Memories of Murder: Kore’nin Behzat Ç.’si

Uzun zamandır şöyle iyi bir film izlemiyordum. Hurricane Irene sağolsun; kendimizi dört duvar arasında kapalı bulduğumuz bu cumartesi-pazar mecburen filmlere sardık. Ve böylece, pek çok yerde methini işittiğim Memories of Murder (Salinui Chueok) pazar akşamımızı şenlendirdi.

Memories of Murder, yönetmen Bong Joon Ho‘nun ikinci uzun metraj filmiymiş. Fakat sinematografisiyle olsun, kurgusuyla, müzikleriyle olsun, son derece başarılı bir film. Bana hangi iki filmi çağrıştırdı biliyor musunuz: İki yıl önce Oscar ödülü alan Arjantin filmi El Secreto de Sus Ojos, ve ünlü Amerikan seri katili Zodiac’tan esinlenilerek çekilen, David Fincher’ın Zodiac filmlerini. El Secreto de Sus Ojos’la en büyük benzer yanı, iki filme de hâkim olan yarı melankolik, yarı heyecanlı havaydı: Bir seri katil filminin dramatik yanının ağır basmasını pek ummazsınız; ama bu iki film de epeyce drama kaçıyor… Bunun dışında, ikisinde de derin bir sistem eleştirisi var: Arjantin filminde bir katilin ceza almadan elini kolunu sallayarak serbest kalmasını sağlayan çarpık bürokrasi eleştirilirken burda G. Kore’nin 1986 yılındaki feci hallerini görüyoruz: Her yanından öğrenci ayaklanmaları fışkıran, solcuların kahvelerde dövüldüğü, polislerin işkenceci manyaklar olduğu, bir yandan da K. Kore’nin saldırması paranoyasıyla yaşayan, şimdiye kıyasla epey fakir bir ülke… Dizilerde Kore’nin şıkır şıkır şehirlerini, en güzel insanlarını görmeye alışık olunca bu film insanda bir şok etkisi yaratabilir, uyarmadı demeyin! 😛

Zodiac’a benzerliği ise, iki filmin de açık uçlu final yapıyor olması… Spoiler vermemek için ayrıntıya girmiyorum; ama film bittiğinde uzun bir süre “ee??” diye ekrana bakıp kendimce bir anlam çıkarmaya çalıştım. Fakat sonradan öğrendim ki, tıpkı ünlü Zodiac olayı gibi, Kore’nin Seul’e çok yakın bir eyaleti olan Gyunggi’de bu seri katil olayı gerçekten de yaşanmış, ve detayları hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamamış… Taşralı, her şeyi kendi kafasına göre yapan polis dedektifi (Song Kang Ho) ile Seul’den gelen akıllı ve işlerin kitabına uygun yürümesini isteyen yakışıklı dedektifimiz (Kim Sang Kyung) kurmaca karakterler olmakla beraber, filmin senaryosu gerçek olaylara dayanıyormuş yani…

iki dedektifimiz: soldaki taşralı sağdaki böyük şeherli

Fakat filmin benim için asıl çarpıcı yanına gelirsek: Ben bu filmde feci bir Behzat Ç. tadı aldım arkadaşlar! Tıpkı Behzat Ç.’nin kaba saba polisleri gibi, ilk önce tüm polis karakterlere fecii gıcık kaptım. Ama sonra sevdim! İşkenceci, yalancı kanıt üreten pis herifler olmalarına rağmen sevdim hem de! Önlerine gelene Allah ne verdiyse kafa göz dalmaları nasıl da bizimkileri çağrıştırıyordu! 😀 😀 Hatta bu Koreli polisler olayı iyice abartmışlardı; kurbanlarına çift ayak uçan tekmeyle dalıyorlardı!!! 😀 😛 Ahah, çok komikti, selam sabah bile vermeden pat diye uçan tekmeyle dalıyorlardı yahu, hiç böyle bişey görmemiştim 😀 😀 (Hatta feci canım çekti, ben de birine öyle uçmak istiyorum, sadist damarımı uyandırdınız lan Koreliler… :P) Filmin ilk başlarında özürlü bir çocukcağıza yapmadıklarını bırakmadılar, yazık yavrum neler çekti adamlardan 😛 Ama sonra Seul’den gelen düzgün polisimizle birlikte yavaş yavaş değiştiler. Daha doğrusu, Seullü polis taşralılara benzemeye başlarken taşralı ablak suratlı esas oğlanımız Seullü’ye dönüşmeye başladı; bu dönüşümü izlemesi son derece keyifliydi. Ayrıca oyunculuklar bir harikaydı; özellikle iki dedektif tek kelimeyle döktürüyorlardı. Ve kartpostal gibi sahneler vardı. Her yönüyle çok kaliteli bir filmdi kısacası.

