Tatil Önerileri: 1 şov, 1 dizi, 1 film, 1 anime…

Bu aralar pek görünmediğimi özellikle blogger arkadaşlar fark ediyordur; krismıs tatilinde, aile saadeti içerisindeyim sevgili dostlar… O yüzden kısa bir post yazıp kaçıciğim; tatilden önce izleme şerefine eriştiğim pek leziz bir şov (Türk işi), bir dizi (Kore malı), bir film (Amerikalı bu), bir de animeden (Japon tabii ki) bahsedeceğim. İşte geliyor:

Bir Türk: 5’er beşer: Siz muhtemelen çoktan izlemişsinizdir; ama ben 5’er Beşer isimli şovu yeni keşfettim. Önce 9. bölümünü yakaladım; sonra başa dönüp ilk bölümleri lüp diye yuttum 🙂 Alper Kul, İrem Sak, Okan Çabalar, Mine Tugay (ki kendisi son bölümlerde yok, sanırım konuk oyuncularla devam ediyorlar) ve Ali Sunal’ın rol aldığı bu program, Çok Güzel Hareketler Bunlar tadında skeçler, ve aralara atılmış mockumentary tarzında (The Office dizisi vardır ya, biraz ona benziyor..) kısa röportaj(!)lardan oluşuyor. Şöyle ki, Yar. Doç. Aziz hoca (Ali Sunal) Beşeri Bilimler hocası ve “Beşeriyete Giriş” isimli bir kitabı var (Beyti yayınlarından, 9.90’a 😀 :D). Aziz Hoca, bu kitabı kamuoyu ile paylaşabilmek adına bir konferans düzenliyor. Bu konferansta kitabın bölümlerini uygulamalı olarak anlatması konusunda ona kendi öğrencisi İsmail (Alper Kul) ve tiyatro kulübünden Sinem (İrem Sak), Hakkı (Okan Çabalar) ve Bengisu (Mine Tugay) skeçler ile yardımcı oluyor. Ve biz bu beşlinin kendi arasındaki ilişkileri skeç aralarındaki kulis muhabbetleri ile izliyoruz (şovun en sevdiğim kısmı da bu muhabbetler zaten 🙂 ) 

Oyuncuların hepsi birbirinden şahane! Alper Kul, Okan Çabalar ve İrem Sak’ı Şen Yuva dizisinden de bilenler olacaktır (pek severdim… ama çok kısa ömürlü oldu, ruhuna el fatiha…) ama özellikle Okan ve İrem’deki büyük yeteneği bu şov sayesinde keşfettim diyebilirim: İrem Sak, sen ne güzel ve ne komik bir kızsın öyle! Yirim, yirim! Okan Çabalar’ın yeteneğini göstermesi adına ise sizi şu kısa videoya davet ediyorum:

Bu arada dizi (ya da şov?) ATV’de yayınlanıyordu ama 30 aralıkta (bugün!) son bölümü yayınlanacakmış. Sonra başka bir kanalda devam edeceklermiş (sanırım hangi kanal olduğu henüz kesinleşmedi…) Yeni bölümler yayınlanana dek eğer izlemediyseniz eski bölümleri internetteki dizi sitelerinden bulup izleyin, şiddetle tavsiye ediyorum 😉

Bir Kore: Flower Boy Ramen Shop: Aigoooo, ne tatlı bir dizidir buuu! Daha önce de dediğim gibi Kore dizilerinin ikinci yarısı baymaya meyillidir, ama ben bu diziye kefilim arkadaşlar! İlk bölümleri dizinin Hello My Teacher ya da Gokusen kopyası olacağını sanmanıza neden olabilir, ama ikinci yarı tamamiyle farklı ve ilk yarıdan bile daha keyifli. Ayrıca bölümleri 45’er dakika uzunluğunda, çerez gibi çıtır çıtır gidiyor 😉 Ben bu dizide çok şımarık, çok çocuksu (adam liseli ulan…) ve çok zengin veledi de olsa esas oğlancıydım, çünkü esas oğlanımız çiçek gibi çocuk Jung Il Woo idi. Ama blogger kızlar arasında 2. erkeği tutanlar çoğunlukta… Neyse en iyisi ben susayım ve kimbap, koredelisi ve egosantrik konuşsun; siz onların güzel yazılarından diziyi ayrıntıları ile öğreniniz efenim.


