Geçen Yılın Favorileri

Şubatın ortasındayız, geçen senenin favorilerini yazmak şimdi mi aklına geldi Hikaru diyor olabilirsiniz, ama sevgili Peri beni mimleyeli çok da uzun zaman olmadı 🙂 İyi de etti, ileride bir gün bu listeyi açıp bir zamanlar neyi izlemiş ve sevmiş olduğumu hatırlamak için güzel bir yöntem oldu doğrusu… Ayrıca aşağıdaki  listedekiler izlememiş/okumamış olanlara da tavsiyemdir. 😉 Lafı hiç uzatmıyor ve “and the Oscar goes tooooo” diyorum:

Yılın Amerikan Dizisi: Kesinlikle Game of Thrones! Bu dizi hepimizi öyle bir sarıp sarmaladı ki, ikinci sezonunu iple çekiyoruz. Ama her sezon 10 bölüm çekip bırakıyorlar, olmaz ki böyle… Gerçi ne kadar pahalı bir yapım olduğunu göz önüne alınca başka türlüsünün de mümkün olmayacağı aşikâr… Neyse… Şu tanıtım fragmanının güzelliğine bakar mısınız?

Ayrıca Civilization oyununun yeni nesil versiyonu gibi duran o müthiş jeneriğine kurban 🙂 

Yılın Uzak Doğu Dizisi: Aahhh, bu konuda çok kararsız kaldım; birbirinden güzel o kadar çok dizi var ki! 2011 yılı Kore dizileri açısından cennet gibiydi; Secret Garden, City Hunter, Protect the Boss, hepsi birbirinden harikaydı. Gerçi benim gönlümün birincisi Sungkyunkwan Scandal’dır, ama bu dizi 2010’da kaldı… O yüzden 2011 için seçimim The Greatest Love! Dok Go Jin’iyle, patatesiyle, Dugun Dugun’uyla tam bir eğlence kaynağı olan bu romantik komediyi izlemediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz 😉

Yılın Amerikan filmi: Yine zor bir seçim… Şu koca listeyi tek tek inceleyip izlediklerimi tespir ettikten sonra en güçlü adayların The Adventures of Tintin, Hugo ve Rango olduğunu söyleyebilirim. Ama The Help ve Midnight in Paris gibi Oscar adayı filmleri henüz izlemedim (özellikle the Help’i çok seveceğim gibi bir his var içimde…), orası da ayrı konu… Yine de yukarıda ismi olanlardan Hugo favorimdi. Hakkında yazdığım yazı için tıktık. (Bu arada Sherlock Holmes’un 2. filmini de izlemedim, yuh bana di mi? İlkini çok beğenmiştim oysa; Robert Downey Jr. ve Jude Law abilerimiz pek şeker bir Sherlock-Watson ikilisi olmuşlardı. Gerçi muhteşem, harika, aşmış İngiliz dizisi Sherlock‘ta socially awkward Sherlock karakterinde harikalar yaratan Benedict Cumberbatch ve bu sene Hobbit Bilbo Baggins olarak karşımıza çıkacak olan Martin Freeman’ın karakterlerini yine de tek geçerim; üzgünüm Robert ve Jude abiler… Kısaca, İngiliz dizisi Sherlock’u öyle sevdim ki, kendisini hâlâ izlemediyseniz bir daha görüşmeyelim 😉 )

Yılın En İyi Erkek Oyuncusu: Hummm, bu soruyu Kore dramaları üzerinden cevaplamak istiyorum, 2011 yılı Amerikan sinemasına yeterince hakim değilim bu konuda… Oyumu Protect the Boss’un koyun kafalı aktörü Ji Sung‘dan yana kullanacağım:

Yılın En İyi Kadın Oyuncusu: Yine Kore dramalarını baz alarak Scent of a Woman’daki performansıyla Kim Sun Ah‘yı bu ödüle layık buluyorum (alkışlar, alkışlar!)

Yılın Kitabı: Şimdiiii, 2011’de mi çıktı bilmem, ama ben Alper Canıgüz kitaplarını 2011’de keşfettim ve pek sevdim 😉 Ünlü besteci Hector Berlioz’un adaşıyla rüyalarında yaşayan bir başka adamı anlatan, bir nevi Inception tadındaki Tatlı Rüyalar, ve isminde bir gök cismi geçen herkesin uzaylı olduğunu iddia eden romanı Gizliajans, kahkahalarla okuduğum iki romanı oldu. Oğullar ve Rencide Ruhlar‘ı ise gülmeye çok ihtiyaç duyacağım zor zamanlarıma saklıyorum 🙂 Absürt komedi janrındaki bu kitapları mutlaka okuyun bayanlar baylar.

