Bir Asya süpermarketi gezisinin ardından…

Bildiğiniz (ya da bilmediğiniz, nerden bileceksiniz?) gibi ben yurt dışında yaşıyorum: ABD’de. Ve bu ülke tüm dünya kültürlerinin buluşma merkezi gibi bir yer olduğu için Uzak Doğulu’larla da sık sık muhatap oluyorum. (Ama siz heyecanla: “aaa ne güzeeel” demeden önce hemen belirteyim, maalesef karşılaştığım Uzak Doğulu’ların yüzde doksanı Çinli.. Sonra Koreliler geliyor; bunlar daha tatlı insanlar; ama hiçbiri, tekrar ediyorum hiçbiri, dizilerde gördüğümüz kadar yakışıklı/güzel değiller. Şu güne kadar çıplak gözle gördüğüm çekiklerden yakışıklı olanları parmakla sayılacak kadar azdı… Ortalama güzellikte bir Türk kızı / erkeği, ortalama güzellikte bir Koreli kız/erkekten on kat daha güzeldir; bunu yoğun gözlemlerle test edilip onaylanmış bir tespit olarak belirtelim🙂 ) Neyse, asıl anlatacağım şey başka: ABD’de yemek kültürü diye bir şey olmadığı için (Amerikan yemeği eşittir hot dog artı biftek) hemen hemen her ülkenin restoranı ve süpermarketi nerdeyse taşra sayılabilecek şehirlerde bile (ki bizimki böyle bir şehir…) bulunuyor. İşte aşağıdaki resimler de böyle bir Asya süpermarketi gezisinde çekildi. Ne zamandır bilgisayarda duruyorlardı; dizi yazısı yazmaya üşendiğim şu günlerde hadi bari bunu yayınlayayım dedim…

Noodle ve Udon: Taa BOF’ta Goo Jun Pyo’nun büyük bir iştahla ramen yemesini gördüğümden beridir ramen, noodle ve udon gibi makarna-erişte türevi Uzak Doğu yemeklerine özel bir düşkünlüğüm vardır. (Artık o sahneleri izlerken canım nasıl çektiyse, ondan sonra uzun bir süre kendimi ramene vurduğum halde hâlâ doyamadım!) Bu basit ama lezzetli (hem de ABD şartlarında son derece ucuz!) yemekleri haftada bir yiyorum desem yalan olmaz… Noodle’da şahsi favorim Vietnam lokantalarında satılan Bun Xao’dur: Bu yemekte minik minik et parçaları, bulgur gibi bir şey, çeşitli sebzeler ve omlet yapılmış yumurta, noodle’la karıştırılarak servis edilir. Çok lezzetlidir cidden… Aşağıda, markette rastladığım noodle-udon’lardan bir demet:

Meyve-sebze: Uzak Doğulu’ların çok tuhaf sebzeleri, meyveleri var… Mesela şu ilk resimdeki uzun, yeşil, kaktüs gibi olan şey, aloe vera: Ben bu bitkiyi bir tek kremlerden falan bilirim; ama acaba nasıl bir yemekte kullanıyorlar, doğrusu hiçbir fikrim yok! İkinci resimdeki papaya olmalı; o da Latin Amerikalılar arasında falan çok popüler. Bense sadece suyunu içmiştim; çok da hoşuma gitmemişti. Üçüncü resimdeki sperme benzer beyaz şeyler ise mantar! Ama neyin nesidir bilmediğim için zehirlenirim falan maazallah diye almadım tabii😛

Balık Reyonu: İşte size Uzak Doğulu’ların tam anlamıyla sayko olduğu bir alan daha! Aşağıda akvaryumda satılan istakozları (üst raf) ve dev yengeçleri görüyorsunuz. Bu daha hiçbir şey değil: Bir de boy boy kurbağaların içinde durduğu iğrenç mi iğrenç derin bir kap vardı ki, balık reyonu görevlisi bana dik dik baktığı için o kabın resmini çekemedim😛 Ama hakikaten tüyler ürperticiydi! Uzak Doğulu’ların her şeyi tamam da, bu kurbağa yeme olaylarına bir türlü alışamadım sayın seyirciler…

Market raflarından birkaç enstantane daha: Pişirme şarabı – hindistancevizi jeli:

Miso ve Nori (bunun adı da Nuri kaldı bizde :P) Bu Nori sushi yapımında kullanılıyor. Hamarat arkadaşım Yasemin bunu alıp sushisini evde yapıyor mesela. Bense hiçbir zaman o kadar becerikli olamadım😛 Restoran suşileriyle idare ediyorum. Ayrıca suşi burada çok ucuz bir yemek; dört-altı suşi içeren bir porsiyon, 3-4 dolar falan… İki porsiyon (biri yengeç eti içeren California roll, diğeri de Eel falan olacak) bana yetiyor.

