Ortaokul Yılları…

Bugün içimden eğlenceli bir yazı yazmak geçiyor. Düşündüm ve ortaokuldaki hallerimi anlatmamın epey komik olacağına karar verdim. Söylemesi ayıp ben tam bir ergendim de o dönemler (iç ses: e haliyle, Hikaru…) Neyse, bakın bakalım şunlar size de tanıdık gelecek mi?

(Yazının soundtrack’i: Smells like teen spirit Ama isteyen Britney Spears ya da Avril Lavigne de dinleyebilir, zamanında biz de az dinlemedik (geçmiş günahlar…))

Şimdi efenim ufakken çok şeker bir çocuktum ben. Böyle anime karakterleri gibiydim; kocaman gözler, minicik burun ve ağız, koca yanaklar, sevimlilikte Koreli ünlülerin küçüklüğüne taş çıkartırım valla! Ama 11 yaşımla birlikte ergenlik dönemine girince bana bir haller oldu: Size şöyle anlatayım; 11 yaşımda boyum 1.45’ken 12 yaşımda 1.60 olmuştum! (Şimdiki boyumun 1.63 olduğunu düşünürseniz 12 yaşımdan beri aynıyım ben diye boşuna demiyorum🙂 ) E haliyle 12 yaş benim için acayip tuhaf bir dönem oldu; ağız burun bir tarafa gitti, kollar bacaklar ne yöne doğru uzayacaklarını şaşırdılar, böyle bir çirkinleşme, bir tuhaflaşma halleri ki hiç sormayın, piii!… Üstelik sevgili anneciğimin aklına uyup saçlarımı hayatımda ilk ve son kez kısacık kestirmem de üstüne tüy dikti: Benim saçlarım çok gür ve kalın tellidir; üstelik de dalgalıdır. Düşünün bu saçların kısa olduğunu, tam bir bonus kafa! Bu durum dağınık kaşlarımla birleşince Anadolu Lisesi Hazırlık ve 1. sınıfta resmen maymunlar prensesini oynuyordum! (Allah milletimize o günleri bir daha göstermesin, aminn!) 

Hatta o dönemde çekilmiş bir fotoğrafım vardır, hain kardeşim günün birinde ünlü olursam o resmi “flaş flaş flaş! hikaru’nun kirli geçmişi!” diye basına sızdırmakla tehdit ediyor! Ama bir yandan haklı da, resimdeki halimi görseniz “vah zavallı yavrucak vah, kesin spastik bu çocukcağız, ayrıca gerizekâlı da galiba…” diye acırsınız… Şöyle ki, zaten ergenliğimin en korkunç zamanlarını yaşıyorum; kollar bacaklar ne yana uzayacaklarını şaşırmış haldeler, kafa dediğim gibi bonus, yanaklar içine çökmüş; ayrıca resim çekilirken beni öne almışlar ve ben de ailenin kısa kalan bireylerinin önünü kapamamak için kambur durmuş, başımı öne doğru uzatmışım. Tam o anda gözüme de güneş gelmiş, gözleri kısmış, ağzı açmışım. Yemin ediyorum Stephen Hawking’in 30 yaş genci gibiyim, aşağı yukarı şöyle görünüyorum:

O resmi buraya ekleyecek değilim elbette ama siz anafikri anladınız. Resimleri tab ettirince (o zamanlar dijital makineler yoktu ve resimleri tab ettirirdik, inanabiliyor musunuz? :P) annemle dayımın resme bakması ve kopması bir oldu! Bense “hiiii!” diye bir çığlıkla resmi ellerinden kapmaya çalıştım, ama maalesef başarılı olamadım (evet, çirkin ama gururlu bir ergendim…) Ve o resim, aile albümümüzde ve sevgili aile büyüklerimin hafızasında (“haha, hatırlar mısın hikaru, senin o moron resminin çekildiği yıldı…”) tüm tazeliğiyle durmaya devam ediyor…

Çirkin ama gururlu bir ergen olduğumu söylemiştim ya, ayrıca son derece takıntılıydım: Her sabah üşenmeden ayna karşısında yarım saat geçirir (yarım saat derken abartmıyorum, tam otuz dakika! bu yüzden kaç kere servisi kaçırdım hatırlamıyorum bile…), saçımı bozup bozup yeniden yapardım. Saç her seferinde inatla aynı olur, ama ben inatla vazgeçmeden yeniden tarardım (iç ses: ulan hikaru, malzeme belli: o saç ne yaparsan yap elektriklenecek, kaçış yok!) Hayır, işin kötü tarafı bunca yıl sonra bile saçıma güzel bir şekil vermeyi öğrenemedim! Ama neyse ki bununla yaşamayı öğrendim… Ne yapalım, benim de şekil almayan bir saçım var; topuz yapalım gitsin… *iç çeker*

