Bir zamanlar yazmıştım bunları…

Eskiden çeşitli internet sözlüklerinde yazmışlığım vardır. Hesaplarım hâlâ duruyor ama bu blog işine girdim gireli sözlük yazarlığı olayını epeyce boşladım… Yine de zaman zaman açıp eskiden yazmış olduklarıma bakarım ve bazı yazılarımı gülerek anarım. Şimdi blog güncellemesi konusunda tembel olduğum bu günlerde, canı yazmak istemediği zaman eski yazılarını ısıtıp ısıtıp önümüze süren bazı gazeteciler gibi (Hıncal Uluç? Çetin Altan??) ben de eski yazılarımdan birkaç derleme yapayım dedim. Buyrunuz, eğlenerek okuyunuz 🙂

Anlamını bilmeden İngilizce yazılı tişört giymek:

Hayatta neye güldüysem ya da kınayarak eleştirdiysem aynen başıma gelmiştir! O yüzden, aşağıda yazdığım olayı sanırım türbanlı bir kızcağızın “i am pregnant and i don’t know who the father is” yazılı tişörtüne güldüğüm için yaşadım diye tahmin ediyorum:

İngilizce değil ama İspanyolca “caliente” yazılı bir tişörtü giyip gün boyu New York sokaklarında dolaşmışlığım vardır. Hayır, caliente sıcak anlamına da gelir, ben de o kadarını zahmet edip araştırmıştım giymeden önce; ama meğer bir de argoda “horny”, yani azgın demek oluyormuş! Şilili arkadaşlar bana bakıp bakıp gülüyorlar, bense mal mal neler olduğunu anlamaya çalışıyordum ki, en sonunda içlerinden biri halime acıdı da söyleyiverdi. Gerçi gün boyu yarısı ispanyolca konuşan bir şehrin sokaklarında herkese azgın olduğumu ilan ettikten sonra söylemişsin söylememişsin ne fark edecekse…

Bir daha da kimseyle dalga geçer miyim, geçmem, tövbeee!

Serdar Ortaç dinleyerek hayata tutunmaya çalışmak

Gerçek Zaytung haberlerinden biri olmaya aday bir durumdur:

“Kız arkadaşından ayrıldıktan sonra Serdar Ortaç şarkıları dinleyerek hayata tutunduğu bildirilen Ersin Özbükey (21), aşk acısı çeken gençler için yeni bir umut oldu. İsviçreli bilim adamları derneği adına konuşan Johann Van der Basten, “Sayın Özbükey’in göstermiş olduğu başarı bilim dünyasında bir mihenk taşıdır. Topu topu 7 nota olduğu için hep aynı şarkıyı yapan Ortaç, daha önceki deneklerimizde ağır beyin deformasyonuna sebep oluyor ve intihar etme isteği uyandırıyordu. Fakat sayın Özbükey zekâ katsayısındaki otuz puanlık gerileme hariç, son derece sağlıklı ve mutludur. Kendisi üzerindeki çalışmalarımız devam etmektedir. Demet Akalın şarkılarının da basura iyi geldiği yönünde bulgularımız var; araştırmalarımız sürüyor…” şeklindeki demeciyle yeni gelişmelerin sinyallerini verdi. Konuyla ilgili görüştüğümüz Ersin Özbükey ise: “jötem ille de jötemm! hebeleeee” diyerek mutluluğunu ifade etti.”

Yunusa benzeyen kavun

(Haber link’i: http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=25479&rid=2)

Aynı haber linkinde daha önce: “Malatya’da ağız ve yüz yapısı neredeyse tamamen yunus balığına benzeyen kavun ilgi çekti” yazıyordu yeminlen! Görünce gazeteci amcanın Türkçe bilgisine küfretmeden edememiştim; bravo valla, kavunun ağzı-yüzü, aferin! “Yunus paluğu” gafını saymıyorum bile… Şimdi haber başlığını “Malatya’da yunus balığının yüz kısmını andıran kavun ilgi çekti.” diye değiştirmişler ama aynı cümleyi kavunun sahibi vatandaşın ağzından bir kez daha yazmadan edememişler… Adam bu lâfı etti mi bilmem; ama etmediyse haberi okuyunca sanırım fecii bozulmuştur. Aynı tepkiyi annemden biliyorum çünkü:

Bir-iki sene önce kendisi ressamlığa heves etmiş, bir de güzel sergi açmıştı. Küçük ilimizin yerel gazetelerinden biri sergi haberini verirken annemin ağzından: “Resim yapmayı kendi kendime öğrendim. Bu benim ilk sergim. Çok mutluyum” diye yazmaz mı?! Annem üç gün kendine gelemedi! Duruyor duruyor:

“Okuma yazmayı kendi kendine öğrenen küçük çocuk muyum ben, ya da tuvalet eğitimi almadan kendi kendine kuma pislemeyi öğrenen evcil hayvan mıyım, resim yapmayı kendi kendine öğrenmek ne demek???”

