I hear your voice – sesimi duyan var mı?

Melaba. İnanmıycaksınız ama son yazımdan çok kısa bir süre sonra yeniden karşınızdayım. Ve yine inanmıycaksınız ama bir Kore dizisi tanıtımı yapacağım! Evet, bunu yapmayalı uzun zaman olmuştu… Çünkü Answer Me 1997’den sonra hiçbir Kore dizisi beni sarmamıştı, hiçbirini anlatmaya değer bulmadım (zaten hiçbirini 1-2 bölümden fazla izleyemedim. Buna Flower Boy Next Door ve Nice Guy da dahil). Tam umudu kesmiş, “Pehhh, Kore de bozmuş mirim…” derken işte bu diziyle karşılaştım. Ve iki günde toplam 12 bölüm izledim, püüü, işsiz güçsüz gibi! 😛 Suçu ramazana atıyorum (bu iki günde oruç tutmamış olmam bu gerçeği değiştirmez 😛 :P) Neyse, çenem düştü, biz en iyisi diziye geçelim. Evet, yine karşımızda bir noona-dongsaeng aşkı (zaten hikaru çıtırcısının sevdiği dizi başka ne ola ki.. :P) ve şahane bir romantizm duruyor: “I hear your voice”!

i-hear-your-voice

Başrollerini, ilk kez izlediğim Lee Bo Young, Secret Garden’da kalplerimizi fetheden (ve bizim için hâlâ “Oska” olan) Yoon Sang Hyun ve gün geçtikçe Michael Jackson’a doğru evrimleşen Lee Jong Suk’un paylaştığı dizimiz aslında bir avukatlık dizisi. Durun, hemen kaçmayın. Mahkemeler ve davalar içinde önemli ölçüde yer tutsa da dizi hiç ama hiç sıkıcı değil. Zaten öyle bir ana hikayesi var ki, daha ilk bölümden sizi ekran başına mıhlıyor. Hikayemiz, kamu avukatı olmak üzere mülakat sınavının yolunu tutan Jang Hye Sung (Lee Bo Young)’u ve yine sınav mağdurlarından Cha Kwan Woo (Yoon Sang Hyun)’yu tanımamızla başlıyor. Hye Sung mülakattaki klasik “sizi neden işe alalım?” sorusuna öyle bir hikâye anlatarak karşılık veriyor ki, karşısındaki yargıçlar kadar siz de ağzınız bir karış açık, “eee, sonra? sonra??” diye dinliyorsunuz anlattıklarını. voice06-00454Hye Sung’un hikayesi ile birlikte insanların düşüncelerini okuyabilen çıtır liselimiz Park Su Ha (Lee Jong Suk)’nın da olaya nasıl dahil olacağını anlıyoruz, ve bizi on dört bölüm boyunca hiç sıkmayan, çok duygusal, çok dinamik ve çok heyecanlı bir olaylar zinciri başlıyor… Ana hikaye Su Ha ve Hye Sung’un geçmişinden gelen bir sırrın bu ikiliyi ve çevrelerindeki insanları nasıl etkilediği üzerine sürüp giderken tek bölümlük avukatlık öyküleri de diziye bambaşka bir keyif katıyor.

Neleri sevdim: En başta, dizideki “moral dilemma”ları sevdim: Duyguları ile vicdanı arasında sıkışan insanlar, tamamen kanuna göre davranmak ile bir suçlunun adaletten kaçamaması için hile yapmak ikileminin ortasında kalan avukatlar, iyi insan olup sevdiğini koruyamamak ya da kötü insan olup ona zarar verecek olan canavarı öldürmek… Dizi boyunca karakterlerimizin her biri bunları yaşadılar ve bize de yaşattılar.

