İçinden Uzak Doğu geçen hayaller…

Sevgili Kimbapsushi‘ciğim bana ilk mim’imi göndermiş, heyooo! Buna göre, 5 adet hayalimizi yazmamız gerekiyormuş. Şimdiiiii, ben “normal”, yani gerçekleştirme umudum olan hayallerimi yazsam, eminim pek çok kişininkiyle çakışacak: Yani nedir, Uzak Doğu seyahati, kitap yazmak, piyano çalmayı öğrenmek, Japonca öğrenmek, kimsesiz çocuklar ve hayvanlar için güzel bir şeyler yapmak, vs. vs. Ama madem istediğimiz hayali kurabiliyoruz; sizi uçuk bir senaryoya götürmeye karar verdim. Aşağıda, hikaru ivy’nin çılgın fantezilerini okuyacaksınız, bunu baştan bilin de dalga geçmeyin bakiyim!🙂 Hatta ve hatta, sevgili kızlar, hikâyeyi Hikaru yerine kendi isminizi koyarak da okuyabilirsiniz, eminim öylesi daha ilginç olacak ;).

1. Kitap yazmak: Bak bundan vazgeçemedim: Bana diğer hayallerimin kapısını açacak olan hayalim bu çünkü. Ama öyle böyle değil; acayip başarılı, best-seller, hatta bana Nobel alan ikinci Türk olma yolunu açacak olan bir kitap olmalı yazacağım şey. (Tamam tamam, o kadar da uçmayalım…) Hatta konusunu bile şimdiden biliyorum: Taaa Rose of Versailles‘ı izlediğim zamanlardan kalma bir duygu vardır içimde: neden bizim de böyle bir kadın kahramanımız olmasın? Kurtuluş Savaşı’na katılmış binlerce kadın olduğunu biliyoruz;  üstelik bunların bir kısmı cephede bile savaşmış… Mesela el bebek gül bebek büyütülmüş, fakat tam da Oscar gibi eskiden beri at binmeye silah kullanmaya çok ilgisi olan bir paşa kızı, vatan işgal edilince her şeyi geride bırakıp savaşmaya gitmiş olamaz mı? Sonra bir de, bir başka fikir kafamı kurcalamıştır yıllar boyunca: Aslında şu dünyada ne hayatlar yaşanmış, ne hikâyeler geçmiştir yeryüzünden… Fakat belki de en güzelleri, hiç anlatılamadığı için tarihin karanlık sayfalarına gömülüp gitmiştir! İşte benim romanım, Kurtuluş Savaşı’ndan yıllar yıllar sonra, bir kadın savaşçının gözünden gördüğü rüyalarında o günleri yaşamaya başlayan sen-ben gibi bir “modern zaman kızı”nın başından geçenler olacak. Belki reenkarnasyona, belki başka bilimsel/metafiziksel açıklamalara gireceğim, henüz bilemiyorum. Ama romanın sonu belli: Modern zamandaki kızımız, bilinçaltının bir oyunu zannettiği bu rüyaların aslında gerçekten var olan (ve savaşta şehit olmuş) bir kadına ait olduğunu (bir aile albümünde, bir kitapta, bir müzede… rastladığı bir resim sayesinde) öğrenecek! Ve bu rüyaları görmesinin sebebinin ne olduğunu nihayet kavrayacak: “Bazı hayatlar, onları hatırlayan herkes dünya üzerinden silinmiş olsa bile, tarihin karanlıklarına gömülüp unutulamayacak kadar değerlidir…” Ana fikir bu. Böyle açık açık da yazdım; konu hoşuna giden varsa buyursun yazsın, okuyalım. Ama beni beklerseniz, Kurtuluş Savaşı hakkında bir şeyler yazmak için daha 40 fırın ekmek yemem lâzım!! Ama yine de, bu kitabın hayalini kurmak bile beni mutlu ediyor; belki gün gelir gerçek olur, kim bilir?

