Bir avuç mim

Hadi bugün mim cevaplayalım. Birleştirebildiğim kadar mim’i bir araya getirip fazlasıyla kişisel ve geyik bir yazı yazacağım; beni film&dizi&anime&kitap yorumları için takip eden dostlar vakit kaybı hissine kapılmamak için bu yazıyı pas geçsinler lütfen.

Öncelikle, evvel zaman içinde kalbur saman içinde sevgili Minekibuu ve Seymsomething tarafından (kendileri bile unutmuştur ama) bendenize gönderilen bir “Hayalinizdeki Ev” mimi var idi… Onunla başlıyorum. Şimdi efenim, benim hayalimdeki ev geniş ve ferah olmalı. Dubleks, hatta tripleks olsa yeridir. Ama temizliğinden ben sorumlu olmayayım n’olur!… Tipik Türk kadınının aksine ben temizlik yapmayı hiç sevmem, hiç de terapi gibi gelmez bana. Ama pis ve dağınık bir ortamda yaşamayı da sevmem iyi mi… Yani nedir, doğru dürüst temizlik yapan güvenilir bir yardımcım olacak, gözüm arkada kalmadan evimin anahtarını ona bırakıp çıkacağım, ve akşama misler gibi tertemiz bir ev beni bekliyor olacak. Vay bee, cillop gibi. Tabii bunun için de para lazım, evet biliyoruz… Ama daha önemlisi, işini iyi yapacak temizlikçi de bulmak lazım: Bu hanımların bir kısmı siz başında durmayınca temizliği son derece lakayıt bir biçimde yapıyorlar, test ettim onayladım. Başında durmaksa bana göre değil; çalışıyor olmak ve cumartesi-pazarımı temizlik yaptırarak heba etmek istememek bir yana, annem yardımcı aldığı zaman bile öfleyip pöfleyip evden kaçardım ben. Höff, evet, ev kadınlığı benim kalemim değil, bunu zaten biliyorduk…

Bi dakka yaa, hayalimdeki ev mimi hayalimdeki yardımcı’ya dönüştü ulen…  Ehem, evet, eve geri dönelim. Ben tripleks bir villa reca edeceğim lütfen. Ormanlar arasında, uzaktan uzağa deniz manzaralı, yemyeşil bir bahçe içerisinde bir ev… Bol ışık alması (ben ışıklı, aydınlık yerleri severim; Geothe gibi “ışık… biraz daha ışık!…” diye diye öte dünyaya gitcem kesin) ve minimalist tarzda döşenmiş olması yine en önemli tercihlerimdendir. Yani işte bildiğin klasik zengin evi istiyorum arkadaşlar. Çok paranız varsa (Aşk-ı Memnu’da ya da İntikam’da görülen) Boğaz kenarındaki yalılardan birini alıp tapusunu bana yollayabilirsiniz, çok makbule geçer… Hadi yalıyı geçtim, ama Şile kıyısında bile böyle bir ev alabilmek için ya çocuk yapmadan para biriktirerek 50 yaşımı beklemem ya da Harry Potter gibi bir seri yazarak aniden voleyi vurmam gerekiyor ki sanırım ilk seçenek daha olası 😛 Tam olarak aklımdan geçenleri karşılamasa da, google’da bulduğum resimlerden hayalimdeki evi yansıtmaya en yakın olanlar şunlar efenim:

house1

house2

house5

house12

Ayrıca bence bir evin en önemli bölümlerinden ikisi mutfak ve banyodur. Şu an ikamet ettiğim kıçıkırık apartman dairesini bile bulmadan önce yaklaşık 720582 ev gezmiş olmamın, bu kıçıkırık daireye muadillerine göre 300-400 lira fazla kira ödememin sebebi işte budur: Banyosu, mutfağı nuh nebiden kalma evler fena halde canımı sıkıyor, zaten olmayan temizlik yapma hevesim sıfırın altına iniyor, sonra yaşa o evde yaşayabilirsen… O yüzden bir gün çok zengin olursam şöyle banyolar, mutfaklar yaptırasım var:

