2011 Kore Yaz Dizileri – Part 2

Yazı dizimizin ilkini hatırlarsınız, işte burda. İlk yazıya sığdıramadığım birbirinden şahane dizilerin geri kalanını bu yazıda yorumlayacağım. Gerçi yorumlanmaya değer diziler yine bitmiyor, yine bitmiyor sevgili dostlar: Daha “Protect the Boss” var ki, ilk 4 bölüm itibariyle hakkındaki düşüncelerim gayet olumlu oldu. Karşımızda yine klişeleri yıkan, dört esas karakterinin dördü de birbirinden şeker olan bir dizi var (evet evet, ikinci kız bile gıcık değil bu dizide! İnanılır gibi değil, ama gerçekten de durum böyle! :D) Ama artık abartmayayım diyerekten ondan söz etmeyi diğer blogger arkadaşlara bıraktım, Protect the Boss ne menem bir diziymiş diye merak edenler kimbapsushi ve lee‘ye bakabilirler. Bense bu yazıda size 2011 yaz sezonu dizilerinden üç tanesini daha tanıtacağım: İşte üçü de birbirinden şeker olan Baby Faced Beauty, Myung Wol the Spy ve Scent of a Woman:

Baby-Faced Beauty: 34 yaşındaki So Young’un (Jang Na Ra) -şans mı lanet mi artık nasıl adlandırırsanız- bir özelliği vardır: Bu ufak tefek, bebek yüzlü genç kadın, 25ten bir gün bile yaşlı görünmemektedir! Ama kızcağız hayat boyu çile çekmiştir: Evi terk edip giden hayırsız bir babası, süslenip püslenip gezmek dışında bir işe yaramayan bir kardeşi ve sürekli küçük kızını kayıran bir annesi vardır; ve bu aileye bir tekstil atölyesinde çalışarak kazandığı para ile kendisi bakmaktadır. Ama günün birinde işe kendisinden daha genç bir kız alınacağı için işten atılır! Mahallelerindeki kuru temizlemecide işe başlar, bu sefer de kardeşinin düşüncesizliği yüzünden dükkandan bir elbise kaybolur, So Young elbisenin peşinde gezerken Jin Wook’la tanışır – hatta bu tanışma sonucunda kaza eseri o sırada oldukları mekânı dağıtırlar, birbirleriyle papaz olurlar, burası biraz uzun bir hikâye 🙂 Neyse, daha sonra So Young kardeşinin tembelliği yüzünden gitmediği işe onun yerine gidince Jin Wook’la bir defa daha karşılaşır. Bu şirket bir moda şirketidir ve So Young ilk defa hayallerindeki mesleği (moda tasarımı) yapma fırsatı bulmuştur! Yalnız bir sorun vardır: İşe alınabilmek için kardeşi gibi davranmış; 34 değil, 25 yaşında olduğu yalanını söylemiştir! Böylece genç kadın için yalanlarla örülü, ama gayet komik ve eğlenceli bir macera başlar…

Artılar: Eğlenceli bir hikâye. Çok tatlı, rengarenk ortamlar, güzel çekimler. İnsan izlerken içi açılıyor valla 🙂 Bir de moda tasarımına falan ilgi duyan bir tipseniz, bu diziye bayılacaksınız! Rengarenk kıyafetler, tasarımlar, biçki dikişler, bunları izlemek bile keyifliydi doğrusu 😉

Başrol oyuncuları oyunculukları ile gözüme girdiler. Ama tipleri konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim maalesef; erkek oyuncular pek gözüme hitap etmediler 😛 😛 Ama rollerine iyi gittiklerini belirteyim; Daniel Choi şebek ve iyi kalpli genç çocuğu, Ryu Jin ise cool ve hâlâ taş olan 30larının sonundaki patronu iyi canlandırmışlardı. Bebek yüzlü kızımız masum tipi ile, ikinci kız taş gibi oluşu ile, kardeş rolündeki diğer taş kızımız ise biraz şeytani bir havaya sahip olması ile gayet başarılı olan cast seçimini tamamlıyorlardı. Bir de Dream High’da da esas kızın kardeşi rolünde tanıdığımız ufaklık kız çocuğu var ki, küçük yaşına rağmen gene döktürüyordu kerata. 🙂