Bir Amerikan: Hugo: Bu filmi en kısa şöyle tanımlarım: “sinemanın büyülü dünyasını keşfeden küçük çocukların hikâyesi”…

Hugo’nun fragmanını görmüşsünüzdür: Film, 1930’ların Paris’inde, büyük tren istasyonundaki meydan saatinin içinde yaşayan küçük bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Küçük Hugo, babasının ölümünden sonra istasyon saatlerinin düzenli çalışmasından sorumlu olan ayyaş amcasıyla birlikte yaşamaya başlar. Fakat ayyaş amca günün birinde pat diye ortadan kaybolur! Zavallı Hugo, amcasının yokluğunu çaktırmamak için istasyon saatini kendi başına ayarlamaya devam ederken, küçük yetimleri toplayıp yetimhaneye postalayan güvenlik şefinden kaçarak hayatını devam ettirmek zorundadır. Ama küçük çocuğun kaderi, babasından kalan son hatıra olan bir automaton’u çalıştırmak için çabalarken tanıştığı oyuncakçı George sayesinde tamamen değişecektir…

Filmin konusunu böylece anlattıktan sonra önce kötü haber:

1. Fragmana kanıp fantastik bir film beklemeyin! Filmimiz son derece gerçekçi bir hikâyeyi anlatıyor.

2. Hugo’nun saatin içinde yaşamasının ana hikâyeyle pek de bir bağlantısı yok…

Evet, hayallerinizi böyle yıktıktan sonra gelelim iyi habere: Yanlış beklentilerle gitmediğiniz sürece oldukça eğlenceli ve büyülü bir film bu. Bir kere “automaton” diye bir zımbırtıdan bahsediliyor ki ben böyle robotumsu-yapay zekâmsı varlıkların 20. yy başında icat edilmiş olduğunu bu filmden öğrendim ve bayıldım resmen! Hatta meğer Ankara Kaleiçi’ndeki Koç müzesi’nde bir örneği varmış bunların, ama müzeyi iki kez gezdiğim halde hiç fark etmemişim, aferin bana. 😛 Filmdeki automaton şöyle bir şeydi:

Ama filmde beklediğim kadar etki yaratmadı. (Ben tüm film automaton’lar üzerine kurulu olacak zannediyordum, sonra hikâye bambaşka yerlere kaydı…) Filmi izlerken sık sık sevgili makino’m ve onun benim bloguma hatıra bıraktığı şu yazısı aklıma geldi. Sebepse sizin de göreceğiniz üzre filmin ilk çevrilen filmler – ilk sinemacılar hakkında bir güzelleme olması. Ve filmde şu trenli filmi ilk sinema filmi diye gösterdiler hep, buraya da eklemiş olayım:

Bir de son olarak pek şeker aktris Chloë Grace Moretz‘den bahsedip bu kısmı bitiriyorum: Ben bu kızı Kick Ass’te izleyip hastası olmuştum. Emma Watson’ı ilk Harry Potter filminde keşfedip “bu kız büyüyünce çok canlar yakar hacı” demiş biri olarak bu hanım kızımızı da (bu filmde pek o kadar akılda kalıcı bir performans göstermemekle birlikte, sanırım İngiliz aksanı kascam derken oyununa pek özen gösteremedi yavrucak) ileride bol bol izliyciğiz diye bir kehanette bulunayım (bir de Allahaşkına şu harika “bad reputation” performansını bir dinleyin derim. Avril Lavigne’e beş basar bence!)