house7

house8

house11

house10

mutfak

Gelelim ikinci mim’e. Deniz‘ciğimin pasladığı “en sevdiğin Korece kelime” konulu bu mim beni zorlamadı desem yalan olur. (Söylemesi ayıp 100 kelimelik çok pis Korece bilgim vardır da 😛 :P) Şiro mu desem andue mi, ilk öğrendiklerimden olan ve bir zamanlar sevgili blogger dostlar için çokça kullandığım “çingu” mu, hatta ünlemlerden seçebiliyorsak Gu Jun Pyo’nun “ayşşşş!”ından mı alsam bilemedim… Aşk-sevgi-evlilik sözcükleri, ve aile temalı olan (oppa, appa, omma, unni, kayınço bacanak vs.) kelimeler gene diziler sağolsun Korece kelime haznemizin en nadide parçalarından… Ama ben seçimimi güzel, şeker, sevimli anlamlarına gelen yeppudaa ve kyeopta‘dan yana kullanıyorum dostlar. Anlamları kadar bunları söylemesi de pek şeker, mesela “yep”ten sonra azcık durup sonra bir kerede “pudaaaaa!” diyoruz, bakın şöyle: yep-pudaaaaa! Aynı şekilde bi de kyeopta diyelim, ama bunu tek hece gibi söylüyor ve Koreli kızlar gibi şirinlik yapıyoruz: Kyeoptaaaaa! Gidin sevgiliniz üzerinde deneyin; işe yararsa aşkınızı artırmış, yaramazsa ekşi sözlüğün “bebek gibi konuşan kızlar” başlığına bir entry daha kazandırmış olursunuz.

Ve nihayet bu aralar pek bi’ popüler olan 11’li mim’i sevgili Hatice, Harmony ve Sessizgemi çıtırlarından aldım, kendilerinin affına sığınarak biraz kısaltıyorum: Benle ilgili 11 enteresan bilgiyi merak edenler şu yazıya ve bu yazıya bakabilirler. Harmony’nin sorduğu sorular şöyle imiş:

1) Bir arkadaşın (A) başka bir arkadaşının (B) arkasından kötü şeyler konuşuyor ve bu konuşmaya sen de şahit oluyorsun. Ve A, B’nin en yakın arkadaşı. Duydukların karşısında ne yaparsın?

Böyle konularda arada kalmak çok zor bir durum. Hani iki ucu pis değnek dedikleri cinsten. Sanırım yapacağım şey B ile aramdaki samimiyete bağlı: Eğer B’nin beni yanlış anlamayacağına güveniyorsam gidip duyduklarımı anlatır, A’ya karşı dikkatli olmasını öğütlerim. Ama eğer yeterince samimiyetimiz yoksa, o zaman B’ye bir şey demem, A’nın gerçek yüzünü kendisinin görmesini beklerim. Hayır bi de işin ucunda kendin kötü olmak var çünkü…

2) Oyuncu-şarkıcı vs. olmak istiyorsun ve o alanın uzman kişilerinden biri seni keşfetti, ünlü olma konusunda seninle ve ailenle konuşmak istediğini söyledi. Tepkin ne olur?

“Ayol ne ailesi, otuz yaşıma geldim, gel sen beni benden iste 😛 :P” derim. Ayrıca kimlerle kamera karşısına geçeceğime bağlı olarak bırak para istemeyi, üstüne para bile vermem mümkündür 😛

3) En çok hayalini kurduğun şey ne?

İkinci soru ile büyük bir uyum yakalayarak söylüyorum: Song Joong Ki ve Gong Yoo (ikinci isim optional, başkası da olabilir :P) ile bir film çekmek isterdim. Belçim Bilgin’i ilk defa kıskanıyorum, hatun Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’la başrolleri paylaştığı şahane bir filmde oynadı, hem de fragmanda gördüğüm kadarıyla iki genç kendisi hakkında “bu kadar güzel olmak yasaklanmalı” falan diyorlardı, askjdajksdajksdka 😀 😀 (Sanırım film, Kutsi’nin çohacayip yakışıklı sayıldığı, mahallenin kızlarınca paylaşılamadığı, bizimkinden epey farklı bir güzellik anlayışı olan “Huzur Sokağı paralel evreni” ile aynı evrende geçiyor…) Ulenn kuzu bey, Yılmaz Erdoğan’dan gençsin, yakışıklısın ama şöyle bir film yapıp karının egosunu tavan yaptıramadın ya, peheeeyyy…

4) Rüyanda gördüğün şeylerin gerçek hayatta da karşına çıktığı oldu mu?

Cık. Aşırı derecede saçma rüyalar gördüğüm için pek mümkünatı yok zaten… Mesela en son rüyamda Behzat Ç. ekibiyle birlikte bir hırsızı kovalıyorduk, sonra ben kırmızı ışığa takıldığım için onları gözden kaybediyordum, telefon ettiğim zaman “gel biz ODTÜ’deyiz” diyorlardı, ODTÜ’ye gidiyordum ama ODTÜ bildiğim gibi değil, tuhaf bir yerdi ve orda bir karıncayiyen (evet, karıncayiyen!) bana saldırıyordu. Şimdi bu rüyanın çıkma olasılığını bi zahmet hesaplayın? (pi’yi 3.14 alabilirsiniz.)

