Nefretimsiniz Ulan!

Melaba. Bugün şeker kız candy kimliğimden bir nebze sıyrılıp biraz içimi dökmek istiyorum. Bu da nerden esti derseniz, elbette ülke gündeminden canlarım, ülke gündeminden… Birbiri ardına patlayan kürtaj bombalarına bakıyorum da, amcam yaşındaki koskoca adamların beyinsizliğine tumturaklı bir küfür sallamadan edemiyorum: “Tecavüzcü bile kürtaj yaptırandan daha masumdur” diyeni mi ararsın, “Anasının hatasından dolayı suçu niye çocuk çekiyor? Anası kendisini öldürsün..” diyeni mi… Üstelik bu adamların devletin tepesinde, meclis sıralarında ya da belediye başkanlığı koltuğunda oturduklarına mı yanarsın…  Vah ülkem vah… Biri de kalkmış kendince iyi niyet gösterip “kadınlar da insandır” demiyor mu… Ajkajkaskjsajjkadsajhak!!! Güldüğüme bakmayın, vallahi sinirden gülüyorum!

Ben de madem gıcık olduğum (hatta düpedüz nefret ettiğim) insan tiplerinden bahsedeyim de biraz saydırıp rahatlayayım diye bu yazıyı yazıyorum. Aslında daha gıcık olduğum pek çok insan tipi var, ama önceliği şunlara verdim: Ukalâlar, ezikler ve de yazının yazılma sebebi olan seksistler!

Ukalâlar: Bu grup kendi içinde ikiye ayrılır: Bir, hakikaten bilgili olduğu için ukalâ olanlar; iki, hiçbir halt bilmediği halde gereksiz bir özgüvene sahip olan tipler. Tahmin edeceğiniz gibi ben ikinci gruba daha bir kılım. Ve maalesef bu durumu günümüz gençliğinde çok fazla gözlemliyorum. 90’lı yıllarda anne-baba olanlar “aman çocuğumuz özgüvenli yetişsin” diye diye çocukları öyle bir şımarık yetiştirmişler ki, saçma sapan bir Türkçe kullanan, tüm bildiği saçma sapan birkaç basmakalıp söz ve popüler kültürden ibaret olduğu halde hayatı çözmüş havalarında dolaşan, son derece itici bir gençlik yetişmiş durumda. Gerçi ebeveynler biraz akıllı olsa bu işin çözümü kolay; Gülse Birsel’ciğim “EMO: ergeni mıncırsak olmaz mı?” isimli yazısında çözüm yolunu büyük bir başarıyla özetlemiştir! (Google’a başlığını yazın, pek çok blogda bu muhteşem yazıyı bulabileceksiniz…) Ama işte nerde öyle anne-babalar, post-modern ebeveynler çocuklarının eline dizginleri çok fazla kaptırıyor azizim (iç ses: seni de göriciğiz hikaru!)… Hatırlar mısınız Üsküdar’a Giderken dizisinde bir ergen kız tiplemesi vardı, böyle Justin Bieber’dan falan alıntı yaparak konuşuyordu (ahaha😀 :D) işte o tip tam da bahsettiğim tip! Şöyle ağzının ortasına esaslı bir sumsuk çakacaksın, “böhüüeeee!” diye ağlayarak gidecek! Uyuz!!!😛😀

Hadi ergenler neyse, onlarda hâlâ umut var, 20 yaşına gelince akıllananları oluyor… Ama eşşek kadar olup da hâlâ cahil cesaretiyle konuşan tipler yok mu, işte onlara hiç dayanamıyorum! Literatürde bu olaya “Dunning-Kruger sendromu” deniyor: Dunning ve Kruger amcalarımızın birlikte yaptığı bir deneyde bir sınav sonrası öğrencilerden sınava girenler arasında ilk kaçta olacaklarını tahmin etmeleri isteniyor. İlk 10’da olanlar mütevazı tahminler yaparken (“heralde sınıfın ilk 30’una girmişimdir…” gibi) sonlarda olan tiplerden “yav hafız çok iyi yaptım yeaa… ilk yirmi garanti!” diye konuşanlar “kaldım o’lum!” diyenlerden daha fazla çıkıyor! İşte bu, aslında hiçbir halt bilmediği halde kendini âlim sananlara Dunning Kruger sendromlu diyoruz. Ya da atalarımızın dediği gibi “cahil cesareti var bunda” da diyebiliriz. Ama sanırım en kestirme yoldan “bunun içine Nihat Doğan kaçmış” dememiz de yeterli olacaktır…

Ha, cahil cesareti olanlara epey saydırdım ama ukalâların ilk grubu da onlardan daha iyi sayılmaz: Hele bu grupta bir “her şeyi ben bilirim”ciler vardır ki, böylelerine hiç dayanamıyorum! Örnek mi, herbokolog’ların şahı olan Hıncal Uluç ve Okan Bayülgen! Allah onlarla polemiğe girmekten korusun bizi, aminnn! Bu insanlarla kesinlikle tartışılmaz, çünkü onlar her zaman haklıdır! Asla hata yapmazlar, asla yanlışa düşmezler! Onlara da burdan MFÖ – “sen neymişsin be abi”yi gönderiyorum. En güzel yemeği sen yaptın, en güzel kızı sen kaptın. Peki peki anladık!