Vazgeçilmezler: Benim için bu sene de vazgeçilmezler kategorisinde Dexter, The Big Bang Theory, muhteşem dili ile Murathan Mungan kitapları ve Star’a geçip yeni kanalında süresi uzayan, daha cicili bicili renklere kavuşan 1 Kadın 1 Erkek var. Demet Evgar’ın histerik hatun karakterine ilk izlediğim andan beri hastayım; ama işin garibi ben Zeynep karakterinden çok Ozan karakterine benziyorum galiba o_O Ahaha, yok yok, o kadar da odun diilim lan..

Tutunamayanlar: Türk dizilerinden Kuzey Güney (Ah ne umutlarla başlamıştım bu diziye! Ama Kıvanç’ın baklavalarından başka anlatacak bir şeyi olmayınca bıraktım gitti…), Kore dizileri Lie to Me ve Heartstrings; Amerikan dizisi olarak da J.J. Abrams diye izlemeye başlayıp iki bölüm dayanamadığım Alcatraz bu kategoriye dahil olan isimler. Kitaplardan ise İskender Pala’nın yarıda bıraktığım Katre-i Matem‘i ile (neden böyle oldu ben de bilmiyorum… benzer tattaki İhsan Oktay Anar kitaplarını çok severim oysa ki…) Elif Şafak’ın kendisinden soğumama vesile olan Aşk‘ını (yani, bildiğin orta yaşlı Amerikalı teyzeler için yazılmış bir kitaptı; Mevlânâ-Şems’i anlatan kitapta o salak Ella’nın işi ne?!) bu kategoriye alıyorum.

Evet, bir ödül töreninin daha sonuna geldik. Şimdi bu mim’i zevklerine her daim güvendiğim isimlerden masalevi, sadece deniz ve canlina‘ya paslıyorum. Acaba onlar neleri sevmişler? 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, Kdrama, kitap, mim, sinema, Türk dizisi, Yabancı Dizi içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

15 Responses to Geçen Yılın Favorileri

  1. superisi dedi ki:

    Selam Hikaru. Zevkle okudum desem inanır mısın? 😀

    Benim mimi başlatma amacım zaten bir yazıda tavsiyeleri almaktı. Mesela o bahsettiğin kitaplara mutlaka göz atacağım. Türk tarzı komediyi seviyorum ama çok saçmalamadan. Yılın dizisi olarak Once Upon a Time olmasaydı ben de kesinlikle Game Of Thrones’u seçecektim. Kitabını aldım. Okuduğum zaman blogda bahsedeceğim. O da dizi kadar güzel mi? Göreceğiz. Ayrıca erkek oyuncu olarak da nokta atışı yapmışsın. Eğer Sean Bean olmasaydı ben de onu seçmeyei planlıyordum.

    Mime cevap verdiğin için teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere…

    • hikaruivy dedi ki:

      @superisi: çok sevindim peri’cim. ben de sevdim bu mim’i, milletten tavsiye almak süper olacak 😉 kitapları şiddetle öneriyorum, hatta onları seversen bi de murat menteş kitaplarını önereceğim benzer tatta (ama biraz daha okuması zor, kelime oyunlarına sıkça başvuran bir yazar murat menteş. alper canıgüz ise akıcı, kolay okunan anlatımıyla ünlü 😉 ) game of thrones’un kitaplarını okumadım; gözüm yemedi 😀 ama sen seversen tavsiyen üzerine başlayabilirim. sean bean konusunda sana hak vermiştim, ama ji sung’un yeri ayrı bende 🙂 görüşmek üzere, sevgiler ^^

  2. Mutluluk Oyunu dedi ki:

    Kore camiasını tanıdıktan sonra başka kültürlere yönelmek çok zor oluyor(en azından benim için öyle:D) Gerçi sınava hazırlık sürecine girdikten sonra kore dizilerine olan ilgimde azaldı azıcık 🙂
    (Resmi görünce dokgo jin aşkım depreşti 😀 Napsam , açsam izlesem mi ki.)