Ayrıca dizinin ismini kim bulduysa getirin, alnından öpüjem: “I (can) hear your voice”, sesini duyuyorum/duyabiliyorum, akıl okuyabilen bir genci anlatan bir diziye cuk oturan bir isim. Yalnızca o da değil, seslerini kimsenin duymadığı, haksızlığa uğramış mazlumları savunan avukatları anlatan bir dizi için de mü-kem-mel bir seçim. Hatta ilk bölümlerde şeker mi şeker avukat abimiz Yoon Sang Hyun’un sağırlar alfabesini bildiğini, duyma engelli bir sanığı savunduğunu görünce yok artık, bunu bile düşünmüşler deyip senariste ekran başından saygılarımı gönderdim.

Dizideki insanların kaderlerinin böylesine birbirine bağlanmış olmasını sevdim. Evet, gerçi bu dediğim Kore dizilerinin genel kuralıdır; mutlaka tesadüfün bokunu çıkarırlar 😛 😀 Ama burdaki tesadüfler “yok artık Ali Sami!” dedirtecek saçmalıkta değil. Ya da ben öyle algılamadım 🙂 Aksine, savcı-avukat, suçlu-kurban-şahit arasındaki yıllar yıllar boyu süren karşılaşmaları, kapanmamış bir hesabın raund’ları olarak düşündüm: Bir çeşit karma, ya da Aborijin’lerin felsefesi gibi. Birisiyle bitmemiş bir hesabın varsa, onu kapatmadan ruhun huzura eremez, o insanla (ya da onu anımsatan durumlarla) karşılaşır durursun…

voiceDizinin aptal bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası olmasını, insan ilişkileri ile ilgili çok güzel noktalar yakalamasını da sevdim. Mesela iki avukatımız, Kwan Woo ve Hye Song’un ilişkisi bile buna bir örnek: Normalde esas kızla ikinci erkeğin çok sıradan, yüzeysel bir ilişkisi vardır; nedir, kızımız önce bu yakışıklıya âşık olur, sonra yakışıklı ona âşık olurken kendisi gidip esas oğlana sevdalanır. Budur yani, Kore dizilerinde ikinci erkeğin fonksiyonu bu kadarcıktır. Oysa burdaki romantik hikaye bu klişeyi takip etmediği gibi, iki zıt kutup olan Hye Sung ve Kwan Woo birbirlerini meslektaş olarak da takdir edip birbirlerinin güçlü yanlarından çok şeyler öğreniyorlar: Saf, iyilik dolu bir kalbe sahip olan Oska’mız savunduğu insanın masumiyetine körü körüne inanmaması gerektiğini öğreniyor mesela. Esas kızımız ise kendini savunduğu insanın yerine koyup empati yapabilmeyi öğreniyor. Böylece dizinin tek bölümlük davalarla ilgili sahneleri de tadından yenmez oluyor.

Ve elbette zekâ oyunları: Savcı ve avukatlar arasındaki kapışmalar birbirinden heyecanlı. Diziden hukuk terimleri ile ilgili bir şeyler öğrenmeniz bile mümkün. Ama beni asıl heyecanlandıran vakaların birinde game theory görmek oldu. Oyun teorisinin en ünlü problemidir, “prisoner’s dilemma” yani mahkumun ikilemi, şu şekilde bir tabloyla örneklendirilebilir:

prisoners_dilemma

Şöyle kısaca anlatayım hemen: Diyelim ki bir suçu ortaklaşa işlemiş iki suçlumuz olsun. Bu iki suçlunun ikisi de suçu itiraf etmezse 1’er yıl yatıp kurtuluyorlar. Ancak biri itiraf ederken diğeri etmezse, itiraf eden adalet sistemine yardımcı olmaktan dolayı cezasız kurtulurken diğeri tam 20 yıl yiyor! İkisi birden itiraf ettikleri durumda ise 5’er yıl yatıyorlar. Şimdi bu durumda iki ortağın ne yapmasını beklersiniz? En mantıklısı, arkadaşını satmamak ve itiraf etmemektir, öyle değil mi? Ha işte öyle değil: İkisi de, arkadaşının kendisini satacağını düşünmesinden dolayı (çünkü kendi itiraf etmeyip arkadaşı ederse tam 20 yıl hapis yatacak!) itiraf etmeye karar veriyor, ve başta “ikimiz de itiraf etmeyelim” diye anlaşma yapmış olsalar bile gerçek hayatta bu sözü tutmaları asla mümkün olmuyor… Rasyonel adamlarsa tabii 🙂 Ve rasyonellik ikisine birden pahalıya patlıyor, 1 yıl yerine afiyetle 5’er yıl yiyorlar. İşte bu oyuna oyun teorisinde mahkumun ikilemi deniyor ve teorisini bildiğim bu problemin hukuk sistemine kanlı canlı uyarlandığını görmek benim için çok ama çok eğlenceliydi 🙂