Hint işi:

Pilav tenceresi – porselen: İlk resimdeki porselen çaydanlıklar yeşil çay için: Çin işi, Japon işi bişi’ler işte… İkinci resimde ise Uzak Doğulu’ların pek bir bayıldıkları pilav tencerelerini görüyoruz. Hepimiz dizilerden falan buna aşinayız aslında. Ve hakikaten kullanımı acayip yaygın: Yani nasıl ki biz Türk’ler çaydanlıksız yaşayamayız; kettle’lar falan o çaydanlığın, demliğin yerini bir türlü dolduramaz; işte Uzak Doğulular için de sıradan tencereler pilav tenceresinin boşluğunu asla dolduramıyor. Bir zamanlar Tayvanlı bir ev arkadaşım vardı; bana o söylemişti: Pilav tenceresi bir kızın çeyizinin en nadide parçası, yurt dışına okumaya gelen çekiğin valizinin vazgeçilmez öğesiymiş meğer!

Aburcubur: İşte benim en favori yiyeceklerime geldik!😀 Şu aşağıdaki üçlüyü ilk defa denemek üzere aldım ve üçte iki tutturdum: İlki böyle krakerimsi bir şeydi, ama tatlıydı. Onu sevmedim. İkincisi, üzerindeki bir gıdımcık İngilizce etiketten anlayabildiğim kadarıyla yeşil çaylı, ilk anda sert ama sonra yumiyumlar gibi ağızda yumuşayıp macun kıvamı alan bir şekerdi ve… ilk denediğimde “öğk? bu ne yaa?” dediğim halde şöyle 4-5 tane yedikten sonra bir baktım, baya bayaa sevmişim yahu… Ama şu üçüncü resimdeki cookie’ler yok mu… Ahhh, onların âşığı oldum! Bunlar süt ve çay aromalı (o nasıl oluyorsa?…) kurabiyelerdi ve çok ama çok hoşuma gitti. Pakedi açtığım dakikada bir kurabiye canavarı edasıyla namnamnam yapıp boş paket elimde kalakaldım… Ama bir sonraki gidişimde aynısından bulamadım yav. Burdan bu güzelim kurabiyeleri özlemle anıyorum (böhü) ve umarım bir sonraki gezimde onlara kavuşurum diyorum…

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Genel, Uzak Doğu içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Asya süpermarketi gezisinin ardından… için 27 cevap

  1. makinosev dedi ki:

    😀 özellikle şu lafına koptum “Pakedi açtığım dakikada bir kurabiye canavarı edasıyla -namnamnam- yapıp boş paket elimde kalkakaldım… ” google’a namnamnam yazıp, sana ulaşabilirler çingum haberin ola🙂 böyle bir yazıyı bekletmene de çok içerledim, çok eğlendim okurken, kurbağa eti de çok lezzetliymiş diye duydum😛
    not: inş bi dahaki gidişinde sütlü çaylı kurabiyelerine kavuşursun🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @makino: sağol çingum!😀 namnamnam yazarken benim aklıma leyla ile mecnun’un ismail abisi de gelmişti ayrıca😀😀 google’dan bana böyle ulaşırlarsa fena mı olur, bir sonraki aramaya inanmak yazımıza süper malzemeler çıkar (hehe)😀
      kurbağa, yılan, böcek ve bilumum haşeratın eti ne kadar lezzetli olsa da benden uzak dursun mümkünse! ben almiyim, alana da mani olmiyim😀

      • makinosev dedi ki:

        ismail abiyi piyasadan sildin bu yazıyla “namnamnam hikaruivy”sin sen artık😛 biraz daha tekrarlayayım ki google’da ıskalamasınlar seni🙂 hatta twitter’da @namnamnam@hikaruviy mi yazsam cuma cuma (twitter’ın en işlek olduğu günmüş ya cuma)🙂