    • hikaruivy dedi ki:

      @mutluluk oyunu: haklısın, kore dizilerindeki çocuksuluk ve sıcaklığa alıştıktan sonra uzun bir süre ben de amerikan dizisi seyredememiştim… arada bir özleyince sevdiğin kısımları açıp izle istersen, ama seni çok oyalamasına izin verme, insan bazen kaptırdı mı vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyor! o_O

  3. Sophie dedi ki:

    Elif Şafak’tan soğuma sebebine kesinlikle katılıyorum! “Aşk” kitabı konu açısından güzel ama sığdı. Ella ve müritin yaşadığı aşk ise tam anlamıyla iğrençti!
    Kore dizisi ve erkek oyuncu seçimlerine de kesinlikle katılıyorum! The greatest love bitince çok üzülmüş ama sonu güzel bittiği için sevinmiştim. Dok Go Jin çok sevimli bir karakterdi, özellikle Ding Dong’la birlikte müthiş bir ikili oluşturmuşlardı 🙂
    Zaten genel olarak PTB ve TGL’deki oyuncular da kız olsun erkek olsun çok sevilesi karakterlerdi. Bu dizileri izlerken BOF’taki uyuz Geum Jan Di gibi bir karakter olmadığına defalarca şükretmişimdir.
    Bu arada Sherlock’u ben izlemiyorum unnican, bundan sonra görüşemeyecek miyizz 😦 Beni redd-i kardeşlik yapmazsın dee mi? 😉

    • hikaruivy dedi ki:

      @Sophie: Yes dear, kafalar aynı çalışıyo 🙂 Aşk bence de konu olarak çok güzel, ama bir evkadını tarafından yazılmış gibi derinliksizdi… Mürit de nasıl Allah adamı ben anlamadım zaten; evli kadınla zina yapan Mevlevi nerde görülmüş?! Ji Sung’a sen bayıldın biliyorum 🙂 Dok Go Jin’i de katarsak arıza tipleri seviyosun sen bacım (eski sevgililerden de bu anlaşılıyo.. eheh, şaka şaka 😀 :D)

      Ayrıca PTB ve TGL’deki kızlar da çok şekerdi cidden. Jandi faciası gibi bir olayı (you are beautiful’u saymazsak) ben pek başka dizide görmedim zaten.. Onlar da anladılar galiba öyle hatunların itici olduğunu.

      Sherlock’u izle, sen bayılırsın. Hatta Sherlock’u oynayan elemanın da hastası olursun, demedi deme 🙂 Öperim canım ^^

  4. canlina dedi ki:

    Ayy ben de mimlenmişim çok teşekkürler hikaru 😀

    Yılın Uzak Doğu Dizisine karar vermek çok zor olsa gerek.Ama haketmiştir bence de Dok Go Jin’imiz bu ödülü 🙂
    Sherlock’u hala izlemedin mi?Aaaaa nasıl yaparsın bunu ben bile izledim 🙂 Yalnız hala birincisini izlememiş olabilirim bunu görmezden gelelim 😀
    Senin okuduğun kitapların isimlerine bayılıyorum ya 😀 Geçen bi kitapçıda platon’lu kitabı sorayım dedim daha bar kelimesine gelmeden adam gülmeye başladı yok dedi 😀 😀
    Aşk’ı ben sevmiştim ama o iki ayrı kutbun birbirleriyle bir ilgisi cidden yok.

    Ellerine sağlık ^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @canlina: evet canım, senin listeni de merakla bekliyorum ^^ uzak doğu dizisi en çok zorlandığım bölüm oldu galiba.. sherlock holmes’un 2. filmini şöyle kaçırdım, o burda vizyondayken ben tatildeydim, ben dönünce vizyondan kalkmıştı. DVD bekliycez artık mecburen…

      haha, okuduğum kitapların isimleri cidden bi ilginç oluyor, neden acaba? aslında evet, belki ilk anda ismi ilginç olanlar beni çekiyor olabilir, ama isminin hakkını verenleri tanıtıyorum 🙂 Platon’lu kitap artık yok mu ki, hay Allah… Aşk’ı okuması güzeldi, ama bitince ee ne ki bu şimdi dedim açıkçası… Bir de Elif Şafak’ın Mahrem’i olsun, Pinhan’ı olsun, çıtayı o kadar yükselten kitaplardı ki, ondan böyle basit bir kitap beklemiyordum, belki de o yüzden hayal kırıklığına uğradım… Neyse, önümüzdeki maçlara bakacağız 😀 Sağol yorumun için ^^

