City Hunter: İlk İzlenimler…

The Greatest Love’ın son bölümlerini heyecanla beklediğim şu günlerde boşluğu Lie To Me ile dolduruyordum. City Hunter’ı ise hem bölümler biriksin diye hem de gereken özeni göstererek (haha :D) izlemek üzere bekletiyordum ama merakım galip geldi; bugün ilk iki bölümü izleyiverdim. Hazır izlemişken de ilk izlenimlerimi aktarayım istedim. Öncelikle hemen belirteyim, Lee Min Ho bu dizide de her zamanki Lee Min Ho. Yani nedir, bildiğin “taş” 😀 Üstelik sadece hoş endamının ardına sığınıp ekranda salak salak salınmıyor; aynı zamanda yetenekli ve gayretli: Onun oyunculuğunu izlemek bana büyük keyif veriyor… Fakat Min Ho faktörü bir yana bırakılsa bile City Hunter oldukça iyi bir dizi. Tamam; birtakım klişeleri ve abartılı kısımları olabilir (ki zaten aşağıda da okuyacağınız gibi bunlara dikkat çekip biraz dalga geçmeden edemiyciğim :P) ama Kore dizisi namına sadece romantik komedilere aşina olduğum için (ki bu da benim ayıbım :P) ilk iki bölüm itibariyle ağzımda çok farklı bir tat bıraktı. Değişik, ilginç bir dizi bu: Aksiyondan drama, ordan romantik komediye geçiş yapan ilginç bir tarzı var.

Şimdi gelelim City Hunter’ın ilk 2 bölümünün yorumuna: Bundan sonra hafif spoiler’lar olacak, ama olayları genellikle üstü kapalı geçiştireceğim; o yüzden izlemediyseniz üstünkörü bir fikir edinmek için okuyabilirsiniz… Ama “yok hacı, ben en ufak bir spoiler bile istemiyorum” derseniz yazının devamını okumayınız, baştan uyaralım 🙂

İlk bölüm aksiyonu, temposu hiç düşmeyen bir bölümdü. Min Ho’nun canlandırdığı “Yoon Sung” karakterinin geçmişini ve neden “City Hunter” olacağının temellerini öğrenmiş olduk. Ayrıca sizi bilmem ama ben Min Ho’yu ekranda görmeyi feci halde özlemişim. Ve şahsen eli silah tutan şu hallerini feci halde karizmatik buldum (zaten bütün diziyi “yavrum beee!” nidaları atarak izledim, çaktırmayın :P) :

Evet, şu poza bakınca dayanamıyor ve yine söylüyorum: Yavrum benim beee, silah tutuşuna kurban! 😀 😀 Bu halleriyle Min Ho oğlan en az romantik komediler kadar, hatta belki de daha çok, aksiyon ve dövüş ağırlıklı filmlere/dizilere de yakıştığını kanıtlıyor. Adamın tipi de müsait zaten; ne de olsa feminen görünümlü Koreliler arasında erkeksi yüz hatlarıyla ön plana çıkıyor… Ama umarım ciddiye alınma çabası içine girip romantik komedilerden elini ayağını tamamen çekmez: Çünkü ona BOF’taki gibi “aksi ama iyi kalpli kara prens” türü roller de çok yakışıyordu.

Bu ikinci resimde arkadaki amca pek boş beleş bi figürandı yalnız: Tayland’da bir uyuşturucu kampında yaşayan Amerikan ordusundan emekli dövüş sporları ustası. Sadece o da değil, kampta bir tane de Amerikalı doktor, bir de Min Ho’nun sandal sefası yaptığı arkadaşları arasında sarışın bir eleman da vardı… Hee, oldu canım… Yani kusura bakmayın ama sevgili Koreliler, nedir sizdeki bu “diziye İngilizce konuşan figüran dahil edelim” takıntısı anlamadım gitti… Her dizide birkaç Batılı mutlaka görünüyor anacım… Hayır yani, ne gerek var? Özentiler sizi! 😛 😛