Ezikler: Ukalalara ne kadar gıcık oluyorsam, “ben bilmem beyim bilir”ci hatunlara da o kadar uyuz olurum! Senin beynin yok mu ablacım? Neden beyin biliyormuş da sen bilmiyormuşsun?! Buradan sevgili ergen güzeli kardeşlerime sesleneyim: Bakın canlarım, siz sakın kendini yalnızca bir erkekle tanımlayabilen o kadınlardan olmayın. Hayatta bir kişiliğiniz, bir duruşunuz olsun. Erkeğin sizden üstün olması gerektiği palavrasına kesinlikle inanmayın! Siz kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeye bakın; o zaman zaten sizinle eşit standartlarda bir adam gelip sizi bulacaktır… Ama böyle dedim diye kendinizi prenses zannetmeye de kalkmayın ha! Gerçekten değerli bir insan olabilmek için güzel, süslü bir kızdan daha fazlası olmak gerekir: Okuyun, çalışın, değişik hobiler edinin, sadece süslenip püslenip yakışıklı erkek muhabbeti yapmayın, bir sonraki grupta tartışacağım insanların eline koz vermeyin! (Ayrıca lütfen imlâ kurallarını ve Türkçe’yi iyi öğrenin, sabrımdan bir şey demiyorum ama bloga yorum yaparken “ay cnm çk tşkkr edrm” diye yazan kızlara acayip gıcık oluyorum, söylemiş olayım: Sesli harfleri de yazsanız incileriniz mi dökülür bee?!)

Seksistler: Veeeee işte geldik bu yazının yazılma sebebine! Ahan da bu grup, insanları cinsiyetine göre sınıflandıran (hatta olayı daha da genişletip tüm ayrımcıları da bu gruba alabiliriz: insanları cinsiyetine, ırkına, dinine göre ayıran) bu pislikler, dünyadaki tüm kötülüklerin başıdır desem yalan olmaz… N.Ç., Güldünya, Medine Memi diyeyim, verdiğim link’leri eğer yüreğiniz kaldırırsa okuyun. Behzat Ç.’nin son bölümünde Suna komiserin son nefesini verirken çığlık çığlığa haykırması doğrudur: Kadın cinayetleri refah düzeyimiz arttıkça azalacağı yerde giderek artıyor; cehennem gibi bir ülke olduk! Hayvani içgüdülerini kontrol altına alamayan bazı geberesice önden kuyrukluların hayvanlığının cezasını zavallı kızlar, çocuklar çekiyor! Gel de böyle bir dünyada feminist olma… Oysa ben kendimi feminist olarak tanımlamazdım; inançlı bir insanım ve İslam dinindeki çeşitli eşitsizlik içeren kuralları mantığıma uydurup rasyonalize etmeyi başarmışımdır: Mesela “kadına bir, erkeğe iki parça miras” kuralının “erkek evi geçindirmekle yükümlüdür… ondandır böyle olması…” diye açıklanması durumu gibi… Eşitlik değil, hakkaniyet, adalettir önemli olan. Ama kadınların ezilmesi durumunun ne İslam diniyle, ne de adalet kavramıyla ilgisi yok: Bu bir kültürdür, yere batasıca bir kültür. Ataerkil toplum düzeninden ileri gelen, kadını erkeğin malı sayan bir kültür. Üstelik kendi yaşama biçimini toplumun geri kalanına da empoze etmeye çalışan bir tuhaf anlayış var ki şimdilerde, işte ona hiç dayanamıyorum: Geçenlerde Ayşe Arman’ın köşesine şöyle bir mektup yazmış beyefendi(!)nin teki, şu anda ülkede dayatılmaya çalışılan anlayışı çok güzel özetliyor: “Ben dini inancına göre yaşamaya çalışan bir erkek olarak, cinsiyetini teşhir eden kadınların tacizine uğradığıma inanıyorum. Bu da, benim haklarıma saygısızlık. Ben niye mesela otobüste karşıma oturan mini etekli bir bayanın cinsel ışınına maruz kalayım? Hemcinsiniz olan eşime karşı da haksızlık yapmış olmaz mıyım eğer fütursuzca ona bakarsam, ondan etkilenirsem?” Yahu, şu laflara bakar mısın, neresinden tutsan elinde kalıyor! Aslında bu herife verilecek tek cümlelik bir cevap var: “E sen de bakma gerizekâlı!” Evet, bu durumun çözümü bu kadar basit, bakma kardeşim! Sen tahrik olmayasın diye tüm kadınlar senin arzu ettiğin biçimde mi giyinecek? Başka insanların ne yiyeceğinden, ne giyeceğinden, kiminle sevişeceğinden sanane ulan, sanane?! Üstelik bunu “dinimi yaşamak istiyorum” gibi bir kisveye sardırıp önümüze getirmiyorlar mı, deli oluyorum! Nur Suresi’nin 31. ayeti ünlüdür, meâlen “mümin kadınlara söyleyin, ziynetlerini sakınsınlar, başkalarını tahrik etmekten kaçınsınlar” der bu ayet. Ve bu beyefendiler temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze getirirler bu ayeti. Ama bir de 30. ayet vardır ki, beyefendiler nedense (!) hiç o kısımdan bahsetmezler. Bu ayet ise mealen şöyle der: “Ey Muhammed! Erdemli erkeklere söyle, kadınlarla bir aradayken, gözleriyle kadınları rahatsız edecek şekilde davranmasınlar/ bakmasınlar ve kişiliklerini edeplerini korusunlar. Bu onlar için daha temiz bir davranıştır, elbette Allah yaptıklarından haberdardır.” Kısacası iffetli, namuslu olmak sadece kadınlara özgü bir durum değil sayın beyler, kadınlar kadar sizin de öyle olmanız gerekiyor. Karşındaki kadının ne yaptığından sana ne, sen kendinden sorumlusun. Eğer gerçekten inançlı bir müminsen ve dinini yaşamak istiyorsan kendi edebini koruyacak, bırak tacizi/tecavüzü, karşındaki çıplak da olsa bak-ma-ya-cak-sın! Nokta!

