Türkan – Geç kalmış bir övgü yazısı…

Ne zamandır yazmak istiyordum bu yazıyı. Çünkü “Türkan”, sezon başında izlemeyi planladığım diziler arasında bile yer almazken (ki izlemeye başlamam tamamen tesadüf eseri oldu… Chibi‘nin blogunda dizideki küçük çocuğa dair bir yazı gördükten sonra şöyle bir bakayım dedim… ve kilitlenip kaldım!) izledikçe beni öyle etkiledi, hikâyesi ile öyle içine çekti ki, kısa zamanda en sevdiğim Türk dizileri arasında birinci sıraya yerleşiverdi. Bu yazı, bu güzel diziye bir övgü yazısıdır. (Ayrıca sanırım en ciddi yazım bu oldu; komik bişiler bekleyenler hiç okumasın 😛 )

Hangi birini anlatsam bilmiyorum: Bir kere, dizideki oyunculuklar muhteşem. Hiçkimsenin oyunculuğu sırıtmıyor. Öyle çok fazla ekranda görünen yüzler değil hiçbiri; sansasyonel isimler değiller. Belki de bu bilinçli bir seçimdir; yani ekranda yüzünü eskitmemiş bir cast sayesinde hikâyenin içine girmenin kolaylaştığını yapımcılar göz önüne almıştır. Eğer öyleyse bravo.

Dizinin görüntüleri, 1960ların giysilerini, evlerini, arabalarını, yaşam tarzını yansıtma şekli de aynı ölçüde başarılı. Özellikle anne ve kızların giydiği elbiselere içim gidiyor 🙂 Vardır zaten bende böyle 50lerin, 60ların modasına bir özentilik. Bayılırım karpuz kollu, bebe yakalı, geniş etekli elbiselere; uçları kıvrık saçlara, siyah kalın göz kalemleri çekilmiş göz- beyaz pudralı yüz – kırmızı rujlu dudaktan ibaret makyaja… Bu dizi sayesinde bu duygumu bol bol tatmin etme imkânı buldum; hatta utanmasam gidip “beni de bir bölümde figüran oynatın; para-mara istemem, sadece o elbiseleri giyip salına salına gezinmek istiyorum” diyeceğim!

Sonra müzikler… Aman Tanrım, bir dönem dizisinin ruhuna bu kadar mı yakışır o müzikler! Kim yapıyorsa ellerine sağlık…

En önemli detayı da en sona sakladım: Dizinin senaryosu muhteşem! Beni uzun zamandır bu kadar duygulandıran, içimdeki “iyi şeyler yapma, vatana hizmet etme” hislerini uyandıran başka bir dizi/film/kitap daha olmamıştı! Dizi, idealist bir doktorun yetişme sürecini o kadar güzel anlatıyor ki, nerdeyse lise sona geri dönüp tıp tercihi yapasım geliyor (ki ben açık yaraya bile bakamam…)! Üstelik bu insanın rahmetli Türkan Saylan olması, her şeyi daha da güzelleştiriyor: Onun cüzzamla nasıl savaşmaya karar verdiğini, Doğu’da görüp yaşadıklarını, Kardelenlere niçin umut olmak istediğini resmen yaşar gibi izliyorsunuz. Evet diyorsunuz, bu böyle olmuş olmalı… Bunları yaşayan temiz kalpli bir insan gördüklerine kayıtsız kalamazdı. O yüzden ömrü boyunca çırpınmış, didinmiş, insanları cahilliğin elinden kurtarmaya çabalamış olmalı…

Rahmetli Türkan Saylan’ın siyasi bir figür haline getirilip toplumun bir kesimi tarafından göklere çıkartılırken diğer kesimi tarafından yerin dibine indirilmesine üzüldüğüm kadar başka hiçbir ünlü kimse için üzülmemiştim galiba… Onun siyasi yönüne odaklanıp asıl hizmetlerini görmezden gelmek çok büyük bir haksızlıktır bence. Annesinin dinine, milliyetine saldırmak bel altından vurmaktır! Halbuki sırf cüzzamla ilgili yaptığı çalışmalar bile onu sevgiyle ve minnetle anmaya yeterli olabilir…

