Senden, Benden, Bizden…

Evet şu anda çok değerli arkidişim biricik Egosantrikrapsody’nin başlığını çalmış bulunuyorum. Laf aramızda zaten uzun zamandır gözüm vardı, eheh 🙂 Kusura bakmazsın de mi kok? Bakmazsın bakmazsın 😛

Bu Hababam sınıfı neşesindeki girizgâhtan sonra gelelim olan bitene: Bu aralar ilham perileri bana uğramıyor sevgili okurlar, ne olur kusura bakmayın… Film/dizi izlemediğimden değil, ama bir türlü yazamıyorum be arkadaş! Writer’s block denilen fena olay bana da uğradı; yazılar taslaklarda bekliyor, bir türlü tamamlanamıyor. Bu arada zaman geçiyor, anlatmak istediğim seriler demode oluyor, ve elbette mimler birikiyor (Egocum, Harmonycim, bana ödüller gönderen Galaxy ve Sessiz Gemi şirinleri, Mikalzia ve Seymsomething sevimlileri, ve en nihayet beni cadılar bayramına kadar büyü yapmazsam cungkiyi kaybetmekle tehdit eden sevgili Oyuncu cadısı: hepinizi hürmetle selamlar, geçmiş bayramınızı kutlar, ellerimi öptürürüm 😛 (ben büyüğünüzüm ya, o yüzden) Bi ara gelicem mimlerimi almaya, aklımda yani 😛 :P). Neyse, bari bu yazıyı zamanında tamamlayayım da yayınlayayım inşallah Yarebbim, amin!

Önce anime dünyasından bahsedelim: Bu aralar iki animeyi güncel olarak takip ediyorum: Tonari no Kaibutsu-kun ve Suki-tte ii na yo. İkisi de shoujo türünde, yani genç kız animesi. İkisi de sıradışı birer çiftin aşkını anlatıyor. Tonari no Kaibutsu-kun’un kahramanları aşırı derecede inek Shizuku ile aşırı derecede zeki, ama asosyal (daha doğrusu hiç arkadaşı olmamış garibimin, o yüzden bir miktar yabani kalmış…) Yoshida. Ama iki karakter de öyle sevilesi, animenin ilerleme hızı öyle baş döndürücü, (içlerinde bir de horoz olan) yan karakterler öyle sevimli ki, bu animeyi sevmemek mümkün değil. Twitter’da da yazmıştım, daha ilk iki bölümde iki esas karakter birbirlerine “seni seviyorum” dediler ulan! Hatta bu itiraf sahnelerinden biri şöyle oldu ki çok güldüm öyle böyle değil:

İzleyene bir miktar Kare Kano, bir miktar Toradora tadı veren TnK en sevdiğim shoujolar arasına girdi bile.

Diğer serimizde ise biraz Kimi ni Todoke havası var: Bu kez asosyal olan, esas kızımız Mei. Günün birinde okulun popüler çocuğu, çok havalı, çok neşeli, çok yakışıklı, kısacası tam bir shoujo erkeği olan Yamato’nun dikkatini çekiyor ve bu çocuk içine kapanık kızla ilgilenmeye başlıyor (yersen… gerçek hayatta okulun en popüler çocuklarının böyle sümük gibi kızlara ilgi duyduğunu hiiiiiç görmedim :P) Sonrası yine klişelerle dolu ve acayip cheesy olarak ilerliyor. Ama yine de dizi tuhaf bir biçimde kendini izletiyor. Çünkü tıpkı TnK gibi bu dizi de çok hızlı ilerliyor! Hele ikinci bölümde bir “seri öpüşme sahnesi” vardı ki, bu gözler shoujo izleyicisi oldu olalı hiçbir dizinin bütün bir sezonunda bile bu kadar öpücüğü bir arada görmemiştir! Değişen devirle birlikte shoujo’lar da mı değişti nedir, seni seviyorum demek, direk ekşına girmek hiç bu kadar kolay olmamıştı! Çoluğumuza çocuğumuza shoujo da izletemiycez artık, pii… (Ha, ama şahsım adına ben bu durumdan memnun muyum, memnunum. Yaş aldı başını gidiyor, doğru dürüst josei anime de yapmıyorlar ki oturayım onu izleyeyim… Shoujo görünümlü josei candır o yüzden, hep böyle tempolu olun e mi canlarım?)