Ama dizi boyunca benim favori karakterim Jin Wook oldu. Bu kalıplı genç adam neler neler yapmadı ki So Yeung için: Dizayn ettiği ceketi diktirebilmek için eski bir fabrika şefini ikna etmesi gerektiğinden pazarcılık yapıp elbiseler mi satmadı? Dağcı kıyafetinin yağmura, güneşe, tere dayanıklılığını anlayabilmesi için gönüllü modellik yapıp buz gibi sulara, yakıcı güneşe, sivrisineklerin ısırmasına mı katlanmadı?! Kısacası Jin Wook her kadına lâzım, süper bir sevgili, süper bir arkadaştı! Bakın burda pazarcı kılığında “gel abla geeeel, batan geminin malları bunlaaaar, ikizlere takke de var!” diye çığırırken çekilmiş fotoları:

Ayrıca dizide çok tatlı, sıcacık romantizm dolu sahneler vardı. Mesela şu öpücük sahnesi:

Eksiler: Dizi bence 11de tavan yaptı: Dizi boyunca bu bölümdeki kadar güldüğümü, “eyvah, şimdi ne olacak?” diye heyecan yaptığımı ve duygulandığımı bilmiyorum. Ama sonra inişe geçti; son bölümlere doğru biraz gereksiz uzatılmış gibi geldi (bunda dizinin 2 bölüm uzatılmasının da etkisi olabilir) Bir başka negatif yön olarak, ikinci kız Kim Min Seo (ki kendisini SKKS’da çok beğenmiş, hastası olmuştum) aşırı kıskançlıklara kapılıp çok klasik entrikalara giriştikçe uyuz oldum: Artık şu evil karakterleri biraz daha gerçekçi yapınız sayın senaristler, kimse durup dururken iyi bir insandan nefret etmez. Sonra bazen senaristlerin kafası karışıp hikâyeyi gereksiz yerlere dağıttıkları oldu: Mesela bir amca karakteri vardı ki, diziye niye girdi niye çıktı hâlâ bir anlam verebilmiş değilim… Neyse… Bir de son olarak, noona-dongseng aşkı hikâyelerini çok sevsem de (evet, artık biliyorsunuz, çıtırcı kimlik…) bu dizide başrol oyuncuları arasındaki kimya bence biraz yetersizdi… Yine de izlemesi keyifli, çıtır çerez bir diziydi; romantik komedi seven gruptansanız gönül rahatlığı ile izleyebilirsiniz.

Puanım: 8/10

Myung Wol The Spy: Acayip derecede komik, eğlenceli ve romantik bir dizi bu: Dünyanın en şaşkın ajanı Myung Wol’la tanışın!

Ajanımız Myung Wol (Han Ye Seul), Kuzey Koreli genç bir askerdir. Hayattaki tek ideali Kuzey Kore İstihbarat’ına girmek olan genç kız, ardı ardına gelen tesadüfler sonucu kendini Güney Kore’de çok gizli bir görevin içinde bulur: Hallyu Star Kang woo’yu (Eric) tavlayacak, onunla evlenecek ve birlikte Kuzey Kore’ye iltica edeceklerdir! Böylece Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye “Hahaha, en ünlü yıldızlarınızdan biri bize iltica etti! Nası koyduk ama?!” demesini sağlayacaktır. 😀 😀

Fakat şöyle bir sorun vardır: Myung Wol, bugüne kadar hiçbir erkekle ilişkisi olmamış, kendini tamamen görevine adamış, kadınsı çekicilik nasıl kullanılır bilmeyen bir kızcağızdır. Ona bu zorlu görevde Güney Kore’de gizli kimlikle yaşayan iki Kuzey Kore ajanı; bir zamanların Mata Hari’si olan Ri Ok Soon, ve bir dedektiflik bürosu işleten Han Hee Bok yardımcı olacaklardır. İşin içine Kang Woo’nun dizideki partneri ve kendisine aşık olan Joo In Ah (Jang Hee Jin) ve yine Kuzey Koreli bir ajan olan Choi Ryu (Lee Jin Wook) da girince işler iyice arap saçına döner!

