Modern Family – Karmakarışık ama şeker mi şeker bir aile

Şimdi size son zamanlarda en çok sevdiğim Amerikan sitcom’unu anlatmak istiyorum. Bu diziyi iki hafta kadar önce keşfettim ve ilk iki sezonunu yutarcasına izledim. Şimdi üçe başlayacağım ama resmen kıyamıyorum. O kadar tatlı ki, bitmesin diye gıdım gıdım izlemek geliyor içimden. Ve izlemeyenler için üzülmeye başladım; çünkü neler kaçırıyorlar haberleri yok…

Bu kadar övgüden sonra gelelim diziyi anlatmaya: Modern Family, adından da anlaşılacağı gibi bir aile dizisi. Üç tane çekirdek aileyi anlatıyor: Birinci ailemiz Dunphy’ler: Çocuklarıyla arkadaş olmaya çalışan, acayip şapşal ve şeker bir baba (Phil), bu babanın varlığında biraz da mecburen ailenin otoritesi rolünü üstlenmiş olan, control freak bir anne (Claire), en büyük kız güzel, popüler ve biraz da boş kafalı Haley, ortanca kızımız nerd Alex, ve son olarak da saf ve şirin ötesi bir oğlancık olan Luke’dan oluşuyor bu aile. İkinci ailemiz, Pritchett’lar: 60’larında bir adam olan Jay (ki kendisi biz 90’lar çocukları için her zaman Al Bundy’dir), onun Kolombiya asıllı genç ve güzel karısı Gloria ile Gloria’nın ilk eşinden olan oğlu Manny’den mürekkep bir aile bu. Ve nihayet üçüncü ailemiz gay çift Mitchell ve Cameron ile onların Vietnam’dan evlat
edindikleri (her Asyalı bebek gibi inanılmaz şirin olan) Lily bebekten oluşuyor. Son olarak, aslında bu üç çekirdek aile, kocaman geniş bir aileyi oluşturuyorlar ama bunun nasıl olduğunu anlatıp izlemeyenler için sürprizi bozmayayım şimdi 🙂

Konu, yani tüm dizinin üç aile üzerine kurulu olması ilk bakışta çok çekici gelmemiş olabilir, ama olaylar öyle doğal, karakterler öyle komik ki, bir defa izlemeye başlayınca sevmemeniz mümkün değil. Ve son derece temiz, son derece naif bir yapım bu: Entrika yok, aldatma yok, bel altı espriler ya da seks üzerine kurulu kirli ilişkiler yok. Tam bir aile dizisi. Ve karakterlerin her biri inanılmaz tatlı. O kadar ki, sevmediğim tek bir adam bile yok koca dizide. Hepsini alıp bağrıma basmak istiyorum; bu kadar şirin insanlar olamaz! Hatta başta sarışın anne Claire ile Kolombiyalı tombik oğlan Manny’ye ısınamamıştım ama ilk sezonun ilk bölümlerinin birinde bu ikilinin bir dertleşme sahnesi vardı ki, koptum yemin ediyorum! 10 yaşındaki bir oğlanla dertleşen koskoca bir kadın, ve ona ciddi ciddi akıl veren büyümüş de küçülmüş bir oğlan çocuğu! Acayip komik ve şekerdi. Manny o bölümden sonra uzunca bir süre favorim oldu; tipine bakmadan her bölüm başka bir kıza aşık olması da cabası; seni gidi minik çapkın Latin seni! 😀 Ayrıca nerdeyse her bölüm en sevdiğim karakter değişiyor; Manny’den başka annesi Gloria’nın da hastasıyım: Yaşlı bir adamla evlenen böylesine genç ve taş bir hatunun para peşinde olmasını beklersiniz değil mi? Oysa Gloria beni Jay’i gerçekten sevdiğine çoktan ikna etti bile; onun o seksiliğinin yanındaki Latin samimiyetine (cazgırlığı da diyebiliriz :D), anadili İspanyolca olanlarda görülen o şirin aksanına ve sevgi dolu anneliğine bayılıyorum! Phil Dunphy büyümemiş çocuk tavırlarıyla zaten favorilerimden biri; oğlu Luke’un çocuksu saflığı da tam ona çekmiş! Haley ve Alex de birbirlerinden şekerler. Ve bir de Haley’nin erkek arkadaşı, saflıkta Luke’la yarışan Dylan’ımız var ki mallıklarıyla (ve kıza yazdığı birbirinden anlamsız şarkılarla) gülmekten öldürüyor 😀 Son olarak nispeten normal (!) bir insan olan Mitchell’ın aksine tam bir gay olan Cameron’ı da sevmemek mümkün değil: Daha ilk bölümden evlat edindikleri Lily’yi aileye tanıtırken Aslan Kral’daki sahneyi sergileyerek ekran karşısında tepine tepine gülmeme neden olmuş, tam bir drama queen olduğunu kanıtlamıştı. Çok tatlı yaaaa! 😀 😀