i hear your voice2

Çocuk aktörleri sevdim. Kim So Hyun’u zaten çok severim (bu kız büyüyünce çok canlar yakacak 😉 ), ama minik Su Ha’yı da çok sevdim. Yirim 🙂

Oska’nın estetiğini sevdim: Hatta sevgili Oska’yı ilk bakışta tanıyamadım, iyi mi… Secret Garden’ın havalı şarkıcısı, ilk bölümlerde çok şapşik bir tipe sahip olmasının yanında yüzüne bir şeyler yaptırmış ve bütün kırışıklıkları gitmiş! oskaYav bu adam bizim Oska’ya ne kadar benziyor, ama mutlaka başka bir aktör olmalı, Oska bu kadar genç değildi derken oynayanların ismini check etmemle birlikte gözlerim yuvalarından fırladı! Vay arkadaş, adam resmen on beş yaş gençleşmiş, Kore’deki estetik sektörüne bir kez daha hayran oldum… Ayrıca Oska’nın Secret garden’daki aşığı Lee Jong Suk’un burda onun rakibi olmasını da sevdim, ehe 😀 Ama en çok, Oska’nın burdaki karakterini, yani avukat Cha’yı sevdim. Allahım, o ne şeker, ne iyi bir insan! Su Ha ve Hye Sung’un yaşadıkları zorluklar yüzünden onlara sempati duysam da kişilik olarak açık ara en şahane karakter, avukat Cha Kang Woo’ydu. Sevmeden edemezdim 🙂

i hear your voiceSoldaki afişi de çok sevdim: Arkadaki akvaryum harika bir seçim olmuş. Sebebini diziyi izleyenler biliyor 😉

Bir de müzikleri sevdim. Mesela bu duygusal sahnelerde, bu daha da duygusal sahnelerde, bu aksiyonlu-neşeli sahnelerde çalıyor ve diziye çok yakışıyorlar. Hatta siz komple şu soundtrack’i dinleyin iyisi mi: http://www.youtube.com/watch?v=6MUb0xEg62k&list=PLayaWrE9KEG7JB1mkhFlpc2iiT2Z0jBll

Neleri Sevmedim: Bazı sahneler acemice yazılmış ve/veya çekilmişti; mesela bir “bıçağın önüne atlama sahnesi” vardı ki üzülmem ya da korkmam gerekiyorken ekran başında hunharca güldüm 😛

Başroldeki aktrisi sevmedim. 27 yaşında olması ve şirin çocuk aktris Kim So Hyun’a benzemesi gerekiyordu. Ama bu kadın 79’lu yav, ayrıca çirkin demeyeyim de, sevimli değil. Başrolde bir Lee Min Jung, bir Yoon Eun Hye oluverseymiş dizi tadından yenmezmiş, ama popüler isimler yerine daha mütevazı seçimler yapmışlar (sanırım bütçe meselesi :P) Lee Bo Young’a ısınmak için çok çabaladım, ama ı-ıh, olmayınca olmuyor arkadaş… Neyse, en azından bir Go Hye Sung uyuzu değil diye Pollyanna’cılık yapalım 😛

Ve Jong Suk’un estetiğini hiç, ama hiç, ama hiç sevmedim! Burnu giderek inceliyor, dudakları giderek kalınlaşıyor, bir de zayııııııf, çöp gibi. Nerde Secret garden’daki bebek gibi oğlan, nerde burdaki tipsis… Bu haliyle eski tipinin yakınından bile geçemez. Yazık etmişin yavrucum kendine :/

İşte böyle… Dizi 16 bölüm olarak planlanmış ama 2 bölüm uzatma almış, 18’de bitecek. Demek ki -haklı olarak- çok tutmuş 🙂 2013 Kore yapımlarından gönül rahatlığıyla tavsiye edebildiğim ilk dizi, severek izleyiniz efenim.

