Küçüklüğümün Türk Dizileri

Çıtır blogger’larımızdan korehayranı çok tatlı bir mim başlattı: “Küçüklüğümüzün Türk dizileri” Ve öncelikle bana ve hayalmiyim’e paslamış. Ne iyi etmiş! Sayesinde ben de bir yandan ödevimi yaparken bir yandan TV karşısında dizi izlediğim, yan taraftan annemin zorla ağzıma portakal dilimleri tıkıştırmaya çalıştığı, babamın üçlü koltukta uzanıp uyukladığı ama kumandasından asla vazgeçmediği, kardeşimin muhtemelen beni gıcık ettiği o şeker mi şeker (evet, her şeye rağmen pek şeker) akşamlara geri dönmüş oldum😀😀 Bakalım siz bu dizileri anımsayınca hangi anılara doğru yollanacaksınız? İşte size 90ların Türk dizilerinden bir demet:

Süper Baba: Türk televizyonlarında çığır açan bir dizi varsa, o da budur arkadaşlar! Bundan önceki dizileri doğru dürüst hatırlamıyorum bile; zaten hatırlanmaya değer pek bir şey yoktu. TV izlemek -çizgi filmler dışında tabii- o günlerde benim için gereksiz bir eylemdi: Örneğin, bir zamanların fenomeni olan Bizimkiler’den ve içindeki tüm tiplemelerden nefret ederdim ben! Yine 90larda hangi cin fikirli televizyoncunun başının altından çıktığını bilemediğim ve mantar gibi yayılan “türkücü/şarkıcılara şarkı isimli dizi çekme” modası eseri ortaya çıkmış olan ucube dizilerden “ıyyykk!” efekti eşliğinde kaçardım! Hatta ıyykkk, şimdi o dizileri düşündüm de tüylerim diken diken oldu gene, o korkunç furya neydi öyle be? Türkiye’nin en esmer adamlarının en sarışın ve renkli gözlü dilberlerle oynamasının en birinci şart olduğu “Canısı”lar, “Alem Buysa”lar; yengesini başka bir adamla basan “Küçük İbo”lar, hatta karate kid bozması “Karate Can”lar… Yuhh ki ne yuhh! O günleri sağ salim atlatabilmişiz ya, gene Allah korumuş valla…

İşte televizyonculuğun yerlerde süründüğü böyle bir ortamda Süper Baba çölde açan ender bir çiçek gibiydi (benzetme de süper yalnız… edebiyat parçalıyorum, evet…). Çok güzel ve sıcacık bir mahalle hikâyesi anlatan; hem romantizm, hem komedi, hem de dram içeren dört dörtlük bir diziydi bu. Üç çocuğuna hem annelik hem babalık yapan Fiko’nun (Şevket Altuğ) zorluklarla geçen hayatını anlatıyordu. Fiko’nun çocukluk aşkı İpek (Jülide Kural), kankası kalıplı ama çok iyi bir adam olan Nihat (Sümer Tilmaç), çocukları Zeynep (Sevinç Erbulak), Alim (Eray Demirkol) ve Mine (Payende Çizmeci), ağabeyi Cevdet (Metin Çekmez), babası ve dedesi (Aytaç Yörükaslan, İhsan Devrim), ve mahalle esnafından oluşan geniş bir kadrosu vardı. Müzikleri Yeni Türkü tarafından yapılmıştı; “Bana Bir Masal Anlat Baba” hepimizin zihnine yer etmiş efsane müziklerdendir. Ayrıca dizi İstanbul’un en güzel mahallelerinden Çengelköy’de çekiliyordu. Dizi bittikten çok sonraları gidip Fiko’nun dükkanını, Nihat’ın kahvesini görmüş, kahvede bir çınar ağacının altında oturup denize nazır çay içmiş, ve TVde gösterilirken bize çok büyük görünen o yerlerin ne kadar ufacık, sokakların dar olduğunu görüp şaşırmıştım! Acaba çocukken mi gözüme büyük görünüyordu, yoksa televizyonun bir hilesi mi bu?🙂 Neyse… Diziye sonradan dahil olan Deniz (ki kendisine Şevval Sam hayat vermekteydi) birçok ergenin ilk aşkı olmuştur, ehe🙂 En son asi kız tiplemesiyle dahil olan Elif’se, Yaprak Dökümü’nün evde kalmış sessiz sakin ablası Fikret (Bennu Yıldırımlar)’ten başkası değildir! Zeynep’in gitar tutkusu, Alim’in GS lisesinde yaşadıkları (mesela kız meselesi yüzünden kavga ettiği çocukla baş edebilmek için aikido öğrenmişti, o sahneleri büyülenmiş gibi izlediğimi hatırlarım… Aikidoyu ilk defa bu dizide duymuştum… Sonradan kavga ettiği eleman onun en yakın arkadaşı olmuştu, adı da Emre’ydi. Çocuk yakışıklı bişey olunca adını sanını unutmamışım bak, eheh :D) Fiko’nun isyan ettiği sahneler, İpek’in hastalığı… her biri hâlâ dün gibi hatrımda. Halbuki bugün izlediğim dizileri hemencecik unutuveriyorum!😛