Artılar: Acayip eğlenceli ve akıcı bir hikâye. Saf ajanımız Myung Wol’un oğlanı tavlayacağım diye yaptığı salaklıklar gülmekten gözlerimden yaş getiriyor! 😀 Hallyu Star Kang Woo’nun da ondan kalır yanı yok; yine “dışarıdan cool görünen, kendini beğenmiş, ama aslında şeker ve çocuksu” bir esas oğlan var karşımızda (artık bu formülün çok tuttuğunun senaristler de farkında olmalı ki, son dönem dizilerinde hep böyle esas oğlanlar izler olduk). Ayrıca yaşlı Kuzey Kore ajanları da bence çok komikler: Onların 1940lardan kalma tekniklerle ajanlık yapmaya çalışması beni çok güldürüyor. Hele de Kuzey Kore’yle radyo programı aracılığıyla anlaşmaları, bu arada ortaya çıkan talihsizlikler (şifreli mesajın radyo spikeri tarafından yanlış okunması sonucu karşı tarafa tamamen alakasız bir mesaj gitmesi gibi! 😀 :D) çok eğlenceli ve komik sahneler yaratıyor 🙂 Güney Koreliler, bu ufak tefek ayrıntılarla çaktırmadan Kuze Kore’deki rejimle de dalgalarını geçiyorlar. 😉

Eksiler: İlk bölümler biraz sıkabilir. Hatta Myung Wol’un Kang Woo’nun koruması olana kadar geçen süreç biraz fazla zorlama gelebilir, bana öyle geldi 😀 Ama gerçek dünyada değil dizi evrenindeyiz; o yüzden tesadüflerin tavana vurmasında yanlış bir şey yok 😀

15 ağustos sonrası zorunlu ekleme: Fakat bundan daha da önemlisi, şu anda bu güzelim dizi büyük bir skandal sonucu boka sarmış vaziyette: Çünkü başrol oyuncusu Han Ye Seul çekim ekibiyle kavga etmiş ve kimseye haber bile vermeden basıp ABD’ye gitmiş!!! Gerçi sonra geri döndü ve özür diledi; böylece dizinin çekimlerine yeniden başlandı ama eski tadı tuzu pek kalmadı sanırım… Bütün ekibin enerjisi düştü ve ilk bölümlerdeki güzel performans artık yakalanamayacak gibi bir his var içimde 😦 Umarım yanılıyorumdur… Şimdilik puanım 8.5/10, ama son bölümleri izledikten sonra gelip buraya eklemeler yapacak, son puanımı o zaman vereceğim.

Scent of a Woman: Ve ve ve merakla beklenen, altyazıları fellik fellik aranan, hepimizin daha ilk bölümden hastası olduğu süper dizi, Kim Sun Ah ve Lee Dong Wook’tan bir romantik komedi şaheseri geliyor: Scent of a Woman!