Takıntılarım saçımla da bitmezdi. Bir de kulak takıntım vardı: Kulaklarımı büyük ve kepçe bulurdum (niye böyle düşünürdüm hayret ediyorum, şimdi aksine gözüme gayet küçük görünüyorlar…). Hatta bir tanesi biraz daha dışa doğrudur, annem beni bebekken o tarafa çok yatırdığı için öyle olduğunu düşünüp “niye böyle yaptın ama yaaa?? geleceğimle oynadın!” diye anneme çemkirirdim. Sonracığıma alnımı çok dar bulurdum (saçlar gür olunca alnın yüzde yetmişini tüylendirmiş haliyle…) ve onu kafaya takardım. (Bu saçlar da sonradan döküldü Allah’tan, demek insan maymundan böyle evrimleşiyormuş…) Ama en çok da kaşlarımı takardım! Çok dağınık ve uzun kaşlarım vardı; ama annem 13 yaşında bir bebeye kaşlarını aldırması için izin vermiyordu (e haliyle…) Ben de ne yaptım, bir gün oturdum ve o kaşları kendim aldım! Tabii ki yamuk yumuk oldular, hatta o günlerden bir hatıra olarak hâlâ sağ kaşımda hafif bir boşluk vardır (kaş küsmesi diye bir şey varmış meğer..) Ama ben artık gönlü rahat bir ergendim – ta ki annem bir gece uyurken beni izleyip “hikaru kaşlarını niye takıyor ki? gayet de düzgün işte… bi dakka lan, fazla düzgün… aman tanrım, bu kaşların yarısı nereye gitmiş??” diye jetonu düşüp beni uyandırarak fırçasını çekene kadar! Sonuç kafaya yenen bir adet güdümlü anne terliği olsa da, kaşlarımı alıp maymundan insana dönme yolunda bir adım daha attığım için hiçbir zaman pişman olmadım, hehe🙂

Ama tüm bu kompleksleri bir tarafa bırakırsak, aslında ortaokul yıllarımı son derece eğlenceli bir biçimde geçirdim ben: Çünkü birbirinden tatlı 3 tane can dostum vardı; Zehra, Derya ve Şirvan. Şirvan grubumuzun güzel ve çapkın kızıydı; Derya komik olanımız, Zehra ise aramızda en tatlı ve birleştirici olandı. (Ben grubun neyiydim bilmiyorum, ineği mi acaba? Ya da manyak fikirler bakanı :P) Dördümüz ufak tefek şeylerle acayip eğlenirdik! Derslerde saçma sapan şeylere gülerdik (“yılan içini döktü” ismindeki bir kitabı bir arkadaşımıza uyarlayıp “sevcan kustu!” isimli yeni bir kitap çıkarma hayalleri kurarak yarım saat güldüğümüzü hatırlıyorum mesela; ne malmışız ulan…); sınıf arkadaşlarımıza lakap takardık (Soyadı Köseoğlu olan arkadaşımıza “Kasebrot (Almanca: peynir-ekmek)” derdik. Sarışın bir arkadaşsa “omlet” olmuştu…) Sonracığıma aynı dersaneye giderdik, dersanede genç bir matematik hocamız vardı ve onunla sürekli dalga geçerdik (zavallı adamcağızın neler çektiğini ancak şimdi anlıyorum…). Bir de ergenlikte kızların daha büyük erkeklere ilgi duyması olayı vardır (Bu biraz da zorunluluktan ileri gelir: Çünkü o yıllarda bizim yaşıtımız olan erkekler içlerinden bir tanesini kurban seçip sıraya yatırıp hepsi birden üstüne atlayan, insan-azmış Bonobo maymunu arası bir yaşam formuydular), ama bizde o pek olmadı: Çünkü kendi sınıfımız erkekleri bizi samimi (!) görüp her türlü hayvanlıklarını yanımızda sergilerken B sınıfı erkeklerinden (biz C sınıfıydık) arkadaş edindiğimiz bir grup biraz daha usturuplu davranırlardı. (Bunda tabii diğer sınıf arkadaşlarına “oğlum, biz C sınıfı kızlarıyla takılıyoz” diye hava atma isteği de etkili olmuş olabilir, bilemiyorum… Ya da B sınıfı kızları pek güzel değillerdi, onun da etkisi vardır mutlaka: Mesela bir tanesi o kadar kıllıydı ki, bir gün okula traş olup gelmişti. Evet, jiletle!) Neyse işte biz dört kız B sınıfı erkekleriyle her öğle arası üzerimizdeki gömleğin uçları etekten çıkmış, saç baş dağılmış bir halde voleybol oynardık (neden adam gibi eşofman giymezdik acaba lan?? bi de o terli formalarla öğleden sonra derslerine girerdik, sınıf arkadaşlarımızın burnunun direği düşmüş olmalı!) Tabii hepimizin de aralarından bir tane hoşlandığı çocuk vardı😀😀 Sonradan ben benimkiyle ortaokulu bitirme partisinde dans etmiştim, kih kih🙂 Ama hepsi öyle platonik olarak kaldı; kimse kimseyle çıkmadı. Hatta benim platonik bana lisedeyken çıkma teklifi de etti, ama artık ondan hoşlanmadığım için reddettim. Geç kalmış ve treni kaçırmıştın, artık ben başkasından hoşlanıyordum, sorry bro!

