Şu Dağlarda Kar Olsaydım, Olsaydım…

Valla arkadaşlar, ben bu mim’den kaçmak için çok çabaladım. Mikal Zia‘yla Harmony‘ye “kusura bakmayın kızlar ama ben bunu yapmasam olur mu?” diye çizmeli kedi gözleriyle baktım, onlar da sağolsunlar beni bu işten azlettiler. Ama Deniz de aynı mimi bana gönderince artık kaderden kaçılmayacağını anladım, “amor fati” felsefesi gereğince “fesupanallah, bu neymiş ulan, bumerang gibi yolla yolla geri geliyo… yapıp da kurtulayım bari!” dedim 😀 Bu arada bir gol haberi de Bursa’dan, ehem yani bir mim haberi de Asiruh‘tan geliyor, ve madem öyle, ben de mimleri birleştiriyorum (bu arada ne çok mim dedim yav? tiksindim be!) İşte size “kim lan bu hikaruivy?” dediğiniz zaman açıp okumalık, son derece Freudyen bir karakter analizi:

Yemek Olsan Hangisi Olurdun?

Valla bu soruya şahane bir hünkâr beğendi, bol tereyağlı bir iskender kebap, ya da Türk mutfağının diğer kral yemeklerinden birini söylemek vardı ama ben olsam olsam limonlu dondurma olurum. Nedeni de çok belli: Özümde tatlı bir insanımdır ama biraz ekşi (uyuz yani) bir yanım da vardır. Sevgilim beni “yani hep tatlı hep tatlı olsan bi yerden sonra bayardın hayatım, ama şimdi mayhoş bir yiyecek gibisin” diye teselli eder (laf aramızda bayaa romantiktir bizim oğlan). Hatta şu “huysuz ve tatlı kadın” şarkısı bana yazılmış olabilir, evet 😀

Müzik aleti olsan ne olurdun?

Burada pek sürpriz yok, (klasik ya da akustik) gitar olurdum ben. Pop, soft rock ve türküleri (poplaşmış versiyonlarını) çok güzel çalardım. Ayrıca gayet de gitar şeklindeyim, eheh 😀 İleride de böyle kalmayı umuyor, Allah korusun uda falan dönüşmek istemiyorum o_O

Araba Olsan Hangi Araba Olurdun?

Mini Cooper. Ya da bir başka üst-orta markanın ufak tefek bir modeli. Zengin bebesi olsam Mustang, Corvette, Lamborghini bile olurdum ama kader utansın 😛

Aylardan Hangisi Olurdun?

Nisan, çünkü neşeli, rengârenk, ılık bir ay bu. Ama aynı zamanda da sulu gözlü (nisan yağmurları diye özel bi yağmur çeşidi bile var daha noolsun? :P) Ahan da ben 😀

Ayakkabı Olsan Hangisi Olurdun?

Kibar ama rahat bir şeyler olurdum. Şu ikisinden biri mesela:

Kıyafet Olsan Ne Olurdun?

Google ya da wikipedia elbisesi.

Ama özel bir kıyafet seçebiliyorsak SJK’nin gözlüğü olurdum; gözleri her baktığı yerde önce beni görsün diye (öeehhh! kendimden tiksindim şu anda yemin ediyorum, ultra ergensin hikaru!) 😀 😀 😀

Renk Olsan Ne Olurdun?

Turkuaz. Mavi ve yeşili vazgeçemeyecek kadar çok severim. Ayrıca sakinliğin ve huzurun renkleridir ki en yakın arkadaşlarıma “5 kelimeyle hikaru’yu tarif et” derseniz söyleyecekleri kelimelerden biri de “sakin” olacaktır. Son olarak turkuaz’ın türk rengi olması gibi bir durum var (turquoise), bu da seçimimde etkili oldu.

Hayvan Olsan Hangisi Olurdun?

Tam bir kedi olurdum. Açık ve net. Hatta ben zaten kediyim, en azından en yakınlarıma karşı. Acıktığım zaman Burak’a aynen şu hareketi yapıyorum (ve işe yarıyor, hehe):

Şu an okuduğun kitabın 137. sayfasında ne var?