Kısacası Süper Baba biz 90ların çocukları için öyle tatlı anılar bırakmış, içimizi öyle ısıtmıştır ki, şimdiki çocuklara görüp görebilecekleri kapıcı kızı Feriha’nın yalanları, zavallı Fatmagül’ün başına gelenler, ve bol bol ağalı-mafyalı dizi olduğu için resmen üzülüyorum… Zavallıcıklar, bir Süper Baba’ları bile olmayacak!😦

Kara Melek: Bu dizimiz ancak “olaylar, olaylar!” diye özetleyebileceğimiz türden, zamanın pembe dizileri Yalan Rüzgarı ve Cesur ve Güzel’e taş çıkartacak kadar entrikayla dolu, çok acayip bir diziydi: Ece Uslu’nun canlandırdığı hanım hanımcık, uslu bir kızcağız vardı. Bu kızın babası yıllar önce kendilerini terk edip gitmişti. Kız arıyor tarıyor babasını buluyordu (bu baba Mustafa Alabora çıkıyordu) ve bu adamın şimdi zengin bir işadamı olmuş olduğunu öğreniyorduk. Bu arada bir de kızımızın ev arkadaşı vardı ki, kara melek işte buydu: Sanem Çelik’in büyük bir başarıyla hayat verdiği Kara Melek, iyi mi kötü mü bir türlü karar veremeyeceğiniz bir tipti: Ev arkadaşının bu yıllar sonra bulduğu babasını baştan çıkarıyordu (oha!), ve bir şekilde bu aileye kapağı atıyordu falan… Ha sonra ne oluyordu derseniz, valla onu hiç hatırlamıyorum. Bundan sonrasını tamamen hafızadan silmişim. Yalnız dizide Toprak Sergen oynuyordu; bir de Mehmet Ali Alabora memoli tiplemesinden önce ilk defa bu dizide görünmüştü; aklımda sadece bunlar kalmış… Bir de tabii o jenerik müziği: “sevdin dedin hiç sevmedin / sen kimleri mahvettin kara melek? sen bu hayat oyununda zalim bir yürek / sen mutluluk masalında kara bir melek!”

Yalnız Sanem Çelik, sen nasıl bir güzelliktin yahu? Erkek olsam âşık olurdum yeminle…

Sıcak Saatler: Bu dizi ilk yayınlandığı sezonda her sahnesini ekrana yapışarak takip ettiğim, çok ama çok sevdiğim bir diziydi. Mehmet Aslantuğ ve Arzum Onan’ın başrollerini paylaştığı dizimiz TV’ye bir reality show programı hazırlayan gazeteci Sedat Yalçın’ın programının reytingleri artsın diye yanına katık edilen genç ve güzel Buket’le yaşadığı fırtınalı aşkı anlatırdı. İkilimiz önce her Türk ve Kore dizisinde olduğu gibi birbirinden nefret etmiş, ama sonra büyük bir aşka düşmüşlerdi. (Yazarın notu: Yalnız şu klişenin gerçek hayatta bir örneğini görsem çocuğumu kesicem ha! İlk görüşte aşkı anlarım; ama ilk görüşte nefret ettiysen vardır bi yamukluk, bir iticilik; aynı adama sonra nasıl âşık oluyorsun ki? Var mı aranızda böyle bir aşk yaşayan, beni bilgilendirsenize…) Dizimizin ilk sezonunda muhteşem bir kötü adam tiplemesi vardı: Ceyhun Emre. Bu kötü adam kafayı Buket kızcağıza takmış, hatta onunla nişanlanmayı bile başarmıştı! Tabii sonra bu adamın süper habercimiz Sedat tarafından ipliği pazara çıkarıldı, Ceyhun Emre kaçıp kendini dağlara filan vurdu, en sonunda da öldü galiba, pek hatırlamıyorum😛 Ama onun gidişinden sonra dizi saçmaladı, tuhaf tuhaf bir sürü kötü adamlar çıktı; ben de izlemeyi bıraktım. Ama dizideki tiplemeleri hâlâ hatırlarım: Mesela bir Cehennem Cevdet vardı ki, rahmetli Nihat Nikerel tarafından canlandırılırdı; Sedat Yalçın’la ikisinin felsefi muhabbetleri olmadan bölüm geçmezdi… Bu felsefik muhabbetlerse “sen hiç ay ışığında şeytanla dans ettin mi cehennem? oysa o ay ışığının yansıdığı damlalarda günahın bile tadı bir başkadır…” şeklindeydi! Şimdi olsa “bögkk?? bu ne be? doğru dürüst konuşsanıza olum!” demem yüksek ihtimal, ama o zamanlar böyle edebiyat parçalama olayları güzel geliyordu ne biliym (gençliğime verin…)😛 Sedat Yalçın’ın ailesi ise Süper Baba’nın tonton babası Aytaç Yürükaslan, yılların eskitemediği Sevda Ferdağ (ki kendisi benim dedemin büyük aşkı olur😛 :D) ve genç kızımız Şükran’dan oluşmaktaydı. Aa bir de minik Süleyman vardı: Bu ufak oğlan çocuğu Sedat’ın Bosna muhabiriyken savaşın ortasında hayatını kurtardığı ve evlat (kardeş?) edindiği bir veletti. Ama nasıl şirin, nasıl şirin bir şeydi! Yıllar sonra onun büyümüş halini yine TV ekranında, Baba Ocağı dizisinde gördüm ve bu şirin veledin göbekli çirkin bir oğlana dönüşmüş olduğunu görünce şok geçirdim! Hayat bizi neden yoruyosun?? Böhü😦 Haaa, bir de Buket Hazal’ın babası kimdi bilin bakalım: Bizim kim beş yüz milyar isterci Kenan Işık’tı yav! Ama daha da önemlisi, kardeşi Cem Kılıç’tı ki, Ekmek Teknesi’ndeki “lan Jale” fenomeninden önce bu adamı bu dizide görüp tanımış, hastası olmuştuk. Ya da en azından ben olmuştum, eheh😀