Kısacası ortaokul tüm ergenlik sancılarımıza rağmen çok eğlenceli bir dönemdi bea… İlk kez İngilizce’yle, yabancı gruplarla, Hey Girl ve Blue Jean’le tanıştığımız, ilk kez karışık kasetler doldur(tt)uğumuz, dünyanın büyüklüğünü keşfettiğimiz zamanlar o yıllara rastlar… Her türlü dirty şakayı öğrendiğimiz zamanlar da o günlerdir (gerçi ben arada birkaç tane kaçırmışım, onları da sonradan ekşisözlük okuyarak tamamladım…) Komplekslerimizin tavan yaptığı, annelerimizle sürekli kavga, sürekli isyan halinde olduğumuz günler, hatta “İpek Ongun kitaplarını okumayanları dövüyorlar” dönemleri bile olsa, şimdi “iyi ki o günlerden geçmişiz” diyorum. Sayelerinde dibe vurduk ve yeniden yükseldik🙂 Kısacası, “yaşasın ortaokul yılları!”😉

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kişisel, Komik içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ortaokul Yılları… için 24 cevap

  1. güzzi dedi ki:

    Ben Baby One More Time dinleyenlerdenim😄 O döneme denk geldim. Bir de sözlerini ezberleyip sallayarak söyleyen arkadaşlarımı aşağılama gibi bir huy edinmiştim.
    En mühimi çok sorunsuz bir ergen olduğumu sanıyordum ciddi ciddi. Şimdi bakıyorum da… Bildiğin ergenmişim.
    Ergen saçı diye bir şey vardır bilirsin! O saç hiçbir zaman istediğin gibi olmaz. Bütün özgüvenini alır götürür. Her sınıfta sadece bir kızın saçı istediği gibi durur, sadece o kızın annesi kaşlarını almasına izin verir. Ve dolayısıyla bütün erkekleri de o kapar. Geri kalanlar da ergenliğin karanlık mahzenlerinde yıllanmayı beklerler.
    Sahi anneler neden ergenlerin kaş aldırmasına izin vermezler?? Hatırlıyorum da annem lisedeyken bile izin vermemişti bana😄

    • hikaruivy dedi ki:

      @güzzi: en sorunsuz ergen bile sonuçta ergendir bacım… ben de aynen öyle düşünüyorum, kendimi çok sorunsuz bulurdum ama şimdi bakıyorum da bayaa kök söktürmüşüm bizimkilere😛

      ergen saçı!😀😀 di mi yaa, o saç hiçbir zaman istediğin gibi olmaz! murphy kanunları ergen bireyleri daha da fena vuruyor😛 hımm, bahsettiğin kızı ben tanımıyorum; bizde yoktu galiba🙂 daha doğrusu bizim kaşarlarımız iki sınıf alttaydı; biz orta 2’deyken sınıfın yakışıklı çocuğu hazırlıktan bir kızla çıkıyor diye kıza fena bozulurduk😛 (kız da gösterişliydi yalnız, hiç 12 demezsin, 16-17 yaşında gösteriyordu…) anneler neden kaş aldırmaları için kızlarına izin vermez şu an için çözemiyorum, ama anne olunca bu soruya cevap vericem inşallah😀 benimkine kalsa o da lisede izin vermezdi ama ben erken davrandım neyse ki, kih kih😀😀