En saçma soru da bu olmuş. Hayır kitabın ortasından birkaç satır yazınca ne anlaşılacak merak ediyorum… Aslında şu anda The Tea Lords okuyorum ama İngilizce bir romandansa bir önce okuduğum “Solucanlara Piyano Çalan Adam”n 137. sayfasında yazanları buraya eklemenin daha mantıklı olacağını düşündüm. Hadi yine iyisiniz, 137. sayfada çok tatlı bir muhabbet var (ayrıca blogun ruhuna çok yakıştı):

Ne kadar ilginçtir, biz Türklerin aksine Çinliler çayı yemekle birlikte içer. Bizim içtiğimiz çay fermantasyondan geçmiştir, onlar ise yeşil çayı tercih eder. Bir kısım İngiliz çayı sütle karıştırarak içer. Çaydan daha çok kahveyi tercih eden Amerikalılar ise yazları buzlu çay içer. Çayın anavatanı Çin, ama Japonlar çay içmeyi neredeyse kutsal bir görev gibi algılar. Çay Japonya’ya 9. yy’da gelmiş ve önce mabetlerde ilaç olarak kullanılmış. 15. yüzyılda Zen budistlerin gözünde bir inanç simgesi haline gelmiş olan çay, yine o zamanlarda zengin veya fakir herkesin girebileceği, bizim kahvehanelere benzeyen mekanlarda içilmeye başlanmış.

Çay açısından bizler çok şanslıyız; hem ülkemizde bol miktarda yetişiyor, hem de fiyatlar her keseye uygun. Geçenlerde kahvaltımı yaparken TV’de Nobellerin kimlere verildiği açıklanıyordu. “Haksızlık” dedim kendi kendime, çay içmeyi keşfeden adama ödül vermeyi bir yana bırakın, kim olduğunu bile bilmiyoruz. Bir adım daha ileri gidersek, acaba karnıyarık veya imambayıldıyı ilk kez kim pişirdi? Batı ülkelerinde savaşta kaybolanların anısına “Meçhul Asker” heykeli dikilir ama her nedense “Meçhul Kâşifler” için bırakın heykeli, büst bile yapılmadığı bir gerçek…

Bu satırları kim mi yazmış? Harika bir adam olan Sargun (Tont) hoca. Hiç dersini almamakla birlikte (izci topluluğu sağolsun) kendisiyle tanışma şansım olmuştu; bilimi popüler hale getirip geniş halk kitlelerinin ilgisini çekmeye uğraşan tatlı mı tatlı hocalardan biridir… Bu kitabı da daha önce okuduğum “Sulak bir Gezegenden Öyküler” kitabı kadar iyiydi; okumadıysanız ikisini de hararetle tavsiye ediyorum.

Gelelim Asiruh’tan gelen mim’e. Oldukça kişisel bir mim:

Ne Olmak İsterdin?

Yazar ya da oyuncu. Çünkü yalnız bu iki meslekteki insanlar tek bir hayat içinde binlerce hayat yaşama lüksüne sahiptir.

Asla yapamam benden olmaz dediğin meslekler nelerdir?

Yazar ya da oyuncu. Ahaha, şaka şaka, ilk soruya istinaden geyik yaptım 😀 Tamam benden bir Dostoyevski çıkmaz elbette ama bir Tuna Kiremitçi, bir Hande Altaylı falan da çıkar yani 🙂 🙂 Oyunculuğa gelince, arasına reklam alacak kadar replikler arasında es veren Tuba Büyüküstün bile oyuncu diye anılıyorsa benden de haydi haydi oyuncu olur (ama Türkiye ikinci bir Tuba Büyüküstün vakasını kaldıramaz, orası ayrı 😀 :D) Ben asıl ne olamazdım biliyor musunuz, satış mümessili ya da avukat. Hatta genelleyelim, çen çen çene isteyen hiçbir mesleği yapamam; çünkü hayatımda hiçbir zaman çenesi kuvvetli biri olmadım. Çaçaron değilim, öfkelenince bağırıp çağırmayı çatır çutur kavga etmeyi bırak, kilitlenip kalırım. O yüzden böyle meslekleri bi geçiceksin anacım.

Çocuk mu Kariyer mi?

Ee ikisi birden olmuyor mu? Hani çocuk da yapıyorduk kariyer de?? Kandırdınız mı ulen beni??