Bir Japon: Hoshi wo Ou Kodomo (Children Who Chase Lost Voices from Deep Below): Bu anime ise yer altındaki kayıp medeniyet Agartha’nın peşine düşen küçük bir kızla ilgili. Bana içerdiği doğa üstü elementlerle yer yer Spirited Away, yer yer Princess Mononoke tadı verdi. Diğer ikisi kadar derin değil belki, bir de Miyazaki’nin supernatural elementlere ağırlık vermesinin aksine Shinkai bunları arka plan olarak düşünüp insan ilişkileri/dramatik ögeleri ön planda tutuyor, ama ben izlerken oldukça keyif aldım. Renkler, çizimler çok güzeldi, müzikler şahaneydi, hikâye sürükleyiciydi; daha ne olsun? Yönetmeni 5 cms per second, the place promised in our early days ve voices from a distant star gibi birbirinden başarılı animelerin de yönetmeni olan Makoto Shinkai, referans da sağlam yani… Kısacası bu anime izlenir 😉 Buyrunuz size animenin OST’sinden anime görüntüleri eşliğinde muhteşem bir parça: Hello, Goodbye and Hello:


Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı anime, Genel, Kdrama, sinema, Türk dizisi içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

18 Responses to Tatil Önerileri: 1 şov, 1 dizi, 1 film, 1 anime…

  1. makinosev dedi ki:

    micheal potporisine öldüüümm 😀 smooth’a geldiğinde yerlerdeydim ama bir de michael vari narin bir sesle teşekkür etmesi beni öldürdü gülmekten 😀 😀 ben hep yarım yamalak izledim bu şovu, daha formatını bile çözememiştim iyi oldu burada anlattığın 😀
    herkes bu kadar Flower Boy Ramen Shop diyorsa o dizi izlenmeli tabi 🙂 bölümlerde tamamlandı madem ingilizcede olsa izlenir 😀
    hugo filminin afişini görünce ben bir facepalm moduna girdim önce, malum twitterdan bu filmi çıtlattığında hugo oyunundan bahsediyorsun zannetmiştim ilk 😀 😀 halbusem yetimler, automatonlar havada uçuyormuş bahsettiğin şeyde 😀 bu arada o hanım kızımıza ben bir bakayım dedim imdb’den, meğer ben de ilk the amityville horror (2005) filminde ryan’ın kızı olarak izlemişim 😀 ama ryan’a bakmaktan chloe kızımız keşfetme kısmını atlamışım 😀 😀
    Hoshi wo Ou Kodomo’yu çok merak ediyorum, Makoto Shinkai’inin 2 animesini izledim ikisi de şahaneydi, şimdi buda iniyor bilgisayarıma sırayla diğer animelerine de geçerim artık 😀 cidden çok etkileniyourm bu adımın yaptığı animeden 🙂 bu arada bir sürpriz gelişme bkz : http://htkr.wordpress.com/2011/12/14/makoto-shinkaiden-turkiye-temasi/

    bu güzel tavsiyeler için teşekkürler, iyi tatiller canım 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @makino: di mi yav, ben de michael’in şovuna bayıldımm, bittim! nasıl yetenekli bi insan bu, çok tatlı maşşallah :)) izle sen bu şovu, seversin canım 😉 flower boy çok çok süper bi dizi değilse de son zamanların en eğlencelisi, ayrıca herkesler bu aralar onu izlediği için dönen geyiklerden geri kalmamak için izlemek lazım 😉 hugo filminin bizim çocukluk kahramanımızla bi ilgisi yok, evet 😀 😀 chloe chase moretz bu aralar pek bi parladı, daha da bi sürü filmi vardır izlemediğimiz. hit girl’le karizması tavan yapmıştı gözümde, ama sonra ellen degeneres’nin şovuna katıldı, orda justin bieber hayranı çıktı iyi mi… orda ben de kendime geldim: çocuk her yerde çocuk işte; kick ass’te sayko olduğu için gerçek hayatta 12 yaşında olan bi kızı acayip cool bi kız mı zannettin hikaru diye kızdım kendime 😛 bi de ben sana izlerim demiştim ama voice from a distant star’ı ağlatır diye hâlâ izleyemedim iyi mi… 😛 😛 ama hoshi ou o kodomo yer yer dram olsa da ağlatmıyor merak etmeyiniz 😉 senin de yorumlayan ellerin dert görmesin şekercim ^^