  2. Sessizgemi dedi ki:

    ahahaa:D Çok eğlenceli bir yazı olmuş🙂 Ahh o saçlarr bende çok çektim tarif ettiğinin aynısı durumlar. Okula giderken annem tarardı saçlarımı tek başıma taramaya kalksam tarak kafamda kalırdı çünkü😀 Ama sonunda kadının canına tak dedi herhalde bıktı her gün amazon ormanları diye tabir ettiği saçlarımla uğraşmaktan. Beni kandırdı ve ense boyunda kesti saçlarımı :::( Aynada halimi görünce az daha bayılacaktım, Belime kadar gelen saçlarımla ben tatile gitmişiz de karşımda gördüğüm yüzü bana benzeyen bir erkek çocuğuydu sanki🙂 Okulda dalga konusu olmak da cabasıydı. O değil de tarağın dişleri hala kalın telli dalgalı saçların arasından geçmeyi başaramıyordu ben ona yanarım (: Yalnız değilsin ben de daha bi şekle sokmayı öğrenemedim, saçlar topuz olarak ömür boyu hapse mahkum edildi🙂 arada bir atkuyruğuna benzer bir şeyler deniyorum ama fazla zorlamaya gelmio😀 Fakat o kısacık kesilen saçlardan öğrendiğim bir şey varsa o da dalgalı saçlar ne kadar kısaysa o kadar çok kabarık horoz kılığına giriyor😀 Şimdi öldürseler saçlarımı iki santim kestirmem🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @sessizgemi: hahah, bir saç mağduru daha!😀 benim de annem tarardı önceden ama benim uflayıp puflamalarıma dayanamadı kadıncağız, onun tarayışını hiçbir zaman beğenemedim çünkü (hoş, o zaman paris’ten ünlü kuaförler gelip tarasa bile beğenmeyecekmişim!)😀 o kısa saç tuzağına hepimiz bir kere düşmüşüz ve boyumuzun ölçüsünü almışız! beni de öldürsen artık omuz hizasından daha kısa saça ikna olmam😀😀

  3. harmonyhalmeoni dedi ki:

    Bu yazıyı kendime rehber alıyorum unni, tam da bu dönemdeyim. Annemle sürekli kavga bağırtı çağırtı.😦 Ah ah, anneciğimi üzmek gibi bir niyetim de yok halbuki, boş sebeplerden oluyor ne oluyorsa. Misal benim dağınıklığım.😛 Evet, odam bir gün düzgünse ikinci gün Eti Canga reklamındaki çocuğun odası gibi oluyor. Kadıncağız zaten bütün gün dışarıda çalışıyor, bi de eve geliyor, amanın odaya bak! Anlatamıyorum ama: Benden değil bu dağınıklık. Ben topladıkça oda bana inat dağılıyor diyorum, inanmıyor.😛 Ablam da bizle yaşarken (bi beş sene kadar önce) aynı odayı paylaşırdık, o ayrı bi dağınık, ben ayrı bi dağınık, annem feryat figan. :S Neyse ki ablam üniversitede ayrı eve çıktı, sonra da iş hayatına atıldı da oda bana kaldı, yihaa.😀
    Saçlar… Unni benim saçım da aynen senin gibi. Bak hemen tarif ediyorum: Gür, kabarık, simsiyah kömür gibi bazen bukleye dönüşebilen kaba dalga saç + küçükken bu saçı (ne akla hizmetse artık) alegarson kestirirdik, üüh felaket!😦 Bonus tabirin çok çok doğru, arkadaşlar aynen öyle derlerdi bana. ^^” Neyse ki bu sene annemle anlaştım, uzattım saçımı. Şu an omuzlarımı geçmiş durumda, en uzun hali de bu. Ama alnım minicik, bir sürü küçük saç alnımı istila etmiş durumda. Dökülürler mi diyorsun? Hadi umarım, n’olur dökülün.😦
    Boy açısından ben daha avantajlıyım. Benim ergenliğe giriş yaşım 14’e tekabül ediyor, 12-13 yaşlarında aktif bir şekilde voleybolla uğraştığım da göz önüne alınınca 1.70’in üzerindeyim şu an. Gerçi genetik etmenler de var, annem-babam uzun, ablam hepimizden uzun.😛 Hatta ablam bana “Daha fazla uzama, topuklu giyemeyeceksin” diyor. Ama ben yine de istemsiz olarak uzuyorum napıım.:/
    Hımm, kaş-bıyık olayları.. Annem ikisine de izin vermiyor.😦 Kaş konusunda iyiyim şimdilik, çok da kötü durumda değil. Yani fazlalık var ama orman kaçkını gibi bir görüntüm yok neyse ki. Ablamın benim yaşımdaki hali çok daha betermiş, resimleri var. Ama ah şu bıyık işini bi türlü halledemiyorum. Annem katiyen aldırtmıyor, bir kere alırsan bir daha kurtulamazsın diyor, sarartıyorum ben de ne yapayım, farkı yok aslında ama sonuçta kimyasallarla haşır neşir durumdayım, annem ona da karışıyor ama yapınca bişi demiyor, e ben ne yapayım yani bıyıklı mı dolaşıyım?… Bir de epilasyona gitmiştim geçen yıl, o baya bi azalttı, bu sene de yazın gideceğim, zıttına gitmiyorum annemin, sonuçta tecrübeli olan o, ablamda da aynı yöntemi uygulamış, ablam şu an çok memnun, birkaç seferden sonra bir daha çıkmamak üzere bitiyormuş ya, çok rahatlatıcı bir söz bu… O yüzden ses çıkarmıyorum.😀 (Not: Ergenlik dönemi bitene kadar bunun garantisi yokmuş, yani tamamen bitmezmiş 20’ye kadar filan ama baya azaltırmış yine de.)
    Sonra şu uzuneşek olayı, cidden neydi o öyle?! Ama bizim bütün okul öyle olduğundan hiçbir şekilde erkeklerle iletişim kuramazdım. Hoş, kızlarla iyi olduğum da söylenemez. Son sınıfa kadar samimi olduğum birkaç kız arkadaşım vardı sadece, son sınıfta herkesle takılmayı öğrendim, şu an geçirdiğim dönemler için büyük bir adım attım aslında.😛 Bizim şimdiki sınıfta mesela, hem erkeklerle hem de kızlarla (hepsiyle) aram iyi. Gruplaşmaya aldırmadan herkesle aramı iyi tutuyorum. Mesela isimleri harflendirirsem A’ların grubuyla B’ler konuşmaz, ama ben A’yla da B’yle de G’yle de P’yle de iyiyim. Onlar da benimle iyi. Bu şekilde daha iyi bence, gruplaşma en sevmediğim şey. Ha aralarında çok samimi olduklarım var, onlar ayrı. Ama sadece onlara takılıp kalmiyorum, farklı sınıflarla sohbet edip farklı insanlarla tanışmayı ihmal etmiyorum.
    Tamam, bence bu kadar yazdığım yeter, zaten son günlerde istemeden destan döşüyorum…😦 O zaman görüşmek üzere, ben kaçıyorum. ^^ Yazın çok keyifliydi, teşekkürler yazdığın ve bizleri yine güldürdüğün için unni. Öpüyorum. ^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @harmony: bak işte yalnız değilsin canım, hepimiz böyle dönemlerden geçmişiz. anneyle kavga etmek ergenliğin şanındandır!😀😀 benim annem de bana dağınıklığım yüzünden çok kızardı ama yapacak bir şey yok, o dağınıklık kendiliğinden oluyor!😀