Ama işte, kime anlatıyorum? Bu ataerkil toplum düzeninde tecavüz eden değil edilen kirlenmiş sayılırken ben ne desem boş… Sen el kadar bebeyken erkek çocuğunu sürekli el üstünde tutar, onu pohpohlar, “göster amcalara” diye bir et parçasıyla övünmesini sağlarken öte yandan kız çocuğunu doğuştan suçlu, ailenin fazlalığı, bir an önce kocaya teslim edilip kurtulunması gereken bir yük gibi görürsen, yetiştireceğin erkek çocuğu da bu zihniyete sahip bir hayvandan başka bir şey olmayacaktır!

Bu açıdan özellikle annelere çok iş düşüyor sevgili arkadaşlar: Siz siz olun, oğlunuzu kadınlara saygı duyan birisi olarak yetiştirin. Gerçekten de her şey annede bitiyor: “Karşınızdaki adam size prenses gibi davranıyorsa, bir kraliçe tarafından yetiştirilmiştir” derler, nasıl da doğru! (bu vesileyle canım kayınvalideme burdan bir teşekkür göndereyim: seni seviyorum annecim! :D) Amcam yaşındaki o kalın kafalı herifleri eğitme umudu yok artık, onlar hatalı üretim olarak çıkmış bir kere. Ama bari yeni kuşak gençleri doğru düzgün insanlar yapmaya uğraşalım, olmaz mı?

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Nefretimsiniz Ulan! için 17 cevap

  1. kimbapsushi dedi ki:

    Öncelikle ağzına sağlık.
    Yaptığımız veli toplantılarında görüyorum ki çocuklar kendilerine gereğinden fazla özgüven duyarak yetişiyorlar, bunun birinci sorumlusu da tabi ki ebeveynleri. Kesinlikle çocuklarının beceriksiz olabileceğine inanmıyor ve suçu hep başkalarına atıyorlar. Diğer arkadaşlarımla her seferinde şaşıp kalıyoruz. Biz küçükken ailelerimiz ilk bizi suçlardı. Biriyle kavga da etsem, okulda başarısız da olsam, para saçılan kurslardan istediğim verimi alamasam da suç hep bendeydi. Ailem iğneyi hep önce bana batırırdı, şimdiyse dediğin gibi çok farklı bir yetiştirme tarzı var.
    En modern görünümlü erkeğin bile kadını alttan alta aşağılayan tavrından, kadının da bunu kabul edişindense tiksiniyorum. Bir sınıfımda hafiften saf bir kızceğiz vardı, diğerleri de ona hep “Sarışın mısın?” tarzı tepkiler verir, kız ise gülmekle yetinirdi, ben de hak ettiğini düşündüğümden bir kez bile sesimi çıkarmadım.
    Dün bindiğim dolmuşta beceriksiz bir erkek taksi şoförü yüzünden trafik tıkandı, bizim şoförün tepkisi “Kadından taksi şoförü herhalde, hahaha”. Al işte. Adamı eleştireceksen eleştir ama onu eleştirirken niye kadına laf atıyorsun ki? Onların gözünde kadınlar bir boktan anlamayan, eve kapatılması gereken mahlukatlar.
    Erkeğin böyle düşünmesinde birinci dereceden suçlu olan yine kadınlar. Anneler oğullarını paşalar gibi yetiştirince, onlar da kendilerini dünyanın hakimi zannediyor.
    Seksizm o kadar uçsuz bucaksız bir mevzu ki, hele Türkiye’yi düşünürsek. “Karı gibi” diye bir tabir var mesela aşağılamak için kullanılan, tüm küfürler kadınlar üzerinde dönüyor, biz bile bazen ağız alışkanlığından, anlamını pek de düşünmeden kullanıyoruz.
    Kısacası -lafı çok uzatmama rağmen- o kadar kökten bir değişiklik gerek ki bize, bence imkansız. Bu böyle gider, biz de oturduğumuz yerden kurdeşen döktüğümüzle kalırız.