Gelelim ilk iki bölüm itibariyle gözüme çarpanlara:

-Bir kere, olayın arka planı oldukça hoştu: Düşman kardeş Kuzey Kore’yi senaryoya dahil etmek; ama sonra olayı derin devlet işine dönüştürmek güzeldi bence. Ama dizinin tek olayı intikam hikayesi olsaydı beni pek çekmeyecekti… Yani Min Ho hatrına yine izlerdim izlemesine; ama ne yalan söyleyeyim, çok da sevmezdim… Cain and Able, Bad Guy, Iris… bu tarz diziler ne kadar iyi olursa olsun beni çekmedi, çekmiyor…

– Denizaltının 20 adamı öldürmesi sahnesini çok beğendim: Çok etkileyiciydi. Şu sahne ise bariz Titanic çakmasıydı; hatta babanın kankası olan amca bir an “Jack, geri gel Jaaack!” diye ağlayacak diye bekledim 😛 Ama güzel çekim, güzel sahne; o konuda laf yok.

– İntikamcı amcanın el kadar bebeyi annesinin koynundan kaçırması olayına çok afedersiniz kocaman bir “has…r” dedim. Lan, ajusshi dedik bağrımıza bastık, ama sen ne pis bir adammışsın be kanka amca?! Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım: O kadıncağıza yazık değil mi, hem kocadan oldu, hem de daha öpüp koklayamadığı bebeciğini kaybetti… Anayla oğulu ayırdın, pü sana! Hayır bi de arkadaşın ölürken karısı ve bebeğini sana emanet etmişti, bu mudur senin emanete sahip çıkma anlayışın?! O kadıncağızın haline üzülmekten dizinin sonraki yarım saatini cık cık’lar içinde izledim. Pis adam!

– İlk bölümdeki Tayland (Aslında burası “altın üçgen” imiş ki, Burma, Vietnam, Tayland ve Laos arasında kalan dağlık bölgeye bu isim veriliyormuş… Ve dünyanın Afganistan’dan sonra en büyük eroin üretme merkeziymiş!) manzaraları pek hoştu…

-İkinci bölüm ilk bölümden bariz bir biçimde farklıydı: Aksiyon-dram tadında ilerleyen dizi, birdenbire romantik komediye döndü! Tabii yine ciddileşip aksiyon-dram çizgisine geri döneceği âşikar; ama ben bu hallerinin tadını çıkarma hevesindeyim.

– Yoon Sung’un MIT doktoralı olduğunu öğrenince bir an “puhaaaaa!” diye kopmadan edemedim 😀 Tamam şimdi doğruya doğru; hukuk denince Harvard, mühendislik denince MIT… de, bir şeyin de bokunu çıkarmasanız be sevgili Koreliler… Neden Kore dizilerindeki şirketler hep Kore’nin en büyük üç şirketinden biri, Amerika’ya okumaya gidenler ya Harvard ya Yale ya MIT’li, eski sevgililer hem güzel hem zengin hem çok başarılı bir iş kadını… olmak zorundadır ki? Alo, burası Houston, sesim gelür mü? Biraz dünyaya inseniz diyorum, alo?? Neyse ki Min Ho dizide 28 yaşında bir doktoru canlandırıyor; eğer 23’ünde MIT’den doktorasını alıp gelmiş falan olsaydı ardımda “sizin yüzünüzden komplekse girdim hain Koreliler!” diye bir intihar notu bırakarak şuracıkta kendimi intihar ederdim 😛 Adam hem ultra yakışıklı, hem ultra zeki, hem ultra eğitimli, hem dövüş sanatlarında bir efsane… E biz ölelim…