      alnındaki saçları hiç dert etme, üniversitenin ilk yıllarında hiç kalmıyor. boy açısından çok şanslıymışsın gerçekten, aman maşallah🙂 kaş-bıyık konusunda kaşlar çok korkunç değilse doğal hali en güzeli… benimse bıyık problemim hiç olmadı; yani azıcık var tabii de onları alırsam iyice siyahlaşıp hep almam gerekeceği için hiç dokunmadım. sarartmak en iyisi, annen doğru söylemiş. epilasyon olayı bizim zamanımızda bu kadar yaygın değildi ve pahalıydı; ama şimdi imkan varken lazermiş, elektrikli epilasyonmuş, hepsini yaptırıp kurtulmak lazım (blogu da iyice kız muhabbetine bağladık haa😀 :D)

      uzun eşşek olayı!🙂 bizimkiler işi iyice abartır, birini sıraya yatırır, sonra hepsi birbirinin üstüne atlayarak altta kalanın canı çıksın oyunu oynarlardı!😛 ben de senin gibi herkesle muhabbeti olan birisi olmuşumdur, tabii daha samimi olduğum arkadaşlarım vardı ama sınıfta küs olduğum kimse olmazdı genelde. değişik arkadaş çevrelerin olması iyi bir şey tabii…

      senin de eline sağlık, ne güzel döktürmüşsün🙂 öperim canım ^^

  4. makinosev dedi ki:

    Kalp kalbe karşıymış, ben de daha 2 gün önce nirvana, anouk(nov badi’is vayf ulen😀 ) dinledim :D]:D
    o kaş meselesine bende takığım yaf, benim annemde “kaşın yay gibi senin yavriiim(bunu derken yalancı bir gülüş) olmaz kesinlikle alamazsın!(birden somurtup, anladın seni onu bakışı)” dedi hep, böyle böyle ünv 3de ben anca kırptıydım kaşlarımı😀 şimdi kendi kaşlarını bile bana aldırtıyor😀
    saç konusunda benimkinin zevkleri daha farklıydı ben kahkül isterdim annem alnın darlaşır der istemezdi, ben kısa saç isterdim o da uzun olsun bağlanabilsin isterdi😀 bu zihniyetle ortaokula kadar her yerinden prangalara vurularak toplanmış saçla gezdim, saçı sabitlemek için kafama dökülen tütün kolonyaları saymıyorum bile😀😀😀

    heygirl ve bluejean dedin mi bende akan sular durur😀 o nasıl büyük zevktiydi :))))))))))))))

    hey gidi hey😀

    ellerine sağlık canım, büyük bir keyifle okudum yazını😀 yine bekleriz😀

  5. Deniz dedi ki:

    Ben hiç ergen olmadım Hikaru!