2. Bir filmde/dizide oynamak: İşte şimdi hayallerimin absürt kısımları başlıyor, kendinizi koruyunuz! Yukarıda bahsi geçen tarihi/fantastik romanı yazan Hikaru, birdenbire ünlü oluverir: Öyle ki, herkes bu genç yaşında (öhöm!!) böyle bir kitap yazan kızı merak etmektedir. Hikaru, ünlülerin olduğu ortamlara girmeye başlar, oyuncularla, şarkıcılarla kanka olur. (Anaaa, kendimi Elif Şafak gibi hissettim birden :P) Derken bir gün, Ay Yapım’ın sahibi Kerem Çatay’la bir davette karşılaşır. Hikaru’nun gençliği ve güzelliğinden (ahahaha :)) çok etkilenen Kerem Çatay, zaten iyi olan dizilerinin reytingini daha da arttıracağını umarak Hikaru’ya son dizisinde (film de olur…) bir rol teklif eder… Hatta dizinin senaryosu Kore/Japon dizilerine çok benzerdir;  Uzakdoğulu’ların da çok seveceği sıcak bir hikâyedir. Hikaru bu fırsatı kaçırır mı, derhal kabul eder…

3. Uzak Doğu yolculuğu: Ama sıradan bir yolculuk değil! Şöyle ki, bizim Jung Yong Hwa (bu arada valla bu kişiyi seçerken çok kararsız kaldım… Kim Jae Wook da olabilirdi, ama o zaman dördüncü maddedeki durum gerçekleşmeyecekti, bu taş abimiz 83’lü çünkü… O yüzden bahanem elimden alınacak, bense bu kadar “temptation”a daha fazla direnç gösteremeyecektim… :D) tesadüfen youtube’da Hikaru’nun dizisini izler. Dizinin konusu kadar, dizide oynayan ünlü yazar Hikaru da dikkatini çeker. (Hikaru’nun kitabı Korece’ye de çevrilmiş, çok satmıştır. Yong Hwa da okumuştur bu kitabı.) Hikaru’nun e-mail adresini bir yerlerden ele geçiren Jung Yong Hwa, Hikaru’ya mail atar. Tabii Hikaru önce “biri benle dalga geçiyor” diye düşünerek cevap vermez. Ama Jung Yong Hwa pes etmez, “seni nasıl inandırabilirim?” diye sorar. Hikaru da alaylı alaylı: “Bir gün karşıma çıkıp “o mailleri ben yazdım” dersen, ancak o zaman inanırım!” diye cevap verir. Bundan tam iki gün sonra, Hikaru her zaman gittiği Bebek’teki çay bahçesinde otururken birisi yanına yaklaşır; Hikaru okuduğu kitaptan başını kaldırır ve hayretten önündeki kahveyi üzerine döker: Jung Yong Hwa karşısında duruyordur! Jung Yong Hwa akıcı bir İngilizce’yle “O mailleri ben yazdım” der ve gülümser. Sanırım Hikaru o anda Hakk’ın rahmetine kavuşur (el fatiha…) Şaka şaka, Hikaru’nun kalbi sağlamdır. İlk andaki şoku atlatıp “Ülkemize hoşgeldin” demeyi bile başarır!

Jung Yong Hwa iki günlüğüne gelmiştir; iki gün boyunca Hikaru ona rehberlik yapar, İstanbul’u gezdirir. Sonra Yong Hwa artık gitmek üzereyken “Aslında ben sana bir teklifte bulunmak için burdayım” der. Ve Hikaru’nun gözlerinin içine bakar: “Benle Kore’ye gelmeye ne dersin?” (aha!)

Hikaru şaşırır, “Nasıl yani?”

“Sizin diziniz Kore’de de çok popüler oldu, sizi artık herkes tanıyor. Hatta benim şimdi oynadığım dizideki karakterim sizin dizinin hastası… O yüzden senin bir bölüm konuk oyuncu olarak oynamanı istiyoruz… Eğer bu teklifi kabul edersen beni ve Kore’deki hayranlarını çok mutlu edeceksin.”

