Biraz da okuyalım: İskambil Kâğıtlarının Esrarı…

Uzun zamandır yazamadım… İş, güç, dünya telâşı işte… Ama merak etmeyin sevgili dostlar, hâlâ hayattayım! 😀

Geri dönüşümün şerefine, canım konseptten biraz uzaklaşıp değişik bir şeyler yapmak istedi. O yüzden şimdi sizlere çok sevdiğim bir kitabı tanıtacağım: İskambil Kâğıtlarının Esrarı.

Kitabımız, Sofi’nin Dünyası ile tanıdığımız Norveçli yazar Jostein Gaarder tarafından kaleme alınmış. Sofi’nin Dünyası’nın lise yıllarımda okumuş, sevmekle birlikte, nasıl diyeyim, biraz fazla didaktik bulmuştum: Genç insanlara felsefeyi ve filozofları tanıtmak amacıyla yola çıkıldığı çok belliydi; çünkü zaman zaman önemli filozofların hayatı ve düşünce biçimleri anlatılırken ders kitabından bir pasaj okur gibi hissediyordum. Yine de güzel miydi, güzeldi. Özellikle en sonundaki düşünce (acaba hepimiz bizden daha akıllı bir başka canlının zihninin ürünü olan hayaller miyiz yalnızca??) beni tek kelimeyle büyülemişti. Ayrıca bu kitapta öğrendiklerim sayesinde felsefe dersinden 5 almıştım, ha ha ha 🙂

İskambil Kâğıtlarının Esrarı (ya da orijinal adıyla Kabalmysteriet) ise Sofi’nin Dünyası’nın aksine su gibi okunuyor. Fakat aynı Sofi’nin macerasında olduğu gibi, yine esrarengiz, yine felsefe ile dolu bir yolculuk bizi bekliyor. Konusu kısaca şöyle: Babası ile Norveç’in küçük bir şehrinde yaşamakta olan Hans Thomas, günün birinde felsefeye düşkün bir adam olan babası ile Atina’ya, filozofların anavatanına doğru yola çıkar. Bu yolculuğun asıl amacı ise, Hans Thomas 4 yaşındayken onları terk edip kendini aramaya giden annelerini bulup geri getirmektir. İsviçre’nin dağ yollarından geçerlerken, bir cüce tarafından Dorf adı verilen bir köye yönlendirilirler. Aynı cüce, Hans Thomas’a bir de büyüteç verir. Dorf’a vardıkları zaman Hans Thomas, köyün ilginç bir adam olan yaşlı fırıncısı ile tanışır. Fırıncı ona çöreklerinden verir ve en büyük olan çöreği yalnızken yemesini söyler. Hans Thomas yaşlı fırıncının dediğini yapınca, çöreğin içinde küçücük bir kitap bulur. Öyle ki, kitabı okumak için cücenin vermiş olduğu büyüteci kullanmak zorundadır. Böylece bir yandan baba ve Hans Thomas’ın yolculuklarına eşlik ederken, diğer yandan da kendimizi çörekten çıkan “iskambil kâğıtlarının esrarı” kitabını Hans Thomas’la birlikte okurken buluruz.

Kitabın bana ilk çağrıştırdığı hikâye, “Alice Harikalar Diyarında” oldu. Aynı onun gibi, bu kitabı da çocukken okusaydım nasıl bayılır, ne çok severdim diye üzülmeden edemedim. Ama olsun, geç olsun da güç olmasın. İskambil Kâğıtlarının Esrarı her yaşta okunabilecek bir kitap çünkü. Yeter ki dünyaya karşı merakınız ve çocuksu gözleriniz yerinde dursun…

-Pekâla Hans Thomas, şimdi beni iyice dinle, dedi babam. Varsayalım ki bir sabah bahçeye iniyorsun ve elma ağaçları arasında küçük bir Marslı buluyorsun! Uzaylı ayakta dikiliyor ve sana bakıyor. Şimdi sorumuz şu: Nasıl tepki verirsin?