5) Şu an hangi şarkıyı dinliyorsun?

Sound of Silence. Şaka lan, kelime oyunu yaptım, bir şey dinlemiyorum.

6) Yabancı bir ülkeye çıkacaksın, bavuluna kıyafetler dışında 3 şey koymana izin veriliyor, onlar ne olur?

Kozmetikler üçten fazla olur yalnız… El çantasına da alamam, malum uçuşlarda 100 ml’den fazla sıvıya izin verilmiyor.. (Bu arada ben bu soruyu niye bu kadar ciddiyetle cevapladım ki şimdi? :P)

7) Asla yapmam diyip yaptığın şeyler neler?

Yok. Hiçbir şey için asla yapmam demem zaten, geçmiş tecrübelerim bana bunu öğretti: Büyük konuşmayacaksın!!!

8) Canın çok sıkkın, dün aldığın çikolatayı yeme ümidiyle dolabı açtın. Ama yerinde değil! Ne olacak şimdi?

Markete iner yenisini alırım ayol, böyle küçük şeyleri dert etmeyin mirim… (Yalnız başta ilk anki hayalkırıklığı ile bi küfrederim galiba, bak orası ayrı…)

9) Yolda sakin sakin yürüyorsun. Karşıdan gelen bir çocuk seni parmağıyla göstererek gülmeye başladı. Neden olabilir?

Fermuarım açık kalmış olabilir. Ama daha yüksek olasılıkla saçlarım cadı gibi görünüyordur, çocuk ona gülüyordur… Bununla ilgili benim değil, annemin bir anısı var: Karşıdan gelen çocuk parmağıyla onu işaret edip: “cadııııı!” diye bağırmıştı da bir zamanlar… Hâlâ hatırlayıp hatırlayıp güleriz 😀 Ben de annemin kızıyım işte; kalın telli bol elektrikli gür saçlar(ımız) kontrol altına alınmadığı zaman çalı süpürgesinden hallice bir hal alabiliyor…

10) Mektup arkadaşın var mı, yoksa olmasını ister miydin?

Yessss! En son üniversite yıllarımda kalan mektup arkadaşlığı müessesesini Mavi’ciğim sayesinde yeniden canlandırmış bulunuyorum. Öperim kuzum gözlerinden 😉

11) Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan? Sevincli

Hepsi Gogol’ün paltosundan çıkar bence 😛

Haticehayal’in sorularından daha önce hiçbir yazıda cevaplamadıklarımsa şöyle:

3) Kendinizde anlam veremediğiniz huylarınız var mıdır?
Anlam veremediğim hüzünlenmelerim, huysuzlanmalarım olduğu doğrudur; bunları hormon değişimlerine bağlıyorum. Kadın olmanın cilveleri 😛
4) Televizyonculukla ilgili bir iş yapsaydınız bu ne olurdu?
Sanırım metin yazarı olurdum. Kamera önünde pek başarılı olamıyorum da… (geçenlerde okulun tanıtım videosuna koymak üzere çekim yaptılar ama heralde kurguda benim kısmı komple çöpe atmışlardır, iki lafı bir araya getiremedim ulen! bilmediğim yerden sordular orası ayrı, ama “doğaçlama” ve “ağzı laf yapma” konularında sınıfta kaldığım kesin…)
ben...
5) Beğenmediğiniz/bitiremediğiniz bir kitap var mı?
Bakınız, vikitap profilim.
6) Şöyle komik olanından asla unutamayacağınız bir anı var mı?
Oyy, bende rezillikten bol ne var? Şu yazıda talihsiz serüvenlerimden bir demet anlatmıştım, ikincisini de bir ara elim değdiğinde yazacağım…
7)  Kitap yazsaydınız bu ne üzerine olurdu?
Fiyatlandırma ve gelir idaresi, oyun teoremi, polisiye roman, Türk-Kore ortak yapımı romantik komediler (bakınız sağ taraf :P), ve “genç ve kariyer sahibi bir kadının post-modern dünyada yürek burkan yalnızlığı” temalı bir roman gibi son derece geniş bir yelpazede kitap yazabilirim 😛 😛 Söyleyin bakayım hangisini okursunuz, bak ona göre yazıcam.
8)  The Simpsons/Family Guy/ South Park karakterlerden biri olsaydınız bu hangi karakter olurdu?
Lisa Simpson.
9) Hala izlediğiniz bir çizgi film var mı?
Peheheyyy, bu ayıp soruyu hiç sormadın kabul ediyor ve seni blogun anime kategorisine yönlendiriyorum 🙂
11) Çok severek izlediğiniz (K-Dramalar hariç) bir dizi var mı? Sevincli
Bu aralar The Good Wife. Her daim Modern Family, the Big Bang Theory. Bitmeden önce House’du. Ve yılda bize yılda iki, bilemedin üç ay keyif yaşatan namıssız diziler Sherlock, Downton Abbey, Dexter…
housemd
Nihayet Sessizgemi’nin sorularından bir miktar seçip (artık bayılmak üzere olduğum için sadece son kısmı aldım, kusura bakma e mi canım?) bu destansı yazıyı burada bitirelim:
1) İsminizi seviyor musunuz? Sizi yansıttığını düşünüyor musunuz?
Evet, ve evet… Anne ve babama burdan şükranlar sunuyorum 😛
2) Bir partiye gittiniz ve kapıdan girer girmez bütün bakışlar size çevrildi…
Bakınız, bana bakıp gülen çocuk 😛 😛 Şaka bi yana, çok güzel olduğum için bütün bakışlar bana döndü desem, pek olası değil… Yani ortalama üstü sayılabilecek kadar güzelim, ama üzgünüm ki benimki ilk anda çarpan bir güzellik değil. Şu ana kadar ilk anda çarptığım kişiler yalnızca Uzak Doğulular olmuştur! 😛 Haa, parti Çin’de veya Tayvan’daysa o zaman güzel olduğumu düşündükleri için bakıyorlar olabilirler, tamam… Ama Kore’deyse, o zaman da “15 kilo fazlası olan bu obez kız kim??” diye şok oldukları için bakıyorlardır, ajaskdaksdkaslk 😀 😀
3) Blogunun 200 takipçisi olması senin için çok önemli mi?
Hayır. Hatta fazla tanınmaktan korkuyorum, takipçi sayısı arttıkça kendim olmaktan uzaklaşıyormuşum gibi geliyor… Özellikle kişisel yazıları kimse okumuyor gibi düşününce yazmak daha kolay… 😉
Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, mim içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Bir avuç mim

  1. delikizarya dedi ki:

    len mim yazısını okurken bir bakmışım amerikano dizilerini okuyorum.. te allam yaa.. hayalindeki yardımcıdan bulursan banada gönderirmisin zira zor bu zamanda öyle yardımcı bulmak.. annem bizim o hayallerimizdeki evleri elde edebilmemiz için sana 50 yaşına kadar çocuksuz para biriktirmek ve heri potır kitapları gibi kitap yazmaktan daha kestirme ama zor bi yol söyliyim ZENGİN KOCA BULMAK.. yolun zor olduğunu sölemiştm ama.. rüyalar konusunda yalnız olmadığımı görmek içimi ferahlattı.. artık babama rüyalarımı her anlattığımda kıçın açıkta kalmıştır kızım dediğinde “söyle söyle bu kızındamı kıçı açıkta kalmış söyle bak odtü diyo bak karıncayiyen diyo haa söyle kıçımı açıkta kalmış” diye çemkirme hakkım doğmuştur.. çok keyifli olmuş böle hepiciği bi arada ama lütfen arada nefes al la.. şaka bi yana açma arayı annem sonra çok birikiyo bahh…

    • hikaruivy dedi ki:

      kaptırıp gitmişsen demek 😀 hayalimdeki yardımcıyı bulunca kendime ayırıp kimseye vermiycem, nıhahaha! 😀 😀 zengin koca bulma işi benden geçti, siz kaçın kendinizi kurtarın anacım 😛 sağol aryacım yorum için, öptüm gıdıdan (hep sen mi öpeceksin, haha :D)

  2. Beklediğim kadar geç gelmedi yazın. Rüyaların da en az benimkiler kadar gerçekçi. 🙂 Gandalf’la kapıştığım rüyalar görüyorum da. Keşke gerçek olabilselerdi. Kötü olmaya razıyım 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      ovvv, seninkiler daha da fantastikmiş, ben en azından bu dünyada yaşadığı varsayılan karakterleri görüyorum 😀 merak ettim, rüyanda sen insan mıydın, büyücü mü, elf falan mı? 😀 yoksa sauron’un saruman’ın ta kendisi mi? 😛

      • Kendimdim, Saruman da kimmiş? Hatta bir adım daha ileri gidip Sauron da kimmiş demek istiyorum 😀

        Tabi rüyanın sonunda kurbağaya dönüşmüştüm ve ağzımdan konfeti fışkırıyordu. 😀 Güldüğüme bakma çok acı vericiydi. O acıyı kemiklerime kadar hissetmiştim. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s