Kısacası güzel, hoş bir diziydi Sıcak Saatler… Biraz Süper Baba’vâri, aile dizisi tadında, biraz da sonradan gelecek olan Deliyürek’lere, Kurtlar Vadilerine yolu açacak cinsten aksiyonlar içeren, ortaya karışık bir şeydi…

Bizim Aile: Ahh bu diziyi hatırlayan var mı ki? Ömrü pek kısa oldu, halbuki ben çok ama çok sevmiştim. Yedi çocuklu orta halli bir ailenin hikâyesini anlatırdı. Başrolünde Mine Çayıroğlu -ve cımbız değmemiş kaşları- vardı. Bu kızımız pek bir hanım hanımcıktı ve bir tiyatronun kostüm sorumlusu gibi bir şeydi yanılmıyorsam. Onun sevgilisi olarak havai bir tiyatrocu tiplemesiyle Toprak Sergen diziye dahil olmuş, ama sonra galiba ikilinin arası bozulmuştu. (Bu arada bu yazıda ne çok Toprak Sergen dedik, adamın kulakları çınlaya çınlaya bir hal olmuştur… Ama 90ların yakışıklı, serseri tipli jönü olarak akla ilk o gelirdi. Şimdinin Nejat İşler’i gibi düşünün… Bi de bu Toprak Sergen Issız Adam Cemal Hünal’a benzemiyor mu sizce de? Toprak Sergen’i anımsamaya çalışıyorum ama gözümün önünde ısrarla Cemal Hünal’ın suratı canlanıyor yav…) Neyse, Mine Çayıroğlu ailenin büyük kızıydı ama en büyük çocuk olarak bir adet daşşş gibi abisi vardı: Devrim Nas. Bu çocuğu oldum olası pek bi beğenmişimdir, ama maalesef beklenen patlamayı yapamadı gitti zavallım… Ayrıca kendisi 72 doğumlu olmasına rağmen hâlâ hikaru’nun “en yakışıklı Türk aktörler” listesinde kendine yer bulabildiği için tebrik edilesidir (bir diğer 70lerin çocuğu olup hâlâ daş gibi olan adam olarak Berke Hürcan’ı da saymadan geçmeyeyim… bu ikisi dışında 75 ve öncesinde doğan bütün aktörler kapsama alanımdan çıkmış bulunuyor, bilginize…) Bu abimiz de özünde çok iyi bir insandı ama şanssızdı garibim: Ailesine tıp okuduğu hakkında yalan söylemişti ama aslında üniversiteye girememiş, hademelik mi yapıyordu, öle bişeydi (yuh yalnız, bu detayları az öncesine kadar hatırlamıyordum yemin ederim! yazmaya başlayınca aklıma geldi…) Onun sevgilisi ise Oylum Öktem’di ki, bu manken kızımız bence mankenler arasında en iyi oyunculardan ve en değişik güzellerden biriydi; ben çok severdim. Sonra neden elini eteğini çekti bu piyasadan bilmiyorum ama ciddi ciddi üzülmüştüm… (İki dakika sonra gelen edit: Valla google’da on saniye arama yapıp buldum dostlar, şu yüzdenmiş: http://www.milliyet.com.tr/2006/04/30/pazar/paz01.html) Evet, ne diyorduk? Evin ortanca çocukları sarışın liseli kızımız (ki kendisi liseliydi ama 30 yaşında falan gösteriyordu… Ayrıca kendinden epey büyük bir adamla aşk yaşıyordu dizide, Civan Canova’yla) ve Sarp-Kaya Akkaya’nın can verdiği ikizlerdi: Sarp Akkaya’yı Ezel’in Tefo’su olarak bilirsiniz; yukarıdaki resimde gözlüklü kıvırcık saçlı olan ikiz kendisi oluyor… Kaya Akkaya ise Çağan Irmak’ın Ulak’ında, Özge Özberk’in dizisi Yol Arkadaşım’da ve daha pek çok yapımda rol almıştı, mutlaka tanırsınız kendisini (o pek değişmemiş zaten… ama Tefo öyle mi? Saç maç kalmamış çocukta, piiii…) Veletlerin bir ufak boyu olan gözlüklü kızımızın inek olması dışında hiçbir özelliği kalmamış aklımda… Ve nihayet, bu aile planlamasından haberi olmayan ailenin çocuk kadrosu, sevimlilik kontenjanından diziye dahil olan Can ile tamamlanıyordu: Can’ın yaşı küçük olduğu için aşkla meşkle işi yoktu, onun olayı yaşlı bir nineyle (Jeyan Tözüm) kanka olup sokakta bulduğu kocaman bir köpeği gizlice eve getirip beslemekten ibaretti… Anne ve baba rolündeki emektar tiyatrocularımızı ise yine başka dizilerden tanıyoruz (Serpil Tamur, Süper Baba’da da anneydi; Kurtlar Vadisi’nde de anne olmaya devam ediyor… mesleğini “anne” diye değiştirmeli bence) ama ilginç olan, baba karakterini canlandıran Mehmet Çerezcioğlu’nun bir zamanlar fırtınalar kopartan ve best-seller olan “Mavi saçlı kız” kitabının yazarı, genç yaşında lösemiden ölen Burçak Çerezcioğlu’nun babası olmasıdır… Bu da böyle bir bilgi…