-Bu arada minnacık boyu ve cılız vücuduyla süper bir koruma olduğu varsayılan Park Min Young’dan hiç bahsetmiyorum dikkat ettiyseniz… (Bu arada minnacık diyorum ama kız benle aynı boydaymış yav… Ama Min Ho’nun yanında minnacık kalıyor, yalan değil :P) Yine de Min Ho’yu yerden yere vurduğu sahneler pek şekerdi haa 😀 😀 (Gerçi o sahnelerin anlamını da çözemedim: Şimdi, bir tarafta korumalarımız var, ki her biri dövüş sporlarında usta… Diğer tarafta ise… geek beyin takımı?? Sizce inek mühendislerin kazanma şansı nedir? Hayır, bu mühendislerin dövüş sporu eğitimi alması gerekiyor, o yüzden bunları dövüştürüyorlar desem, onun da mantığını çözemedim… Mühendis bunlar olum, mühendis adam karate bilse ne bilmese ne?!)

-Bir de farkında mısınız, Kore dizilerinde esas oğlanımız kızı öperse ve kız çok tepki gösterirse şu senaryo aynen yaşanıyor: Esas oğlan şakayla karışık: “Aaa, hadi amaa, bu kadar büyütecek ne var? İlk öpücüğün mü sanki?” diyor; bunun üzerine esas kızımız kızarıp bozarıyor; esas oğlanda jeton düşerken hayretle: “Ohaaa! Sen kaç yaşına gelmişsin, daha hiç öpüşmedin mi?!” diye gülmeye başlıyor. Esas kız ister erkek fatma ve somurtuk, ister çok oyuncu ve komik bir tip olsun; her halükarda son derece masum olması kuralı hiç değişmiyor! Bir tek Kim Sam Soon bu klişeyi feci halde yıkan bir diziydi; o yüzden de gönlümde yeri ayrıdır… Neyse, epeyce spoiler vermiş oldum; bu dizide de aynı senaryoya rastladık deyip geçelim 🙂

-Son olarak, ben şimdi bişeyi anlamadım: Min Ho, kızın kampta resmini gördüğü kız olduğunu anladı, de mi? Duşa girip diri fücudunu göstermeden önce kısa bir sahnede kızın fotosunu gördüğü günlere flashback yaptık… Ama hacı, insan bir heyecanlanır, bir “vuhaaa, tesadüfe bak!” falan der… Tamam anladık, kapıların aşka kapalı, sen bir hedefin peşindesin… de; gene de hiç mi heyecanlanmaz, şaşırmazsın? Ben mi yanlış anladım acaba? Yoksa bunun altından başka bir şey mi çıkacak?

Neyse, izleyip görelim diyorum. Bakalım ilerleyen bölümler bize neler gösterecek? 😉

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Kdrama içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

26 Responses to City Hunter: İlk İzlenimler…

  1. Besra dedi ki:

    Ya ne çok güldüm yazına 🙂 benim ayıla bayıla izlediğim diziyle baya kafa bulmuşsun 😀 öncelik belirteyim dizinin giriş sahnesi çok etkileyiciydi ki çoğu gerçek hayattan alıntı tamam dizinin bazı eksikleri var ama bölümler ilerledikçe o eksikler yok oluyor bölüm bölüm dizinin kalitesi artıyor 🙂 merak etmişsin MinHo Koreye gelirken ilk Nanayı araştırdı vede o gece klübündeki sahne tesadüf değil bizzat istedi şöfölük yaptığını biliyordu bunu belirtmeden geçemiyeceğim:) hikaruivy: sen daha 2. bölüm izlemişsin diğer bölümleri izle çok seveceksin MinHo şahane tadından yenmez olmuş söylemedi deme

    • hikaruivy dedi ki:

      hehe, kafa buldum ama diziyi sevdim aslında. hımm, demek min ho nana’yı araştırdı; ben o ayrıntıyı atlamışım, bahsettiğin için sağol 🙂 seveceğime eminim; min ho’ya bu rol cidden çok yakışmış… teşekkürler canım yorumun için.