  5. masalevi dedi ki:

    wooow bu mimin sana paslanması çok güzel olmuş tüm tavsiyelerini not ettim, yalnız zevklerimiz gerçekten benzeşiyor yaa “evet evet doru!!” demekten okuyamıyordum yazıyı 🙂

    senib gibi bir romantük komedi severin the greatest love’ı seçeceğini biliyordum, ben de çok sevdim yaa şu an öyle güzel bi romantik komediye ihtiyacım var hatta.. hugo yazını okumuştum ama henüz izlemedim, the help de aynı şekilde indirdim beklemede şu an.. sherlock holmes güzeldi ama, konu pek ahım şahım değildi ama ortaçağ avrupasını baştan sona gezmeleri falan tam bir görsel şölendi.. gotik sevenlere birebir 🙂

    bir itirafta bulunmak istiyorum, sanırım protect the boss’u izlemeyen tek insan olarak ben kaldım 🙂 herkes izlemiş belli ki, ama bu yaz o kadar çok romantik komedi izledim ki uzun bir süre izlemem dedim kendime. bu çocuk senden en iyi aktör ödülünü almışsa izlenir demek ki 🙂

    kim sun ah, murathan mungan, 1 kadın 1 erkek konusunda ve tutunamayanlar kısmında da yeaa that is true diyorum.. MM’ın şiirleri beni mest ediyor, yaz geçer kitabı ezberimde sayılır, çok seviyorum.. vee kuzey güney ve heartstings ise derin bi hayal kırıklığı benim için:/

    mimi zevkle yazacağım, ellerine sağlık canım 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @masalevi: tamamdır, senin mim yazını da en kısa zamanda bekliyoruz o halde 😉 TGL’yi seçmem sürpriz olmamıştır, seviyorum romantik komedileri. madem senin de bu aralar öyle bir şeye ihtiyacın var, PTB izleme vaktin gelmiş canım 😉 MM’nin şiirlerini ben çok bilmem aslında, ben onun romanlarının, hikâyelerinin hastasıyım: Kadından Kentler ve Yüksek Topuklar’ı iki kere okudum mesela. Bir ara her yıl yeni kitap çıkarıyordu, bayılıyordum onun üretkenliğine 🙂 Şimdi Şairin Romanı okunmayı bekliyor… Kuzey Güney, Heartstrings, hepimiz için hayalkırıklığı oldu di mi? Sağol masalcım, yazını sabırsızlıkla bekliyorum ^^

  6. Mikal Zia dedi ki:

    En iyi filmler haric geri kalanlarina katiliyorum. We Need to Talk About Kevin, The Artist (Amerikan degil ama Oscar adayi ve en iyi yabanci film dalinda da degil 🙂 , The Help ve The Descendants sagdan soldan yaklasacak her filme kapiyi gosterecek nitelikteydiler. Mutlaka goz atmalisin. Seversin bence 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @mikal zia: dediğin filmlerden sadece the descendants’ı seyrettim. gerçekten iyi bir filmdi, ama o kadar da derinden etkileyemedi beni… diğerlerini de izleme listeme alıyorum, teşekkürler önerilerin için ^^

  7. makinosev dedi ki:

    Geçen yıl neredeyse sadece kore yapımlarına adadım kendimi, vampir dizilerim olmasa tamamını da diyebilirdim ama bu yıl hepsi değişecek bunun, yani ilk defa bu mim bana gelmesin dedim resmen, yarım bıraktığım öyle çok şey var ki 😀 hep kore yapımlarına zaman ayırmışım 😀 neyse bu tavsiyelerini aklımın bir köşesine yazdım 😀 daldan dala atlayacağım bu sene 😀
    bu güzel mim için superisine de teşekkürler 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @makino: hepimiz öyleydik canım, ben de seçim yapmakta bir hayli zorlandım gördüğün gibi (aktörü, aktrisi korelilerden seçmek zorunda kaldım mesela!) mim sana gelirse sen de öyle yaparsın, hatta ji sub’ın en güzel basın toplantısını, fan meeting’ini seçsen de olur 😀 😀 öperim ^^

  8. Geri bildirim: 2011′den Geriye Kalanlar.. « Masal Evi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s