    Küçük Emrah vari bir giriş yapayım dedim.Düşündüm de benim öyle ruhsal falan bir sıkıntım olmadı hiç.Yüzüm de tek bir sivilce bile çıkmadı.Ne biçim ergendim len ben!
    Erkeklere pek bakmaz, kızların alay konusu olurdum.Tabi ben çaktırmazdım.Halbuki nasıl bakayım len tip zaten kayık.Kim bakalar bana?vallahi sağ şakağımdan başlayıp, sol şakağımda biten tek bir kaşım -evet tek- vardı.saçlarım hep aynı şekilde uzun ve de örgülüydü.okulda sürekli etek boyu kontrolü olduğu için kısa etek giyemedim.Buradan sevgili Melahat hocama saygılarımı sunuyorum.Kenara çekip çekip bellerimize bakardı eteği kıvırıyormuyuz diye🙂
    Bütün bunların yanında doğuştan şanslı azınlık vardı ki pek sevmez gıcık diye adlandırırdık hasetimizden.Kısaca şöyle söyliyim bunlar şanslı DNA’ya sahip azınlık.Saçlar doğal hali düzdür, elektriklenip sağa sola anten çıkarmazlar, kaşlar incedir, almaya bile gerek yok!Bir de üzerine; ne bilim, güzel bir gülüş veya rekli göz felan ekledin mi, gel de sinir olma.Zaten okulun erkekleri de peşlerinde oldu mu, hoop burun kaf dağında🙂
    Blue Jean vardı dimi yaa,bi sayısında Athena vardı hatırlıyorum saçlar diken diken kabarık.Tabi onlar da daha çocuk o zamanlar, kimse doğru dürüst tanımıyo🙂 İpek Ongun’a gelince Serra’nın plaj maceraları hala hatırımda.Bacaklarını almadan denize gitmişti akıllı😀 Gereksiz bilgi hafızam iş başında!
    oy hikaru mahvettin beni.Çok acılar çekmişim de haberim yok. Şİmdi yazınca anladım.Sanırım o zaman geçiremediğim ruhsal çöküntüyü şimdi geçirmek üzereyim.
    Elciğezlerin dert görmesin emi …

    • hikaruivy dedi ki:

      @deniz:😀😀 valla ne diyeyim, allah’ın şanslı kuluymuşsun denizcim🙂 gerçi benim de ergenlikte sivilce problemim olmadı ama otuza doğru yaklaşırken her sabah yeni bir siviceyle uyanıp o günlerin acısını çıkartıyorum!😛 tek kaş olayı sıkça görülen bir derttir, sıkma canını🙂 ama örgü-uzun etek olayı annelerimizin zamanında kaldı sanıyordum; demek sizin okul biraz katıymış bu konuda..

      ahahah, serra’nın maceralarını sen de hatırlıyorsun demek! daha geçenlerde aynı şey benim de aklıma gelmişti, koca kitapta hepimizin en çok ilgisini çeken kısım tüy alma muhabbeti olmuş!😀😀

      “oy hikaru mahvettin beni.Çok acılar çekmişim de haberim yok. Şİmdi yazınca anladım.Sanırım o zaman geçiremediğim ruhsal çöküntüyü şimdi geçirmek üzereyim.” koptum bu lafa!😀😀 evet yoruma “ben hiç ergen olmadım” diye girip böyle travmatik anılarla çıkınca insan bi “noluyo yav??” diyor sanırım😀 üzülme, artık o günler çok geride kaldı, şimdi hayatının en güzel dönemindesin, tadını çıkar😉 bak ayak üstü psikologun da oldum, hadi yine iyisin şekerim😉

  6. mydestiny dedi ki:

    Çok eğlenceli bir yazı olmuş!

    Şöyle bir ortaokul yıllarıma döndüm: Elimde ipek ongun kitabıyla tahta önünde fotoğraf çektirdiğim an geldi gözümün önüne. Şimdiki çocuklar da Serra’nın maceralarını okuyorlar mıdır acaba, merak ettim; bir nesil o seriyle büyüdü ne de olsa🙂

    Saçlarım uzun dalgalı ve kahve-sarı karışımı bir şeydi. Hep kısa kestirmek isterdim ama annem izin vermezdi, ne kavgalar yapardık ah ahh😀 Hiç şekle girmeyen saçlarla hala boğuşuyorum maalesef. Evde gelişigüzel topladığımda ortaya çıkan muhteşem topuz dışarıya çıkacağım zaman bir türlü düzgün olmaz; çağın en büyük sorunu bence!😛

    Ne kadar gençlik dergisi varsa hepsi alınır, sınıfta elden ele dolaşılır; hatim edilirdi adeta, hey gidi günler heyy😀