Dizi kanser olduğunu ve çok az ömrü kaldığını öğrenen 34 yaşındaki Lee Yeon Jae (Kim Sun Ah)’ın kendini ve hayatını sorgulaması ile başlıyor: Bir turizm acentesinde çalışan ve oldukça ezik bir kişiliğe sahip görünen esas kızımız, kanser olduğunu öğrenince birdenbire fark ediyor ki bugüne kadar aslında hiç yaşamamış… Almak istediği hiçbir kıyafeti almamış, yapmak istediklerini yapamamış, iş yerinde kendisine saygı gösterilmemesine katlanarak öyle mal mal işten eve evden işe giderek yaşamış durmuş… Ama kanseri öğrenmesiyle birlikte insanların kendisine davranışları ve bugüne dek yaşayamayıp içinde kalan ukdeler canına tak edince “eeeehh, yemişim ben böyle işi! yeter beeaahh!” diye haykırarak istifasını basıyor, gününü gün etmeye karar veriyor! Bu amaçla Okinawa’ya tatile gidiyor. Ama o da ne? Şirkette işe yeni başlayan yakışıklı genç patron Kang Ji Wook da bir iş için oraya gelmemiş mi? İkili orda tanışıp kaynaşıyorlar elbette, kih kih 🙂 Ancak Seul’e döndüklerinde Ji Wook’un uyuz nişanlısı Se Kyung “heytt, yedirir miyim ben gül gibi çocuğu sana??” deyip işin içine dalıveriyor. Bu arada bir de Yeon Jae’nin doktoru Eun Suk (Eom Ki Joon) var ki, hastaları tarafından açık sözlülüğü ve soğukluğu yüzünden sevilmeyen bu doktor abimiz aslında Yoon Jae’nin tee ilkokul arkadaşı (ve belki de daha fazlası :D) Kısacası aşk dörtgeni her zamanki gibi hazır ve nazır!

Artılar: Scent of a Woman’ı farklı kılan şey, sanırım hem güldürme hem ağlatma potansiyeline sahip bu konuyu çok güzel işlemesi: İlk iki bölümde esas kız için yüreğim harap oldu; ama 5 ve 6. bölümlerde o kadar güldüm ki bir bölümden diğerine tarzı bu kadar değişebilen, ve hem güldürme hem ağlatma işini bu denli iyi beceren başka bir dizi olduğunu sanmıyorum! 😀 Oyunculuklara zaten laf yok; Kim Sun Ah her zamanki gibi süper, ama beni asıl şaşırtan Dong Wook’un performansı oldu. Burdan ona şöyle seslenmek istiyorum: “Sesss… deneme sesss… se! se! Lee Dong Wook, beni duyabiliyor musun? Sevgili İspanyol/İtalyan görünümlü Kore erkeği, seni tebrik ediyorum evladım: Meğer sadece güzel bir fizikten ibaret değilmişsin, oyunculuğun da gayet iyiymiş (ki My Girl’de seni biraz kazma bulurdum, artık kusura bakmayacaksın…) Bu performansın sayesinde seni hikaru’nun oppa listesinin ilk 10una alıyorum ki bu büyük onura erişmek kolay şey değildir! Tebrik eder, başarılarının devamını dilerim! (Unutma, çok çalışırsan belki bir gün ilk 5e bile girebilirsin!)” 😛 😀 Hımm, bir de eklemeyi unutmayalım: Dramamızın en güzel yönlerinden biri de şu ki, dizi sarkmıyor, boş şeylerle vakit öldürmüyor, her sahnesi birbirinden heyecanlı, birbirinden komik ilerliyor; kısacası hikâye olarak da son derece başarılı. İzleyicisini sık sık gülümsetmeyi, heyecanlandırmayı ve duygulandırmayı başarıyor. Daha ilk 8 bölümde bir yığın favori sahnem oldu; ateşli tango sahnesi, Junsu’nun fan meeting sahnesi ve soğuk ama şirin doktorun şu sahnesi: Yeon Jae doktorumuzu arayıp evine geleceğini söylemiştir, bizim oğlan haliyle pek bi heyecanlıdır. Ona kapıyı açtığım anda ne söylesem acaba diye kendi kendine prova yaparken “gel içeri” ve “sağlığın (vücudun) nasıl?” cümlelerini tekrarlayıp durur. Sonra kapı çalar ve kız gelir. Bizimki ne dese beğenirsiniz: “vücudun gelsin içeri (your body come in)” 😀 😀 😀 Allah için o stresi ben de önemli bir telefon görüşmesinden önce, hatta dolmuştan inerken yaşadığım için doktoru çok iyi anlıyor ve “Allah bizi böyle dil sürçmelerinden korusun” diyorum! 😀