    • hikaruivy dedi ki:

      çok teşekkür ederim canım, senin de diline sağlık ^^ bir öğretmen olarak o aşırı özgüvenli gençlikle en yakından muhatap olan kişilerden birisin, işin çok zor, kolaylıklar diliyorum valla… çok haklısın, bizim zamanımızda notlarımız kötü olursa suçlusu biz olurduk ama şimdi anne-babalar çocuk yerine öğretmeni suçluyor! birdenbire ne oldu da iş bu hale geldi, bu ergenler gücü nasıl ele geçirdi, valla bilemiyorum…😛

      en modern erkeğin bile kadını aşağılaması konusu içimi cız ettiren şeylerden biri. eğitim arttıkça kadını ezme durumu ortadan kalkar zannediyorsun ama hiç de öyle olmuyor ne yazık ki… dolmuşçusundan tut üniversite hocasına kadar hepsinde aynı mantalite. ha, biz çok mu farklıyız sanki? kadınlarda da içten içe bir erkeği yüceltme durumu var ki annelerin oğullarını pohpohlaması; kızların erkek arkadaşları için saçını süpürge etmesi falan, hep aynı ezikliğin bir sonucu.

      dediğin gibi bu mevzunun ucu bucağı yok; dilimize kadar işlemiş… çok köklü bir değişim gerektiğini biliyorum; ve yapılan/yapılacak olan tüm pozitif ayrımcılığa rağmen bile belki hiçbir zaman ayrımların tam olarak ortadan kalkamayacağını da biliyorum… ama yine de çok umutsuz olmak istemiyorum; o zaman mücadele etme gücü de kalmıyor çünkü… inşallah kurdeşen dökmeden önce şu zavallı ezilen hemcinslerimizin kurtulduğu, tüm kadınlar olarak biraz daha saygı gördüğümüz günlere erişiriz.

  2. Pamuk dedi ki:

    Yazdığın her şeye kesinlikle katılıyorum. Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabını okuduğum zaman kendimi çok kötü hissetmiştim ama gerçekleri yazmış.

    • hikaruivy dedi ki:

      öyle gerçekten, kadının adı yok (zayıf üslûbuna rağmen) gerçekleri yüzümüze dan dan çarpan sağlam romanlardan biridir. teşekkür ederim canım yorumun için.

  3. deniz dedi ki:

    Hikaru, ne desem bilemedim.Sözünün bittiği an bu olsa gerek.O kadar doğru şeyler yazmışsın ki.Kadınlar, her ne kadar şimdi inkar edilse de, toplumda hep ikinci planda kalmış, görevi sadece ‘çocuk doğurmak’ ile sınırlandırılmış, yaşam hakkı etrafının çerçevesiyle sınırlandırılmış.Daha da üzücü olan bu eskiden böyleydi diyemiyor olmam.Ne kadar okumuş olursa olsun, ne kadar çalışıyor olursa olsun -öyle bir kazınmış ki kafalara- bu zihniyetten henüz sıyrılamamış insanlar görüyorum.Gel gör ki bu dayatılmışlık kürtaja kadar uzandı.Bu zihniyet tecavüzcüye madalya takıp gezdirecek, az kaldı.Zannetmiyorum ki hiç bir kadın doğum kontrol yöntemi olarak kürtajı kullansın.İçinde taşıdığı canı keyfi nedenlerle yok etsin.
    Bir erkek çocuk annesi olarak, yazından önce de sık sık düşündüğüm konudur çocuk yetiştirme sorumluluğu.Tamamen ellerinde şekil alan bir birey çok ama çok büyük bir sorumluluk.Ben çocuğuma yalanın kötülüğünü, dürüstlüğü, iyi insan olmanın yollarını kendimce göstermeye çalışırken, korkular da yaşamıyor değilim.Hangi dünyaya yetiştiriyoruz biz bu çocukları.Dışarı çıktığında nice hırsızlar, yalancılar, yüzüne gülüp arkadan iş çevirenlerle (en nefret ettiğim grup) karşılaşacak.Nasıl kendini savunacak.Bütün kötülüğün üstünü iyilikle örtmek sadece filmlerde oluyor maalesef.