HearVoice11

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Kdrama içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

I hear your voice – sesimi duyan var mı? için 33 cevap

  1. bunusevdim dedi ki:

    “Şirin çocuk aktris Kim So Hyun’a benzemesi gerekiyordu” Ay hikarucum vallahi güldürdün beni 🙂 Gerçekten de kadından hiç hazzetmemişsin belli ki. Normalde Lee Bo-young’a benzeyenin çocuk aktris olması gerekmez mi? Neyse işte insanın bir kere içi ısınmayınca ne yaparsan yap olmuyor. Aslında ben bu kadının Kore’de fazlasıyla ünlü olduğunu düşünmeye başlamıştım, çünkü elini attığı yapımların çoğu hit oluyor, reytingler hep tavan, o açıdan.
    Tavsiye için teşekkür, ağustosta dizi sezonumuz açılana kadar izlemek için bir dizim var artık.

    • hikaruivy dedi ki:

      😀 😀 😀 olaya nasıl objektif (!) baktığımı anlamışsındır bu’cum. evet, insanın küçüklüğüne benzemesi gerek, ayrıca ben daha önce hiçbir dizi/filmini izlemediysem o oyuncu kesin popüler bi oyuncu değildir! 😀 😀 neyse, sen yine de benim tarafsızlığıma aldırma, diziyi seveceğine eminim. sevgiler 😉

  2. ŞaHiKa dedi ki:

    Ben de boşluk bulduğumda konusuda ilginçmiş diye başladım diziye şu an 14. bölümü bitirdim. Kaldı son 4 bölüm iki hafta. O bıçaklanma sahnesini ben de sevmedim. Kadın sen ne diye atlıyorsun ki önüne.En sonunda ne olacağını merak ediyorum.

    • hikaruivy dedi ki:

      aynen canım, ben de 14ü bitirip sabırsızlıkla son iki haftayı bekleyenler kervanına katıldım 😛 sonunu umarım mutsuz bitirmezler, yoksa senaristlere çok pis sövücem! 😀 hatta keşke uzatma almasaydı diyorum; koskoca 14. bölümü evlatlık kız mevzuuyla harcamaları bile gereksiz sahnelerin artacağının işareti gibi :/

  3. Rosa dedi ki:

    Bu diziyi pek izleyen yok diye düşünüyordum ki yazını gördüm. Ne güzel 😀 Ben de çok sevdim diziyi, daha 8. bölümdeyim biraz yavaş gidiyorum. Tüm söylediklerine katılıyorum aynı düşünüyoruz dizi için. Bende Lee Bo Young’a hiç ısınamadım doğrusu. Çünkü ilk defa izliyorum ve dediğin gibi Yoon Eun Hye gibi birisi olsa daha iyi olabilirdi. Bir de şimdi Missing You’yu da izlediğim için Kim So Hyun’u her gördüğümde Eun Hye geliyor aklıma. 😀 Lee Jong Suk’u School 2013’de izlemiştim. Orada daha iyiydi , gittikçe zayıflıyor hoş görünmüyor. Ama olsun yine seviyom onu, yirim 😀
    Umarım yazını görüp izleyenler çoğalır. Neyse ben gidip izlemeye devam edeyim:D

    • hikaruivy dedi ki:

      Evet canım, ben de başka izleyenler olduğunu yeni yeni keşfediyorum. Hatta twitter’da mydestiny’yle akira’ya çemkiriyodum, niye böyle güzel bi diziyi izliyonuz da bize haber vermiyonuz diye kjsakdlkasds 😀 hah, ben de yoon eun hye kim so hyun’un büyük hali olarak nerdeydi diye düşünüyordum, missing you tabi ya! hatırlattığın için sağol 🙂 lee jong suk’un giderek zayıflayıp kurukafa haline dönüşmesi hiç mi hiç hoşuma gitmiyor, ah niye böyle oldu bu çocuk 😦 😦 izledikçe twitter’da geyiğini yaparız, sevgiler 😉