Eksiler: İlk 8 bölüm itibariyle ben bulamadım 😛 Dizi o derece iyi, düşünün yani… Yine de çekimser davranıyorum ve bu çizgisini bozmaması için (haha :D) şimdilik 10 puan vermiyorum: Puanım 9.5/10.

Eveeeeet, bir Kore dizisi seansının daha sonuna geldik… Bu arada bu yaz hayatımın rekorunu kırıp delilerrr gibi Kore dizisi izlediğim için artık kusma noktasına gelmiş vaziyetteyim! O yüzden benden epeyce uzun bir süre Kdrama yazısı beklemeyin, olur mu? Artık kendimi akademik kariyerime ve özel hayatıma adamak istiyorum 😛 (Hehe, desem de inanmayın, huylu huyundan vazgeçmez 😛 :P) Yeni yazılarda görüşmek üzere 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Kdrama içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

20 Responses to 2011 Kore Yaz Dizileri – Part 2

  1. Lee dedi ki:

    Senin bu içten yazılarını çok seviyorum çingu 🙂 Bazen bloglarda yazıları okurken atladığım kısımlar oluyor, sıkıldığım için. Ama senin blogunda bunu daha hiç yaşamadım. noktasına kadar okutuyorsun, tebrikler 🙂

    Baby-Faced Beauty izleme listemde olan bir dizi ama daha başlayamadım. Çok dolu dolu bir yılda olduğumuz için Kore dizilerine feci doydum gibi. Ayrıca Japon dizileri için de dolu dolu bir yıl, onları da izliyorum. Amerikan, İngilizce, anime, film derken de öehhh moduna gram kaldı 😀

    Spy Myung Wol çok çok eğlenceli. Han Ye Seol hakkındaki düşüncelerimi bol bol Twitter’dan yazmıştım. Çekip ABD’ye gitme ve sonra dönme olayı çok kötü olsa da işlerin rayına oturduğunu görmek çok güzel 🙂 Ve şunu istiyorum: koreli senaristler bir ilki daha gerçekleştirsin bu dizide esas kızımız ikinci adamla birlikte olsun haha. Myung Wol ile Ryu’yu çok yakıştırıyorum ben, onun olsun 🙂

    Scent of a Woman hakkında ise destanlar, şiirler, şarkılar yazabilirim. Kim Sun Ah’a bittiğimi cümle alem bilir, bir de bölüm kalite dolu yapımlarda oynadığında keyfim tavan yapıyor. Çok eğlenceli, çok duygusal, çok hüzünlü… Ama bence en önemlisi çok içten 🙂

    Ellerine sağlık der ve yorumumu bitiririm. Ne zaman yazsa okuyacağım nadir bloggerlardansın 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @Lee: teşekkür ederim Lee’ciğim, bilmukabele 🙂 Senin yazılarını da ben çok seviyorum, söylememe bile gerek yok zaten…

      Aynen ben de bu yaz tam bir otaku oldum! Bunda tatile gidemememin de etkisi var tabii 😛 😛 Ama şu yoğun dönemimde beni birbirinden güzel dizileriyle yalnız bırakmadıkları için Koreliler’e bir teşekkür borçluyum 🙂 Hatta o kadar ki, onları izlemekten Japon ve Amerikan dizilerine fırsatım kalmadı yahu…