Filmi fazla anlatmıyorum. Sadece izleyin ve görün diyorum. Hatta izleyin ve gülün: Korelilerle aramızdaki benzerlikleri fark ettikçe acı acı gülün. 🙂 Bu arada filme dram artı macera dedik, ama kara bir mizah da var ve bence filme çok güzel oturmuş. Daha ilk sahneden bizim taşralı polisin traktörün arkasından koşan çocuklara cücük hareketi yapmasıyla hem büyük bir dumur yaşadım, hem de Türklere özgü olduğunu zannettiğim bu ayıp el hareketinin Korelilerde de olduğunu görüp tuhaf bir sevinç duydum: Böyle, yabancı arkadaşlarına Türkçe küfür öğretirsin de onlar tuhaf telaffuzlarıyla bu küfrü söyler ya, işte o zaman hissettiğin seviyesiz bir neşelenme hissi vardır, hah ben de işte aynen öyle sevindim. Ehehe 😀 😀 Sonracığıma şu alttaki sahneyi de gülsem mi ağlasam mı hissiyle izledim: Özürlü oğlanı zorla itirafçı yapıp, polis memurlarından birini kadın kılığına sokup cinayet tatbikatına getirdiklerinde oğlancığın babasını görüp kaçmaya çalışması üzerine bir sürü polisin onu kovalaması, bu arada muhabirlerin ve gazetecilerin olaya dalması, tam bir curcuna yaşanması sahnesidir bu. Zaten cinayet mahaline langır lungur giren adamlar, traktörle izlerin üzerinden geçen insanlar, işkence ile herkesin işlemediği suçlar üstlenmesi, polisin şamanlardan medet umması… Peheyyy, Kore polisi böyleyse siz yanmışsınız dostum 😛

Filmde pek çok etkileyici sahne vardı: Mesela yönetmenin hiçbir ekstra efekt, müzik kullanmadan yarattığı, gece yarısı yolda şarkı söyleyerek yürüyen bir kadının aynı melodiyi hemen arkasından bir başkasının ıslıkla çaldığını fark ettiği andaki dehşet duygusu… Aman Tanrım, yazarken bile tüylerim diken diken oldu! Ya da kırmızı donlu herifin fabrika işçileri arasında yakalanması sahnesi sırasındaki ağır çekimler… Ufak bir yara bandı… İki kadının ıssız bir sokakta yan yana geçmesi ânında, katilin seçimi… Ve nihayet, insanı bitiren şu tünel sahnesi…

Kısacası eğer bazı şeylerin seyirciye bırakıldığı filmlerden hoşlanıyorsanız, bu filmi es geçmeyin derim. Yalnız ben bazı şeylere gıcık kaptım, onu da belirtmeden edemeyeceğim:  Tamam pek çok şeyi özellikle açıklamadınız da; bari o şarkının olayı neydi onu deyivereydiniz yahu? Bizim suratsız yakışıklı neden yağmurlu günlerde o şarkıyı istiyormuş? Ulen ben bu merakla nasıl yaşarım şimdi?? Arrrghhh! 😛 😛

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı sinema, Uzak Doğu içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Memories of Murder: Kore’nin Behzat Ç.’si için 13 cevap

  1. kimbapsushi dedi ki:

    uzun zaman oldu izleyeli. zaten yakın zamanda yazdığım yönetmen yazımda bong joon ho’yu listeme almıştım. yönetmenle ilgili bir yazım da tam 1buçuk senedir taslaklarımı işgal etmekte. kısacası büyük hayranlık beslediklerimden, film de yönetmen de.
    filmin kurgusunun şahaneliğini geçtim, tüm gerçekçi diyaloglarını ve iyi oyunculukları geçtim, mükemmel bir sistem eleştirisi de içerir. üstelik suçluları sorgulama, taşrada örtbas edilenler, polis teşkilatı gibi mevzularda kore ile ne kadar benzer olduğumuzu da gözler önüne serer.
    “ben aşk insanıyım, bu beni bayar” demiyorsanız mutlaka izleyin derim. bir gün ben de şu yazıyı tamamlarsam uzunca bahsedeceğim.
    behzat ç benzerliği konusunda haklısın, ben de şimdi fark ettim. biz izlerken behzat ç vardı da biz mi fark etmedik 😛
    eline sağlık çingu der kaçarım.

