Türkiye direniyor…

Blogumda siyasi yazılar yazmaktan hazzetmiyorum aslında. Amerikalıların din ve siyaset konuşmamak konusunda yazılı olmayan bir kuralı vardır; çünkü “herkesin inandığı kendine”dir, ve karşıdakinin fikrini değiştiremediğiniz gibi böyle tartışmalar en yakın arkadaşınızla bile aranızı açacaktır. Ama bir seferlik kendi kendime koyduğum bu kuralı bozuyorum. Çünkü ülkemizde çok enteresan şeyler oluyor ve bunlara kayıtsız kalamazdım.

Evet, Gezi Parkı direnişinden söz ediyorum. Olayların başlangıcı çoğunuzun malumu; önce bir avuç çevre gönüllüsü Taksim’deki Gezi Parkının yıkılıp yerine AVM yapılmasına karşı çıktığı için protesto eylemine başladılar. Bu sırada ne yalan söyleyeyim, pek kimse onları iplemedi. Ama ne zaman polis orantısız güç kullanımına, hiç gereği yokken biber gazı ve TOMA’larla su sıkmaya başladı; işte o zaman milletin tepesi attı: Taksim’e gelip protestocuları destekleyen insanların sayısı çığ gibi büyüdü; ardından eylem diğer şehirlere de sıçradı. Ve şimdi, direnişin 13. gününe girilirken bu direniş rüzgarları kolay kolay dineceğe de benzemiyor. Buraya kadar hepinizin bildiği şeyler.

20130608_184502

Ama beni heyecanlandıran, gözlerimi dolduran şey, başka… İlk defa, bütün farklılıklardan arınıp vicdansızlığa, haksızlığa karşı tek yürek olarak durabilmenin insanda yarattığı o büyük coşku. İşte budur beni bu kadar etkileyen, inanılmaz gelen… Çünkü ben ülkemde daha önce böyle bir şeye şahit olmadım. Benim çocukluğum, gençliğim, insanların çeşitli kamplara ayrıştığını gözlemleyerek geçti… Annem 74’te Kıbrıs Çıkartması olduğunda hippie’lerin bile “bizi de askere alın! biz de yardım etmek istiyoruz!” diye bağırdıkları zamanları anlatırken bana masal dinliyormuşum gibi gelirdi; hele hele Kurtuluş Savaşı’nda Türk-Kürt, Alevi-Sünni, komünist (Mustafa Suphi’ler)-dindar bütün milletin vatanı uğruna bir araya gelip savaştığı o ruhu hissetmek neredeyse imkansızdı. Çünkü biz böyle şeylere alışık değildik; bizim toplumumuz “adam sende”ci, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”cı, kolay gaza gelen ve farklı olana karşı hoşgörüsüz bir toplum gibi görünürdü gözümüze. Ondandır bu duruma inanamayışımız, böylesine duygulanmamız…

20130608_184518

20130608_185636

Dün Taksim’de ve Gezi Parkı’ndaydım. Hayatımda ilk kez bir intifada gördüm. Barikatları, her tarafı sprey boyayla boyanmış binaları bir açık hava müzesindeymiş gibi bir duyguyla izledim. (Ve bu binaların tekinin bile camı kırılmamıştı, yağma falan yoktu) AKM’de onlarca  poster, afiş asılıydı; Taksim meydanında büyük bir kalabalık halay çekiyordu. Ve elbette Gezi Parkı: İğne atsan yere düşmeyecek hale gelmişti; tam bir festival havası vardı, her taraf çadırlarla doluydu. Bir köşede insanlar kuyruğa girmiş yemek dağıtılmasını bekliyorlardı (parkta uyuklarken gördüğüm birkaç tinerci çocuğun da bu sayede birkaç gündür kursaklarına sıcak yemek girdiğini düşünün, ne güzel..) Aşağıdaki geniş alanda konser vardı, insanlar zenci bir solistin şarkılarıyla coşuyorlardı (bir ara i’m chappuling’i bile söyledi, ehuehe :D) Bir köşede LGBT standı vardı, anne-babalar “Benim Çocuğum” filmini insanlara tanıtıyorlardı, bu sırada gay bir çift alkışlar eşliğinde dans ediyordu 😛 Ve parkta İşçi Partisi’nin Atatürkçü posterlerinin 20 metre ötesinde BDP’nin posterleri asılıydı!!! Akşam GS-FB-BJK taraftarları kol kola girip şarkılar söyleyerek İstiklal caddesinde yürüdüler!!! İnanılır gibi değildi, başka zaman olsa birbirinin boğazına sarılacak insanlar birdenbire kardeş oluvermişti. Yemin ederim bunları görmek müthiş bir duyguydu, demek ki olabiliyormuş, demek ki nasıl da birbirimize benziyormuşuz, değil mi…