  2. hayalmiyim :) dedi ki:

    kurbağa eti ne kadar lezzetlidir bilemem ama o kurabiyeleri merak ettim doğrusu😀 hele ki benim gibi et yemeyen bi insan için ne ifade eder😀
    bir de şu ramen muhabbeti var ya BOF’ta ben de o sahnelerde bitmiştim resmen. acaba İstanbul’da nerde bulabilirim ya da bulabilir miyim??? burda optimuma gitmiştim orda çin restoranı var ya orda makarnalardan denemek istiyodum ama ne zaman gitsem karnım tok olduğu için kısmet olmadı. acaba aynı zevki verir mi???😀
    neyse neyse her zamanki gibi çok eğlendim yazını okurken, içten içe de o markette gezmek istedim yani😀

  3. hikaruivy dedi ki:

    @makino: heheh, çok hainsin çingu😀😀 demek bu alemlerde adımı namnamnam hikaruivy’ye çıkaracaksın!😀 aşkolsun, bense senin so ji sub’la saadetini gerçekleştirmek için her boş bulduğum yere “so ji sub – kaktüsçiçeği forever” falan diye yazma planları içerisindeydim oysa!😀😀 (tarih84’ün blogunda google’ın “jung woo sung’un aşkı tarih84” diye düzeltmeler yaptığını anlatan yazısı (http://pudratozu.blogspot.com/2011/05/jung-woo-sung-love-of-tarih84.html) gibi!😀 ) sırtımdan vuruldum… sen de mi brütüs?😛

    @hayalmiyim: aaahh, BOFtaki ramen muhabbeti insanı bitirir cidden! o sahnelerde rameni jan di ve kardeşinin elinden kapmaya çalışan, sonra ocağı yakamayıp çiğ çiğ ramen yiyen gu jun pyo’cuk ne şirindi!😀 istanbul’da da ramen satılan kore ya da çin marketleri olduğunu duymuştum, ama yerlerini hiç bilemiyorum maalesef… seni la fea, lee, winpohu ve diğer İstanbullu blogger arkadaşlara yönlendiriyorum hayalcim🙂

    • makinosev dedi ki:

      ahahahha allah’ım o günleri de görürüm inşallah, tövbe bi daha sana laf sölersem, nolur 😀 “so ji sub – kaktüsçiçeği forever” projesine çağırıyorum herkesi😛

  4. bunusevdim dedi ki:

    Hikaru yazı çok eğlenceli ve orjinal olmuş, devamını bekleriz, misal marketlerdeki diğer kore ürünleri vs. Valla daha istek yapardım ama tırsma diye burada kestim🙂 Tabi bunların çoğunu dizilerde göre göre ezberledik ama ben de şu pilav makinası olayına parmak basayım müsadenle🙂 Full House dizisinde kız ya adam beni evden kovarsa diye hayal ediyordu da kendini kapının önünde düşünüyordu, kucağında kocaman pilav makinasıyla evi terk ediyor hahah. Bavuldan falan önemli birsey bu, ben o zaman anladım🙂

  5. hikaruivy dedi ki:

    @bunusevdim: hahah, süper yakalamışsın çingu. pilav tencereleri bavuldan bile önemli şeyler😀 tamam o zaman, kore ürünleri ile ilgili özel bir araştırma-inceleme gezisi yapayım en kısa zamanda😀 bakalım gözümden kaçan daha ne ayrıntılar var?😉

  6. fd dedi ki:

    Çok güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık. Birkaç defa ben de böyle bir markete girdim. Fakat kokusu çok kötüydü. İlkinde aceleyle meyve-sebze alıp çıkmıştım. Sonraki gidişlerimde tedbirli davrandım ve mümkün olduğunca az nefes alıp verdim. Ancak böyle bütün marketi gezebildim. Şimdi tam hatırlayamıyorum ama ilginç şeyler vardı. Haa…Mesela tavuk bacağı satıyorlardı. Deniz ürünleri de aynı sizin resimlerdeki gibi akvaryumlardaydı; hatta bazıları havuzdaydı.

    Bir de burda gördüğüm Uzak Doğulular, sizin de dediğiniz gibi, dramalarda gördüklerimize benzemiyorlar. Kore’de plastik cerrahinin niye yaygın olduğunu (nihayet:)) anlamaya başladım galiba.