      Myung Wol’da ben de ikinci adamcıyım, biliyorsun. Ama o iş biraz zor ;/ Günün birinde bir Kore dizisi bu klişeyi yıkaiblirse alnından öpücem, ama Myung Wol’da Kang Woo ile esas kızın arasını yapmak için az uğraşmadılar; belki Ryu ile eşit miktarda sahnesi olmuş olsa bu dediğine bir ihtimal verebilirdim ama şimdi çok zor diyorum… Gene de Allah’tan ümit kesilmez tabii 😀 😀

      Scent of a Woman’ı sevmeyen ölsün! 😛 Evet çok sıcak ve samimi bir dili var dizinin; bu da onu başarılı kılıyor. Senden de bu dizi hakkında bir yazı bekliyorum 🙂

      Yorumun için teşekkürler dongseng 😉 Görüşmek üzere ^^

      • Lee dedi ki:

        Yakın bir zaman SOAW ve Myung Wol hakkında yazacağım. Hatta Myung Wol yazıma bile başladım, gelecek kısa bir süre sonra 🙂

        Yaşasın Kore dizileri diyoruz^^

  2. spoiler almak pahasına da olsa hikaru ne yazmış koşarak okuyayım diye geldim okudum,beğenerek okuduğumu bildiririm hatta bayıldım 😀 Spoiler falan da vermemişsin zaten düşünceli hikaru ^^ İlk İki diziyle henüz tanışamadım anlatılanlardan biliyorum ama yazıyı okuyunca merakım zirve yaptı yine benim ne olacak halım hiç belli değil:D 😀
    Ama söz konusu scent of a woman ise orada dururum Zaten lee dong wook abiye ben my girl’de bayılmıştım.Oppa listeme üst sıralardan girmişti.Bir de dizinin fotoğrafları elimize ulaşmaya başlayınca Allağğğğhh dedim,bölümlerin birikmesini bekliyorum izlemek için.Abi dediğime bakma tabi gözü korkmasın diye diyorum eheheh 😀 😀 Ellerine sağlık,bereket.Süper yazı olmuş gülmekten karnım ağrıdı 😀

    • hikaruivy dedi ki:

      beğendiğine sevindim egosantrikcim ^^ bu sene ne kore dizisi yaptı beah… bu kadar izledikten sonra yazmasam ayıp olurdu 😛 sen de SoaW izleyince izlenimlerini yazarsın, olur mu? 😉

  3. masalevi dedi ki:

    hikarucum bu yazı dizisinin sadece yaz dizileriyle sınırlı kalmamasını umuyorum.. bence yaz kış izlediğin her şey üzerine böyle artılı eksili yorumlar yazmalısın, ben mesela izleyeceğim dizilere senin yazı dizilerinden sonra karar veriyorum..

    yazdığın dizilerin hiçbirini izlemedim henüz, ben sadece komedi ağırlıklı dizilerde sıkılabiliyorum. bu nedenle scent of a woman’ın konusu yakın geldi şimdiden. işin içinde dram da var hafiften, bana göre yani 🙂 diğer dizilerde en az 8 puan aldığına göre en kısa zamanda izlenecek cinsten hepsi 🙂

    dediğim gibi bu yazı dizisi burada kalmasın.. görüşmek üzere^^

    • hikaruivy dedi ki:

      ileride yine bu kadar diziyi üst üste izlersem neden olmasın? 😉 bu sene böyle süper denk geldi, ama bir daha hem bu kadar çok güzel dizi bir arada, hem de bende bu kore dizisi izleme aşkının bulunduğu bir zaman gelir mi bilmem 🙂

      bu arada dizilerin hiçbiri tam olarak komedi ağırlıklı sayılmaz canım; o özellik japon dizilerine mahsus 🙂 kore dizilerinde romantik komedi de olsa duygusala bağladıkları yerler epeyce oluyor, sen de biliyorsun. ama tabii en melodrama kaçanın yine de scent of a woman olduğu da -konusu sebebiyle!- bir gerçek…

  4. bunusevdim dedi ki:

    Yav o değil de hikaru, bu Scent of a Woman’ın 9. bölümünde ne yapacak bunlar şimdi, ay dert oldu bana kaç gündür hahahahah. Geyiğe bağlasalar ne hoş olurdu, öyle evlere dağılmacayı kabul etmiyorum! Evet bu sorumun cevabını bekliyorum 🙂
    Yalnız Kim Sun-ah meğer bu dongsenglere ne yan gözle bakan bir hatunmuş böyle, şimdiye kadar kimlerle çalıştığını göz önünden geçirince bile gülesim geliyor. Blogda bir videosunu paylaştım, kamera şakası yapmışlar Rain senden hoşlanıyor diye gazete basmışlar, kadın demiş ki tamam gelsin yanıma otursun, e o senin dongsengin değil mi demişler, o vücuda sahipken nasıl o gözle bakabilirim diye 😀 Vaktinde Lafea ile yaptığım geyiği şimdi bu kadın için söyleyeceğim: “Nunan değil yocan olmak istiyorum” diyor içten içe tüm genç oyunculara 🙂
    Myung Wol The Spy’ı da izlesem mi izlemesem mi diye kara kara düşüncelere daldım, madem skandal üstüne skandal yaşandı Han Ye-seul yüzünden, bir diziyi tamamlasınlar, eğer herkes çok güzeldi derse nihai karar olarak o zaman izleyeceğim 🙂

  5. La Fea dedi ki:

    Bu ara yazmak istediğim dizileri yazmışsın hep 🙂 Ama ben ya üstünden şöyle bir geçerim ya da hepsine tek tek bakarım bilemedim. Bu arada ellerine sağlık. Wookie benim Oppa listemde yer alamadı tabii çok sevdiğim bir forumdaşın 1 nolu oppası olması da bunda etken ama bende o kadar etki yaratmadı yahu 🙂

    Bunusevdim o çocuklara donseng gözüyle bakılamaz gülüm olmaz. :)) Eşyanın tabiatına aykırı bak Beak Jea Young mı ne o hatun Secret Gardenın OST sindeki kendinden 9 yaş küçük biri ile çıkıyor idolüm kendisi ha ha ha :))

    • bunusevdim dedi ki:

      Hahahh, unni valla bence o kadını kendine örnek alma, karmaşık bir hayatı varmış ehem öhöm 😀

      • hikaruivy dedi ki:

        -SCENT OF A WOMAN SPOILER’ı İÇERİR!-

        @bunusevdim: hahaha, valla çok haklısın bacım 😀 😀 “hadi çıkalım” dedikten sonra evere dağılırlarsa ayıbolücek 😀 😀 o değil de tango sahnesindeki tutku göz önüne alınırsa şimdi sevgili de olduklarına göre ben ikisinden de en yakın zamanda bi icraat bekliyorum, ahah 😀 Myung Wol’u beklemekle iyi edersin; sonu çok pis saçmalarsa izleme zaten…

        @La fea, @bunusevdim: söz konusu olan Kim Sun Ah olduğu için helal olsun, hakkıdır diyorum 😀 başkası olsa bu kadar hoşgörülü davranmayabilirdim, haha 😀 😀 ama hatun hem çok iyi oyuncu, hem de kendisine çok iyi bakıyor: 36 yaşında olduğuna kim inanır ki? benden nerdeyse 10 yaş büyük ama mimik kırışıklığı bile yok, vücudu da taş gibi… ayrıca evet, o çocuklara dongseng gözüyle bakılamaz, eşyanın tabiatına aykırı! 😀

  6. Besra dedi ki:

    Yine çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık 🙂 bu yazdığın dört dizi arasında beni benden alan dizi ”Protect the Boss” şahane harika bayıldım adete izlerken beni çok mutlu eden bir dizi daha ne olsun oyuncuları senaryosuyla şu anda en beyendiğim dizi 🙂 bu yıl Kore dizileri şahaneydi özellikle SBS’nin dizileri umarım hep böyle devam eder 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      sağol Besracım ^^ ben de PTB’a bayıldım bayıldım! hem oyuncuları hem de senaryosu şahane. Hatta bölümler yayınlanır yayınlanmaz altyazının tamamlanmasını bile bekleyemeden dalıyorum izliyorum, ki başka hiçbir dizi için yapmadığım bir şey bu!