  2. mydestiny dedi ki:

    Çok güzel analiz etmişsin. Klişeler Kore dizilerinin olmazsa olmazıdır. En çok öpücük olayına gıcık oldum 😀 Lie To Me’de de vardı bu ilk öpücük konusu:)) Lee Yoon Sung, Kim Nana’yı tanıdı ama neden öyle tepkisiz kaldı anlamadım. Gerçi Kim Nana mevzusunda bir karışıklık var gibi ya da ben anlamadım. Aşçı ahjusshi’yi babası sanıyordum ama değil, Nana’nın babası hastanede yatıyor. Hastanede yatan öz baba değil mi acaba? 8. bölümde Kim Nana ve ahjusshi’li flashback sahnesi var, fragmanı izledim. Açıklığa kavuşur bu bölüm heralde. 7. bölümü henüz izlemedin sanırım, heyecanlı bir yerde bitti, merakla 8’i bekliyorum. Dizi yavaştan romantik komediye kayıyor dediğin gibi, işin intikam tarafında Yoon Sung’u destekliyorum ben; bütün kötüleri paket servis yapıp sunuyor savcılara, medyaya. Her ülkeye lazım böyle bir avcı:))

    • hikaruivy dedi ki:

      benim de o yüzden çok dikkatimi çekti zaten; hem lie to me’de hem de burda izleyince yazmadan edemedim. Kim Nana mevzusu heralde yavaş yavş açıklanacak; kamptaki ajusshinin kimin nesi olduğunu da zamanla öğreneceğiz gibime geliyor. Ayrıca Min Ho’nun şu kötüleri paket yapıp savcılara sunma işini epeyce merak ettim; galiba bölümlerin birikmesini bekleyemeden izlemeye devam edeceğim 😛

  3. koredelisi dedi ki:

    Hikaru yaa sen adamı öldürürsün:D:D Ahanda buraya yazıyom bir daha geceleri senin yazılarını okumıcam, herkes uyudu bir benim kıkırdamalarım evde yankılanıyor sayende:D Ama baya eğlendim ahah:D

    City Hunter doğru düzgün izlediğim iki diziden biri, kaldıki Lee Min Ho’yu pek sevmesem de (özelliklede Personal Taste de sinir olmuştum ) bu dizide hakkını vermek lazım. Bu çocuk dizilerde oynadıkça daha da iyiye gidiyor gibi ,biraz daha zorlasa sevdim sevicem o derece yani:D:D
    Bir zamanlar bu diziyle ilgili yazı yazcaktım sözde (ilk iki bölümünü izlediğim sıralar) bir bölüm daha izleyeyim dedim bir bakmışım ki 9. bölüme geldim bile:D O kadar yermişsin dizimi ilahi çingu bir dizi de klişe rekoru kırılmazsa o kore dizisi olur mu hiç :D:D
    Özelliklede şu siyasetçi bozuntularını bir güzel paketleyip savcının kapısına koymuyormu işte dedim uleyyy benim idolüm bu! 28(olmazsa olmaz!) yaşına gelince bende bizim ülkemizin şehir avcısı olmaya karar verdim; adalet için hiyaaaa!!!
    Neyse ya gece gece yine saçmalıyom:D Ama pek eğlenceli olmuş napıyım. Bol malzameli bir yazı ahahah… Öpüldün^^

    • hikaruivy dedi ki:

      @koredelisi: eğlendirdiğime sevindim canım! ^^ LMH’yu nası sevmezsin ama yaa?! Şok oldum 😛 😛 Personal Taste’te ben kıza uyuz olmuştum asıl; çünkü çok mıymıntı, ezik süzük bişeydi. BOFtaki Jandi nefretimden bahsetmeye gerek bile yok… Galiba ilk defa Park Min Young sayesinde partneri olan kızı sevdiğim bir dizisini izliyorum; o yüzden City Hunter’ın yeri bir başka 😀 Klişe rekoru kırdığı doğru; ama senin de çok güzel parmak bastığın gibi öyle olmazsa Kore dizisi olmaz zaten 😀 Siyasetçi bozuntularını paketlediği yerlere gelemedim, ama heyecanla bekliyorum: Demek Lee Min Ho’cuğumuz modern çağın Zorro’su gibi bişey olmuş, yakışır valla 😀 28 yaşına geldiğinde senden de bekliyoz bişeyler! 😀 😀 Bi de sen asıl Prosecutor Princess’i izlemiş miydin? Onu izlerken resmen hukukçu olasım gelmişti; insanı gaza getiriyo böyle diziler, yapmayın, yakmayın bizi 😀 😀

      • koredelisi dedi ki:

        Aslında sevmemezlik değil ama ne bilem bu çocuğa karşı bi gıcıklığım var (kısmen azaldı ama:D)… Farkındaysan oynadığı dizilerdeki kız partnerlerinden hiç bahsetmiyorum resmen beni çileden çıkardılar!! Özellikle Gum Jan Di’nin kaşının ortasına sıkı bir yumruk atasım var hala O_o Ama bu dizide dediğin gibi, kızı bende seviyorum her ne kadar göze batacak kadar bir boy farkı olsada yakıştırdım…
        Prosecutor Princess; ayıp ettin şekerim içinde hukuk zımbırtıları olurda izlemez miyim hiç:D Bu gibi dizileri keşke ÖSS den önce izleseydim bir-iki günlük gazla acep nereleri kazanırdım diye düşünmeden edemiyorum şimcik:D:D Güzel ülkemin güzel insanları benim gibi bir zorro’yu kaybetti! Ben napam hep bu diziyi geç çeken yönetmenlerin suçu:D

      • hikaruivy dedi ki:

        olsun canım, daha kaybetmiş sayılmayız, senden hâlâ çok şey bekliyoruz 😀 şimdiki bölümünde de zorro’luk yapabilirsin yanılmıyosam (kamuydu di mi?) 😉 asıl ben napcam yaa, mühendisten zorro morro olmaz 😀 😀

  4. hayalmiyim :) dedi ki:

    öncelikle şunu belirteyim yorum yapıyorum ama yazını okumadım çünkü spoiler havası sezdim 😀
    ama yorum yapmadan duramadım. Sadece fotoğraflara baktım, Min Ho’ma silah bile yakışmış yaa o ciddi yüz ifadesi o bakış ayyyhhhşşşş 😀 (tamam sakinim sakinim 😛 )
    tezkere sayar gibi gün sayıyorum çingu 9 temmuzdan sonra özgürüm gelsin diziler 😀 bu yazını da 9 temmuzdan sonra okurum artık 😀 😛
    Shin Min Chan’den sevgiler öpüldünüzzz ^_^

    • hikaruivy dedi ki:

      @hayal: haha, iyi etmişsin canım 😀 zaten yazıyı okuduğunda aynı duyguları paylaştığımı göreceksin. bundan sonra min ho’nun soyadını stone olarak değiştiriyorum; mahkemeye yazılı talepte bulunucam 😛

      9 temmuza da daha epeyce var… kolay gelsin, ne diyim… ben de bugüne bugün Park Neul Hyo olarak öperim seni, ahaha 😀 😀

  5. Aslı dedi ki:

    ben konuya alakasız bi yerden gireceğim ama yazıyı okurken algıda seçicilik oluştu bende =)) sen houston’dasın sanırım… ben de tübitak bursunu alabilirsem ocak ayında 1 yıllığına houston’daki rice üniversitesi’ne geleceğim… oralarda bi başıma ne yaparım diye sık sık düşüncelere daldığım şu günlerde senin de houston’da olduğunu bilmek içimi rahatlattı =) o zaman houston’da görüşmek üzere 😉