Evet, dediğim gibi Bizim Aile’nin ekran serüveni ne yazık ki pek uzun ömürlü olmadı, ama ben bu diziyi hep özel bir sevgiyle anarım. Ondan sonra böyle bir sürü genç kahramanı olan ve aile sıcaklığını içeren güzel bir Türk dizisi pek gelmedi çünkü.

Eveeet, yine uzun ve nostaljik bir yazının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu güzel mim’i birkaç arkadaşa daha paslamadan edemeyeceğim, ne de olsa 90ların TV’si bir deniz, daha anımsanacak ne diziler var! Sevgili Aslı ve Winpohu; size paslıyorum, olur mu? Arşivcilik dehanız ve kıyıda köşede kalmış yakışıklı aktörleri bulup çıkarma yeteneğinize güvenim tam!😀😀 Yazılarınızı merakla bekleyeceğim. ^^

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Türk dizisi içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Küçüklüğümün Türk Dizileri için 39 cevap

  1. Aslı dedi ki:

    yazıyı okumaya başladığımda keşke bu mim bana da gelse dedim ve gelmiş =) sağolasın hikaru😉 çok güzel bi yazı olmuş😉 “bizim aile” benim de içimde kanayan bir yara oldu uzun süre… bitti diye epey dertlenmiştim =(
    dipnot: benim yazı biraz gecikebilir… eylül sonu gibi yayınlamış olurum inş😉

    • hikaruivy dedi ki:

      rica ederim canım. sende ne cevherler vardır şimdi🙂 bizim aile bitti diye ben de dertlenmiştim yahu, yazık olmuştu güzelim diziye. reyting canavarıyla ilk tanışmamdır😀😀

      ne zaman istersen o zaman yaz tabii. kolay gelsin! ^^

  2. La Fea dedi ki:

    90’larda o kadar çok dizi vardı ki bende hatırlıyorum bunları Devrim Nası şimdi doktorlarda izliyorum da adam hala taş be o zamanda çok beğenirdim. Kendisi daha mütevazı kalmayı seçti herhalde serde tiyatroculuk var tabii. Sesi de çok hoştu. Hımm Bizim Aileyi hatırlayan birilerinin olduğunu bilmek güzel o ev sonraları bilmem kaç yüz milyon diziye dekor oldu. Çemberimde Gül Oya da buna dahil sanırım. Ellerine sağlık Hikaru.

    • hikaruivy dedi ki:

      Devrim Nas’ı ben de Doktorlar’da görünce hatırlayıp şaşırmıştım zaten: Adam değişmeden kalabilmeyi başarmış, bravo ona🙂 O ev Çemberimde Gül Oya’daki ev mi? Bak bu ayrıntıyı hiç fark etmemişim… Teşekkür ederim yorumun için ^^

  3. makinosev dedi ki:

    harika bir yazı çingu🙂 ağlayayım mı güleyim o günlere bilemedim🙂
    mavi saçlı kız’a kadar bütün ayrıntıları vermişsin üstelik. zaman makinasını icat etmeye gerek yok, sayende gittik geldik 90lara.
    ve cımbız değmemiş kaşlar… :)))))))))))))))) fotoğrafa bakar bakmaz aklıma gelen tek şey bu olmuştu😀 bu dizinin yerine baba evi’mi ne gelmişti, di mi? google amcaya sordum yok değil! dedi, ama bu diziden sonra baba evi diye bir dizide daha oynamıştı mine, dizinin ortasında yerine sevinç erbulak mı gelmişti ne? google amca bu defa Doğru! dedi😀 hehhehe

    • hikaruivy dedi ki:

      Ahh, Mavi Saçlı Kız’ı okuyup ağlamamış ergen bir kız var mıydı acaba o günlerde? Ne fenomen olmuştu o kitap!