    En basitinden etrafımda görüyorum ki ilkokul öğrencilerinin performans ödevlerini aileler yapıyor.Bu nasıl zihniyettir anlamıyorum.Bırak çocuk yapsın dediğimde, ama kötü not alır herkesin ailesi yapıyo dendi mi de uyuz oluyorum.Len hadi yardım edersin tamam, çocuğun ödevini niye sen yapacaksın.Bırak kötü not alsın ama kendi yapsın diyorum.Olmaaz nasıl geri kalır.Öğretmen anlamıyo mu diyorum.Anlıyordur ama birşey söylemiyor diyor. Üstüne bir de söyleniyor çocuğa, bir haftadır bekliyo yapmıyo ödevi diye.Kusura bakma ama niye yapsın.Ben de bulsaydım öyle anne ben de yapmazdım.

    Çok ciddi oldu bu da yaa. Ama herbokolog benzetmene bayıldım.Süper süper süper🙂 Özellikle Hıncal Uluç şu memlekette ne iş yapar merak ederim : Gazeteci, yazar, futbol yorumcusu, entellektüel, güzellik yarışmalarının aranan jürisi, söz yazarı. Aklıma gelenler bunlar kısaca herbokolog!
    Ellerine Sağlık, sayende içimi döktüm 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      Ah Deniz’im, hiç sorma, nasıl dolmuşsam o kadar saydırdığım halde hâlâ yüreğim soğumadı… Ne kadar okumuş olursa olsun hâlâ bu zihniyette olan insanların varlığı ise apayrı bir kabus… Şimdi bir de kürtaj meselesi çıktı, ne güzel demişsin, resmen tecavüzcüyü başımıza tac edecekler! Hangi kadın kendi çocuğunu öldürmek ister ki, o da bambaşka bir konu. Ama bu gerizekâlılara sorsan kürtaj olanlar güle oynaya yapıyor bu işi. Te alllaam yaa, gel de katil olma!

      Çocuk yetiştirme sorumluluğu benim de sıkça düşündüğüm, hâlâ göze alamadığım, çok ağır bir sorumluluk gerçekten… Ama benim sana inancım tam, sen bu kötü dünyada bile dimdik durabilen, saygılı, dürüst ve iyi bir insan olarak yetiştireceksin oğlunu, akıllı arkadaşım benim🙂 Performans ödevi olayı ne saçmaymış yahuu, aileler resmen kendileri yarışıyorlar, çocuğa da kendi işini başkasının üstüne atma huyunu aşılıyorlar, ne fena! Piii… Benim annem kendi ödevlerimi eşşek gibi bana yaptırtırdı, meğer şimdiki zamanda çocuk olmak varmış😀😀

      Herbokolog lafı bana ait değil, ekşi sözlükte falan sıkça kullanılan bir laf, ordan hatırladım😀😀 Ama Hıncal gibilere cuk oturmuyor mu, ahaha😀

      İyi ettin de içini döktün, ohhh, yarasın!😀😀 Öperim yanacıklarından ^^

  4. canlina dedi ki:

    Toplumsal cinsiyettir yok kadın böyle olmalı erkek böyle olmalıdır diye o kadar çok konuşuldu ki bu konu bu yıl okulda artık başıma ağrılar girdi resmen.İki farklı kutup var birer cümle ezberlemişler karşıdakini de dinler gibi yapıp kendileri konuşmaya başlıyorlar.

    ”Bu açıdan özellikle annelere çok iş düşüyor sevgili arkadaşlar.” evet düşüyor ama onlar bile anlamıyor ki!İngilizce kitabında bir para vardı ev işlerini erkek ve kadın paylaşsın diye bir ülke yasa çıkarmayı düşünüyormuş falan diye…Hadi erkeklerin çoğu bunu reddediyor ama sınıftaki kızların yarısı da böyle düşününce sinirlendim.Normalde insanlarla tartışmaya girmem özellikle böyle konularda çünkü ben ne desem de onlar kendi bildiklerini savunmaya devam edecekler ben de kendimi yormuş boşuna üzmüş olacağım ama yine de birkaç bir şey söyledim.Ayrıca bu durum sadece bizim sınıfla kalsa iyi başka bir derste de bununla ilgili bir istatistik vardı kadınların nerdeyse yarısı ev işlerine erkeklerin karışmasını istemiyor.Bunun dışında daha dün bir kız arkadaşım kızlar ailesinden uzakta okumamalı dedi.Onlar yok diye farklı davranıyorlarmış hiçbir şeyi sallamıyorlarmış.Ama aynı şey erkekler için geçerli değil di mi?Çünkü onlar zaten hiçbir zaman kısıtlanmıyorlar.Cidden anlamıyorum!

    Yorumlara da şöyle bir baktım da ödevleri yapma mevzusu..Aynı şeyi kuzenime yapıyorlar sınıfta kalmasın diye çocuğun bütün ödevlerini annesi hazırlıyor nerdeyse yapamadığında da bizden istiyor iyi ben yapayım da bunun ona bir yararı olmaz diye kaç kez konuştum ama yok sınıfta kalırmış olur muymuş öyle şey?Hiçbir sorumluluk almayıp sınıf geçmesindense kalması daha iyi dedim bu seferde ‘Sen anne olunca anlarsın.’ diyorlar.