  2. bunusevdim dedi ki:

    Bu tarz filmlerde benim filme bakış açım aşama aşama oluyor. Film sırasında bazı sahneler (ki etkileyici sahneler diye sıraladıklarının çoğu mesela) çok hoşuma gidiyor, vay anasını diyorum. Bazı sahnelerde filmi falan unutup çok sinirleniyorum. Sonra film bittikten sonra çok güzel ama.. oluyor. Üstünden birkaç ay geçince bu film bir baş yapıttı diye dolanıyorum 🙂 Özellikle Bong Joon-ho’nun filmlerinde hep böyle oldu 😀
    Ama çok tavsiye edilesi bir filmdir bu. Ben de şahsen bazı filmleri türü sevmeyenlere tavsiye etmem. Gerçi kim’cim çok romantiklere önermemiş ama nedense bu film için benim o şekilde adam ayrımı yapasım gelmiyor, herkes izleyiversin, sonuçta Kore’nin kült filmlerinden sayılır, ayrıca daha güzel nasıl vakit geçirecekler ki hahah.

  3. hikaruivy dedi ki:

    @kimbapsushi: evet canım, sendeki yönetmenler yazısında görmüştüm bong joon ho ismini. hatta bu filmi de önermiştin. kesinlikle harika bir filmmiş, sağolasın. bundan sonra bu adamın diğer filmlerine de sarmayı düşünüyorum 🙂 senin de ellerine sağlık ^^

    @bunusevdim: galiba ben de senin gibiyim 🙂 yazıyı sıcağı sıcağına yazınca “ama ama ama şunlar şunlar noluceek??” diye sızlanmalarım baskın gelse de filmin damağımda bıraktığı lezzet öyle hoştu ki, aradan birkaç ay geçince bu sızlanmaları unutup filmi büyük bir sevgi ve saygıyla anacağım! 😀 bence de bunu herkes izlemeli; özellikle Kore’ye dair bilgisi yakışıklı parlak oppalardan ibaret olanlar! 😀 😀 biraz hayal dünyasından sıyrılıp gerçekleri görmenin zamanıdır, haha 😀 😀

  4. Besra dedi ki:

    Bu filmi ilk defa görüyorum yazın çok güzel olmuş o zaman hemen izliyeyim rica etsem linkini verirmisin tamda böyle bir filim arıyordum teşekkürler 🙂

  5. makinosev dedi ki:

    hemn indiriyorum, yalnız ben bu filmin tanıtımını bloglardan birinde daha görmüştüm, korelileri türklere o da çok benetmişti yalnız değilsin ama kimin bloğunda okudum hatırlayamıyorum… 😀 kim yazdıysa bursayım desin nütfen 😀 yoksa akşam uyuyamam 😛 😀
    link için teşekkürler 😀

  6. Besra dedi ki:

    İzleyince yorumumu yazarım çok teşekkürler ^^

  7. svglgnlk dedi ki:

    bu filmi ilk kez görüyorum…ve sırf şu behzat ç benzerliği olayıyla merak ettim…ama cücük yapıp bize benzesede ”la napıyon la” gibisinden konuşmadıkça behzat ç forever:D eline sağlık cnm..şu upuzun izlencekler listeme(ne kdr izlesem bitmiyo) ekledim bile:)

  8. hikaruivy dedi ki:

    @seidou: hahaha, uzak doğu’da izlenecek güzel şeyler biter mi? 😉 ama yazıda da bahsettiğim gibi, bu film biraz daha ağır, dramatik polisiye bir film canım; öyle bir film izleyecek modda olduğun zaman şans verirsen seveceğinden eminim, yine de kimse behzat ç gibi olamaz tabii 🙂 😀

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s