdi 2.sinin gelmesi 😀 hikaru o arada evlenip çocuk bile yapmış olabilirdim ne yaptın sen 😀

    ergen dediğin biraz balık hafızalı olacaksın diyosun da yok öyle bişi :’) dizilerden kaynaklı mıdır bilmem ama kız reddetti diye daha sonradan arkadaş gibi uzun süre götürüp kızı kendine bağladıktan sonra basıp gitmeler ya da ilginç “intikam”ların döndüğü bi yerdi ben bıraktığımda lise şlsjdfbşldjbfsşldjfbsşfjbas şimdi düşününce çok komik oluyo olayın üstünden bi de 6 yıl geçtiğini düşününce belki şuan dallaslar falan dönüyordur lşsfbşsldbfsldjbfsşljfsadlfjs

    yalnız hikaru sen tam bi nerd mıknatısısın biliyosun dimi ldjfblsjdbşaldbşaljdga hayır bi de zekiler ama bir şeyler yanlış çalışıyomuş kafalarında yoksa mantıklı insan yıllarca bi insana bu denli takar mı ya 😀 korkutucu geliyo bunlar bana lgsflşjsbşflgbsşbşfls bak bakalım gizli gizli kenardan köşeden fotoğrafını çekip koymuşlar mı bi yerlere stalker gibi sdşfbdljbsşlfjbşfljsbşgljbsfl

    sen anlatınca hatırladım da biz de lise 2.sınıfta fen bölümü olarak 6 kızdık ve 2 fen bölümünün toplamındaki kız sayısı sanırım 15-20 falandı ama erkekler 40+ydı lşjbfsdljfbfjaşdfjlabdfşla heytt be eski günler sjldfsildfbaşldfa tabi sonradan bölüm değiştirenler okul değiştirenler falan 2 fen sınıfını birleştirip normal bi sınıf yapmışlardı ama olsun o zamanlar biz az kızlı sınıf olarak bütün okulda anılıp fransızcacımızdan güzel övgüler alıyoduk sjlabdşfljdlşabljfalaj

    bi dakka şajfbşaljsbfşldjbfsşlfjabşdfljgbafşljgbflşjgabfşlaj ah yavrum ya şsdjlbşslfjbşsalfjgbasşfjgbasşlfjgbasşfljgbaşlfa kim bilir kaç arkadaşının gazıyla ilk aramıştır seni sonra adresini isteyip yollamıştır fotoğrafını sşdjgbaljgbfşlgbaşfljgbaşfljaşlsfjbgaşlsjbgaşlsjfbgalşjfsbşgalsjfagşflajbşljafşla kesin o da şuan iyi bi yerdedir bi de he hep böyle ergenliğinde saçma işler yapanlar sonradan patlıyo kjşsabşlsbdşljsbgşaljgbaljfbasfşljgbasşljgbasşlfjgbaslşfjbgaljfbaşlsfgbaşlfjbaslfas

    bunun bi devam yazısı daha olacak mı şjfasjdfbaslşfjbaşlfjasd bi de lisede böyle deneyimler yaşayıp üniversitede öyle çat diye mantıklı birini buldun mu bak merak ettim sldşfjbasşlfjbaldjfads şahsen ben hala çocuklarla uğraşıyorum da :::))))

    • hikaruivy dedi ki:

      valla niye böyle oldu bilmiyorum, epey uzun bi ara vermişim evet 😛 balık hafızalı ergenler bizim zamanımızın işiydi sanırım, ya da okul küçük olduğu için brezilya dizilerine bağlıyoduk; lise 1’de çıktığı oğlanın kankasıyla lise 3’te çıkan kızlar falan görmek normal olaylardandı 😀
      evet bende de bi sorun var, onu fark ettim zaten. al beni koy big bang theory’ye, zerre sırıtmam o derece! 😀 😀 stalker’larım var mı yok mu bilmiyorum ama neyse ki nerd’ler adam çekip vurmuyolar, biliyosun ülkemizde öyle manyaklar da çok, allahtan onlardan birine rast gelmedim o_O
      fotoğraf yollayan arkadaşı aldın bağrına bastın ya, çok yüce gönüllüsün biliyosun di mi :’)
      üniversitede de komik olaylar oldu, olmadı değil. ama uzun süreli ilişkiler dönemi açıldığı için fazla bi atraksiyon gelmedi başıma çok şükür 😀 😀 öperim canım ^^

  4. emre dedi ki:

    ilk bu yazıyı okuduğum zaman çok üzüldüm gerçekten bütün kızlar böyle düşünüyor olmalı dedim ama aradan zaman geçince bütün kızların böyle düşünmediğine inanıyorum hatta böyle düşünen umarım tek kişi sen kalmışsındır. dalga geçtiğiniz o çocukların neler yaşadığını nerden biliceksiniz sanki ömür boyu sizi kalbinizde taşıyo o çocuklar ne kadar ağır bir yük biliyormusunuz . unuttum kelimesi sadece bir süs onlar için dışarıya karşı kendilerince savunma ama içinde asla unutulmuyo o aşk evlensende başkalarınıda sevseler damia hatırlıyolar sizi bi kere mühürlenmiş kalp ellerinde değil sizi hatırladıklarında ki duyduğu acıda tarif edilmez bunları yaşayan insanlara biraz daha saygı göstermenizi beklerdim. zaten işin içinde aşk varsa akıllıca bir şey beklemek karşı taraftan salaklık olsa gerek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s