Son olarak “From Up On Poppy Hill“den de bahsedeyim ve reca ederim bu bahsi kapatalım: Studio Ghibli’nin klasik çizgilerinin kendini belli ettiği bu anime filmi içerdiği nostaljik havayla, hayattan bir kesit oluşu ile yine Ghibli klasikleri olan Whisper of the Heart ve Only Yesterday ile benzerlikler taşıyor. “Onları beğenen bunu da beğendi” yani 🙂 Konusunu Winpohu’cum şahane anlatmış, buyrunuz onun kaleminden okuyunuz. Ben sadece şu muhteşem soundtrack parçasını eklemeden edemeyeceğim (tek kelimeyle bayıldım, yüzlerce kez dinleyebilirim):

Şimdi gelelim Kore dizilerine: Nice Guy‘a başladım ve 2 bölüm izledim ama arkadaşlar bir dizi bu kadar mı bayık olur… Üç tane birbirinden gıcık (veya salak) karakterimiz var, empati kurma imkânı sıfır, Song Joong Ki hatrına katlanayım diyorum ama gitmiyor, dizi akmıyor be kardeşim! Üzgünüm yani, ama “sevemedim kara gözlüm seni doyunca”. Ayrıca “hep kıskandım seni elden ömür boyunca” desem de olur, çünkü hıyar Cungki burda bir jigoloyu canlandırıyor! Ve kendisi rol icabı da olsa genç-yaşlı tüm hatunları sıradan geçirirken ben ekran başında “gırrr!” efekti eşliğinde dişlerimi gıcırdattığımla kalıyorum. (Tamam, anlıyorum, bebek yüzlü masum imajını yıkmaya çalışıyorsun ama olmaz ki! Böyle de ya(t/p)ılmaz ki Cungki! Peeh…) Neeemiş, hasta bir kardeşi varmış, o kardeşe bakmak için böyle “kirli” bir hayata katlanmak zorundaymış. Yuh artık, bu kadar ajitasyon Mahsun dizilerinde bile kalmadı. Üstelik bu kız kardeş öyle uyuz öyle salak bir şey ki, abisini polisler götürürken peşlerinden bağıra çağıra ağlayarak koşan, bir yandan da abisine: “Gidersen ben de ölürüm işte, banane banane!” diye 2 yaşındaki çocuk zekâsı ile çemkiren bir karakterden söz ediyoruz! Evet canım, abin de karakola keyfinden gidiyordu… Zavallı oğlanın tepesi atıp: “İyi, öl o zaman!” deyince de inadından komalık olana kadar yağmurda dolaştı bu mal… Çok salaksın Kang Choco, keşke ölsen… Höfff, şu kadarcık anlatmak bile içimi baydı valla, bi de izlemeye nasıl katlanacaksam?!

Neyse, bu kadar çemkirme yeter. Ben iyisi mi sevdiğim bir diziyi anlatmaya geçeyim: Şirin mi şirin, kısacık, çocuksu bir dizi. Umut vaad eden çocuk yıldızlardan “Ma Boy”. Hani hep Koreli kızlar erkek kılığına girer, biz de bu işe uyuz olurduk ya; işte bu defa roller değişiyor: Esas oğlanımız kız kılığında dolaşıyor! Ve esas kızla oda arkadaşı oluyorlar. Sonra gelsin şamata. Yalnız bence bu üç bölümlük mini dizi eli yüzü düzgün bir film haline getirilse, ya da biraz daha uzatılıp daha doyurucu detaylarla desteklense ortaya çok daha başarılı bir iş çıkabilirmiş. Yine de keyifle izledim mi, izledim valla. Yaş aralığı 12-16 olan bir kitleye hitap ettiği halde hem de! Daha fazla anlatmayayım, siz en iyisi bir de Alin’in kaleminden okuyun. Ben sadece esas oğlanın feci halde Yoon Eun Hye’ye benzediğini not edeyim, nasıl bir flower boy’du bu ufaklık belli diil… Esas kızımızsa benim çok sevdiğim Kim So Hyun. Şimdiye dek hep kötü rolleri verdiler bu kızcağıza (bkz. Rooftop Prince, bkz. Moon and Sun), ilk defa burda şirin kız rolü oynaması pek şukela olmuş, sevindim. Dizi ise bence Hana Kimi tadına To the Beautiful You’dan daha yakındı; yan karakterler olan fan club kızları ve oğlanları son derece anime karakterleri havasındaydı, tıpkı Japon dizilerinde olduğu gibi.. Yaşınız küçükse ya da içinizdeki ergen henüz ölmemişse izleyin derim 🙂