Gezi Parkı direnişi işte bize bunu gösterdiği için önemlidir. Apolitik, hayatında hiçbir eyleme gitmemiş insanlar ilk defa bir araya gelip polis şiddetine karşı durduğu için önemlidir. 90’lı yıllarda doğan çocukların “biz de varız!” demeleri, dayatmacı ve kendilerini yok sayan zihniyetlere karşı tepki koymaları yönüyle önemlidir. Ağzından salyalar akıtarak bir “Türk baharı” bekleyen Batılılara, bizim Kaddafi’yi linç eden vahşilerden olmadığımızı, son derece uygar ve barışçı bir havada omuz omuza direnebileceğimizi göstermesi yönüyle önemlidir. Bir de, siyasi ve ideolojik olmaması yönüyle çok önemli buluyordum bu eylemleri, ama yazık ki artık siyaseti bulaştırmamak mümkün olmamış (bkz. BDP, İP, SDP ve bilumum fraksiyonların standları). Yine de tüm bunların barışçıl bir havada bir arada bulunması bile büyük bir adım, bu bile çok değerli bence.

IMG_0153

IMG_0160

Yine de endişelerim yok değil ve her şeyi pembe gözlükle görmüyorum (çünkü ben 90’lı değil, 80’li kuşağa aitim, eheh) Öncelikle, Ankara (ODTÜ, Hacettepe gibi üniversitelerde aşırı sol grupların cirit attığı malum, fırsat bekleyen provokatörler çoook…) ve Antakya’da (uzun zamandır karıştırılmak istenen bir şehir) eylemlerin başka boyutlara çekilip kontrolden çıkmasından çok endişe ediyorum. Ayrıca başbakanın geri adım atmayı kendine yediremeyip bir sürü cahili bu insanların üzerine salmasından çok endişe ediyorum (aklı ve vicdanı hür AKP’lileri tenzih ederim). Dün metrobüsle dönerken aracın arka tarafında gülüp eğlenen gençlere “susun lan gerizekalılar!” diye bağıran orta yaşlarda bir andavalı görünce böyle insanların çokluğunu hatırlayıp fena halde kaygı duydum. Öte yandan, darbeden, siyasi istikrarsızlıktan falan endişe etmiyorum; darbe yapacak bir asker gücü artık yok, ve zaten bunu (çok ufak bir azınlık dışında) kimse istemez. Başbakan ve hükümetinse “Tayyip istifa!” sözleri üzerine gurur yapıp istifa etmesini beklemek çok komik olur, kendilerinde bir gram bile Japon kanı yok bildiğiniz gibi, eheh 😀 Ve büyüklerimizin “tepkinizi sandıkta gösterin!” lafına gelince: Evet, asıl tepki sandıkta gösterilecek, ama vatandaşlık 5 yılda bir oy kollanıp sonra kenara çekilmek değildir. Böyle demokratik protestolarla sesini duyurmak da vatandaşlık görevine girer. O yüzden üzgünüm statükocu Devlet emmim ve diğerleri, bu konuda haksızsınız ve gördüğünüz gibi size laflar hazırladım.

İşte böyle… Gönül ister ki hükümet aklını başına alsın, direnişçilerin uygun talepleri yerine getirilip özür dilensin, ve bu iş başladığı gibi barışçıl biçimde bitsin. Artık kimsenin burnu kanamasın. Eylemciler de ortalığı karıştırmak isteyen siyasi gruplara fırsat vermesin. Ve bize ülke gençliğine dair duyulan umut, gençliğe de bir araya geldiği zaman neler başarabildiğini gördüğü bugünlerin güzel hatırası ve özgüveni kalsın…

IMG_0155

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.