The Fall – Masal gibi bir film…

En sevdiğin film nedir diye sorarsanız seçemem. İzlediğin en güzel film, ya da en başarılı bulduğun film hangisi derseniz yine durup düşünürüm, hemen cevap veremem. Ama izlediğin en harika görüntüler hangi filmde derseniz cevabı hiç beklemeden veririm: “The Fall”! Bu film, bir sinema eseri değil, tablo yapıp müzeye koymalık bir sanat şaheseridir!

The Fall’u ilk izlediğimden beri birkaç sene geçti. Geçenlerde yeniden izleme şansı buldum ve filme bir kez daha hayran oldum. Yönetmen Tarsem Singh senelerce değişik ülkelerde çektiği ve biriktirdiği görüntülerini bu filmde kullanarak muhteşem bir işe imza atmış. Bir masalı, bir hayali kanlı canlı izler gibisiniz. O renkler, o manzaralar… tek kelimeyle muhteşem!

Filme bu kadar övgü yağdırdıktan sonra gelelim konusuna: Film 1900’lerin ilk yarısında Los Angeles’ta bir hastanede geçiyor. Roy bir stunt actor, yani bildiğimiz dublördür. Bir film çekimi sırasında geçirdiği kaza (ki aslında kaza değil de, izleyicilerin sürprizini bozmayalım…) sonucu hastanede tedavi görmektedir. Alexandria ise yine aynı hastanede yatmakta olan 5 yaşında küçük bir göçmen kızıdır. İkili tesadüf eseri tanışırlar ve Roy, Alexandria’ya bir hikâye anlatmaya başlar. Alexandria’nın kendi hayalgücüne göre canlandırdığı hikâyede 5 tane kahraman vardır: Maskeli siyah haydut, patlayıcılar yapan Luigi, eski bir zenci köle, bir Hintli (aslında Roy onu Indian diye anlatırken bir Kızılderili’den bahsetmekte, ama küçük kızımızın bildiği tek Indian Hintli bir amcası olduğu için onu Hintli hayal etmekteydi!) ve de… Charles Darwin! (evet bildiğimiz Darwin… Hatta filme göre yanından ayırmadığı Wallace adlı bir maymunu olup Darwin’e ait zannettiğimiz fikirler bu maymundan çıkmıştır! Ahahah 😀 :D) Bu beş adamın amacı, hepsine kötülüğü dokunmuş olan İspanyol vali Odious’u bulup intikamlarını almaktır. Roy ve Alexandria günden güne bu beş adamın hikâyesini yazmaya devam ederken bir yandan da kendi aralarında sıcacık bir dostluk kurulur. Ama Roy’un bir sırrı vardır… Ve bu sır, zamanla eski dublörle küçük kızın hikâyesini, masalla gerçeğin birbirine karıştığı bir hikâyeye dönüştürecektir…

Hikâyeyi böylece özetledikten sonra yine ilk başta söylediğim şeye dönüyorum: Bu kadar güzel, bu kadar tablo gibi sahneler olur mu yahu? Bu ne harika bir görselliktir?? (Zaten afişinden bile ne tür bir film izleyeceğiniz belli oluyor; sürrealist ressamların tabloları gibi bir afişi var.) Yönetmen Singh yaptığı işe o kadar özenmiş ki, film tam 4 yılda, 23 ülkede çekilmiş. Hindistan’ın kubbeli saraylarından Çin’in pirinç tarlalarına, ordan çöllere, Bali’nin muhteşem kumsallarına kadar dünyanın en güzel manzaralarını izliyorsunuz. Ayrıca sahne geçişleri bir harika: Bir kelebek görüntüsünden, kelebek görünümlü bir adaya; ya da sinsi bir insanın yüzünden dağların ve kayaların aynı insanın yüzünü oluşturduğu bir çöl manzarasına geçiyorsunuz ki bunları izlerken ağzım açık kalmıştı.

Ayrıca iki başrol oyuncumuz, yani Roy’u canlandıran Lee Pace ve küçük Alexandria’ya hayat veren Catinca Untaru rollerine o kadar yakışmışlar ki anlatılamaz. Çok tuhaf, ama çok şeker bir ikili olmuşlar. Yakışıklı aktör Lee Pace’i zaten “Pushing the Daisies” isimli şeker mi şeker Amerikan dizisinden bilenler olacaktır. Oradaki romantik turtacı çocuk bu defa umutsuz bir dublör… Küçük Catinca ise filmdeki gibi Rumen uyruklu. Onun o kırık İngilizce’siyle konuşmaları, “Gugli gugli gugli go away!” deyişleri, üst dişleri olmadan sırıtışı, aman Allah’ım, böyle şirin bir çocuk olamaz! Küçük kız rol yapmıyor, sanki yaşıyor! Hiçbir filmde bu kadar harika rol kesen bir çocuk oyuncuya rastlamamıştım. Catinca geleceğin büyük aktrislerinden olmaya aday.