    • hikaruivy dedi ki:

      @fd: sağol fd’cim. evet, buradaki asya marketlerinde genel olarak böyle bir sorun var: çok fecii kokuyorlar! özellikle hint-paki marketlerinde bu daha belirgin… baharatlar yüzünden falan heralde… ama neyse ki bu benim gittiğim süpermarket oldukça büyük ve temizdi.

      tavuk bacağı, ha…😀 ben bir de kurutulmuş böcek görmüştüm; bak onların fotoğrafını çekmemişim (nasıl atlarım! tüh…) insan yaşadıkça neler görüyor😀

      evet, genelde dramalardakilere benzemiyorlar maalesef😛 heralde güzel/yakışıklı tüm çekik gözlüler bir şekilde show business’a giriyor; o yüzden de ünlü olmayıp güzel olan yok denecek kadar az😀😀 gerçi haksızlık etmeyeyim; sonuçta biz de onları kendi güzellik anlayışımıza göre yargılıyoruz, belki biz de onlara çirkin geliyoruzdur, ne bileyim😛 (gerçi, pek zannetmiyorum😛 :P)

  7. mydestiny dedi ki:

    Balık reyonundan ürktüm! Kurbağa yediklerini bilmiyordum hiç:/ İğrenç ve korkunç😀 Hikaru çok güzel bir yazı olmuş, devamını beklerim ona göre:))

  8. hikaruivy dedi ki:

    @mydestiny: heheh, bu daha hiçbi şey mydestiny’cim! ben çin mahallesinde çinli bi balıkçı kızın kocaman bir balığı tezgaha vura vura öldürdüğünü görmüştüm yav! ayrıca o balıkçıda kurbağaları da canlı canlı tutuyorlardı, birisi satın alınca oracıkta kesiyorlardı. hatta canlo kurbağalar zıplayıp içinde bulundukları kaptan çıkamasınlar diye bacaklarını kırarlarmış… neyse, daha fazla anlatıp sizi iyice iğrendirmeyeyim😛

    @makino: orası kesin😀😀 bizi bir görseler hepsi hastamız olucaklar ama ah, uzak mesafelerin gözü kör olsun!😛😀 şaka bi yana, özellikle çinliler için diyorum, biz türkleri çok beğeniyorlar. bunu çok kişiden duydum; hatta yazıda da bahsettiğim tayvanlı ev arkadaşım bana hayran hayran “siz çok güzelsiniz” deyip duruyordu. “eheh, sağol canım, o senin güzelliğin” dedim ben de😛

    • makinosev dedi ki:

      o “senin güzelliğin” diyerek iyi demişsin o da sevinsin zaar😀
      Çinlilere de söyleyecek laf bulamıyorum, kaçan balık büyük olur tabi, çin seddini kurana kadar bir bakır cezve erkenden icat etselermiş kaç defa kahve çekirdiği kırardık (bkz: fındık kırmaya göndermeler). Çok geç artık olmaz o iş🙂

  9. besra dedi ki:

    Hikaruivy: yazın çok güzel olmuş🙂 Uzakdoğulu’ların herşeyi yemelerini anlayamıyorum keşke biraz seçici olsalardı😦 bende hep ramen yemek istemişimdir Bof’tan beri… Jun Pyo okadar iştahla yiyorduki bende bizim usulle telmakarnayı ramen gibi yapmışlığım vardır :))

  10. diaboloviolette dedi ki:

    gastronomik bir aydınlanma yaşadım :))

  11. hikaruivy dedi ki:

    @makino: hahah, aslında bence bi bakıma isabet olmuş o duvarı yaptıkları: o sayede batıya doğru göç etmiş, anadoludaki kavimlerle karışmış ve güzelliğimize güzellik katmışız😀😀 çinliler de artık bizi kaçırdıklarına yansınlar, evet😀😀

    @besra: sağol canım yorumun için ^^ işte zevkler ve renkler meselesi biraz… bi de mesela çinliler maşallah sürü gibiler; o kadar insanı doyurmak kolay değil, allah ne verdiyse börtü böcek demeden yemek yapmışlar😀 japonlar desen ekim alanları kısıtlı, nüfus fazla; onlar da vurmuşlar kendilerini deniz ürünlerine😀 ayak üstü ülke mutfağından tarihi ve sosyolojik değerlendirmeler de yaptım ya, tutmayın beni😀😀

    makarnayı ben de çeşitli çeşnilerle pişirip ramene benzetmeyi denemiştim ama olmadı😛

    @diabolo: ahah, öperim🙂🙂

  12. tarih84 dedi ki:

    valla acıyorum ben bu adamlara oı kadar yoklukta kalmışlarki ne bulurlarsa yenir mantığı güdmüşler:)) aloeveraya koptum:)

    • hikaruivy dedi ki:

      @tarih84: öyle valla. aloe vera’dan ne yemek yapıyorlar, ciddi ciddi merak ediyorum yalnız… sorcam bi çinli’ye…

      bu arada senin de bol bol kulaklarını çınlattık tarihcim, umarım kızmamışsındır. mianeeee😛

  13. Geri bildirim: İçimdeki “ramen” aşkı :) | hayalmiyim

  14. hayalmiyim :) dedi ki:

    hikarucum google amcaya “namnamnam” yazdım sen çıktın😀
    çok garip bi yazıyla bana ulaşan garip bi insanı görünce aklıma geldi bi deniyim dedim, olacağına da inanıp sayfa sayfa dolaştım çok geçmeden sana ulaştım😀
    bu arada şu makarnadan ramen yapma girişimlerinde ben de bulunayım diyodum nası oluyo hiç mi tutmuyo yerini??