    Yani bu benim yazdıklarım senin bahsettiğin her şey bir kısır döngü içinde dönüp dönüp duruyor.A konuşuyor B konuşuyor kimse diğerinin dediğini umursamıyor.Allah sonumuzu hayır etsin.

    Yanlış hatırlamıyorsam NÇ olayında sorumlular doğru dürüst bir ceza almamıştı ama bunu kamuoyuna duyurdu diye bir gazeteciye dava açıldı.Ne güzel değil mi?Hep böyle devam edelim biz.Annem geçenlerde dizi izlerken bu diziler çok saçma şu adamlar kaç kişiyi öldürdü peşlerinde bir polis bile yok şu çocuk birini vurdu her yerde polis bunu arıyor demişti.O zaman fark etmemiştim ama şimdi anladım adamlar gayet mantıklı bir dizi çekiyorlarmış ki!

    Bir de ben bu yüzden yazıları okuyup okuyup yorum yapmadan gidiyorum ki yazmaya başlayınca zor duruyorum bazen..

    • hikaruivy dedi ki:

      kadınların kendileri bile çoğu kez içten içe toplum normlarını kabullendiği için eşitsizlik durumlarına tepki göstermiyorlar, çok haklısın. ev işlerini yarı yarıya paylaşmanın neresi yanlış, erkekler bunu neden erkekliklerine hakaret olarak algılıyor, gerçekten anlayamıyorum. halbuki günümüz dünyasında kadın da dışarıda bir işte çalışıyorsa en az erkek kadar yoruluyordur! işine karışılmasını istemeyen o kızları ben evlendikten sonra göreceğim, nasıl şikayet edecekler!😀😀 kızların uzakta okuyunca farklı davranması da birdenbire baskılardan kurtulan insanın kabak çiçeği gibi açılması durumu işte; ne kadar acı…

      kısır döngü içerisinde olduğumuza katılıyorum ama en azından kendi çevremizden başlayarak bu eşitsizliği düzeltebiliriz diye ummadan da edemiyorum🙂 mesela ben şahsen kızımla oğluma eşit davranacağım; bunu her daim böyle düşünmüşümdür. kız akşam 8’de evde olmak zorundaysa oğlan da öyle yapmak zorunda kardeşim! ya da oğlana 12’ye kadar izin veriyorsam kıza da öyle yapacağım. toplum baskısına aldıracak değilim, benim için kız çocuk da erkek çocuk da eşit ölçüde edepli ve terbiyeli, ve eşit ölçüde özgür olacaktır, nokta!😀

      NÇ olayında gazetecinin ceza alması da neymiş öyle??? duymamıştım. saçmalığın daniskası!

      ellerine sağlık canım, çok doğru şeylere değinmişsin sen de.

  5. harmonyhalmeoni dedi ki:

    Unni söylediğin bütün her şeye kelimesi kelimesine katılıyorum.

    Ukalalık gerçekten iğrenç bir durum, zaten sen yeterince anlatmışsın ve eziklik daha fena. Dediğin gibi, bir kadın kendi ayakları üzerinde durmalı! Ben mesela, lisede sevgili olaylarına sıcak bakmıyorum ve bu yaşta (daha doğrusu bu devirde) sevgilim olmasını asla istemiyorum. Çıkma teklifleri, canım-cicim-aşkım muhabbetleri öylesine saçma ve banal geliyor ki anlatamam. Bak mesela sizin zamanınızda her şeyin bir sınırı, bir adabı usülü varmış. Şimdiki erkeklere bakıyorum, yok yani, hepsinin aklı bir taraflarında. Kadınları sadece obje gibi görüyorlar. Buradan bütün kızlara sesleniyorum, isteyen dinler istemeyen dinlemez. Bu devrin erkeklerine güvenmeyin, kalmadı o Yeşilçam filmlerindeki evcil erkekler. Eğer bir kadının ekonomik özgürlüğü yoksa, erkeğe bağımlı yaşıyorsa o kadın dövülür de, öldürülür de. (iğrenç bir durum ama gerçek) Eğer ki eliniz ekmek tutmuyorsa ikinci gün kapının önünde bulursunuz kendinizi, demedi demeyin. Eğer ki bu yolu kadın, kendisi seçtiyse, yani aile “oku” deyip de yok o illa kocaya kaçtıysa diyeceğim bir şey yok, görünen köy kılavuz istemez. Ama yok, aile okutmayıp da kızı satıyorsa (ki buna her dakika şahit oluyoruz) işte o zaman işler değişir! Bu haberler yüzünden tepem atıyor zaten benim de. O çocukların suçu ne günahı ne, bir ağız eksilsin diye kocaya veriliyorlar, madem bir boğaz eksiltme derdindesin o zaman hiç doğurma. Yazık günah.

