Ocak ayı raporu

Merhabalar. Biraz geç oldu, ama yeni yıl kararlarımın ilk dönem uygulama raporu ile karşınızdayım 🙂 İşte Hikaru’nun bu ayki keşifleri:

Önce fotoğraflar:

ocak1

ocak2

(öhömm, arada birkaç günü kaçırmışım tabii 😛 :D)

Eh, pek muhtemeldir ki bu fotoğrafların çoğu size hiçbir anlam ifade etmiyor. Oysa ben az önce onları derlerken her günümü tek tek anımsadım, güzel anılarımı beynimdeki harddisk’e attım, sıkıntılı geçen günleri ardımda bıraktığım için mutlu oldum. Tamam her günün her anını hatırlayamam elbette, ama o günü farklı kılan tek bir sebep bile bilsem yeter de artar bence 😉 Bu fotoğraf olayına devam edeceğim ve size de hararetle tavsiye ediyorum.

Yeni bir şey dene: Hayatımda ilk kez bir spor salonuna yazıldım! Hatta bu yazılma olayı çok komik oldu, spor salonu bize gezdirilirken ben kibarlık olsun diye “gerçekten çok güzel, çok modern bir tesis yaratmışsınız” filan gibi laflar ediyordum; bizim Kuzu bey de bunları ciddiye alıp çok sevdim, hemen başlamak istiyorum zannetmiş. Fiyat konuşmaya girdiğimizde hevesle: “Evet, şimdi en son kaça indirirsiniz, bakın buradan üye olup çıkalım” diye olaya girdi ve ben bir şey diyemedim. Böylece “bi bakıp çıkalım” dediğimiz yerden bi ton para ödemiş ve bir yıllık üye olmuş biçimde çıktık 😛 Neyse, şimdi para verdiğimiz için haftada 2-3 kez tıpış tıpış gidip sporumu yapmayı hedefliyorum 😀

Kitap oku: Bu ay çok çalışkandım, okuduklarımın listesi şöyle:

ocak_kitaplar

Bu kitaplar içinden iki tanesi özellikle anlatmaya değer. Nar Ağacı ve Karısını Şapka Sanan Adam. Nar Ağacı, edebiyat profesörü Nazan Bekiroğlu’nun kendi anneanne-dedesini anlattığı, yarı kurgu-yarı tarihi bir roman. Eski Türkçe’ye, tarihe, ve coğrafyaya doyacağınız bir roman. 500 küsür sayfa olmasına rağmen tadı damağımda kaldı diyebilirim. Ama bir aşk romanı değil. Daha doğrusu, esas kızımızla esas erkeğimiz birbirine âşık değil! Geçmiş aşklarının gönül acısını eski usûl bir görücü evliliğinde birbirlerinde dindirmeyi seçen bir çift bu ikili. Yani romanı Trabzon ırmağı ile Tebriz ırmağının birbirine kavuşup denize dökülmesini bekleyerek okumayın, yoksa hayal kırıklığına uğrarsınız 😉 Karısını Şapka Sanan Adam ise bir nörolojik öyküler romanı. Vakaları oldukça zayıf kalan Bir Psikiyatristin Güncesi kitabından sonra ilaç gibi geldi. Çok ilgi çekici öyküler var, mesela kitaba ismini veren agnoziden muzdarip karısını şapka zanneden, insanların yüzlerini tanıyamayan müzisyen, durup dururken beyninin içinde çocukluğunda dinlediği müzikleri duymaya başlayan yaşlı bir kadın, vücudunda hiçbir fizyolojik bozukluk olmadığı halde kendi vücudunu yabancılayan, o yüzden gözleriyle takip etmeden bir bardağı bile hareket ettiremeyen genç bir kadın… İnsan beyninin mucizeleri tek kelimeyle muhteşem!

Yeni bir müzisyen keşfet: Anneke Van Giersbergen bu ay pek severek dinlediğim bir müzisyen oldu. Kendisi Hollandalı, Drive albümü yeni çıktı. Ve müptelası oldum. Şu playlist‘i dinleyip duruyorum. My Mother Said ve Mental Jungle favorilerim. Ayrıca Mental Jungle’da sizi hoş bir sürpriz bekliyor 😉

Çok gez: Bu ay bazı sebeplerden ötürü İstanbul dışına pek çıkamadım. Ama olsun, şehir içinde (soğuk hava, mesai ve diğer durumlar elverdiği ölçüde) epey gezdim. asiachaiartHer ay iki yeni mekân keşfet maddesini de Asia Chai Art ve Cha’ya ile dolduruyorum. İkisi de çayları ile meşhur mekânlar 😀 😀 Asia Chai Art Kazasker’de Minibüs caddesi üzerinde, Cha’ya ise İstiklal caddesi’ne beş dakikacık yürüme mesafesinde bulunuyor. Asia Chai Art’ta beyaz çay deneyip çok sevdim. Cha’ya’da masala diye sütlü bir Hint çayı, bir de kavunlu bir Japon çayı denedik. Kavunlu çay süperdi 🙂 İki kafenin de ortamı çok hoş. Dünya çaylarını denemek isteyenlere duyrulur.chaya