    • hikaruivy dedi ki:

      @Aslı: Ummm, biraz karışıklık olmuş aslında: Ben New York’tayım, Texas’ta diil maalesef 😛 Hani hep uzay mekiklerine Houston’dan seslenirler ya, o yüzden öyle yazdım 😛 Ama sen ABD’ye gel, bi New York da yaparsın Aslıcım 🙂 Ya da ben gelirim ziyaretine; yalnız bırakmam seni yaban ellerde, korkma sen 🙂 Burs konusunda başarılar dilerim, inşallah alırsın 😉 Öperim ^^

      • Aslı dedi ki:

        tüh =( ben de sevinmiştim baya… neyse görüşürüz inşallah amerika’da 😉 ben bi new york yaparım artık 😉 ben de öptüm ^^ güzel sözlerin ve temennin için de sağol 😉

  6. acaip durum dedi ki:

    ay ne kadar güldüm yazıyı okurken:) tabi merhaba bu arada:)

    ama müthiş eğlenceli bi post olmuş, selamsız sabahsız dayanamayıp yazıyorum o yüzden yorumu:)

    öncelikle tespitlerine bayıldım.. bende bi bana mı batıyo buralar diyodum ki yazına denk geldim süper oldu.. her cümlene aynen katılıyorum:D özellikle:” Şu sahne ise bariz Titanic çakmasıydı; hatta babanın kankası olan amca bir an “Jack, geri gel Jaaack!” diye ağlayacak diye bekledim :D” kısmı 🙂 okurken noluyoruz ya aha dejavu! dedim 😀 aynı cümleyi kurmuştum çünkü izlerken 😀

    bi de bunların dışında;aşçı ajusshinin oda servisi olarak önce kapısının önünde korumaların beklediği odaya yoğun stres altında girip hemen ardından yan kapıdaki LMH nun yanına geçivermesi ve min ho’nun çantayı ele geçirmek için polat kıvamında düz çizgi üzerinde yürüyerek yaptığı korumasavar harekatı ayrıca güzeldi 😀

    ama hala favorim LMH’nun aşçıya yaptığı hareket.. cidden iyiydi:)

    çenem düştü biraz uzattım yorumu, ama böyle güzel denk gelmişken yazmadan geçmiyim dedim.. dizileri bi başıma izlerken takıldıdğım, güldüğüm yerleri başka birileriyle böylesine onikiden tutturmak çok hoşuma gitti:)bu yüzden bu güzel yazı için çok çok teşekkürler:)

    • hikaruivy dedi ki:

      @acaip durum: merhaba canım ^^ aynı duyguları paylaşan birini görmek ne güzel! 😀 ahahah, demek sen de titanic’i hatırladın, iyi bari, ben de o güzelim sahnede kıkırdayan bir insan olarak duygusuz olduğumu düşünüp üzülmeye başlamıştım! 😀

      Min Ho’nun Polat hareketleri dikkat çekmez mi ya! iyi oldu hatırlattığın 🙂 ama bana yapay gelmedi yine de; çocuk iyi kıvırmış bu aksiyon işlerini dedim. muhtemelen ders falan da almıştır…

      ben de sana teşekkür ederim yorumun için ^^

  7. akustik dedi ki:

    bir arkadaş ayıla bayıla Min Ho’nun dizisini övüp duruyordu. Malesef Bof dan kalma bi hıncım var çocuga. Yok ben hayatta izlemem o köfte dudagın dizisini deme gafletinde bulundum, ne demiş atalarımız büyük lokma ye büyük söz söyleme :)) bu haftasonu boş kalınca izledim ve epeydir dizi izlemediğim için mi yoksa dizi güzel ondan mı yoksa karakterimizin kıvırcık saclarınının gitmiş olmasından mıdır bilinmez pek bi sevdim :)) umarım diğer bölümlerle ilgili de yazarsın,sen yaz ben okuyayım yeniden güleyim :))