  4. Alielle dedi ki:

    Lee bo young’u uzun dizilerle özleştirdim resmen bknz : prensin şarkısı, my daughter seo young 🙂 ayrıca hooray for love dizisine başlamıştım orda sevmemiştim ben bu dizide sevdim üstüne birth of the rich izleyince kadına bayağı kanım kaynadı gerçekten heyecanlı dizi ben de 11i izlicem avutkatlı diziler güzel izlemediysen the partner da güzeldir 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      uzun dizilere sabrım yok, belki de o yüzden kendisiyle bugüne kadar tanışamamışım 🙂 avukatlık dizilerini seviyorum, prosecutor princess de bence keyifli bir diziydi. ama bu konuda asıl favorim amerikan dizileri, en başta da the good wife 😉

      • Alielle dedi ki:

        hımm the good wife merak ettim şimdi mahkeme kısımları davalar ilginçse belki ben de izleyebilirim başlamalı mıyım?

      • hikaruivy dedi ki:

        biraz ağır bir dizi, politik yönü de var. ama davalar çok ilginç olabiliyor. şimdi ağır gelse bile 25 yaş civarına geldiğinde tavsiye ederim 😉 😀

  5. Hikaru ne yaptın sen? :’) Ben dizi falan seyredemiyorum internet sorunum var zaten çok vaktim de yok. Jong-suk deyince secret garden sevgim depreşti gittim fragmanını seyrettim. içim parçalanıyor şuanda. Deli gibi dizi izlemek istiyorum. Köprüden atacağım kendimi. Boğaziçi de olur Fsm de olur. Gidiyorum ben. 😀

  6. Geri bildirim: Secret Garden Sevgim Depreşti | Birnam Ormaninda Piknik Yapan Kız

  7. Lily dedi ki:

    Degişik bir dizi ve tam bana göre. Şu sıralar üniversite tercihlerimin sonuçlanmasını beklerken özellikle ”adalet” çıksın diye dua ederken bu dizi bana enerji verdi. İzlemedim ama izlemiş kadar oldum. Bu sıcakta hiç dizi/film havamda degilim. Niye bilmiyorum. Belki beklemenin stresindendir emin degilim. Oskayı ilk bakışta tanıdım ama Secret Garden’da kaldım ben hala sanırım. Adamı bir sürü dizide degişik rollerde gördüm ama konduramıyorum bir türlü. İzlemicem dedim ama belli olmaz benim işim belki izlerim. 🙂 Kore dizisi tanıtım yazılarını özlemişim hikaru.

  8. Yağmur dedi ki:

    Dizi bitince uzun bir yazı yazacaktım hakkında ama ne var ne yok yazmışsın Hikaruivy, bana bir şey bırakmamışsın.:D Şu bıçağın önüne atlama sahnesinde ben gülmekten sandalyeden düştüm, yeşilçamdan fırlamış gibiydi. “Ama burdaki tesadüfler “yok artık Ali Sami!” dedirtecek saçmalıkta değil. ” cümlesini okuyunca iyi güldüm. 😀
    Bir de son olarak, Lee Jong Suk’un kendisini Secret Garden beri sıkı takip ederim. Değişimi ani değildi, yavaş yavaş oldu. Kendisi estetik geçirmedi. Ama doğru, fiziksel olarak oldukça değişti. Sadece suratı değil, bütün vücudu. SG’de çocuktu, şimdi erkeğe daha çok benziyor. Yüz kemikleri gelişti. Dediğim gibi sadece o değil bütün vücudu değişti.