Son olarak gelelim kitaplara: Bugünlerde sevgili kardeşcağızım Sofi sayesinde modern Türk edebiyatı yazarlarından Hakan Bıçakcı‘yı keşfetmiş bulunuyorum. Onun iki kitabından Apartman Boşluğu‘nu bitirdim, epey de sevdim. Kitap biraz (yazarın (soy)adaşı) Barış Bıçakçı romanları tadında başladı, sonra konu itibariyle Tuna Kiremitçi’nin “Git Kendini Çok Sevdirmeden”i tadında devam etti, en son Haruki Murakami kitapları gibi şizofrenik ve doğaüstü olaylara bağlayıp oldukça enteresan bir havaya büründü. Sonu çok şahane bitmedi ama Murakami’den aşılıyız biz bu duruma: Bu saygıdeğer Capon insanı kitaplarındaki fantastik olayların yarısını bile açıklamadan kapanışı yapar, insanı kitap başında katil eder ya, işte o yüzden Hakan Bıçakcı’nın finali bana fazla komadı. İkinci romanı Boş Zaman‘sa daha enteresan bir giriş yaptı: Henüz ilk elli sayfasını okuduğum bu romanda ise hafıza kaybı yaşayan esas kahramanla birlikte biz de onun hayatını, sırlarını yavaş yavaş öğrenmeye başlıyoruz. Kısacası Hakan abimiz ilgimi çekmeyi başardı, ben okurum ki bu yazarı.

Şimdilik benden bu kadar. Yeniden görüşene dek kendinize iyi bakın ve bol bol havuç yiyin. (Niye kü? Bilmem..) Öperim.

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı anime, Kdrama, kitap içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Senden, Benden, Bizden… için 16 cevap

  1. Havuç gözlere iyi gelir. Böylece daha fazla film, anime ve dizi izleyebiliriz. 😀 İzleyeceğim şeyler arttıkça artıyor, şimdi de izlemek için hiç uygun bir zaman değil. Bir kaç hafta sabretmem gerekecek. 🙂 Tez zamanda writer’s block’tan kurtulman ümidiyle yeni yazılarını bekliyoruz. 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      hahah, iyi bağladın, ben de o yüzden öyle yazdım zaten, öhöm 😛 😀 izlenecek şeyler çooook, sen içlerinden zevkine göre seç tatlım. inşallah en kısa zamanda eski günlerime geri dönerim diye umuyorum 🙂 🙂 sevgilerimle piknikçi arkadaşım 😀

  2. Bakmam bakmam. Kendin malın gibi kullan dedim hep. Böyle yazmak hem yazan içün hem okuyan içün çokzel oluyor bildin mi? Bu sistem güzel bence bozmayalım hiç 😀 😀

    Anime kültürümün nerdeyse sıfıra yakın olmasına çok üzülüyorum. En bilindik animeleri izledim sadece. Aslında ezelden beri de severim ama o işin içine giremedim nedense. Şöyle başlamalıklarından bir kaç öner de o işe gireyim ben 😀 😀

    Sen dedin diye valla elimi bile sürmedim ben Nice Guy’a ashgas. Valla kanırtacaklar edecekler boş yer stres sahibi olacaz, afedersin joongki kuzu enişte beyi skdlfhksdkh ne kadar çok sıfatı oldu yav birden oğlanın:D

    Şu Haruki amcanın kitaplarını da öyle ölesiye merak ediyorum ki bir gün düşüp yığılacam bir yerlerde 😀 Barış Bıçakçı beyleri bildim de soyadaşını hiç duymamıştım. Faidelendim sayende.

    Hep yaz böyle yea. Siz yazmayınca olmuyor bırakacam ha bakın ben de. Tehditkar etmeyin beni:D 😀 İki eğleniyorum sayenizde. Aksatmayın buraları he mi? Writer’s block’una kötü konuşturtma beni. Öperim. He ver elin öpem apla ayrıca.