  8. Besra dedi ki:

    O arkadaş ben oluyorum evet ayıla bayıla seviyorum diziyede bittim MinHo’yuda bof”tan beri seviyorum amanın yesinler onun o köfte dudaklarnı kimde var o şahane dudaklar Akustik 😀

  9. hikaruivy dedi ki:

    @akustik: haha, köfte dudak 😀 evet büyük lokma ye, büyük söz söyleme; ben de min ho’yu bof’un ilk bölümlerinde çirkin bulup sonradan hastası olanlardanım 😀 diğer bölümlerle ilgili fırsat bulursam yazarım; ama genellikle üst üste izlemeye kaptırınca böyle ayrıntılı yorum yapmak için fırsat olmuyor…

    @besra: ahah, zaten bir sen bir de hayal; min ho’ya laf etmeye korkar oldum sayenizde 😀 😀 yok laf edeceğimden değil de, işte… 😀 😀 dudaklar şahane ama cidden! 😀

    • hayalmiyim :) dedi ki:

      @hikaru: hayal mi hayal mi? adım geçmiş lafa daldım 😀 şu diziye başlayabilsem bi dünyanın en mutlu insancığı ben olcam canım 😀
      Min Ho bitane yaa varmı onun gibisi (tamam Song Joong Ki’ye de laf yok şeker 😀 )

  10. masalevi dedi ki:

    hikarucum yazını okumamak için kendimi zor tuttum ara ara dönüp baktım ama dedim sabret kızım sen de izleyeceksin sonunda 🙂
    “Öncelikle hemen belirteyim, Lee Min Ho bu dizide de her zamanki Lee Min Ho. Yani nedir, bildiğin “taş” diyerek beni daha da güdülediğin teşekkür ederim 🙂 izler izlemez bir daha okur derinlemesine yorum yaparım..

    • hikaruivy dedi ki:

      hahah, rica ederim canım, benim güdülememe gerek kalmadan da gayet izlenesi bir dizi 😉 tamamdır, ilk iki bölümü izledikten sonra yorumlarını bekliyorum ^^

  11. İrem dedi ki:

    Óncelikle yazın ger?ekten harika çok gldúm yani. ama yorum yapmadan da geçmek istemedim şu bücür kız nana ve öbür adamcık vr ya onu anlatmak istedim (gerçi şimdiye kadar anlamişsınızdır heralde ama olsn cnm sıkıldı yaziyım .d) nananın ana babası kaza geçirmiş bu amca da kaza sırasında ordaymış ama polise yalan yanlış bilgiler vrmiş bu yüzden vicdan azabı çekiyo galıba (yanlış anlamışta olabilirim doğrusunu anlatın ltfen) bu arada le min ho hayranıyın ya pek şeker çocuk demiştı ananem de .d

  12. yağmur dedi ki:

    11. BÖLÜME DAİR SPOILER

    süper yazmışsın öncelikle ama bişeyi çok merak ediyorum ve çok üzüldüm 11. bölümünü izledim kim nana minho vurulmasın diye önüne atlkadı o vuruldu o ölecekmi acaba bilgisi olan varsa yazsın lütfen

    • hikaruivy dedi ki:

      11. – 12. BÖLÜME DAİR SPOILER

      kusura bakma yağmur, yorum yazmakta geciktim, sen zaten çoktan öğrenmişsindir sanırım 🙂 ama nana’ya bir şey olmuyormuş; en azından 12. bölümde 🙂 dizinin sonu hakkında bir garanti veremiyorum tabii… hatta ben mümkünse sonu acı veya tatlı olsun, öğrenmekten dikkatle kaçınacağım, alınan zevki artırabilmek için 🙂 sevgiler, iyi izlemeler ^^

  13. Geri bildirim: 2011 Kore Yaz Dizileri – Part 1 | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s