      Cımbız değmemiş kaşlar😀😀 Bir zamanlar Mine Çayıroğlu’nun alamet-i fârikasıydı. Annem bana sürekli onu örnek gösterirdi, eheh😀😀 Ama sonra o da bu cici kız imajından vazgeçti, annemse bana onu örnek göstermekten!😀

      Bizim Aile’nin yerine Baba Evi mi geldi bilmiyorum; ama Sevinç Erbulak’ın Süper Baba’ya sonradan girdiğini biliyorum. Ondan önce hokka burunlu zeytin gözlü, kıvırcık saçlı bir kız oynardı (Yeliz bişey, ama hatırlayamadım soyadını…) Mine Çayıroğlu’nun Baba Evi’nde oynadığını hiç bilmiyordum yalnız, çok şaşırdım!

      • makinosev dedi ki:

        Biri bitti diğeri başladı, iyi hatırlıyorum o kısmını , ikiside atv’deydi hatta🙂 minecim kaşlarımı aldırmamdeyince yerine sevinç erbulakı almışlari bizöyle duyduk😛

  4. winpohu 'ca dedi ki:

    çingu ellerine sağlık çok keyifli bir yazı olmuş .ben bu mim i pek sevdim .90 lar bir başka nostalji insanı winpohu🙂

    sıcak saatler ve kara melek benimde listemde olurdu kesin🙂 bu iki diziyi çok severim . anlatacak da çok şey vardır hele kara meleğin her sahnesi aklımda nedendir bilmem .o yılarda pembe dizi tutkunu olarak entrika seviyordum sanırım🙂 jenerikte çok güzeldir . bu mim için baya düşünmem lazım en güzellerini bulmalıyım🙂
    süper babayı izleyemmiş biri olarak yorum yapamayacağım ama küçük ibolar ,kareta canlar, türkücü dolu diziler aklımda hala kardeşlerime anlatırım da güleriz iyi mizah malzemesi çıkar onlardan🙂

    süper yazıyorsun bakalım ben nasıl yazacağım🙂

  5. bunusevdim dedi ki:

    Ben de Cemal Hünal’ı kime benzetiyorum diyordum, Toprak Sergen’miş😀 Adam bir dönemin jönü gibiydi gerçekten. Çok görürdük televizyonda. O zamanlar farketmemiştim ama sen dizileri yazınca Selçuk Yöntem’in de dönemin bomba dizilerinde oynadığı görülüyor, vay anasını.
    Maalesef çocukluğumu, ilkokul ve ortaokul yıllarımı falan pek hatırlamıyorum, yani fotoğraf kareleri şeklinde anılar var ama aklımda bir videom kalmamış😀 En çok da dizileri hatırlayamadığım için üzülüyorum hahah. Kara Melek’i hayal meyal hatırlıyorum. Süper Baba’da ise İpek’i hiç hatırlamıyorum, tabii sonradan orada burada gördüm izledim biraz ama eskiden izlememişim herhalde. O zamanlar sokaklarda koşturmakla meşguldüm muhtemelen🙂 Bir de ilkokula bile başlamamışım Süper Baba başladığında, ortaokulu bile zor hatırlıyorum, 5-6 yaşlarımı hatırlamam imkansız galiba🙂 Ama sonraki yerlerini biraz biraz anımsıyorum, son bölümleri ise daha net. Keşke şimdi öğlen kuşağı zırvalıklar dizileri yerine bunları verseler. Reyting rekorları kırar valla.

  6. hikaruivy dedi ki:

    @winpohu: kara melek’i sen iyi hatırlıyorsan mutlaka ondan da bahset canım, gördüğün gibi benim aklımda pek bi şey kalmamış… türkücü dizileri başlı başına bir post olabilir, hakkaten ne geyikler döndürürüz onlar üzerine😀😀 hele mahsun’un “yaparım bilirsin” söyleme sahnesi vardır ki, of of! bakınız şurda:

    @bunusevdim: evet ya, Selçuk Yöntem de Süper Baba’da vardı di mi… ben onu asıl “Üzgünüm Leyla” dizisinden hatırlarım, çok tatlı bir diziydi bence. ah keşke dediğin gibi sabah kuşağında bu nostaljik dizileri verseler, reyting rekorları kırar cidden!