diye sinir krizi geçiriyordu. “Aman annecim, canım annecim!” deyip sakinleştiriyorduk, biraz sonra:

“Bak bak bak! Ulan ben ilkokul çocuğu muyum? Bu benim ilk sergim, çok mutluyum diye iki kelimelik cümleler mi kurmuşum? Muhabir kıza iki saat Monet’yi, empresyonistleri anlatmıştım, yazdığı cümlelere bak ulan!” diye başka bir histeri krizine giriyordu. Üstüne üstlük 1957 olan doğum tarihi yaşı ile karışmış, 50 yaşındaki annemi “57 yaşındaki emekli öğretmen” diye yazmamışlar mı! Bu da üstüne tüy dikti, annem bir daha iflâh olmadı…

Diyeceğim o ki, gazeteci olacak arkadaşlar, lütfen cümlelerimize özen gösterelim. Azıcık kitap okuyalım. İlkokul ikinci sınıf cümleleri kurmayalım. Kavunlu haberdeki son cümleye de hâlâ münasip bi tarafımla gülüyorum:

“Fırat evde sakladığı kavunu çalıştığı sürücü kursundaki işyeri arkadaşlarına gösterirken, bunu görenler şaşkınlıklarını gizleyemedi.”

Liverpool Ülkü Ocakları

(Yukarıdaki resmin yarattığı bir internet fenomenidir, hâlâ hakkındaki geyikleri okur okur gülerim 🙂 Ama Allahaşkına söyleyin, The Beatles elemanları gerçekten de “ülkücü gençlik” olmamışlar mı?!)

Ozan Lennon ve Paul Yıldızdoğan, Liverpool ocağına bağlı en önemli ülkücü müzisyenlerdendir.

Ünlü şarkılarından bazılarının Türkçe isimleri şu şekildedir:

all you need is love — ya sev ya terk et
hallelujah, i love her so — ya allah bismillah allahu ekber
a world with love — dünya ingiliz olsun
i wanna be your man — ya benimsin ya toprağın
i wanna hold your hand – namusumsun komşu kızı
lucy in the sky with diamonds — göklerdeki hilâl bizimdir
you know my name (look up the number) — akıllı ol, aklını alırım senin (sen benim kim olduğumu bilirsin lan)
shake, rattle, and roll — çırpınırdı ülkücüler
across the universe — bir gece ansızın 82-venüs 83-mars 84-jüpiter
the long and winding road — ülkü yolu yokuştur
i’ll follow the sun — biz yürürüz dağlar yürür ardımızdan

(Not: Yukarıdaki yazı tamamen eğlence amaçlı olup hiçbir siyasi görüşle alay etme amacı taşımamaktadır. Geyik işte o’lum 😛)

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, Komik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir zamanlar yazmıştım bunları… için 9 cevap

  1. güzzi dedi ki:

    Yazının komikliğini bırakıp, yanlış anlaşılma endişesiyle düştüğün notun acısında boğuldum. Espri kaldıramayaşımıza sağlık k k k

    • hikaruivy dedi ki:

      biliyorsun bizim millette espriden ironiden anlamayan şahıslar bolcana bulunur 🙂 ne olur ne olmaz önlemimizi alalım, saçma sapan yorumlarla uğraşmayalım 😉

  2. furkan dedi ki:

    tişört olayına sesli güldüm o neymiş öyle 🙂

  3. mavi61 dedi ki:

    annen ressam mı seninnn? Hangi gazete yazdı öyle çok merak ettim 😀

  4. makinosev dedi ki:

    tişört olayına koptum 😀 evet cidden buna dikkat etmek gerekiyor, bazı ing. yazılar ise Türkçeye benzediği için yanlış anlaşılabiliyor, misal lisedeyken sürekli gömleğin üzerine giydiğim tişörte bakan fotokopici amca dayanamayıp “sen çok mu seviyorsun bu kurt çobanı (Kurt Cobain) 😀 ?” demişti ben de hiç bozuntuya vermeden, çok seviyorum ebet demiştim 😀 😀 😀
    😀 Annenin yaşadığı kültür şoku fenaymış ama 😀 ben olsam annemi sakinleştirmez bilakis gaa getirip gazeteciyi boğmasını sağlardım 😀 sen yine hayırlı evlatmışsın 😀
    o son not bitirdi beni :))))))))))))))) ama haklısın da 😀

    • makinosev dedi ki:

      göya 3 paragraf halinde yazdım yorumumu ama hepsi dip dibe girmiş 😀 konudan konuya atlarken paragraf açtığımı farzet olur mu? 😀 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      ah ah sorma, tişörtler insanın başına neler açıyor 😀 kurt çobanı benzetmesini daha önce de duymuştum, halkımız kurt’ü böyle çağırmayı seviyor maalesef 😛 😀 muhahaha, hain evlat seniiiii! 😀 öperim canım ^^

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s