Son olarak, filmimiz aynı zamanda dublörlere bir saygı duruşu: Filmin en sonunda eski filmlerde dublörlerin kullanıldığı sahnelerden bir demet var ki, o zamanlar bu sahneler çekilirken hiçbir efekt teknolojisi olmadığı ve insanların ciddi ciddi canlarını ortaya koyarak çalıştığı düşünülünce insan bu isimsiz kahramanlara saygı duymadan edemiyor. Secret Garden’la dublörlere hakkını teslim eden bir dizi izlemiştik; bu film de aynı şeyi yapıyor.

Kısacası, “The Fall” sinemanın ne kadar büyülü bir sanat olduğunu bize bir kez daha kanıtlıyor… İzlemeyen çok şey kaçırır 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı sinema içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

22 Responses to The Fall – Masal gibi bir film…

  1. superunni dedi ki:

    Hemen indirip izliceğim şimdi resimlerden ve anlatışından anlaşılan ilgince benziyor 😀 paylaşım için sağol 😀

  2. CİNNET dedi ki:

    The Fall…Kaç kere izlediğimi hatırlamadığım süper ötesi bir film,bir görsel şölen :)) Lee Pace’de küçük Catinca’da rollerinin haklarını vermişlerdi 🙂 Kendimi sinema eleştirmeni gibi hissettim 😀
    Yazının sonuna ise kesinlikle katılıyorum bu filmi izlemeyen çok şey kaçırır…

  3. koredelisi dedi ki:

    Bu kadar övgüden sonra merak etmemek elde değil. Hemen izleme listemin ilk sırasına alıyorum ve izler izlemez geri dönüş yapıyorum buraya;)

  4. mavi dedi ki:

    Tablo gibi bir film.
    Sırf Lee PACE hayranlığım sebebi ile izlediğim ardından Leeyi unutup filme aşık olduğum muhteşem bir yapım. Hayalle gerçeğin bu kadar iç içe olduğu çok az film var. Her şey hem hayal kadar güzel hem gerçek kadar acı. Çocuk var ya işte. O zaten her şeyi kıymetli kılan.
    Ah ulan ah. Ben yazmalıydım ulan bu filmi 😀
    Ellerine sağlık canım. Muhteşemdi muhteşem. Hatırlatman süper oldu. İzlemeyen de izlesin. Adamı hasta etmesin 😛

  5. superunni dedi ki:

    ya Lee Pace ismi bende nerden tanıdık geliyor diyorum bu Pushing Daisies ‘teki turtacı Ned ‘miş 😀

  6. hikaruivy dedi ki:

    @superunni: çok çok tavsiye ediyorum gerçekten, izledikten sonra yeniden konuşuruz. evet ya, lee pace bizim ned’den başkası değil! 😉

    @cinnet: teşekkür ederim cinnetcim, aynen dediğin gibi, görsel şölen bu film. herkes izlemeli!

    @koredelisi: düşüncelerini merakla bekliyorum canım ^^

    @mavi: ne güzel demişsin: “Her şey hem hayal kadar güzel hem gerçek kadar acı.” sen de mutlaka yazmalısın şeker, ne kadar çok anlatırsak o kadar iyi!

  7. Aslı dedi ki:

    tamburada isimli türk müzik grubunun “yaz müziği” şarkısı ile bu film bir bütündür benim için 😉
    bakınız —> http://www.youtube.com/watch?v=nAJlZ_udySg
    yorumlarda bile konsepte bağlıyorum ben artık =) Allah sonumu hayır etsin 😛

    • makinosev dedi ki:

      SPOILER
      @aslı
      bu klibi sayende keşfetmiştim Aslım, bütün kahramanların son sahneleri var, bunu izleyince hep ufaklığın yorumu aklıma geliyor.
      “ölmee ölmee, neden hep ölmek zorundasın :((((((((((” buna benzer bir serzenişte bulunuyordu ya off 😦
      @hikaruivy
      harika bir filmdi, dediklerine yüzde yüz katılıyorum, yönetmen aşmış kendini, oyuncularda hakkını vermiş ama .:D

      • hikaruivy dedi ki:

        @Aslı: Dediğin kadar varmış Aslıcım, müzik cidden filmin ruhunu yansıtıyor… Ama en acıklı sahneleri koymuşlar beah…