  2. Yoruma kahkalar eşliğinde gireyim.Maykıl’ı aynen yapmış adam ahahaha.Rast geldiğimde izliyorum ben de bu programı.Zaten anlattığın gibi oyuncularından belli nasıl güzel bişiy olduğu 😀
    Flower Boy’u da izledim sayende ama işte görüşlerimi biliyorsun,ben senin görüşlerini biliyorum.o yüzden buradan bişiy demeden kapatıyorum konuyu ama direk iyiydi be 😀 😀 Hugo’ya da bir türlü gidemedim.Zaten ben gidemeden de vizyondan kalkacak artık indirir izlerim.Hem sen çok övüyorsun hem de duyduğum kadarıyla da iyi bir film.İzlenir o zaman izlenir 😀
    Şu animeleri de ara tatilim gelsin o zaman hepimizin kafasını şişirip güzelinden bir anime isteyeceğim.En son Death Note’da kaldım püü bana 😀 Ellerin dert görmesin yine ilimlendik,faidelenedik 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @egosantrik: zaten farkındaysan orda maykıl’ın ruhu girdi hakkı’cığımızın içine 😀 😀 çok tatlı bi diziydi cidden, ama atv’nin çok tuhaf bi yayın politikası var, bugün sabah iki kere aynı skeci gösterdiler mesela. üstelik aynı bölümü dün de yayınlamışlardı o_O kanal değiştirmesi iyi olacak..

      flower boy’u hiç açmayalım, sizi gidi direk’çiler sizi! 😀 anime önerileri için doğru adrese geldin, winpohu’yla ikimiz sana o kadar çok öneri sunabiliriz ki ambale olursun vallahi 😀 😀 sevgilerimle kok’cum ^^

  3. diaboloviolette dedi ki:

    çok faideli bir yazı olmuş tebrik ediyor, yanaklarından öpüyorum.. 5’er beşer iyidir yahu 🙂

  4. canlina dedi ki:

    5er beşer e rastladım bi kaç sefer ama oturup izlemedim hiç.Yalnız animenin şarkısı çok güzelmişşş,bittim resmen^^
    Diziye gelince ben de şu aralar onu izliyorum.3 bölümüm kaldı 😦 Kendimi çok zorlasam da İl Woo’mu değil direkcağızı tutuyorum 🙂 nasıl şeker bişey o yaa 😀 😀
    Hugo’da gitmeyi düşünüyordum ama sen benim tahminlerimin tam tersini yazmışsın!Kararsız kaldım.Zaten finallerimde geldi çattı en iyisi gitmeyip ders çalışmak sanırım 😦
    Ellerine sağlık^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @canlina: evet animenin müzikleri bir harikaydı. soundtrack’ini bulmak lazım…
      ah ah, nedir sizlerdeki bu direk sevgisi? 😀 neyse siz onu tutun, il woo bana kalsın, ahah (kendi kendine gelin güvey olan seyirci modeli :D)
      evet hugo’da öyle bir fake atma durumu var… yine de güzel film, izlemek lazım. ama finallerden sonra! 😉 sevgilerimle canım ^^

  5. nomuyeppuda dedi ki:

    Ramyun Shopda nasıl 2. çocuk sevilir ben anlayamıyorum.Bence o direği sevenler önce a love to kill üstünede 49 days seyretsin.Ondan sonra gelsin bana Cha chi Soo’yu sevmiyorum desin! 😀 Sinir yaptım.Ben il woo’yu my fair lady’den beri favorilerim arasında tutuyorken nasıl beğenilmez!! asabiyete bağladım iyice :Pp
    5’er beşeri bende merak etmiştim.Ümit vaadediyor sanki diye geçirdim içimden ama izliyormuyum? hayır.Televizyon izliyormuyum? onada hayır.E bu kız napıyor.Odasında takılıyor.Pc izlemekten bıkmıyor. :p
    Hugo görünce bi an eski çizgi film karakteri sandım ben yea 🙂 Neyse nete düşünce izlerim artık o kadar tanıtmışsın. 🙂
    Ellerine sağlık. ^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @nomuyeppudaa: yani direğin de sevimli yönleri var ama söz konusu olan il woo’yken kendisi çok sönük kalıyor maalesef 😛 ben de il woo’yu my fair lady’den beri severim, pek şekerdir kerata… tv izlememe olayını anlayabiliyorum; ben de izlediğim her şeyi internetten izlerim. hadi benimki zorunluluk, ama nette reklamsız yayına alışınca tv’ye dönmek zor oluyor 🙂

  6. smokeyblue dedi ki:

    Ben de 5′er beşer’i 31 Aralık günü akşamı keşfettim biliyo musun? Çok şükür 2011 bitmeden yakaladım! Michael taklidini yapan çocuk, adını unuttum, Eyvah Eyvah’ta berber rolünü oynuyordu. Filmde en çok güldüğüm tipti. İzlemediysen mutlaka seyret!

    • hikaruivy dedi ki:

      @smokeyblue: aaah süper olmuş! 😀 eyvah eyvahh’ı izleyeli çok oldu, çok da sevdiğim bir filmdi, ama okan çabalar’ın oynadığına hiç dikkat etmemişim… ama çok yetenekli bir adam o, bundan sonraki sinema filmlerinde kesin daha büyük ve akılda kalıcı rollerde olur. sevgilerimle ^^

      • smokeyblue dedi ki:

        Hikarucum, video nasıl ekliyorsun? Application olarak satın mı almamız gerekiyor? Video eklemeye basıyorum emmeee beceremiyorum. bende mi kabızlık?

      • hikaruivy dedi ki:

        @smokeyblue: yok canım, o işi biraz karışık hale getirdiler, ben de çözene kadar biraz zorlanmıştım… şöyle ki, yazı taslağının tepesindeki “yükle/ekle” butonunu biliyorsun; resimleri de eklediğimiz buton… işte oraya tıklayıp açılan pencerede “adresten” tab’ına geliyorsun. onun altında iki seçenek var; “görsel” ve “audio, video,or other file”. audio-video’yu seçince doldurmak üzere sadece URL ve başlık kalıyor, URl’ye eklemek istediğin videonun netteki adresini yüklüyorsun, başlığa da istediğini yazıyorsun… bu arada bu dediğim internetteki bir videoyu eklemek için. bilgisayarda halihazırda olan bi video için sanırım upgrade edip paralı hesap açmak gerek…

  7. Kitapçı Anne dedi ki:

    Merhaba,

    5’er beşer’i sadece 2 kere seyredebildim ATV’nin muhteşem yayın politikası sayesinde. Hepsi süper oynuyor, Hakkı ile Sinem’in bir spiker skeçi vardı, 10 dakika ağldaım gülmekten.

    Bakalım bir kanal bulabilecekler mi? Michael Jackson videosu için de çok teşekkürler.

  8. smokeyblue dedi ki:

    Cok tesekkur ederim. En ayrintili sekilde yazmissin. Zahmet verdim. Dun gece basardim. Hatta 1 deneme postu attim, en sevdigim komedi filmlerinden biri olan dumb and dumber’dan klipler koydum. Ama dedigin gibi bilgisayardan video atilmiyor, parali o herhalde. Tekrar tesekkur eder, valla bi de operim;)

  9. Geri bildirim: Geçen Yılın Favorileri | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s