  7. Aslı dedi ki:

    benim de yeni dizi listem oluştu bu yazıdan sonra =) sağolasın hikaru 😉 şimdi iş sevgi’de bitiyor =)) malum dizi kaynağım o =))

  8. Besra dedi ki:

    Bende altyazılarını beklemediğim tek bir dizi vardı biliyorsun oda City Hunter’dı dizim bitince bu ilaç gibi geldi 🙂

  9. manastırdaki manyak dedi ki:

    Baby Faced Beauty severek izlediğim bir diziydi ama nedense fakat zaman aşımına uğrattım ama şuan 11.bölümden dolayı mıdır nedir tekrar izlemek istedim.Partların devamı gelicek mi?Romance Town dizisini hakkındada yazıcakmısın.Bu dizi sadece benim mi hoşuma gitti orda burda pek bahseden yoktu.Part 1 Part 2 de okudum.Hearstring yarım bıraktım bencede pat diye soğuk nevaleyken birdendeğişti hiç inandırıcı gelmedi banada.Çok güzel bir yazı olmuş..İzlemeyi istediğim halde zamansızlıktan izleyemediğim dizileri bloglardan okuyarak daha yakın fikirler ediniyorum sayenizde.^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @manastırdaki manyak: Baby Faced Beauty’ye devam etmeni tavsiye ederim, sona doğru temposu düşse de eğlencesi hiç bitmiyor. Partların devamı uzun bir süre gelmeyecek; çünkü Protect the Boss dışında yazabileceğim yeni bir dizi yok 🙂 Romance town’ı izlemedim ama elimdekiler biterse ona da bir şans veririm, neden olmasın? Yorumun için teşekkür ederim, bilgilendirebildiysek ne mutlu 😉

  10. p1nk dedi ki:

    simdi….oncelikle Protect the boss da super 1 sey orda ama benim icin 1numara boss karakteri izleyince Oyunculuk budur arkadas dedirten cinsden hele ilk bolumlerindeki performansi tartisilmaz…guzeldi….Beatiful spy ya 13bolume kadar erkek ajan icin resmen katlandim,,dizinin konusunda 1 sacmalik vardi,kiz da 1 iticilik vardi,karakterle sogukdu izleyince insana enerji vermiyordu,kizin yuzunde donmus 1 ifade var…senaryoda 1 sey vardi,oyle sey mi olur,zorla biizim ulkeye getir,neyse resmen qicik oldum o diziye,,,gelelim scent a woman 🙂 8bolumdeyim su an,,inanin ben bu adami taniyamadim,resimlerine bile bakinca a bu oyuncu my girl deki oglana benizyor diye dusunmusdum 🙂 sonrada dank etdi….adam zayiflamis baya zayiflamis 1 az kilo almasi sart….ama dizi guzel gercekten…zevkle izlenmeli dizilerden,,,,,,

    • hikaruivy dedi ki:

      @p1nk: bloguma hoşgeldin sevgili p1nk. dizi yorumların için teşekkür ederim; PTB hakkında dediklerine aynen katılıyorum. beautiful spy ise ilk bölümlerde “yaa saçma da olsa kendi içinde bir mantığı var” diye izlediğim ama son bölümleri ile bendeki notunu düşüren bir dizi oldu. kızda bir iticilik olduğuna ben de katılıyorum ama benimki biraz da subjektif bir bakış açısı; kızın song joong ki’yle penny pinching romance diye bir filmi var da, o yüzden! 😀 😀 scent of a woman ise acıklı, ama ajitasyona kaçmayan güzel bir drama. iyi izlemeler ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s