(İtiraf edin, bir an heyecan yaptınız! Ehehe :))

Hikaru, çok sevdiği Shin Woo’sunun bu ricasına hayır diyemez elbette. Böylece, Yong Hwa’nın dizisinde misafir oyuncu olarak rol almak için Kore’ye uçar. Oralara kadar uçmuşken Japonya’yı da gezer. Artık ünlü bir yazar olduğu için para meselesini dert etmeye gerek yoktur da, zaten bütün masrafları Yong Hwa’nın oynadığı dizinin yapımcısı karşılamaktadır. Ooooh, mis, mis…

4. Aşk: Eh, aşk olmadan olur mu? Ama benim başım bağlı, ühühü!😛 O yüzden şöyle yapıyoruz: Yong Hwa, bir süredir birlikte vakit geçirdiği Hikaru’dan çok etkilenmiştir. Onun gitmesinden bir gece önce baş başa yedikleri yemekten sonra şarap içip muhabbet ederlerken birden durur, sonra ciddiyetle: “Hikaru, ben galiba sana âşık oldum” deyiverir! Hikaru bir an ne diyeceğini bilemez. Sonra sevgiyle gülümser: “Yong Hwa’cığım, iyi ama sen benden tam beş yaş küçüksün! Ben senin ancak Noona’n olabilirim… Ayrıca benim kalbim zaten dolu…” Yong Hwa’nın gözleri üzüntüyle dolarken bardaki hoparlörlerden “I will forget you“nun melodisi yükselir, Yong Hwa Hikaru’ya dönüp gülümser: “Pekâlâ… Ben de “seni unutacağım”. Fakat senden son bir şey istiyorum: kendi şarkımda benimle tek bir defa dans eder misin?” Hikaru da öküz değil ya, kırmaz tabii bu güzel çocuğu. Kore’deki son gecesinde onunla bir defa dans eder…

(Ayrıca muhtemelen geri kalan ömrü boyunca: “Beni ne doktorlar, ne mühendisler, ne Yong Hwa’lar istedi…” diye çocuklarına ballandıra ballandıra anlatacak; “ama bak ben seni seçtim” diye zavallı kocasının başının etini yiyecektir!)

5. Uzak Doğulu damat: Bu sonuncu hayali de bir başka Kore delisi olan kızkardeşime ayırıyorum: Aslında Kore’den ziyade, Lee Min Ho delisidir kendisi! O yüzden senaryoyu şöyle yazıyoruz: Hikaru, Kore’deyken ordaki pek çok genç aktör/aktrisle de tanışmış, hatta Lee Min Ho’yla kanka olmuştur. Türkiye’ye geri dönüşünden birkaç ay sonra Min Ho arayıp “Hikarucum n’aber yaa? Ben gezmeye sizin oralara geliyorum” der. Hikaru ve kardeşi onu sevinçle karşılarlar, bol bol gezdirip şiş kebap yedirir, boğazda rakı-balık sefasına götürürler. Bir ara, Hikaru’nun işleri yoğunlaştığı için Min Ho’yu kardeşine emanet eder; kendisi bu gezilere katılamaz. Ve bilin bakalım ne olur: Evet, bu ikisi âşık olurlar, Lee Min-Ho’yu damat alırız, heyooo😀 (Psssst, küçük kardeş, bu kıyağımı da unutma! ^^)

Nasıl ama? Yeterince uçmuş muyum?? Valla çok eğlenceliymiş böyle hayaller kurmak, bunu sık sık yapayım ben, ehe :)

Fakat ne yazık ki mim’i paslayacak kimse yok gibi… Bu satırları okuyan ve hâlâ bu mim’i yapmamış olan varsa, kendisine pasladığımı varsaysın lütfen. Sakura kokulu öpücükler, watashi wa anata o kisushte imasu, sayounara! ^^