    Kürtaj konusu var bir de. Sanki çok basit bir şeymiş gibi.. Bir kadın kendi canından bedeninden bir parça kopsun ister mi? Sanki severek yapılıyormuş gibi bir izlenim var. Kürtaj denilen şey manikür pedikür değil sayın bakanlar, bir kere bunu iyi bilin. Bir kadın isteyerek yaptırmıyor bunu, zorunda kalıyor. Tecavüzcüler suçsuzmuş gibi gösterilip kadına tüm suçun yüklenmesiyse akıl kârı değil, kaç kez baktım şaka yapıyorlar herhalde diye, gayet ciddiler, şaşkınlıktan ağzım beş karış açık yani. Ne güzel demişsin: “Tecavüz eden değil edilen namussuz” anlayışı hakim. Ne münasebet ya, tecavüze uğrayan kadının suçu ne!! Ha bir de dilimizde yer etmiş bir deyim var, yakında bunu da söylerlerse hiç şaşırmam: “dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek gelmez” İşte bu söz bizim lugatımızda olduğu sürece biz ne söylersek söyleyelim boş. Bir yorumcu demiş: Türkçe’de sözlerimize, dilimize yapışmış deyimler var. Ve bu deyimler kadınları aşağıladıkça aşağılıyor. Birazcık Tarih okusalar kadınlar aslında erkeklerden daha da üstün olduğumuz anaerkil (Orta Asya) toplumlarını görecekler, ipleri erkeklerin eline verdiğimiz an bittik biz, bir daha toparlamamız da zor, çok zor.

    Ve ödevleri aileye yaptırma konusunda birinci ağızdan dinlemek isteyenlere de söyleyeceklerim var. Ben ilkokul 4. sınıfken hocamız yığınla ödev verirdi, tembeller sırası, çalışkanlar sırası diye ayırmıştı bizi. Ödevleri herkesin ailesi yapardı. Ablam o zamanlar üniversite okuyordu, bizimle değildi, annem ve babam da klasik matematik filan gibi dersler görmüş insanlar, modern konular filan onlara uzak. Sonuç olarak gece 2-3’lere kadar oturup ödev yaptığımı bilirim. Küçücük ellerimin su topladığını bilirim! Ve her gün hocamdan azar işitirdim, neden benim ödevim şunun şunun ödevinden kötüymüş, ben beceriksiz aptalın tekiymişim. Bir gün ağlayarak eve geldiğimi hatırlıyorum, tembeller sırasına atılmıştım ve öğretmenim defterime not yazmıştı anneme okutmam için. Utancımdan yerin dibine geçmiştim, annem babam benimle gurur duymayacak artık diye. Ama annem bana kızmadı, işten izin alıp okula gitmişti, öğretmenimle konuşmuştu. Aralarında geçen konuşmayı bilmiyorum ama o günden sonra ödevlerime kulp takmayı kesmişti kadın. Ama her zaman için o günler travma olarak kalacak bende.

    Görüşürüz unni, yazın çok bilgilendirici ve güzeldi.

    • hikaruivy dedi ki:

      sağol canım, senin gibi gençlerin varlığı geleceğe dair umutlarımı artırıyor! gerçekten!😀😀

      lisede sevgili olayı, belli sınırlar dahilinde güzel… ama dediğin gibi erkek çocuklarına, hele de o yaşlarda güven olmuyor😀😀 karşındaki seni üzecek, zaten bin türlü dertle boğuşurken bir de o sıkıntı yaratacaksa hiç gerek yok…

      “Eğer bir kadının ekonomik özgürlüğü yoksa, erkeğe bağımlı yaşıyorsa o kadın dövülür de, öldürülür de.” kesinlikle doğru! o yüzden kız çocuklarının okuması (ya da hiç değilse kuaförlük, terzilik gibi kolunda bir altın bileziği olması) çok ama çok daha önemli! kız çocuklarının satılması konusunda tüm sözcüklerim tükeniyor… ünzile şarkısı geliyor aklıma ve boğazım düğümleniyor… ah elimizden bir şeyler gelse keşke…

      kürtaj ve tecavüz konusunda söylediklerin o kadar doğru ki! “dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek gelmez” ah bu lafı uyduranı bulursam ümüğünü sıkacağım! gerzek! bir zamanlar kadınlarına, bir fermanın geçerli olabilmesi için kağanın imzası yanında katun’un (kağanın eşinin) de imzası gerekecek kadar değer veren bir toplumken şimdi bu hallere düşmüş olmamız çok acıklı gerçekten…

      ödevler konusunda ilk ağızdan aktardıkların çok aydınlatıcı olmuş. o öğretmeninin de alacağı olsun, çocuk kendisi yapıyor diye takdir edeceği yerde bir de küçük düşürmeye çalıştı demek! nasıl öğretmen yapıyorlar bunları anlamıyorum, hiç mi psikoloji eğitimi almadınız ulan?? ah canım benim yaa… neyse, kendi başına halletmiş olman da çok büyük bir şey bence, o arkadaşlarından bir adım öndesin😉