    Ellerine sağlık, ortaokul yıllarına dönüş yaptık sayende😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @mydestiny: sağol canım😀 amanıııın, demek o kitapla fotoğraf bile çekildin😀 seni o kadar derinden etkilemişse demek…😛 şimdiki çocuklar heralde twilight’ı tercih ediyorlardır (aslında BGKGD twilight’a göre daha iyidir yav, bari bunu okusalar…)

      dışarıya çıkarken yapılan topuz asla evdeki gelişigüzel yapılan kadar iyi olmaz! kadınlar için murphy kanunlarına hoşgeldiniz!😀

      senin de eline sağlık, güzel geyik çevirdik😉

  7. sagbeyin dedi ki:

    aynen benim de hiç şekle girmeyen saçım var🙂 bu yüzden topuzdan başka saç modeliyle çok ender görülürüm🙂
    ah o kaş meselesi benim de o zamanlar en biyük problemimdi:) benim de bitişik kaşlarım vardı ve küçükken senin niye kaşların birleşik gibi saçma sapan sorulara “Allah öyle yaratmış bikerem” diye cevap verir ama içten içe “niye kaşlarım ayrık değil ühühü.” şeklinde dolaşırdım. Ama annem asla kaşlarımı almama izin vermezdi. Neyse taa lise 2 de sınıftaki tek kaş halil bile alınca ben de dayanamadım yavaş yavaş kendim aldım🙂 ama ondan önce o kaş şekli ,yüzümdeki sivilcelerle gayet maymundum🙂
    ipek ongunu ben de okurdum.hatta onun etkisiyle günlük tutma denemelerim oldu ama yazdıklarımı anneannemin bile okuduğunu öğrenince vazgeçtim bu işten🙂
    ortaokul yıllarım gerçekten çok güzeldi,o sıralar yaşadığımız sıkıntılar o zamanlar dünyanın sonu gibi gelse de o sıkıntılar bile komikmiş🙂
    ellerine sağlık hikarucum,çok hoş bir yazı olmuş^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @sağbeyin: oy oy oy, her birimiz ne dertliymişiz böyle!😀😀 saçlar, kaşlar, sen benim yıllar önce kaybolan kardeşim misin yoksam?😛 ama kaşları birleşik olan kızlar sonradan acayip güzelleşiyorlar, o yüzden aslında iyi bir şey bile sayılabilir😉 ahaha, lisedeyken sınıfında kaş alan bir erkek vardı demek, bizde olsa ne pis dalga geçerlerdi!😀

      ah o günlükler yok mu! bizde de annemi geçtim, kardeşim olacak hain de okur, sonra gelip benle dalga geçerdi! ama allah cezasını verdi; onun günlüğünü de annem okudu günün birinde. neler yazdığını ve sonrasında çıkan kavgayı burda anlatmiyim, sophie bu satırları okuyunca beni kesebilir😛

      gerçekten de o günlerin güzelliğini şimdi geriye dönüp bakınca daha iyi anlıyoruz değil mi… her yaşın ayrı bir güzelliği var azizim😉 yorumlayan ellerin dert görmesin, sevgilerimle canım ^^

  8. Asiruh78080060 dedi ki:

    çok eğlenceli bir yazı olmuş:D hepimiz yaşadık gerçekten buna benzer şeyler:)

    bende yazmazsam olmaz:) benimde kaş sorunum vardı benimkilerle hep dalga geçerlerdi Hulusi Kentmen’in bıyıkları gibi diye:) bende Atatürk’ünde kaşları öyle diye üste çıkardım ama içerlerdim de. bir gün geçtim aynın karşısına kendim düzelteyim dedim, felaket biri uzun biri kısa gezdim bir zaman:)

    güzel zamanlar ama dediğin gibi yaşanması gerekiyor:)

    • hikaruivy dedi ki:

      @Asiruh: Ah o kaşlar: Hepimizin korkulu rüyasıymış meğer!😛 Cidden yeni yetme bir genç kızın özgüvenini azaltmak için kalın kaşlar birebirdir😛 Ama demek ki böyle dönemlerden geçmek gerek; hatta ergenliği yaşayıp bitirince bir daha hayatta hiçbir şey bizi yıkamıyor😀😀

  9. Geri bildirim: Aramaya Inanmak – 5 | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

  10. black96angel dedi ki:

    senin annen almana izin vermiyomuş😀 benim annem beni terlikle kovaladı niye almıyosun diye😀
    benim ergenlik tam olarak bitti sayılmaz (lise 3) ama yolun sonuna geldim ve dönüp bakınca gerçekten çok güzel anılar var (daha geçen sene proje senaryosu hazırlanırken dinazoru kim oynayacak denince kükreyerek bütün kızları kovalamıştım XD) senin güzel şeyler var baya😀 karınımı tuta tuta gülerken abimin -malmısın- bakışlarına maruz kaldım😀 neyse bi ara belki bende yazarım😀