  7. masalevi dedi ki:

    öncelikle yukarıdaki videoyu açmamla birlikte bi saattir kendime gelemiyorum ya bu nedir Allahım, ablalarım Kenan delisiydi 90larda kulağımda kalmış bu şarkı da böylesini dinlememiştim ahaha🙂
    öncelikle yazdığın dizilerin nerdeyse hepsinin tekrarlarını izlemişimdir, ilk çıktıklarında izleme şansına erişemedim.. ama ablalarım süper baba, sıcak saatler, kara melek.. hepsini deli gibi takip ediyorlardı, ilk yeğenimin adı deniz’dir, süper babadan hatıra🙂
    esmer türkücü sarışın manken dizilerinin tekrarlarını falan izlerdik gülmek için.. pek hatırlamıyorum ama yine de.. 90lar şahaneymiş ya, o dönemde yaşayıp şimdi hatırlamak ve gülmek şahane olurdu herhalde🙂
    süper babayı hatırlıyorum sadece biraz, diğerlerini tamamen unutmuşum nerdeyse. ama mine çayıroğlu ve “cımbız değmemiş kaşları” dün gibi aklımda🙂 hiçbirimizin dikkatinden kaçmamış demek ki🙂 ve de sanem çelik’in süper bir hatun oluşu taa o dönemde gözümüze çarpmıştı, zaten aliye’de çıtır doktor deniz’i tavlamasından potansiyelini göstermişti kız, ötesi var mı🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @masalevi: di mi yahu, ben de izleyip izleyip gülüyorum, mahsun’un süper yorumu bir yana, özellikle aysun kayacı’nın 17lik koca burunlu halleri çok garibime gidiyo😛😀 kıyafetler de süper, tam 90lar!😀😀

      süper babayı ben gayet net hatırlıyorum da, kara melek’le ilgili anılarım belli belirsiz… onunla ilgili birkaç video bulup izlemek lazım😀 mine çayıroğlu uzun zaman inat etti, kaşlarını almadı. sonra kim kanına girdi de bu inadından vazgeçti acaba?🙂 sanem çelik’se aliye’de de çok güzeldi cidden. erkek çocuğu sesli olması bile insana batmıyordu…

  8. hayalmiyim :) dedi ki:

    Süper Baba hayatımın dizisiydi yaa, ailecek ekranın karşısında yerimizi alır izlerdik..babacığımın kucağına yatar izlerdim genelde, hatırlayınca hep gözlerim doluyor…ben burdaki dedeye hastaydım yaa, böyle bi laf sokma potansiyeli varmış gibi kalmış aklımda (umarım doğru kalmıştır) böyle ak sakallı tonton bayılırdım ona🙂
    Sıcak Saatler’i de çok izledim ama sonradan hakkaten bi saçmalamıştı bırakmıştım🙂 ama ilk zamanlar bölüm kaçırmazdık tv başına kurulurduk saati geldi mi😀
    Kara Melek’i sanırım ben de izlemiştim, şarkısını çok net hatırlıyorum, ama diziyi pek iyi hatırlayamıyorum🙂
    Bizim Aile dizisini hatırlamıyorum ama Mine Çayıroğlu’nun cımbız değmemiş kaşlarını hatırlıyorum, artık nereden hatırlıyosam😛
    yazın çok güzel ve eğlenceli olmuş çingu^^ ellerine sağlık🙂 ayrıca mimlendiğimi de senin yazıyı okuyunca fark ettim🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @hayalmiyim: ah canım benim, bu yazı tam nostalji olmuş senin için o zaman🙂 dedeye ben de hastaydım; onun mahalledeki diğer ihtiyar keçi (ismet ay) ile atışmalarına doyum olmazdı. “kerkenez” derdi biri diğerine😀 mine çayıroğlu ve cımbız değmemiş kaşları pek çok dizide rol aldılar; o yüzden birinden birini görmüş olman normal😀😀 evet, ayrıca sen zaten mimlenmiştin; bir an önce yaz bence. hem bloga ne zamandır uğramıyordun, vesile olmuş olur🙂

  9. Besra dedi ki:

    Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş bunu okuyunca çocukluğuma döndüm :)) hikaruivy: bunların içinde en sevdiğim Süper Baba’ydı ne güzel hüzünlü şahane bir diziydi asla unutamam yeri çok farklı bende birde Perihan Abla gerçi yazında yok ben söylemeden geçemiyeceğim çok severdim bu iki dizinin yeri farklı🙂 bu aralar çok hüzünlüyüm nostalji iyi geldi teşekkür ettim :))

    • hikaruivy dedi ki:

      @Besra: sağol canım ^^ Bu aralar hepimiz dertliyiz, yastayız, acını paylaşıyoruz biliyosun😉😀😀 Süper Baba’nın hepimizde yeri ayrıdır. Perihan ablayı ise hayal meyal hatırlıyorum; Perran Kutman’la Şevket Altuğ oynuyordu değil mi? Ben de teşekkür ettim yorumun için.

  10. kimbapsushi dedi ki:

    İşte bu yazı bana yazılmış. Çocukluğum gözlerimin önünden film şeridi gibi geçerken ara ara sesli gülmek suretiyle keyiflendim, bazı bazı onaylar biçimde kafamı salladım, kimi zamansa “o da biliyomuş” tarzında şaşıraraktan gözlerimi belerttim.
    Süper Baba yıllarca hayatımızın merkezinde bulundu. TV deyince dizi deyince o zamanlar pek seçenek yoktu, üstelik vaadedilen böyle içten ve sıcacık bir dizi olunca, reddetmek imkansızdı.
    Kara Melek manyak diziydi, entrikanın dibine vurduydu. Pek çok oyuncunun tıfıl hallerini görmek için birebir.
    Veeee Sıcak Saatler, hastası olduğum, her Pazartesi saat saydığım ve jeneriği çıkınca sevinçten zıpladığım bir diziydi(bunların hepsini GERÇEKTEN yaptım) Mehmet Aslantuğ’a aşıktım ama Nihat babayla konuşmaları o zamanlar da bayardı. Türkü falan söylerlerdi, nedense aklıma ilk olarak bi deniz fenerinin orda takıldıkları sahne geliyor. İclal Aydın da vardı burda bir de, Sedat’a aşıktı, yıllarca platonik takıldıydı. Cem Kılıç’a ben de aşıktım, daha geçen TV’de görünce yine ilk aklıma gelen Sıcak Saatler oldu.
    Bir başka en sevdiğim Bizim Aile. Bizim ikizlerden birini Tefo olarak görünce ben de dumur olmuştum ve Devrim Nas’ın taşlığını farkeden biri daha olmasına sevindim. Direkt dizinin müziği de geldi aklıma bak hüzünlendim. Burdaki ufaklık köpek bulup adını Pofuduk koymuştu, ben de bahçede beslediğim bir sokak köpeğine aynı adı takmıştım, o kadar etkilenmişim:))
    Neyse çok uzattım ama güzel günlerdi valla. Besra’ya katılarak bir de Perihan Abla diyorum, bizim cool süper babanın(Şevket Altuğ) saf aşık halleri ve Perihan ablanın (Perran Kutman) onu bozmaları süperdi. Bugün izlerseniz yine bayılacağınıza eminim:)) Bir de Çalıkuşu vardır bende yeri apayrı olan, söylemeden geçemem.
    Ellerine sağlık tekrar:)

    • hikaruivy dedi ki:

      @kimbapsushi: vuaaa, bu nasıl uzun bi yorum çingum? eline sağlık valla, eksik kalan tüm ayrıntıları tamamlamışsın🙂

      Evet ya, Sıcak Saatler’in en büyük kusuru bayık muhabbetleriydi😛 Bir miktar iyi, ama bazen dozunu abartırlardı bu muhabbetlerin. İclal Aydın’ı sen deyince hatırladım; Sedat’ın eski sevgilisiymiş gibi canlandı gözümde ama sen platonikti diyorsan öyledir. Cem Kılıç o hafif çekik siyah gözleri ve güzel suratıyla şimdiki Uzak Doğu sevdamızın bir habercisiymiş de o zaman bilememişiz tabii. Eheh😀😀

      Bizim Aile’yi ve Devrim Nas’ı keşfeden bir başka arkadaş daha bulduğum için gururluyum! İyi bari, epeyce bilen varmış bu diziyi; ben kimseler hatırlamıyor diye dertleniyordum🙂

      Perihan Abla’yı çok az hatırlıyorum. Ama bu dizi epeyce eski değil mi? Sonra bir daha tekrarları verilmiş olmalı, yoksa sen de hatırlayamazdın. Çalıkuşu’nu zaten ne çok sevdiğimi biliyorsun. Senin blogunda görüp yeniden hatırlamış, hatta baştan indirip izlemiştim. Ne güzel diziydi o be yav…

      Sağol yorumun için ^^

  11. Geri bildirim: Küçüklüğümün Türk dizileri… « "Aslı" Gibidir…

  12. sagbeyin dedi ki:

    çok güzel bir yazı olmuş gerçekten ellerine sağlık:) ben de küçükken Kaygısızlarla birlikte bayıla bayıla izlerdim bu dizileri ama nedense hiçbirinin sonunu hatırlamıyorum:) bu arada süper babanın müziğini blokflütle çalmaya çalışırdık ama bir türlü aynı sesi çıkaramazdık değişik bir blokflüttü sanırım çalan:) 90 lar gerçekten çok farklıymış son yıllardaki birçok türk dizilsinden onlar gibi keyif alamıyorum artık..

    • hikaruivy dedi ki:

      @sağbeyin: teşekkür ederim sağbeyin. sonları ben de pek hatırlayamıyorum maalesef, bir tek süper baba’nınkini. sanırım baştan sona takip ettiğim ilk dizi odur. kaygısızlar dedin beni canevimden vurdun: o ne muhteşem, ne absürt bir diziydi ya!😀 blokflüt deyince de ben şuna çok gülüyorum, buraya da eklemiş olayım:

      • sagbeyin dedi ki:

        hahaa çok güldüm:)) benim ilkokul dönemlerimdeki blokflüt konserlerimde buna benzer sonuçlanırdı😄

  13. mavi dedi ki:

    Benim dizi piyasasına girmem Kara Melek ile oldu sanırım. Sanem ÇELİK de Sanem ÇELİK yani hala taş gibi hatun bence. Ece USLU ise bu dizi ile uslu bir hanım kızımız olarak girdi hayatımıza hala öyle gider😀
    Süper BABA camiasından olmadım neden bilmem ama Sevinç ERBULAK’ın babasından gizli gitar çalmaya falan başladığını hatırlıyorum yanlış değilsem😀
    Bizim aileyi ise biliyorum ama o kadar yani sadece biliyorum.
    Ahh aklıma ne diziler geldi şimdi. Ne saçmalıklar izlemişim yahu😀