Şimdilik kariyer, ama hayatımın ileri bir döneminde çocuk da isterim tabii ki. Zaten babam da baskı yapıp duruyo, haha (üç çocuk mevzusu kendisinin başbakanımızla aynı fikirde olduğu tek konudur da…) Hem ayrıca uygarlığımızın gelişmesi için genlerimin gelecek kuşaklara aktarılması lâzım; yazık diil mi, israf mı olsun bu güzelim genler?? 😛

Eşinin Hangi Mesleği Yapmasını İsterdin?

Valla yönetmen olaydı eyiydi… Şöyle SJK’yle benim başrolünü paylaştığımız bir kdrama çekerdi (ahan da kendimi Kate Winslet, kocayı Sam Mendes yaptım bile…) Hadi o olmadı; bari yapımcı falan olaydı de mi? Yooook, nerdeeee?? Gül gibi senaryolarım heba oldu gitti; daha biz My Lovely Roommate çekecek, Koreli oğlanları Türk kızlarına alacağdık… İşte kendin gibi züğürt bir doktora öğrencisi alırsan olacağı bu… 😛 😀

Bitti. Bu mim’i kimseye paslamıyorum. İsteyen üstüne alınsın kardeşim, yok benden pas-mas. Zaten paslayınca da yapmıyosunuz, böhüee. Ağlamıyorum, gözüme bişi kaçtı…

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kişisel, mim içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

20 Responses to Şu Dağlarda Kar Olsaydım, Olsaydım…

  1. güzzi dedi ki:

    Tuna Kiremitçi çıkarsa ne duruyorsun yahu?! Hemen geçir kot pantolon, mavi gömlek üzeri yeşil kadife ceketini yaz bir kitap ^^ Ah ne yakışıklıdır Tuna, kitabın sırtına bakmaktan okuyamaz insan… Neyse ortalığa salyalarımı daha fazla akıtmayayım.
    “Ama özel bir kıyafet seçebiliyorsak SJK’nin gözlüğü olurdum; gözleri her baktığı yerde önce beni görsün diye” ahauahuahuahau XD Castin Biberle Mayli Sayrıs çıkıyi diyiler ne diyorsun bu konuya XD
    “Hem ayrıca uygarlığımızın gelişmesi için genlerimin gelecek kuşaklara aktarılması lâzım; yazık diil mi, israf mı olsun bu güzelim genler??”
    Ben de aynen senin gibi düşünüyorum 😀 Üstün ırka ulaşmak için çocuk yapmalıyız bol bol XD

    • hikaruivy dedi ki:

      @güzzi: öhömm, yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermeyelim, benim gamzelerim yok 😛 yakışıklı yazar beklentisi içinde olanlar başka kapıya 😀
      castin’le mayli miiiiii! bak bunu ilk defa duydum. o zaman içimdeki ergeni uyandırayım hemen: “Mileyin sçnı bşnı yoLarım justiNiMe dokunmyNNNN!!! o choq tHatlyy BebishiMm bnmmm!” oldu mu la? 😛
      üstün ırka ulaşmak için bol bol çocuk yapalım bacım, hem bak sende bende olmayan uzun boy geni de var, Alllaaaaah! ne duruyorsun, çocuk yapsana çocuk yapsana çocuk yapsana (helva yapsana şarkısının melodisiyle okuyacaksın :D)

      • güzzi dedi ki:

        Gamze yoksa o iş yalan olur, bu biiiir.
        Sen castinci, yok yahu başka bir isimleri var onlar bılibır sanırım XD Bılibırcı olunca aklıma Lee’nin yazdığı bir yazıda gördüğüm, Türk bir gencimizin selena kızımızla castinın beraber olduğunu öğrendiğinde verdiği “Kendimi kullanmış hissediyorum, sabahtan beri ağlıyorum” tepkisi geldi, bu ikiii.
        Sen benim uzun boylu olduğumu nereden biliyorsun bu da üç
        Tırstım vallaha, gamzem yok ama pisişiğim mi diyorsun yani?