mitty

Sinema & Tiyatro: Bu ay sinemada “Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı”nı izledim. Ruhu çocuksu kalmış bir adamı anlatan, muhteşem İzlanda ve Grönland manzaraları içeren çok şeker bir filmdi, Ben Stiller’a pek bayılmamakla birlikte bu filmdeki rolünü çok sevdim. butuncilginlarseverbeniTiyatro oyunu olarak Şehir Tiyatro’larının Shakespeare isimli oyununu ve (bir kez daha, yine elimde olmayan sebeplerle :P) Moda sahnesi’nde Bütün Çılgınlar Sever Beni’yi izledim. İlki biraz daha sürreal, bir deliler hastanesinde geçmesi ve uzaylı olduğunu iddia eden bir deli/uzaylı karakter içermesi ile K-Pax filmini andırıyor. shakespeareKadrosunda Sezai Aydın ve Selma Kutluğ gibi ağır toplar var. Mert Fırat-Aslı Tandoğan ve Volkan Yosunlu’nun oynadığı ikinci oyun ise biraz daha durum komedisi tadında. Ama ikisi de eğlenceli oyunlardı, ben hararetle tavsiye ediyorum.

Son olarak, bu ayın konusunu Bitcoin seçtim kendime. Aşağıdaki linkleri okuyarak neymiş bu nerd icadı, sınır tanımayan para birimi diye öğrenmeye çalıştım. İlgisini çekenler okusun 😉 İsteyene yüz yüze 10 dakika kadar anlatabilirim de, ama yazmakla uğraşamiyciim, çok üşeniyorum 😛

En temeli şurda: https://bitcoin.org/bitcoin.pdf

http://www.newsweek.com/end-dumb-money-226168

http://www.quora.com/Bitcoin/Is-the-cryptocurrency-Bitcoin-a-good-idea/answer/Adam-Cohen-2

http://www.wired.com/magazine/2011/11/mf_bitcoin/all/1

http://thefinanser.co.uk/fsclub/2011/10/is-bitcoin-the-future-of-money-or-are-we-smoking-dope.html

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, sinema içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ocak ayı raporu için 9 cevap

  1. Listeni uygulamana çok sevindim. ^^ Nerede Hikaru diyordum ^^ Ben de Kazuo İşiguro’nun Değişen Dünyada Bir Sanatçı’yı okuyorum. Noktrünler’i nasıl buldun?
    Bitcoin’e ben de ilgi duyuyorum bu aralar. Abim bahsedene kadar duymamıştım bile 🙂 İstanbul’a geldiğim zaman çay denemesine çıkacağım, teşekkürler. 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      sorma canım, uygulamada pek sorun yok ama yazma konusunda hâlâ tembelim, onu bi aşmak lazım.. noktürnler’i fena bulmadım, özellikle avunamayanlar faciasından sonra iyi geldi. ama günden kalanlar kadar güzel değil. sevgilerimle ^^

  2. nilü dedi ki:

    Çok güzel bi post olmuş hatta beni bile harekete geçmeye yönlendirdi diyebilirim.. Bu sıralar uykusuzluktan o kadar yorgun hissediyorum ki bir kaç dizi izlemenin haricinde ne kitap okuyabiliyorum ne tiyatro ne yeni keşifler.. Çok sıkıcı bir hayatım var bu ara ya 😦 Neyse.. Karısını şapka sanan adam kitabını çok merak ettim zaten YKY kitaplarının benim üzerimde farklı bir etkisi var üzerine bir de psikolojik hikayeler olması çok cezbetti ilk rastladığımda alacağım heralde.. Bir Psikyatristin Gizli defterini büyük bir heyecanla okumaya başlayıp açıkçası çok çok zayıf bulmuştum ben de..

    • hikaruivy dedi ki:

      bazen oluyor öyle, insan kendini sıkıcı bir hayatta sürüklenirken bulabiliyor.. silkinip kendine gelmek gerekiyor 😀 karısını şapka sanan adam’ı okursan yorumlarını mutlaka söyle bana 😉

  3. diabolo violette dedi ki:

    Anneke için artık Türk kızı olmuş diyolla 🙂 Drive çok dinlenesi bir albüm bence de..

    Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı’nı da daha geçen hafta seyrettik, bu adam bana da itici gelir ama sadece o İzlanda ve Grönland manzaraları için bile izlenir bu film..

    Uzaklardan kitap edinmeye çalışma durumu ise çok can sıkıcı benim için, o konuyu es geçiyorum şimdilik 😀

    Keep going dude 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      Aaa öyle mi diyolar? Ben yeni müşerref oldum kendisiyle, buyursun gelsin biz misafirperver milletiz 😀
      Walter Mitty’nin maceraları hakikaten şahane manzaralarla doludyu, tam sizin blogluk 😉 Bu arada blogdaki manzaralarınıza o kadar bayılıyorum ki bu yaz bi şekilde İrlanda’ya kaçıp gelmek istiyorum. Yeriniz müsait mi şimdiden sorayım 😀 Size gelirken kitap da getiririm bak ehe 😀

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s