        @Makino: Ah ah, sorma makinocum, orda Roy’a saydırmaktan bi hal olmuştum. Kızcağızın ağlamaktan içi dışına çıktı, bizimki hâlâ “bende mutlu son yok” diyordu… Neyse ki son anda aklını başına topladı 😀

  8. Novella dedi ki:

    amanin ben bu filmi nasıl nasıl nasıl kaçırmışım ya!!! en yakın zamanda izleyip döncem sana hikarucum…

  9. masalevi dedi ki:

    dün akşam yazını okur okumaz indirdim filmi ve an itibariyle izledim.. ama hemmen dvd’sini bulup bir daha izlemek amacındayım, bu görsel şölen bilgisayarda izlemekle bırakılmamalı 🙂

    roy ile minik kızımızın dostluğu mükemmeldi ya, bir de kızın karakterleri gözünde canlandırması falan.. hele sonra kendisi de katıldı daha da ilginç oldu hikayeleri.. gerçekle hayal o kadar iç içe girmişti ki sonlara doğru kafam epeyce karıştı ama sonra her şey yerine oturdu. hele filmin sonundaki hikayelerini bitirdikleri sahne çok güzeldi, ikilinin ağlayarak son yazmaları falan.. amaa.. roy’un o atlı sahnesini kesmelerine çok sinir oldum hala kızgınlığım devam etmekte.. bu arada roy’u kız arkadaşı dublörlük yaptığı aktörle aldatmış değil mi? bu kısmı kaçırmış da olabilirim..

    insan yüzünün taşlara dönüştüğü sahne hala gözümün önünde.. bu güzel tavsiyen için teşekkürler hikarucum^^

  10. hikaruivy dedi ki:

    @Novella: Yorumunu bekliyorum canım ^^

    @Masalevi: Sahi mi?? Çok sevindim şimdi 😀 😀 Ne iyi etmişsin.

    Kızın hayalgücü mükemmeldi ya. Roy hikâyenin bir kısmını ufaklığa yazdırdı zaten 🙂 Hele o kabus sahnelerine ne diyorsun? Ufaklık düştükten sonra acı içindeyken yaşadıklarını yönetmen ne güzel anlatmış değil mi? Ve ikilinin hikâyeye son yazdıkları o sahne, off, orası beni de bitiren yer… Uğruna kaza geçirdiği sahnenin kesilmesine ben de çok sinir oldum, zavallı Roy’cuk. Ve evet, aynen öyle olmuş; o kız önce Roy’un kız arkadaşıymış, ama sonra ünlü bir aktör olan öbürüne gitmiş. Beğendiğine çok sevindim canım ^^

  11. makinosev dedi ki:

    Roycum o maviş gözleriyle inat etti bir süre ama kızımız onun aklını başına topladı cidden 😀
    hikaruivy’cim bu arada sen bir süre başka yazı yazma, bu yazı da hep tepede dursun olur mu 😀 Nassıl güzel görüntüler ya, tekrar izleyesim geldi 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @makinosev: aslında yeni yazım hazır ama senin hatrına bikaç gün daha eklemiyorum, seni mi kırcam? 😉 bi de hoshi no koe’yi ben hâlâ izleyemedim iyi mi… izleyip yorumlamaya gelicem ama, söz!

      • makinosev dedi ki:

        teşkür ettim kırmadığın için 😀 😀 ama merak ettim de he diğer yazıyı 😀 meşgul olduğunu biliyorum 😉 ne zaman 25dklık vaktin olursa o aman izlersin 😉

  12. winpohu 'ca dedi ki:

    evet izleneceklere bir film daha eklendi 🙂

  13. Secret dedi ki:

    aa ben bu filmi tvde izlemiştim..çok ilginç gerçektende masalın bile ötesinde harika kostüm,dekor ne diyeyim herşey inanılmaz fantastik yapılmış yaa 🙂

  14. diaboloviolette dedi ki:

    benim de tekrar seyredesim geldi bak! 🙂 ne güzel, ne etkileyici bir filmdir yahu..

  15. hikaruivy dedi ki:

    @secret: evet tatlım aynen… sen bi de DVDsinden falan izle, şöyle dev ekranda, o zaman acayip tadı çıkıyor!

    @diabolo: ben de bundan sonra şöyle 3-5 senede bir unuttukça tekrar izlerim heralde 😀 😀

  16. akirafa dedi ki:

    uzun zamandır izlemek istediğim bir film ama hep aklımdan çıkıyor ne yazık ki :/ senin yazını gördüm ya hemmen unutmadan torrentin yolunu tutmam lazım 😀 yazını okumadım spoiler vardır diye izledikten sonra gelmeyi planlıyorum 😛 methini çok duydum bu seferde indirmezsem yuh bana 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s