      • hikaruivy dedi ki:

        @güzzi: yapma ya, tüh! kaçtı mı yazarlık fırsatı… 😛 😛

        bılibırcı, puhaah! 😀 adı bile süpermiş 😀 türk kızımızın tepkisine de bayıldım, tipik ergen 😀 😀 😀

        ohooo, senin hakkında daha neler neler biliyorum ben 😛 ahaha, şaka şaka korkma, blogunda okumuştum galiba, laf arasında geçmişti.. twitter’da da yazmış olabilirsin, belki resimlerini ekledikten sonra yanındaki korelilerin ufacık kalmasından sonra öyle bir muhabbet geçmiş olabilir, tam hatırlayamadım şimdi.

  2. Bence senden yazar olur ama oyuncuyu bilemem o konuda bir bilgimiz yok henüz:) yazar olursan okurların da hazır zaten:)

    eşin yönetmen ya da yapımcı ha çok güldüm buna iyi düşünülmüş hoş olmuş benim hiç aklıma gelmez mesela:) yazarın hali başka tabi:)

    ben ne olsam mimini kimse beğenmedi ama ben sevdim:) acaba hangisi bana benziyor diye hiç düşünmedim sadece en sevdiklerimi seçip koydum ondan mı ki:P

    teşekkürler mimi cevapladığın için:)

    • hikaruivy dedi ki:

      @Asiruh: Ovvv, sağol canım, number 1 okuru bulduk, ilk baskıyı yapmak için geriye 9999 okur daha bulmak kaldı 😀 😀 yönetmen ya da yapımcı istedik ama kısmetten öteye geçilmiyor 😛 😀 olsaydım mimini ben biraz yanlış anlamış olabilirim; istediklerimi değil de gerçekten bir biçimde beni yansıtan şeyleri yazdım. öbür türlüsü daha eğlenceli olabilirdi… en azından yazan kişi için 😀

  3. canlina dedi ki:

    Yazını okuyunca bi an ‘acaba biz kardeş miyiz?’ diye düşündüm hikaruivy 😛 😛 maviye bayılırım, yeşili severim,sakin desen benden sakinini bulamazsın,yazar ya da oyuncu olmak hep hayalimdir…hatta sen endüstri mühendisiydin değil mi?Eğer silmeseydim tercihlerimden ben de öyle olacaktım 😀 😀

    Bak napalım biliyor musun söyle senin züğürt doktora öğrencine bıraksın okulu yönetmenliğe başlasın!SJK ve sen başrol ol onda gözüm yok hem bana ufak bir rolde yeter 😀 😀

    bir de ‘acaba karnıyarık veya imambayıldıyı ilk kez kim pişirdi?’ Cidden ben de merak ettim şimdi kim pişirdi ki??ya da ne bileyim nereden geldi akıllarına bunlar?hadi bu aklına geldi de niye adı imambayıldı? heheee iyice saçmalamaya başladım ben kestik! 😀 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @canlina: 😀 😀 gel kardeşim ol canım, ayıpsın 😉 bizim züğürt öğrenci yönetmen olsa bile benim SJK’yla oynamama izin vereceğini zannetmiyorum; sanal alemde geyik yapmam sorun değil de “gerçek hayatta SJK’yı elime geçirirsem çok pis dövücem” diyordu en son 😛 😀 karnıyarık ve imambayıldı konusu ilginçmiş gerçekten; ne çok şey var ilk yapanını bilmediğimiz! sağol yorumun için ^^

  4. Deniz dedi ki:

    Ne çok kişi mimlemiş seni meğer, vallahi suçsuzum, bilmiyordum omuzlarında ki ağır yükü.Ama şöyle düşün ” blog aleminde de pek popülerim yaw” 🙂

    Ben de çaçaron değilimdir ne olacak bizim halimiz.Kendi kendime söylenir dururum, iş vukaata gelince tık yok! Olay olur biter, benim sonradan ”keşke şunu söyleseydim, bunu da demeliydim” lerim bitmez 🙂

    Babana katılıyorum üç, üç ,üç 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @deniz: ahaha, sorun değil şeker, kaderimmiş bu benim 😛 doğru diyorsun, olumlu düşünmek lâzım 😉

      galiba çaçaron olamadığımız için blogger olduk 😀 içimizi burda döküyoruz. olsun, itici gıcık bir tip olmaktansa sakin olmayı tercih ederim (pollyanna mode on)

      “üç üç üç” söylemek kolay tabii, kim uğraşıcak onlarla, piii… zaten geç kaldım, bu saatten sonra en fazla 2’de kalırım ben. sende var mıydı bebecik?