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı kişisel, mim, Uzakdoğulu aktörler/aktrisler içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İçinden Uzak Doğu geçen hayaller… için 16 cevap

  1. kimbapsushi dedi ki:

    hahahah bayıldım süper olmuş. böyle öyküleştirmen çok daha güzel olmuş, sürükleyicilik katmış. (ikimizin de hayali kitap yazmak ya, eleştirmenliğe soyundum :D)
    valla uçuk gelmedi aslında, çünkü benim de aklımdan benzer senaryolar geçer. yazıda ayrıntıya yer vermedim sadece^^
    oyunculuğu yazmayı unuttuğum yazını görünce geldi aklıma, hatta benim de aklımdan bir kdramada oynama düşüncesi geçmiştir eheheh. bütün kirli çamaşırlarımı döktüm ortaya, hep senin yüzünden.
    bu arada başım bağlı olsa da yong hwa’ya hele hele kim jae wook’a hayır demezdim, bu alçaklığı yapardım😛

  2. hikaruivy dedi ki:

    hahaha, kirli çamaşırlar, evet😀😀 valla sevgilim her an bu satırları okuyor olabilir, o yüzden yong hwa veya kim jae wook’a hayallerimde bile hayır demek zorundayım😀😀 ama zor bir seçim olduğunu itiraf etmeliyim!😀

    evet, bir jdrama veya kdrama’da oyuncu olmak süper olurdu doğrusu! buna giden yol da bir Türk dizisinden geçer heralde😀 ya da japonca/korece’yi geliştirip direk Japonya’ya/Kore’ye gitmek de mantıklı görünüyor; ne de olsa Avrupai tipleri en azından figüran olarak oynatmaya bayılıyor Uzak Doğulular. Ne dersin kimbap, bir ara şöyle o tarafa doğru uzanalım mı?😉 Ben Japonca öğreniyorum bu arada, ama daha beginner seviyedeyim, şöyle 6-7 aya kadarkonuşacak kıvama gelirim heralde, o zaman gideriz😀😀

  3. arwentry dedi ki:

    hepimizin hayalleri benzer yaw aynılarını dileyip amin demekten başka ne gelir ki elden
    bu arada yong hwa’ya hayallerinde dahi red cevabı verdiğin için sevgilinin başına kalkabilirsin bunu ben yaparım öyle şeyler genelde baaak seni kimlere tercih ettim bak bak die gözüne sokarım hehehe
    yoksa değerimizi anladıkları yok canım napalım ama di mi🙂
    ama ben olsam ben de hayır derdim sanırım boy ve yaş önemli benim için çünkü yong hwanın boyu tutar da yaşı olmaz bea off off

  4. hikaruivy dedi ki:

    @arwentry: hahaha, aynennn! resmen hayallerimde bile aldatamıyorum çocuğu, kendime kızsam mı naapsam bilemedim😀 Ama senin de dediğin gibi boy ve yaş mevzuunu ben de takıyorum galiba; ben 84lüyüm, yong hwa çok ufak kalır bana🙂 kim jae wook kalmazdı ama😛 (tam şu anda vazgeçtim iyi kız olmaktan yaaa, jae wook da bi dahaki hayale kısmetse!😀 :D)

  5. arwentry dedi ki:

    en iyisi sevgiliye blogtan bahsetmemek ve rahat rahat at koşturmak burda tabi sadece hayallerinde aman kimse yanlış tavsiyeler verdiğimi düşünmesin gerçekte değil😀

    • hikaruivy dedi ki:

      evet ama ben geç kaldım onun için.
      hahaha, evet, hayallerimiz bizimdir, bizim kalacaktır! hayallerimize dokunmayın😀😀 (eheh, sevgili sevgilim, bu satırları okuyorsan gözlerinden öpüyorum :P)

  6. zebzeyra dedi ki:

    Harika bir hikaye olmuş. Tek kelimeyle BAYILDIM..!
    Sanırım yazdıkların tüm uzak doğu severlerin hayali canım bu yüzden kimsenin okurken dalga geçtiğini zannetmiyorum.Şahsen ben benim imkansız hayallerimi okuyor gibi hissettim. Yazdığın herşey kitap yazmakta dahil(ki o benim de hayalimdir.) benim hayal dünyamı tasvir ediyor. Bu sana malesef ilk yorumum canım umarım ilerki zamanlarda çok daha fazla yorum bırakabilirim.(Benden sıkılabilirsin ona göre)

    • hikaruivy dedi ki:

      @zebzeyra: güzel yorumun için çok teşekkür ederim zebzeyra, bloguma hoşgeldin ^_^ valla istediğin kadar yazabilirsin, kapım sonuna kadar açık. Zaten buranın amacı da geyik çevirip eğlenmek değil mi??
      Hatta bu mim’i yapmadıysan ben de sana paslayayım; senin senaryonu okuyalım bir de, ne dersin?😉

      • zebzeyra dedi ki:

        Hoşbulduk cnm
        Yeni olduğum için bu mim’i değil hiç mim yapmadım cnm ama tabi senaryomu oluşturup paylaşmaktan büyük zevk duyarım. (Kapım sonuna kadar açık dedin günah benden gitti.🙂 )

  7. Geri bildirim: 5 Hayal_5 Yüksek Uçuş (Mim) « Zebzeyra

  8. mavi dedi ki:

    Koreli damat olsun evet evet. Kendim için değil yahu annem için istiyorum😀 Eli yüzü düzgün uzakdoğudan şthal damat işte mis😀

  9. croissant dedi ki:

    Unni, bu Koreli damat hayalini Lee Min Ho’dan alıp Song Joong Ki’ye versek olmaz mı?
    Bi de bi de Lee Min Ho bayağı bir estetikliymiş, heç sevmem erkekte estetiği.. Bu Korelilerde bir doğal insan yok mudur?? (Joong Ki dışında tabi,hehe )
    Bakınız şurda Lee Min Ho’nun estetikleri hakkında bir yazı:
    http://eymasar.blogcu.com/nilay-in-dedigi-gibi-oppamiz-estetik-harikasiymis/5060022

    • hikaruivy dedi ki:

      olur canım, seni mi kırıcam? al senin olsun🙂 (Allah’ımmm, ne kadar fedakar bir ablayım ben!😛 :P)

      Lee Min Ho’nun haberi ilginçmiş cidden… Ama Joong Ki estetiksiz midir ondan emin değilim. Belki o bile estetiklidir! Koreliler arasında estetiksiz doğal güzel var mı ki sanki? Herkes bizim kadar şanslı olamıyor, ahah😀

  10. kimyayumi dedi ki:

    hayallerin çok renkli maşallah nazar değmez inşallah tü tüüüüüüüüü 😀

  11. Japonika dedi ki:

    Hikaru abla,anladım ki senin kadar tatlı hayallerin varmış ^w^ Kore ile ilgili olmamama rağmen çok sevimli geldi🙂 Kaç yaşında olduğunuzu çok merak ettim ama kadının yaşı erkeğin maaşı sorulmaz derler.Ama merak kediyi öldürür….Neyse Hikaru ablacığım,selamların en güzeli üstüne olsun…

    Not:Bu arada en takdir ettiğim uzakdoğuseversin🙂 Adabıyla seviyorsun🙂 Belki başka ablalarda vardır senin gibi ama ben yalnızca seni tanıyorum. ^w^ Sayanora…

    • hikaruivy dedi ki:

      merhaba japonika, bloguma hoşgeldin😀 ben otuz oldum valla, o yüzden ister istemez adabıyla sevme olgunluğuna erişmek zorundayım, haha😀😀 güzel sözlerin için çok teşekkür ederim, sevgilerimle canım ^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s