    • hikaruivy dedi ki:

      hay ağzına sağlık kok 😀 ben de seviyorum böyle ortaya karışık yazıları 😉

      anime kültürü başka bir şey, ama sende o ışığı gördüm kok: bilindik animelerle başlamışsın, devamı da gelir artık. güzel shoujolardan seç beğen al 😀 bak bunların hepiciğini öneriyorum: https://hikaruivy.wordpress.com/2010/09/06/my-top-10-shoujo-animes-en-sevdigim-10-shoujo-anime/

      nice guy’ı winpohu da benim aksime çok sevdi yav.. belli olmaz, belki sen de sever, hatta cungkiye ortak gelirsin 😀 😀 çok sıfatlı oğlandır o, bakma sen 😀 😀

      haruki amcanın kitaplarından başlasana o zaman gülüm. zemberek kuşunun güncesi benim en sevdiğim olmuştu… ama çok fazla okumadım, astrea’ya sorarsan o daha iyi bilir.

      puhah, writer’s block’uma iyi (!) dileklerini söylerim gari 😀 😀 hah, ben de senin gözlerinden öper, harçlığını veririm kuzu 😛

  3. Oh Yoon Joo dedi ki:

    Özlettiriyorsunuz kendinizi topunuza sağlam bir “Ben bloguma yazmadım, oppamı eller aldı” büyüsü yapmama şunun şurasında ne kaldı (: Nihahahaha!

    Sesin soluğun çıkmıyor diye düşündüğümüz zaman dilimlerinde kendini sanata ve spora vermiş gibisin. Bilirim zaten Sanatın ve sanatçının yanındasındır ama büyü görmeden kötü yola düşen Cuuunki bundan böle nasıl bir yapımda rol alır ıslııık

    İşim gücüm tehdit oldu benimde sanırsın masamın üstünde kediyle bakışıp, puromdan sağlam bir nefes alıp Baba ostsinde gerilim yapıyoruz Cıkcıkcık! Kendime çemkirmeye kadar durumu ele aldıysam eline sağlık diyerek sayfadan uzaklaşmaya başlayabilirim zira sonumu iyi görmüyorum. Ayrıca havuç fikrini sevdim 😉

    • hikaruivy dedi ki:

      yaptın zaten yapacağını, nice guy’dan sonra SJK benim için bitmiştir! bi daha da kore’ye gelmem! 😛 😀 😀 sen bi de büyü yaparsan çocuum porno filan çevirecek, bu gidiş iyi diil valla… 😛 😀

      kendimi sanata verdim ama spora pek veremedim maalesef.. biri beni silkeleyip kendime getirse iyi olur, göbek aldı başını gidiyo :/

      sana da babalık yakışır be cadım, ahah 😀 bi takım elbise alırsak tamamdır 😉 puro yerine de havuç yersin, bugs bunny style 😀

  4. winpohu 'ca dedi ki:

    kok bu başlığı benden almıştı ama neyse he he 🙂

    sonunda uzunca daldan dala bir yazı ile geldin ne güzel her şeyi de anlatmışsın. an,imeleri bende pek sevdim ilki daha komik ikincisi de zaten sadece shouju değil ayrıca smut bir anime bu yüzden o seri öpüşmeleri görüyoruz belki mangasında çok daha fazlası bile vardır süprizlere hazırlıklı olmalı 🙂

    tepedeki evi ben çok sevdim şarkıya da öldüm bittim günlerce dinledim.

    nice guy ı çok sevmedim dizi dediğin gibi ama ben song joong ki ye hasta olduğumdan izledim yoksa onun o karakterine çok sevdim yazımda da söylediğim gibi bütün karakterler kötü baş rolller bile buna dahil bu yüzden empati kuramıyor olabilirsin . sonradan biraz düzelmede oldu severim intikam hikayelerini katlanılır bir dizi bayılmasam da 🙂

    kitap okumuyorum son zamanlarda içime dert oldu kıskandım yani. o kız kılığındaki erkek dizisini de alin in yazısında görmüştüm çok merak ettim ama sonradan unuttum şimdi izleme listesine aldım bile 🙂

    ellerine sağlık kok 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      oyyy, çalan çalana ayol! 😀 iyi o zaman, egosantrikten dilediğim özürleri geri alıyorum, asdhajskdajs .D

      suki-tte ii na yo’ya shoujo dediler beni kandırdılar desene! 😀 evet, kaynaklarda shujo diye geçiyo ama anime bariz farklı, bi tek pembe dizi tadındaki entrikaları (ve elbette mükemmel erkek karakteri) ile shoujo’lara benziyor… nice guy’a devam edebilenleri takdirle karşılıyorum valla, ben SJK’ya rağmen yapamadım (hüngür 😛 :P)

      kitap okuma konusunda gaza gelmek için vikitap’ta takılmanı öneririm canım; beni gaza getirdi valla 🙂 hadi görüşürük 😉

