Japonya…

Aslında bugün (hatta dün) bloga eğlenceli bir yazı ekleyecektim. Çoktan hazırlamıştım bile, insanları biraz güldürüp neşelendirmeyi amaçlıyordum. Ama Japonya’da yaşanan deprem ve tsunami felaketi hiç tat-tuz bırakmadı bende… Böyle bir felaket nerde yaşanırsa yaşansın üzülürdüm ama fahri hemşerileri gibi sevdiğim Japonlar’ın başına gelince bana ayrı bir koydu, canımı yaktı. Görüntüleri izlerken dehşete düştüm: Dev dalgalar arabaları sürüklüyor, önüne çıkan evleri silip süpürüyor, yav bırakın hepsini, koskoca gemiyi almış denizden millerce öteye götürüyor yahu! Bu nasıl bir felaket, insanın doğa karşısında nasıl bir acziyetidir?! Japonlar’ın değil, daha az gelişmiş (ve dolayısıyla bu türden facialara karşı daha az donanımlı) bir milletin başına gelse büyük bir kitlesel felakete dönüşürdü bu olay; 2004 yılında Güney Asya, özellikle Endonezya’yı vuran ve 270 bin insanın ölümüyle sonuçlanan tsunami felaketi gibi mesela. O yüzden sevgili, canımın içi, akıllı ve pratik Japonlar’ım en azından önlemlerini aldıkları için olabilecek en az can kaybıyla atlatıldığını düşünüp teselli bulmaya çabalıyorum. Yine de bu, kıyıya vuran (muhtemelen pek çoğu balıkçı, fakir halka ait olan) cesetleri, tsunamiden kaçmaya çalışan arabaların görüntüsünü anımsayıp üzülmeme engel olamıyor… Allah yardımcıları olsun, ne diyeyim ki başka…

Japonlar’a oldum olası (Uzak Doğu sevgim başlamadan çoook öncesine dayanan) bir sempatim oldu. Sanırım Türk milletinin çoğunda da vardır bu sempati. Ayrıca duygularımız karşılıklıdır. Bunun kaynağı, taa Sultan Abdülhamit döneminde Japonya’ya gönderilen ve geri dönüş seferinde batıp iki ülke halkını da üzüntüye boğan Ertuğrul fırkateynine dek dayanır: Bakınız burda.

Aslında bundan sonra tarihimizde bir de Japonya savaşı var: Hayır şaka etmiyorum; 2. dünya savaşı’nda Japonya, Hitler’in Almanya’sı ve Mussolini’nin İtalya’sı ile Mihver devletleri oluşturmuştu, biliyorsunuz. Hatta tarih dersinde bunu öğrendiğimde bayağı şaşırdığımı hatırlarım: Japonya, hani şu sevimli insanların ülkesi, Allah Allah, nasıl olur da faşist devletlerle işbirliği yapar?! Aslında -itiraf etmek gerekirse- Japonlar da zaman zaman gayet emperyalist olabilmişler: Mesela zavallı Koreliler kimseden çekmemiş Japonlar’dan çektikleri kadar! (Tarihlerinde defalarca Japon işgaline uğramışlar; hatta en son 1910-1945 arasında, tam 35 yıl boyunca Japonlar tarafından yönetilmişler; Capital Scandal sağolsun bu bilgiyi de o diziden edinmiştim. Tam 35 yıl yav! Üstelik Koreliler de tıpkı bizim düşman işgali altında kaldığımız yıllarda olduğu gibi gizli örgütler, “kuva-yı milliye”ler oluşturmuşlar, ama bir türlü Japonları ülkelerinden söküp atamamışlar, ta ki Japonya 2. dünya savaşı’ndan yenik ve bitik bir devlet olarak çıkana kadar…) Neyse işte, WW2 sırasında Almanya ve İtalya’ya uyup Mançurya ve Çin’in bazı bölgelerini işgal eden Japonya, bir de Pearl Harbor’da Amerikan donanmasına saldırınca, ABD de savaşa dahil oldu ve sonra hiçbir şekilde savunulamayacak korkunçlukta olaylar yaşandı: Tabii ki Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından söz ediyorum. Ortaokuldayken atom bombası dehşetini yaşamış olanların anılarından oluşan bir kitap okumuştum da, ağlamaktan içim dışıma çıkmıştı: Ne korkunç şeyler yaşamışlar zavallılar! Hadashi No Gen‘i de sırf bu yüzden, yüreğim dayanmaz diye izleyemedim. Atom bombasının ısısıyla insanlar sadece duvarda birer gölge bırakarak buharlaşıvermişler, inanabiliyor musunuz?! Ya sonra, radyasyon zehirlenmesi yaşayan insancıkların hali?? Bunu yapan insan olamaz, o kadar açık ve net! Neyse, sonuç olarak Japonya büyük bir yara alıp savaştan çekilmiş, bu arada İsmet Paşa da San Francisco konferansına katılıp yeni dünya düzeninde söz sahibi olabilmek için tam bu sıralarda Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etmiş, ve tarihteki ilk ve tek Türk-Japon savaşı böylece birbirimize tek kurşun bile sıkılmadan başlayıp bitmiştir…