    • hikaruivy dedi ki:

      evet uzun uzun yazdım bu sefer, ama senin bakış açın yine de farklı olacaktır, vakit bulursan sen de yaz, keyifle okuyalım 😉 lee jong suk’un burnunda bile yeni estetik yok mu? bana giderek daha da inceliyor gibi geliyor :S ama asıl sorun aşırı zayıflığı bence, gülünce kuru kafaya benziyor. azıcık daha kilo alsa çok daha yakışıklı olacak ama bu korelierin zayıflık takıntısı yok mu!

  9. Deniz dedi ki:

    Sana da melaba hikaru,
    Kİmsenin hiç bir şey yazdığı yok, tam da çok garip kaldı buralar derkeeeeen çıkageldin 🙂
    Ben daha başlarındayım dizinin, 8 lerde felan.Tamam güzel dizi de ben o kadar da bayılamadım henüz bakacaz artık ilerleyen bölümlerde vardır bir hikmet belki.Ama izledikçe avukatlık da baya havalı işmiş, demedim değil.Bilsem ki böyle olacak olurdum vallahi :)Hele hakim amcanın liselilere hava atması beni mahvetti gülme krizlerine girdim.
    Oska abimiz biraz zayıflamış geldi bana, acaba maske felan mı takmış yüzüne. bi ara pembe mask modası vardı ya hani o misal bu sivilce değil de kırşıklıkları yok ediyordur :)Cildi mat tuhaf görünüyo.Parlak bb crem kullanmamıştır ondan belki 🙂
    Bu estetikli genci çıkaramadım ben yahu utandım kendimden.Ne iş yapıyodu secret garden da ki?Yalnız kızın çocukluğunu oynayan oyuncuya bayılıyorum.hem güzel, hem yetenekli, hem de çocuk yahu bu, ilerde ne olur kestiremiyorum.Kİm tutar seni Kim So! 🙂

    Bu arada 2013’ün en iyisi bence nine sakın kaçırma.Ben çok sevdim.Hazır ramazan rehaveti üstündeyken bitiriver 🙂 🙂

    not/ so ji sup ayrı tutuyorum balkalım bekliyoz dizisini 🙂

    Öperim ^^

    • hikaruivy dedi ki:

      Melaba Denizcim 🙂 🙂 Valla yav, blog işini hepimiz çok boşladık. Bir hevesti geldi geçti mi, ne dersin? Kendi adıma işe güce daldım, ondan oldu böyle 😛

      Ben galiba Kore dizilerini özlemişim ya.. Yoksa IHYV tabii ki bir SKKS, bir Coffee Prince değil. Ama aşırı entrikalı, bayık dizilerden de değil. Dinamik bir dizi, hikayesi güzel, o yüzden böyle sardı beni belki de. Hakim amcanın sahnelerinde ben de çok eğlendim yav 😀 😀 Yalnız hakim amcayı çok eziyolar, kıçıkırık avukat kızımız gidip adama trip filan atıyo, cık cık cık 😛 Olmaz böyle, biz Amerikan dizilerinden böyle öğrenmedik, onlar “your honor”dır yani sonuçta 😛 😀

      Estetikli oğlan gay ve dahi bestecimizdi. Oska’ya aşıktı filan… Çok sahnesi yoktu, hatırlamayabilirsin. Ama ben bebek yüzlü yakışıklıları bir defa gördüm mü bir daha unutmadığım için kendisini radarıma almıştım 😀 😀 Kim So Hyun geleceğin Shin Min Ah’ı, Yoon Eun Hye’si. Bi de ’99luymuş kerata, daha minnacık bebe. Valla geleceği çok parlak, tü tü tü nazar değmesin 🙂

      Nine’ı birkaç kişinden daha duydum, tamamdır, haftaya da onu hatmedeyim 😀

      Yorumun için teşekkür ederim canım, öpüyorum ^^

  10. panax dedi ki:

    Merhaba!!! Seni az önce twitterda görünce yazı aklıma geldi tekrar uğradım. Aslında bitince yazacaktım ama dayanamadım. Diziye tavsiyen üzerine başladım. Bu sene monstardan başka dizi izleyemedim kıtlık yaşanıyor sanki kdramada. Reply ve agd bu yılın mıydı bilmiyorum ama en son onları izledim işte.