Dizinin bir başka güzelliği ise hiç gülme efekti olmaması ve mockumentary tarzında çekilimesi. Bu tarzı başka dizilerden de hatırlarsınız, The Office ya da Arrested development’tan mesela: Dizi karakterlerinin doğal yaşamı anlatılırken birdenbire araya onlarla röportaj yapılıyormuşçasına bir sahne giriyor ve karakter, az önce yaşadığı olayla ilgili kendi düşüncelerini seyirciye anlatmaya başlıyor. Hatta arada bir dizide olaylar akarken de karakterler kameraya bakış atıyorlar. Ama bu olay fazla abartılmıyor; yani doğallık hiç bozulmuyor, gerçekten de ailelerin gerçek yaşamına tanık oluyor gibiyiz. Zaten diziyi sıcak ve içten yapan şeylerden biri de bu.

İki sezon boyunca koptuğum çok sayıda sahne oldu. Ama 2×19’daki ilan olayına güldüğüm kadar hiçbir şeye gülmedim sanıyorum. Olay şöyle: Emlak işiyle uğraşan Phil Dunphy, güven verici görünmek için ailece resimlerinin olduğu ilanlar hazırlatır ve üzerine: “siz tatmin olmadan ben de tatmin olmam (I can’t be satisfied until you are satisfied)” yazdırır. Sonra bu ilanın büyük boy halini karavanlarının üzerine yapıştırır. Ama maybaş Phil’in fark etmediği bir şey vardır ki, ilanın “I can’t be satisfied” yazan kısmı sadece karısının resminin olduğu sol tarafta kalmıştır; en büyük kız Haley’nin resmi ise arabanın sağ yüzünde “let me make your dreams come true” yazısı eşliğinde gezinmektedir! 😀 😀 Üstelik Claire ve Haley bu karavanla gün boyu şehrin sokaklarında gezer, kendilerine korna çalıp duran adamlara anlam veremezler. Bakın şöyle bir resim:

Hâlâ aklıma geldikçe gülüyorum yaa, sen ne mal bir insansın Phil kardeşim?? Ayrıca Allah’tan Türkiye’de yaşamıyorsunuz, yoksa öyle bir ilanla şehrin sokaklarında gezeceksin de akşama sağ çıkacaksın, valla yaklaşık yetmiş yedi kere Fatmagül’e dönüşürdünüz sevgili Claire ve Haley bacılarım…

Son olarak diziyi izlerken gay’lere bakış açımda ciddi bir yumuşama olduğunu fark ettim: Eskiden çocuk evlat edinmelerine çocuğun ileride yaşayacağı problemleri düşünerek karşı çıkardım, ama evlat edinecek çiftin Cameron-Mitchell gibi pek çok anne-babadan daha iyi bir çift olabileceği gerçeğini hiç düşünmemiştim. Şimdi ben yetimhane görevlisi olsam ve böyle bir gay couple bana gelip bebek evlat edinmek istediklerini söylese şirinlikleri yüzünden aynen şu tepkiyi veririm:

Ve nihayet bu dizinin daha 2. sezonunda Emmy ödüllerini silip süpürdüğünü söyleyerek yazımızı bitirelim. İzleyin dostlar: Hem çok komik, hem de yüreğinizi sımsıcak yapacak bir dizi bu. Sevdiğiniz ve aileniz yaptığınız insanların kıymetini belki biraz daha iyi anlamanızı da sağlayabilir; tıpkı Gloria’nın söylediği gibi:

“Maybe we are who we are because of the people we are with, or maybe we just pick the people we need. However it works, when you find each other, you should never let go.”

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Yabancı Dizi içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Modern Family – Karmakarışık ama şeker mi şeker bir aile

  1. makinosev dedi ki:

    ilk bölümü izledim 😀 izlediğim site inanılmaz yavaştı yoksa bir oturuşta bir laç bölüm izlenebilecek bir dizi, bende ilk bölümle kalmayıp diğer bölümleri de izleyeceğim en yakın zamanda 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s