  6. Amerikadaki takipcin.... dedi ki:

    Valla Hikaru ablacim ellerine saglik yine dokturmussun!Yine super bilgilendirici olmus yazin.Kurtaj konusunda burada bir amerikali arkadasimla konustum bana soyledigi laf su oldu “Yahu bu kadinin secimidir devlet nicin karisiyor ki cok yanlis yapiyor sizin hukumet!” dedi.Yani oyle sinir oluyorum ki bu geri zekali kurtaj yanlisi konusmalara yok yani boyle birsey!Ezikler konusunda da cok haklisin bende sonradan kendime geldim ve ne zaman bir kadin kendini gelistirmeye baslarsa o oranlada da ozguveni artiyor.Bu da onu yenilmez kiliyor.Bunu anladim ben ve simdi cok mutluyum.Ukalalar ve seksistlerde cok sinir bozucu kesinlikle!Benimde nefretimsiniz arkadas!Sonuna kadar arkandayim Hikaru abla!

    • hikaruivy dedi ki:

      sağol canım benim, kürtaj konusunda amerikalıların bile diline düştük desene!😛 kesinlikle haklısın, bir kadın kendini geliştirmeye başladığı anda özgüveni de artmaya başlıyor. bazılarının kadınları cahil bırakmaya çalışması da bu yüzden zaten… bir ara yine konuşalım, çok öpüyorum seni ^^

  7. masalevi dedi ki:

    ellerine sağlık Hikarum, çerçeveletilip duvara asılacak bi yazı yazmışsın dönüp dönüp tekrar okudum:) kız erkek ayrımcılığının ne olduğunu çok iyi bilirim, 4 kız kardeşim var ve Türkiye’de bunu duyan insanların bile verdiği ilk tepki nedir bilirsin: aa oğlan olmadı mı vah vah!! sırf bu yüzden hep bi kendini kanıtlama telaşı var tanıdığım tüm kızlarda. toplum bize böyle baktıkça bileniyoruz sanki, stresli telaşlı acayip insanlar olmaya başlıyoruz. sonra yok efendim kızlar tripli kızlar bik bik bik… ulan bizdeki sorunların yüzde 5i bile yok üstünüzde bi konuşmayın yaa.. ve kadına değer veren erkek meselesinde o kadar haklısın ki yine tecrübelerimle biliyorum, senin değersiz olduğunu düşünen erkek kendinde her hakkı görüyor. bi de şu sezaryen kürtaj meselesi var ona yorum bile yapmıyorum artık, kadının bedenini dillerine dolamışlar sanki siyaset yapacak başka mesele kalmadı, yazık yaa acıyorum.. bu küflü beyinlerle bu ülkede kadın olarak yaşamak o kadar zor ki..

    aylar sonra internete girer girmez bloğuna daldım ama yine çıkmak zorundayım😦 tekrar görüşmek üzere kuzum^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @masal: senin de ellerine sağlık kuzum, bu ayrımcılığı en yakından gözlemlemiş biri olarak ne kadar doğru şeyler yazmışsın! kendini kanıtlama çabası ve doğal bir eziklik içerisinde olduğumuz doğru… hatta nasıl davranması gerektiğini bilemeyen, şaşkın yaratıklar oluyoruz çoğu zaman: erkeklere gülümsersen yanlış anlarlar, gülümsemezsen soğuk, kendini beğenmiş bitch olursun, vs. vs. sonra bir de gelip “türk kızı şöyle… türk kızı böyle” diye ahkam kesmiyorlar mı, deli oluyorum!

      bi de bu aralar çok özlettin kendini; neden blogda yoksun?😦 twitter’a falan daha sık gel olma mı yav?🙂

  8. Esra dedi ki:

    Aaah ne iyi yazmışsın kadınlar ve erkekler, tabi ki de aramizda farkliliklar olacak, biz kadınların dahi kendi aramızda farkliliklar var, bazi seyleri iyi yapabilcez bazilarini yapamiycaz ama bu demek değil ki biz sırf iki üç kilo kaldıramadık diye eksik insan ya da karı olucaz ama bu konuda erkeklerden daha çok kadınların suçu var sen ne yetiştirirsen o oluyo anne olmak bence çocuğun eline her istedigini vermekle ya da onu hatasız olarak gormekle olmaz
    mesela mr. Bilmemne reklamlarında bile beynimize beynimize sokuyolar kadın erkeksiz bisey yapamaz erkek güctür diye! Ailesinin kadına yüzünden yurtdışında okumayı cok isteyen ama gidemeyen hatta bunu artık hayal bile etmeyen kızdan dinlediniz

    • hikaruivy dedi ki:

      kesinlikle öyle: anneler erkek çocuklarını fazlaa pohpohladıkları için oluyor bunlar hep… reklam dünyası ve medya da bu anlayışı pompalamaya devam ediyor ne yazık ki…😦 inşallah hayallerin gerçek olur; hayatta insanın karşısına neler neler çıkıyor, sen yeter ki umut etmekten ve bu yönde elinden geleni yapmaktan vazgeçme e mi tatlım?😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s