Diziye geri dönersek: Sanırım dizideki romans hikâyeleri gerçek değil, kurmaca. Yahut gerçek olaylardan beslense de içine epeyce kurgu katılmış. Öyle de olsa, Ali-Türkan, Orhan-Türkan aşklarının gelişimi, karakterlerin birbiriyle etkileşimi, yaşanan sevinçler, hayalkırıklıkları, her biri o kadar güzel ki, izlerken mest oluyorum. Son bölümde Türkan’ın Küçük Kardelen’i (Berfin) Ali’ye teslim ederken “Bu küçük kızı seninle ikimizin bir parçası gibi düşün…” demesi üzerine eski zaman romantiği Ali’nin kızı bir sahiplenmesi vardı ki! Hatta arkadaşına “Türkan’la ikimizin kızı…” diye tanıttı ufaklığı! Ya da ukâlâ, gıcık bir herif olan Orhan’ın Türkan’a aşkını itiraf ettiği sahnedeki şeker ötesi hali… Ama bunlardan da önce, iki rakip gencin deniz kenarında Türkan hakkında konuşup denizde taş sektirirken birbirlerine laf koydukça “tam isabet!” diye haykırmaları, laf koyma işini taş sektirme ile kamufle etme çabaları sahnesinde ömrümde bu kadar hoş bir düello izlemediğime karar vermiştim… Kısacası Türkan’ın senaristi Oya Yüce, inanılmaz güzel enstantaneler yakalıyor, beni kalemine hayran bırakıyor…

Son olarak Pınar Öğün ve diğer genç oyuncular için birkaç kelime edeyim: Çok başarılısınız sevgili arkadaşlar. Bu projede yer alma cesaretini gösterdiğiniz için ayrıca tebrik ederim. Hepiniz çok şekersiniz. Bornova Bornova’nın asi kızı Damla Sönmez; Kıskanmak’ın yakışıklı ama karaktersiz Nüzhet’i Bora Cengiz; sadece aktör değil müzisyen kimliği de olan Ozan Osmanpaşaoğlu ve aklıma gelmeyen diğerleri: Yolunuz açık olsun.

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Türk dizisi içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

7 Responses to Türkan – Geç kalmış bir övgü yazısı…

  1. mydestiny dedi ki:

    Merhaba!!^^ Diziyi yeni keşfettim. 🙂 Tekrar bölümlerini tesadüf eseri gördüm. Dizi o kadar güzel ve içten ki.. Diğer türk dizilerine benzemiyor. Yalan dolan veya entrikaların olmadığı sevgiyle örülmüş bir mücadele Türkan’ın hikayesi. Ayşe Kulin’in yazdığı romanı alıp okumayı planlıyorum ilk fırsatta.

  2. alucralı dedi ki:

    dizi müziyiyle oyuncularıyla muhteşem ilk defa bidiziyi her hafta bekliyorum kutlarım

  3. Chibi dedi ki:

    benim sayemde keşfetmiş olman kolkutlarımı kabarttı ama bu öyle bir dizi ki eninde sonunda herkes keşfedip yakalıyor bir yerinden izlenilesi bir yapım.

  4. yelda yıldırım dedi ki:

    Orhana bayılıyorum ne güzel mimikler, karizma ve çok romantik sanki başka bir yerden gelmiş. Lodos Balığı ve duymadık laflarını özledik. Diğer oyuncularda çok başarılı.

  5. meliha dedi ki:

    merhaba. ! Dizi çok güzel heleki Ayşe Kulin’nin Türkan (tek ve tek başına ) adlı romanı nı Türkanı izlerken okursanız gözünüzde gerek Türkan (Pınar Öğün) gerek Turgut (Ozan Osmanpaşaoğlu) gerek Tuğrul(Bora Cengiz) gibi oyuncuları gözünüzün öünde canlandırırsanız adeta dizinin içine girmiş gibi oluyorsunuz. Her kezin kendine örnek aldığı bir insan vardır elbette… Ama bu insan Türkan Saylan olursa bambaşka…

    • hikaruivy dedi ki:

      @meliha: ben de kitabı yeni edindim. bakalım dediğiniz gibi okurken dizideki oyuncular gözümün önünde canlanacak mı? muhtemelen öyle olacak, evet 🙂 sevgiler ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s