  5. harmonyhalmeoni dedi ki:

    Unni yapmam dedin yapmam dedin, bekledim bekledim ve evet, yaptın. 😀 Zafer! Öyle eğlenceli olmuş ki, inan bayıldım.<3<3
    Çaçaronluk bende de yok, yani öyle aşırı sakin değilim, hatta bırak sakinlik de neymiş, benim kanımda hareket var. 😀 Da… İşte kavgaymış, söz dalaşıymış, yok hiç girişmem. Zaten bir konuşma olduktan sonra "ay bunu da söyleseydim keşke, tüh niye aklıma gelmedi bea.." derken bulurum genelde kendimi. 😀 ve %80 altta kalırım, o yüzden bir kavga sezdiğim an ağzımı bile açmıyor ve ortamdan sıvışıyorum. 😉 ama nedense herkes "senden iyi hakim olur, savcı olur, avukat olur" diye zart zurt konuşuyor. o gün mağazadayım, kasiyer "sende hukukçu tipi var" dedi, yemin ederim tırstım, yuh ya, hayır bilmediğim görmediğim rozet, kolye filan mı taşıyorum da insanlar görüyor, üzerinde "Büyüyünce hukuk okuyacağım ha, bilesiniz" yazan? 😀 Hiç aklımdan bile geçmez hukuk filan, orası daha da ayrı mesele. 😛
    Unni lütfen, dilimde tüy bitti, bir daha söyleyeceğim, hep söyleyeceğim, bil ki benden kurtuluş yok, n'olurrr bir kitap yaz. Böyle elimize alır, "bak bu kitabın yazarı var ya, benim unnim olur." diye göğsümü kabarta kabarta hava atarız. 😉 İmza günleri, açılışlar, filme uyarlanırsa daha da öte şeyler, ünlüler, şan şöhret, öhöm uzatmayım, yani baya iyi olur. 😀 N'olur bir kitap yaz, noluuur. 😀
    Ve ergen takılmaya başlamışsın görüşmeyeli, ben eski unnimi isterim. 😛 "SJK’nin gözlüğü olurdum; gözleri her baktığı yerde önce beni görsün diye" Vav diyorum, başka da bişi demiyorum. O_o Ama benden söylemesi yazın genleşiyor o gözlükler, hafiften düşmeye başlarsın filan, dikkat yani. 😀 XD Gözlüklü bir birey olarak uyarımı da yaptım hemencik. 😀
    Yazıyı keyifle okudum. ^^ Yeni mimlerde görüşürüz. 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @harmony: evet canım sonunda ben de dayanamayıp yaptım. o kadar da kötü bir mim değilmiş yav, bilsem daha önce yapardım 🙂
      o kavgacılık işi karşında dişli bir rakip varsa öyle bir gelişiyor ki… lisedeyken beni inanılmaz gıcık eden bir arkadaşım vardı, bana sürekli laf sokmaya çalışıp dururdu tuvalet terliği! ona laf yetiştirmekten ben de bayaa stratejik düşünmeyi, hızlıca cevap yetiştirmeyi falan öğrenmiştim 😀 😀 neyse ki üniversitede hayatımdan hiç dönmemek üzere çıktı gitti. ama bu sefer de ben o laf yetiştirme kabiliyetimi kaybettim iyi mi… olsun, sakin ve huzurlu bir yaşama kavuştum, bu daha iyidir! 😀
      demek sende “hukukçu tipi” var! 😀 acaba nasıl oluyor, merak ettim şimdi 😀
      ah canım yaa, günün birinde bir kitap yazarsam zaten size adayacağım, beni gaza getirenler ilk blog arkadaşlarımdı diyerekten 🙂 aslında var birkaç taslak ama bunları yayınlatmayı düşünmüyorum, basılacak kadar iyi değiller bence. yine de okumak istersen sana maille gönderirim.
      içimdeki ergen böyle arada bir çıkıyor, o zaman kendimden korkuyorum 😀 😀 ah ah, beni bu koreliler mahvetti, ben ne güzel büyümüştüm 😛 uyarın da yerinde olmuş, yaz için başka bir kıyafet olmayı seçeyim bari 😀 😀
      teşekkür ederim yorumun için ^^

      • harmonyhalmeoni dedi ki:

        Unni çok isterim okumayı. ^^ Umarım bir gün yayınlarsın, çok sevindim şimdi. ^^

  6. masalevi dedi ki:

    interneti bulur bulmaz daldım bloğuna Hikarucum eline sağlık iyi ki yazmışsın bu mimi valla, sırıta sırıta okudum.. kişisel yazılarını okumak çok keyifli gerçekten. en çok kıyafet olsan ne olurdun sorusunun cevabını sevdim ahaha 🙂 demek baktığı her yerde seni görsün diye jungki’nin gözlüğü olacaksın ahaha süpermiş ben de hong gi’nin gözlüğü olayım ya o zaman, benimki zaten kundaktan beri gözlüklü, hiç ayrılmayız oyy ne güzel 🙂

    okuduğun kitabın 137. sayfası bloğa ne güzel uymuş yaa yarın bi bakim D&R’a merak ettim bu kitabı.. bi de ben de avukat olmak istemezdim biliyo musun, o kalın hukuk kitapları bile ruhumu bayıyor aman aman 🙂 son olarak MLR’i ekranlarda görmek ne güzel olurdu dimi yaa ben onu okurken hep izlesem nasıl olurdu diye hayal etmiştim. zaten Türkiye’de yayınlansa ergenlerin de hayallerini süsleyen bi konusu olduğu için rating patlaması yaşar, J. K. Rowling’i geçersin, servetine servet katarsın kardeşcezim 🙂

    ellerine sağlık tekrar 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @masalevi: hoşgeldin canım benim, özlemiştik seni. kişisel yazı yazmak da keyifli de, bazen kendimi çok mu açık ediyorum, ileride öğrencilerim bu blogu keşfederlerse hocalarının ne kadar ergen (!) olduğunu fark edip saygıyı yitirirler mi diye korkmuyor da değilim! 😀
      bahsettiğim kitabı mutlaka oku, çok tatlı bir kitaptır… avukatlık, ya da genel olarak hukuk insanı olmak zor zenaat gerçekten… MLR’i ekranlarda görmek gerçekten çok eğlenceli olurdu; reyting konusunda da haklısın: zaten 12-18 yaş arası gençliği en büyük pazar biliyorsun; twilight’lar, hunger games’ler boşuna böyle patlama yaratmıyor! 🙂 j.k. rowling kadar olmasa da sevgili ergen kardeşlerim sayesinde zengin olabilirdim, ahah 😀 😀 şaka bi yana hikayeyi kanlı canlı görmenin keyfine hiç paha biçilemezdi sanırım; para mara istemiyorum yeter ki min ho’yla, geun suk’la çeksinler şu hikayeyi! 😀 😀
      ellerine sağlık tatlım, artık daha sık görüşmek dileğiyle 😉

  7. makinosev dedi ki:

    ağlamıyorum gözüme bişi kaçtı !!!! :)))))))))))))))))))))))))))))))) ben de aynı moddayım , mimleri alıyorum ama paslamıyorum zaten ayda yılda bir yazar oldum, bir de pasladıklarım havada kalırsa irezil oldum dimektir 😀 😀
    mimdeki elbiseleri de kırkyıl düşünsem aklıma getirmezdim 😀 bu yaz çok moda olacak kesin 😀
    yazarlık konusunda şans yüzüne gülecek kesin, en kötü anlarında bile yazabiliyorsun ya daha ne olsun 😀 darısı bizim başımıza 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @makinosev: ahah, yok canım hiç de irezil filan olmazsın 🙂 🙂 ben de geyik yapıyordum bakma, mimleri yapmadılar diye kimseye gönül koyacak değilim.

      o internet sitesi temalı elbiseleri ben de birkaç gün önce nette görmüştüm, çok tatlılar di mi? daha bunun msn’lisi var, facebook’lusu var…

      yazarlık konusunda şans yüzüme güler mi bilmem, ama beni çok rahatlatan bir iş olduğu kesin. hatta kötü anlarımda daha iyi yazıyorum! emre aydın’ın her sevgilisinden ayrıldıktan sonra şarkı yapması gibi bi durum sanırım 😀 😀 öperim canım ^^

  8. eunhye dedi ki:

    Haha çok eğlenceliydi ya 😀 Klavyene sağlık ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s