  11. Geri bildirim: Hikaru ergeninin kısa aşk tarihi | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

  12. daha önce okumuştum ama yine de gelip tekrar tekrar okuyorum şu yazıyı! o değil de, şimdi fark ettim bu yazıya yorum yapmadığımı. hatta yorum için aşağıya gelirken “yine yapcam yorum banane hoh ho ho. ama aynı şeyleri yazmıyım öncekini bi okuyayım… lan? yorum yok? ulan zibilyon kere geldin şu yazıya 2 kelime bişi yazmadın mı? hay senin üşengeçliğine!” şeklinde diyaloglarım oldu. neyse,
    hani senin boy 11den 12e kadar uzamış ya. bunun üzerine ben koşarak kendi odamın kapısına baktım. orda her yıl ablam, abim ve benim boylarımızın çizik atıldığı bi yer var. ben 1 ya da 2sınıfta zaten 1.38mişim! 12 yaşımda 1.55 olup 14 yaşımda 1.78le kendimi frenlemişim! -hoş doktorum her seferinde “1.80 olmuşsun sen belli. bakıyım topuklara… ayakkabı topuğun bile yok!” dese de 14 yaşımda durdum ben biliyorum- burda hayvan sınıfına sokulması gereken kişi ben miyim? yoksa sen mi kısaymışsın biraz? şuan kendimi kötü hissettim insan hayvanı olduğumdan dolayı O_O
    bak hep diyorum bu yazıyı okuduğumda şimdi de sana söyliyim. en azından alacak bi kaşın var! gür saç ve kaşı olan kişileri (en yakınımdaki ablamı hatta) hep kıskanmışımdır! dağınıklığı toplamaya çalıştığımda ortada kaş kalmıyo bende! kuaföre gittim “alalım, tamam ama kalem kullanman gerekiyo ortalara doğru iyi de yanlarda hiç yok” dedi. oturup ağlasam yeri 19 yaşındayım lan ben hık*hık* bu olayın tek iyi yanı kol-bacak vb yerlerin de seyrekliği ama olmaz olsun öylesi ya hık*hık*
    ortaokulda yaptığım en büyük ergenlik sanırım yapı olarak büyük görünmemi kullanarak 7. ve 8.sınıfta kendimden 3 yaş büyük 2 kişiyle çıkmam oldu sanırım. sonra da korkup (cidden korktum çünkü ben büyüktüm ama onlar benden de büyüktü) ayrılmam ve hala karşı cinse mesafemi korumam oldu. sanırım aileden saklama olayı, msnde sevgi pötürcüğü hallerimiz falandı beni çeken. ha bi de “oluummmmm şeymanın kendinden büyük sevgilisi varrr” lafının havalı olduğunu düşünmemdi (allam ne kadan malmışım fff)
    ben de yazıcam ergenliğimi atağı yaptım biraz önce sonra “mal bitmemiş bir şeyin nesini yazacaksın otur, bekle bi 26 falan ol öyle yaz!” dedim kendime. 7 yıl sonra görüşürüz asdfghjkgdhjgukg

    • hikaruivy dedi ki:

      olsun şekerim okuman yeter😉 bu arada boyunla ezdin beni, böhü😛 evet kısayım, vurma yüzüme😛😀 maşallah 1.80 neymiş arkadaş, sulak yerde mi büyüdün?😀 bu arada uzun boylu kızların büyük erkeklerle çıkması olayına kendi arkadaşlarımdan da aşinayım; benim de gökçen diye uzun boylu sarışın bir hatun arkadaşım vardı vakti zamanında, orta 3’teyken lise 3 oğlanlarıyla takılırdı. acayip süksesi olurdu tabii..

      gür saç-gür kaş konusunda haklısın, bunlar paket halinde geliyor: işte ikisinin de dezavantajları var; ama bir kez epilasyon olayına girdin mi gür kaşlar iyi bir özelliğe dönüşüyor.

      haha, o zaman senin ergenlik maceralarını şöyle birkaç sene sonra dinleyelim😀

  13. joseonginseng dedi ki:

    Gecenin bu vaktinde nerden çıktı karşıma bilmiyorum bu yazı ama çok gülüp çok eğlendim🙂 Hemen hemen aynı şeyleri yaşamışız.Çok uzun yorum yapamıcam ama sen beni güldürdün Allah da seni güldürsün diyip kaçıyorum ^^ Ellerine sağlık🙂

  14. pale dedi ki:

    4 kizin oldugu animenin ismi ne? ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s