Sonrası başka bir öykü: O yıkıntı haline gelen ülkeyi yeniden adam edip dünyanın ikinci büyük gücü (gerçi şimdi Çin Japonya’yı geçti, Japoncuklarımız en iyi ihtimalle üçüncü güç oldu, ben Times dergisinin yalancısıyım…) haline getirebilmek sağlam güven, özveri ve tecrübe ister; ve bu, Japonlarda fazlasıyla vardı! (Aynı şey Koreliler için de geçerli: 1970lerde Kore’yle ekonomik refah seviyemiz hemen hemen aynıyken şimdi bize depar atıp basmış olmalarına tek kelimeyle şapka çıkartıyorum!) Sonradan maalesef kişisel birkaç çaba (Barış Manço’yu burda anmadan geçmek olmaz…) dışında Japonlarla bir türlü yeterince yakınlık kuramadık; çünkü tek derdimiz AB’ye girmekti. “Biz de üniversite mezunuyuz, biz de Nişantaşı (yani, Avrupa :D) çocuğuyuz, n’olur alsanıza aranıza…” diye sızlanıp Avrupa kapılarını eskitmekten bir hal olduk ve Doğu’yu tamamen salladık, aferin sevgili başarılı ve ileri görüşlü politikacılarımız, aferin! Halbuki Japon başbakanı zamanında Tansu Çiller’e sitemle karışık şöyle demişti: “Siz sürekli Batı’ya ulaşmaya çalışıyorsunuz ama bir şeyi unutuyorsunuz: Dünya yuvarlaktır ve Batı’ya, Doğu’dan da gidilir!”

İşte böyle… Şimdi dilerim biraz daha akıllanmışızdır. Sadece bir avuç uzak Doğu sever olarak değil de, ülkecek daha yakın ilişkiler kurmayı başarırız (Japonya ve Kore başta olmak üzere) bu çalışkan ve sempatik milletlerle… 2010’un Japon yılı olarak ilan edilmiş olması, ülkemize sadece üç-beş sakura ağacı miras bırakmamıştır umarım; dahası da vardır. Çünkü bu son felaketin de göstermiş olduğu gibi onlardan öğrenecek çok şeyimiz var…

(Ayrıca bu kadar ciddi ve ukala bir yazı yazdığım için bağışlayın; blogun ruhuna hiç uygun olmadığını biliyorum, ama kendimi tutamadım… Burda kesiyor ve Japonlara sesleniyorum: Sizi seviyoruz, bir an önce toparlanın, e mi? Gambarimasu, ne?)

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Uzak Doğu içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Japonya… için 4 cevap

  1. winpohu 'ca dedi ki:

    öncelikle japonların başına gelen hangi milletin başına gelirse gelsin çok üzülürdüm.yazık yani doğa karşısında insan gerçekten çok aciz .kimse böyle felaketler yaşamasın.
    tarih ve bilgi dolu bir post olmuş tebrik ediyorum .öğretici olmuş.çin artık ikinci güç hatta birinciliğe oynuyor.korenin gelişimi de kendiliğinden olmamışttır.ekonomi derslerinde onların nasıl geliştiklerini ve bu uğurda yaşadıklarını öğrenmiştik 🙂
    dünya yuvarlak batıya doğudan da gidilir .doğru söze ne denir .ama tansu abd görmüş ne bilsin doğuyu 🙂 barış manço asyada ki gururumuz 🙂

  2. makinosev dedi ki:

    Dolu dolu bir yazı olmuş, cidden söylenecek söz bırakmamışsın. Objektif kalarak yaptığın eleştirilerle de, Kore-Japon sevgisinin körü körüne bir pembe dizi sevgisinden ileri gelmediğini de çok güzel yansıtmışsın, eline sağlık.
    Senin aracılığınla bende Japon halkının yaşadığı bu felakette ötürü geçmiş olsun demek istiyorum. Depremde ve tsunamide yakınlarını kaybedenlerin başı sağolsun, umarım kısa zamanda toparlanırlar.

  3. hikaruivy dedi ki:

    @winpohu: sağol canım. evet, koreli’lerin şimdiki hallerine gelebilmek için ne kadar çalıştıklarını ben de biliyorum; hatta şirket çalışanlarının resmen özel hayatı yok, 7/24 çalışıyor adamlar. Çin zaten öyle…

    @makinosev: teşekür ederim makino’cum, evet hepsine geçmiş olsun, bir an önce toparlansınlar… tabii dizilerin de hakkını yememek lazım; onlar sayesinde tanıdık, sevdik uzak doğu kültürlerini 🙂 ama işte geçmişte hakkı yenmiş, çok çekmiş milletler olunca bir de tarihten gelen bir sempati oluyor ister istemez… sevgilerimle ^^

  4. Besra dedi ki:

    Mükemmel bir yazı olmuş bunun üzerine ne söylenebilirki 🙂 Benim , Japonya’ya olan sevgim çocukluğumdan beri var. TRT’de çıkan bir dizi vardı adını pek hatırlamıyorum o diziyi ailecek büyük bir heyecanla sevgiyle beklerdik, ogün bugündür o milleti çok seviyorum yaşanan son felakette ne kadar çok üzüldüğümü anlatamam :(( umarım en kısa zamanda toparlanırlar çok güçlü vede onurlu bir millet 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s