  14. Geri bildirim: MİM: Çocukluğumun Türk Dizileri..Biraz da Nostalji Yapalım^^ | hayalmiyim

  15. Besra dedi ki:

    Evet Çalıkuşu Samanyolu Fatih Harbiye bunları nasıl unuturum harika dizilerdi eskiden TRT çok güzel diziler yayınlardı ah ah ne varsa eskilerde var boşuna dememişler:)

  16. svglgnlk dedi ki:

    yazın çok güzel olmuş ellerine sağlık eski zamanları hatırladım birden:) bu dizilerin hepsini severek izlemiştim.hiçbirinide atlamamışım aferin bana🙂
    CİNNET

  17. svglgnlk dedi ki:

    ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuş..yazıyı okuyunca beynim haldur huldur çalıştı ve farkettim ki ben 4 yaşımdan beri dizi izliyorum ve çoğunu hatırlıyorum…süper baba izlememek ne büyük eksiklik yeni nesillere çok acıyorum..bizim aileyi önceden de izlemiştim ama gündüz kuşağında tekrar vermişlerdi(oda baya oldu tabi) en çokda ordan hatırlıyorum.sıcak saatlerse benim aşkım..reklam günleri ve saatlerini bilir reklamlarını dahi takip ederdim…şu anki dizilerin pek çoğunun benzeri 90larda çekilmişti aslında…bende listeye sıdıka, böyle mi olacaktı(bence küçük kadınlar gibi birşeydi bu her türlü olayı yaşadılar),perihan abla,çalıkuşu,kuruluş, küçük ev(bir bölümünü kaçırmadım galiba),kara şimşek(şu an trt de yeniden veriliyor ve neyini çok severdik hiç bir fikrim yok),power rangers(eminim hepimizin bir rengi vardır ben tabiki de pembeydim:)) ekliyeyim…itiraf ediyorum söz konusu dizi olunca kendime hakim olamıyorum:):):):)seidou

  18. hikaruivy dedi ki:

    @seidou: vuhaaaa, 4 yaşından beri!! hepsini nasıl hatırlıyorsun, helal valla!😀😀 sıdıka da candır, çok güzel ve komik bir diziydi cidden. böyle mi olacaktı’nın ilk bölümlerini çok sevdiğimi hatırlıyorum, ama sonra feci saçmalamıştı😀😀 perihan ablayı pek hatırlamıyorum ama çalıkuşu’nu TRT2nin tekrarları olsun bol bol izledim ve çok sevdim. kara şimşek’i de azıcık hatırlıyorum, ama yayınlanırken tüm çocuklar hastasıydık, bak onu unutmamışım😀😀 veee bizim ev: tek kelimeyle bayılırdım! hatta şimdi en baştan bi daha izlesem mi diye düşünmüyor değilim😀 türk dizisi olmamakla beraber en sevdiğimiz küçüklük dizilerimizden biridir, anmadan geçmeyelim🙂 çok teşekkürler güzel yorumun için😀

  19. Chibi dedi ki:

    vay be ne nostalji ama resmen zamnda yolculuk yaptım.Hepsini izlemişim ya hem de kaçırmadan tekrar tekrar herhalde içlerinden en sevmediğim Kra Melek’ti izlerdim ama şimdi neden izlediğime anlam veremediklerimdendir diğerleri ise hala çok sevdiklerimden hala yerleri özel Süper Baba fenomendir zaten bugün yayınlansa sabah akşam izleyeceklerimden olur bu kadar sıcak bir aile ve de mahalle dizisi bir daha yapılmadı bence.sıcak saatler zaten Mehmet Aslantug hastalığımn tavan yaptığı dizidir oynadığı hiçbir diiz bu kadar popüler olamadı maalesef aksiyon da vardı romantizm de bol bol gerilim de o zamanlar haberci olmaya heves etmiştim😀 ve en son geniş ve güzel bir aile Bizim Aile her karakteri favorimdi ama ben en çok evin küçük kızı ve oğlunu severdim çok tatlıdı hele o oğlanın bilmiş halleri ve daha nicesi çok çok sağol çingu bu nostalji için😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @Chibi: Küçüklüğümüzde yaptığımız pek çok şeye şimdi anlam veremiyoruz di mi?😀 Süper Baba cidden fenomen ama; şimdi olsa şimdi de izlerim. Sıcak Saatler hem aksiyon hem romantizm konusunda bir numaraydı; hatta onun gibi bir başka dizi bilmiyorum desem yeridir (belki Ezel…) Ve Bizim Aile: Ah ah, her hatırladığımda özlüyorum inan ki… Yorumun için sağol çingu ^^

  20. merve dedi ki:

    çocuklugun dizilerinden eser yok şimdi

  21. Ozan dedi ki:

    Bu Dizileri Hatırlamıyorum Ya Ben Yoktum Yada Bebktim :Ddddd

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s