  15. Secret dedi ki:

    feci kıskandımm şuan.. ne şanslısın canımm yaa biz burda Uzakdoğu marketini bırak bi rameni zor buluyoruz..😀😀
    Neyse,senin baya imkanın varmış enisi sen böyle yazılar yazmaya devam et bizlerde yeşillenelimm🙂

  16. hikaruivy dedi ki:

    @hayalmiyim: ahaha, yapma yau… adımız namnamnam hikaru kalıcak yani… napalım, kısmet😛

    makarnadan ramen pek olmadı yav… belki ben becerememişimdir… ama ramen paketlerinin içinden çıkan özel bir toz var ya, ramene tadını veren; işte onun içindekilerin ne olduğunu bilmeden aynı tadı tutturabilmek zor…

    @secret: tamamdır şeker, bundan böyle en azından fotolarla karşınızdayım o zaman😉

    • hayalmiyim :) dedi ki:

      en yakın zamanda makarnadan çakma ramen yapmayı denicem gerçeğine benzerse nası yaptığımı anlatırım.🙂 (cem yılmaz geldi aklıma “çakma rolex ama birebir” diyo ya neyse)
      yanından bile geçmezse anlatmam ama ona göre😀
      bir de bu “mim” olayı nedir, nasıl olur, kimler “mim”lenir merak ettim😀

      • hikaruivy dedi ki:

        @hayal: tamamdır, “makarnadan ramen”le ilgili yazını merakla bekliyoruz😉 kötü de olsa anlat ama. bak ben yapamadım, hiç de gocunmuyorum😛

        mim ise şöyle bir şey: bir anket olur, ya da belli bir konu hakkında yazı yazmak olur; bunu önce sen kendi blogunda yapıyor, sonra da diğer blogger arkadaşlara aynı konuda yazmak üzere paslıyorsun. mesela akira’nın şu yazıda cevapladığı soruları ben de kendi yazımda kendim için cevaplayacağım: http://akiravamosrafa.wordpress.com/2011/05/30/akira-061-mavi-bond-tarafindan-mimlenir/

        bu arada aklında olsun, mim’i sana paslamayı düşünüyorum hayalcim, sen şimdiden cevaplarını düşünmeye başla bence😉

  17. Lee dedi ki:

    çingu senin yüzünden namnamnam dilime dolandı ve söyleyip duruyorum. Hatta yazdığım son ona shot’ta ben bile kullandım, o derece sevdim ama patenti sana ait haha😀

    Bu arada şu cümlede resmen boğuluyordum kahkahalar yüzünden: “Pilav tenceresi bir kızın çeyizinin en nadide parçası, yurt dışına okumaya gelen çekiğin valizinin vazgeçilmez öğesiymiş meğer!” Feci komik hahahaha😀

    Onun dışında bu fotolardaki her şeyi istiyorum, her şeyi :p Burada da Kore marketi var ama hala gitmek nasip olmadı, bir gün işgal edeceğim o marketi. Aslında vardır bir sürü şey ama nerelerde olduğunu bilmiyoruz pek. Araştırsak öğreniriz orası ayrı🙂

    Erişteler güzel gözüküyor, kurabiyeler ayrı hoş. Herbir şeyi denerdim ben valla, iyi ki değilim aslında orada, maaşı al, bunlara yatır sonra %20’sini beğen, aç kal Lee😀

    • hikaruivy dedi ki:

      @Lee: muahaha, gece gece güldürdün beni çingu😀 al buyur namnamnam senin olsun; patent hakkı falan da istemem😀 one shot’un nerde, okutsana bize?

      ben de bu süpermarkete gidince şekerci dükkanına düşmüş çocuk gibi oluyorum; her şeyi elime alıp kurcalayasım geliyor. çinli görevliler de ters ters bakıyolar😛 kendimi kontrol etmesem sermayeyi kediye yükleyeceğim ama neyse ki yanımda yöremdeki “normal” insanlar beni tutuyorlar😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s