    Diziye bayıldım. Önce bunu söyleyeyim. İlk bölümden itibaren heyecanla izliyorum. Bitmesin dıye gunde 2 bölümü gecmiyorum. Ama 15e geldim bile (yada 14).

    Oska (hala Oska diyorum evet) her zamanki gibi çok çok tatlı. Melek adeta. Favorim değil ama tam karaktere uymuş. Soha desen o yaşta o aşk o olgunluk…Noona istiyorsa gelsin yamacima 😛 Sanırım tek dayanak olarak kızı görüyor ondan bu aşk. Yoksa o paspal ev halleriyle kim ne yapsin hatunu ajshdhahd Sanırım kızı benden baska seven yok. Sen de yazmissin minjung çok daha iyi olurdu ama ben bu kızımızı çok sevdim. Girdiği tripler havalar ayri güldürdü beni. Bi de kendine bile itiraf edemediği (hala ne olacak merak ediyorum noonasina kavuşamaz o çocuk bence şu an sevgili gibiler ama avukat Cha nolacak?) aşkı…Güzel kivirmiş rolü.

    Dizinin ana öyküsü çok iyi ve iyi işleniyor simdilik. Sonundan umutlu değilim tabi. Bakalım güzel son olacak mı?

    Bu arada favori karakterim o avukat bürosundaki memur çocuk. Yani sekreter gibi işte. Harcanıyor o çocuk acil ana karakter 2. erkek falan olmalı. Hem çok tatlı hem boyu posu yerinde. En çok ona gülüyorum 😀

    Telefondan yazdığım için eksik fazla yanlış olabilir tekrar kontrol de edmiyorum idare et olur mu? Tavsiye için teşekkür ederim 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      merhaba panax’cım. süper, seni de ikna edebildiklerim arasında gördüğüme sevindim! 😀 😀 reply ve agd geçen seneden kalma, evet bu sene çok kısır gidiyordu ta ki IHYV’yi keşfedene kadar 😉

      dizinin 13-16. bölümleri arası ilk başlardaki temposu biraz düştü, ama hala çok keyifliydi. son iki bölüm (özellikle final) bence çok çok iyiydi. yani kore dizilerinde görmediğim ölçüde iyi bağlanmış bir finaldi, tipik kore dizileri gibi son anda sıçış faciası yaşanmadığına öyle mutlu oldum ki! 😀 “anırım tek dayanak olarak kızı görüyor ondan bu aşk. Yoksa o paspal ev halleriyle kim ne yapsin hatunu” ahahahah valla bence de öyle 😀 😀 kızı ilk başlarda gözünde nasıl yücelttiğini, ama kızın hayallerindekinin tam aksi bir tip çıktığını anımsayınca zavallı su ha’cık demeden edemiyo insan 😀 kızın karakterini sevdim ben aslında, sadece aktrisi role yakıştıramadım 😛 o triplere yoon eun hye ya da kim tae hee ya da wang ji hye… daha iyi giderdi diye düşünmeden edemiyorum 😛 😀

      avukatlık bürosundaki yardımcı çocuk (ki kendisi paralegal yani katip gibi bişeymiş) bence de şahane bi karakterdi, avukat cha’ya sarılma denemelerinin hep hüsranla sonuçlanmasına katıla katıla güldüm 😀 ellerine sağlık canım, ne de güzel yorumlamışsın, sevgiler ^^

  11. aslı dedi ki:

    burda okuduktan sonra bir günde uyumadan bitirdim izlediğim on kore dizinin içinde en güzeliydi şahsen ben boys over flowersı geçebilecek bir dizi hayal etmemiştim kim hyun ile lmnh nun yeri ayrı ama harikaydı bundan sonra başka dizi izlemem sanırsağm yerini başkaları kapsın istemiyorum sağol bu diziyi önererek beni kore dizisi bağımlılığından kurtardın 🙂 bu arada why did you come harika bir şarkı sen de çok şeker bir insansın sağol 🙂 bir de hangi kore dizilerini izlediğini yazarmısın 🙂