  5. rüzgar... dedi ki:

    merhaba! blogunuzu yeni takip etmeye başladım. Aslında kore dizisi ile ilgili bloglara bakarken, animeler hakkındaki yazılarınız dikkatimi çekti, bence en vurucu olan kitaplar hakkında ki yazılarınızdı, böylece takip etmeye başladım 🙂

  6. deniz dedi ki:

    Hikaru,

    Yazını gördüm, ağzım kulaklarıma vardı(He valla azcık kaldı işte).Pek bi sevindim neden acep? 🙂

    Yine her zaman ki gibi, bol konulu bir post olmuş.ama ben günlerdir beni kanser eden Nice Guy kısmına bir yorumcuk yapacam.
    Sen daha başlardasın iyi günlerini görüyorsun .Daha başına neler gelecek, ne kurdeşenler dökeceksin. Deniz demişti dersin. Koko mudur, kaka mıdır o kardeşe ben de gıcık oldum.Bir de mafyanın kaçak oğlu isimsiz kankası var ya ona(Adını unuttum).Yaw tam da yazamıyorum izlememişsin.Ama biraz güzellik görecez diye çekilecek çile değil yani.İlerleyen bölümlerde I’m sorry, I love you ‘ya dönüşüyor.Hasta bir kardeş(aman ne hastalık) ve her an ölümüne neden olabilecek bir beyin kanaması olacak 😀 İşte dedim kurtuldum.Özetle izledikçe içi şişiyo insanın ama katlanıyoruz işte.Sonu güzel olsun 🙂

    Sevgiler, sayılar, güzellikler efem ^^

    **Seni çok iyi anlıyorum.Şu taslak meselesi benim için de geçerli.Yaz dizilerinin yazacaktım, herkes izleyip eskitmiştir artık 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      😀 sağol kaarşim, ben de yazamasam da seni takibe devam ediyorum, biliyosun 😉 zaten soğuktum, yazdıklarınla nice guy’ı gözümde iyice bitirdin be denizcim 😛 😛 mafyanın kaçak oğluna gelemedim ben daha, gelemiycem de anlaşılan… niiiyyysee… sana iyi izlemeler, inşallah sonu bunca çabaya değer! 😀 öperim ^^

  7. besra dedi ki:

    hikaru yine döktürmüşsün ellerine sağlık 🙂 yazdığın çoğu animeyi izlemedim biri dışında From Up on Poppy Hill türkçe adıyla Tepedeki Ev sade anlatımıyla dört dörtlük bir animeydi kalbimi çaldı adete uzun zaman anime izlememiştim bu ilaç gibi geldi 🙂 hele Soundtrack’e bayıldım sürekli dinliyorum şarkıyı ! Yürüyen Şato’dan sonra en sevdiğim anime oldu 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      sağol canım :)tepedeki ev’in tatlı havası benim de çok hoşuma gitti, şarkısını ben de bir süre üst üste dinledikten sonra evdekilerin “kapat artık şunu!!” diye hışmına uğrayınca bu sevdadan vazgeçtim 😀

  8. Selam! Bu bloğu uzun süredir takip ediyorum ve gerçekten harika! İzlediğimiz diziler/filmler okuduğumuz kitaplar (özellikle benim izlediğim dizilerin sayısı göz önüne alındığında 😀 ) pek aynı olmasa da yazıların çok güzel 🙂 Okurken üslübun bana arkadaşlarımla sohbetlerimi hatırlatıyor 🙂 Hep böyle devam etsin =)

    • hikaruivy dedi ki:

      çok teşekkür ederim sevgili ecrin. ben de böyle devam etmeyi umuyorum, bazen yazmak için kendimi zorlamam gerekiyor ama genel olarak üslubum böyle, artık değişmez sanırım 🙂 sevgilerimle ^^

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s