Uzaylıyı bir “dünya kahvaltısı” etmek için içeri davet edeceğimi söylemek üzere ağzımı açtım; fakat sonra dürüst olmaya karar verdim ve muhtemelen çok korkacağımı, o yüzden çığlığı basacağımı söyledim.

Babam başını salladı, belli ki cevabımdan memnun olmuştu.

-Peki aynı zamanda bu küçük adamın kim olduğunu ve nerden geldiğini de merak etmez misin?

-Elbette, diye cevapladım.

Babam bir kez daha başını salladı, ve meydandaki diğer insanları süzdü. Sonra:

-Peki şimdiye kadar hiç fark etmedin mi: Sen aslında o Marslı’dan çok da farklı değilsin! İstersen adına Dünyalı de, hiç fark etmez. Önemli olan şu ki, sen de evrendeki bir gezegende ortalıkta dolaşmakta olan iki ayaklı akıllı bir yaratıktan başka bir şey değilsin.

Astronotlar üzerinde yaşam olan başka bir gezegen keşfetse, herkes müthiş şaşırır, yer yerinden oynar. Ama kendi gezegenlerinin varlığı hiç de şaşırtmıyor onları.”

Her birimizin iskambil destesindeki Joker’ler olması dileğiyle…

Reklamlar

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kitap içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

5 Responses to Biraz da okuyalım: İskambil Kâğıtlarının Esrarı…

  1. kimbapsushi dedi ki:

    sofiyi okumadım ben, belki de didaktik olacağını hissettiğimden hiç çekici gelmedi bana.
    ama bu kitap güzele benziyor, ilgimi çekti. gerçi son bir kaç senedir işten güçten fırsat bulamıyorum okumaya. gerçi bahane bu, istesem zaman da yaratırım, en azından dizi, film vb.ye ayırdığım zamanı verebilirim okumaya. çok kızıyorum kendime, bir şekilde tekrar başlamam gerek.

    • hikaruivy dedi ki:

      güzel kitaptır gerçekten, hararetle tavsiye ediyorum kimbapcım… insana değişik düşünce yolları açıyor; kalıpları kırmasını hedefliyor adeta… (ayrıca kitabı okursan post’un son cümlesindeki “joker olmak” lafıyla ne demek istediğimi çözeceksin, bu farklı düşünme işiyle ilgili bir şey… 😉 ) hatta kitap bana biraz küçük prens’i çağrıştırdı. tıpkı onun gibi, hem yetişkin, hem de çocuk kitabı.

      ben de genelde yolculuk yaparken falan okuyorum, ama dediğin gibi dizilerden/animelerden kitaplara gerektiği kadar vakit kalmıyor, ayıp bize, cık cık cık…

  2. 희망 dedi ki:

    Bu kitabı yıllar önce okumuştum. Ne yapacağını hiç bir zaman bilemediğin ve değişik düşünceleriyle her zaman şaşırtan Joker karakteri çok etkilemişti beni.
    Ayrıca, kalın yazdığın o son alıntı da kitapta en çok düşündüğüm yerlerden biriydi.
    Değişik düşünce biçimlerinin varlığını insana gösteren kitaplar arasında ilk sıraya koyamasam da üstlerde bir yerde yer alır (İlk sırayı Stanislaw Lem’e veriyorum, o başka bir dünya).
    Herkes okumalı ve içinde yaşadığı dünya ile ilgili düşüncelerini yeniden gözden geçirmeli.

  3. 희망 dedi ki:

    Ayrıca, “Anastas mum satsana” 🙂

    • hikaruivy dedi ki:

      @ucu iyagi: Stanislaw Lem’den hiç okumadım. Ursula K. Le Guin’le, Carl Sagan’la benzer midir acep? Bu kadar övüyorsan okumak lâzım…

      Jostein Gaarder’ın dünyaya çocuksu bakışı beni büyülüyor. Merakını kaybetmeden bakabilmek, belki de unuttuğumuz budur. Yeniden hatırlattığı için İskambil Kağıtlarının Esrarı’nı sevmiştim…

      Hoşgeldin bloguma, güzel yorumların için teşekkürler ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s