  12. Ziyaretçi dedi ki:

    Admin yazın için çok teşekkür ederim. Tavsiyelerine kulak vereceğim. Ama Flower Boy Next Door’u iki bölümden fazla izlememişsin. Nice Guy’u bilmiyorum ama belki de flower boy next door a önyargıyla başlamış olabilirsin. Durdurup durdurup sözlerini not aldığım tek diziydi. Ayrıca hem komik hem de ilerleyen zamanlarında epey duygusaldı. Tekrar başlamanı ve sabrederek birkaç bölüm daha izlemeni tavsiye ediyorum. Bence izledikçe dizi seni sürükleyecektir.

    • hikaruivy dedi ki:

      olabilir, mydestiny’nin de flower boy next door’u izlemeyin diyen bir yazısı vardı, ondan dolayı sanırım iyice soğudum… belki boş bir zamanımda bir şans daha veririm 😉 tavsiye için teşekkürler!

  13. Aynur dedi ki:

    Bence tam bi harikaydı bana da arkadaşım önerdi anlatınca dedim kesin sıkıcı ama çok akıcı bir diziydi bence başroldeki çift birbirine çok yakışmıştı koreliler bu kadar karışık dizileri nasıl kusursuz yapabiliyolar hayranım walla hiç bir türk dizisini sonuna kadar seyretmemişimdir ama kaç tane kore dizisi bitirdim bilmiyorum adamlar işini biliyo tam tadında bırakıyolar en fazlası 25 bölüm bizimkiler 5 sene aynı diziyi çekiyolar ölmezsem inş koreyi görürüm saranghe Kore ❤ 🙂 ha bi de bana böyle güzel aşk dolu ve akıcı bir dizi öneririmisiniz?(ama çoğunu izledim haberiniz olsun 😉

  14. bunusevdim dedi ki:

    http://www.dramabeans.com/2013/10/lee-bo-young-wins-daesang-at-korea-drama-awards/
    Kadın en iyinin en iyisi ödülünü almış. Hemen aklıma sen geldin 😀
    Bu arada I Hear Your Voice dizisini ödül manyağı yapmışlar, vay canına.

    • hikaruivy dedi ki:

      hahah 😀 tamam, acting’den anladığımı iddia etmedim zaten 😀 😀 i hear your voice’u ödül manyağı yapmaları çok yerinde, çünkü master’s sun da dahil, son zaman dramalarından şevkimi hiç kaybetmeden son bölüme kadar izleyebildiğim yegane dizi kendisi oldu. evet, benim kriterim de bu 😉

  15. Sanırım izleyeceğim dememin üstünden bir buçuk ay geçti veee izledim nihohaha Açıkçası genel olarak beklentilerimi karşıladı denilebilir. Ama bu çocuk neden insanların düşüncelerini duyabiliyor ayol? Bunu da bir açıklasalardı iyi olurdu ama hiç bulaşmadılar oraya. O bıçaklama sahnesinde ben de güldüm 😀 😀 Ay bir de hakikaten bu çocuk bu gidişle zombiye filan benzeyecek ya da ahh buldum doctor who izliyor musun bilmiyorum ama modern serinin ilk sezonunda lady cassandra vardı onun gibi olacak eheheh
    Bir de arada başka hakimler savcılar avukatlar görseydik iyiydi. Ama hakimlere çok güldüm. ^_^

    • hikaruivy dedi ki:

      düşünceleri duyma meselesi kazadan sonra kafaya darbe almakla alakalı canım, ama sanırım bilimsel olarak açıklama işine girersek s.çarız diye düşünüp orayı geçiştirmişler, bence de akıllılık etmişler 🙂 yok, doktor who izlemiyorum, ama anladım demek istediğini 😀 😀 hakimler savcılar hep aynı evet, o bakımdan bizim arka sokaklar’a benziyor: kim yaralanırsa, nerde yaralanırsa yaralansın, hep taksim acil’deki doktora götürüyorlar ya, aynı hesap, ajskjdaklsdkald 😀

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s