İki yeni Kore dizisi: The Musical & Me Too, Flower!

Uzun zamandır ara verdiğimiz Kore dizileri tanıtımına yepyeni bir yazıyla geri dönelim: Bugünkü dersimizde 2011 sonbaharı dramalarından “The Musical” ve “Me Too, Flower”dan bahsediciğiz çocuklar!

Efenim bu iki dizi, bu aralar blog âlemi hatunlarını kasıp kavuran The Princess’ Man ve Flower Boy Ramyun Shop gibi iki pırlanta arasında fazla parlayamadı, zannedersem koredelisi dışında bahseden de olmadı… Madem öyle, bu zorlu göreve ben talip olayım ve elimdeki tüm belgeleri kamuoyu ile paylaşayım, di mi ama? An itibariyle her iki dizinin de tam yarısını (8′er bölüm) izlemiş bulunmaktayım. Yorumlarım da bu 8 bölüm üzerinden olacak. Fakat bildiğiniz gibi Kore dizileri (bazen çok iyi olanları bile) 10. bölümden sonra biraz baymaya meyillidir: Örneğin son dönem örneklerinden Myung Wol the Spy, 11′le birlikte düşüşe girip son bölümlerde fena halde saçmalamıştı; Heartstrings ben “hah, şimdi konuları toparlayacak!” diye beklerken iyice uçmuştu, çok sevdiğim Protect the Boss bile 13-14 cıvarında artık ileri sarma tuşuyla izlediğim bölümlere imza atmıştı :/ O yüzden yorumlarıma kanıp da dizileri izlerseniz ve 2. yarıları çok sıkıcı olursa beni sorumlu tutmayın, anlaştık mı?

Evet, bu uzun (ve son derece gereksiz) açıklamalardan sonra gelelim tanıtımlara:

The Musical

 Ben hayatta üç şeyden nefret ederim arkadaşlar: Bir, yaşıma başıma aldırmadan bana “sen” diye hitap eden tezgâhtarlar (insan tanımadığı biriyle neden “bak bu sana çok yakışır” diye konuşmaya başlar laynnn?? ben nerden senin sen’in oluyorum?!), iki, misafirliğe gidilen bir evde tuvalete girip sifonun çalışmayacağı stresini yaşamak, ve üç: salak kız rolü oynayan Koreli aktrisler! Üçüncü maddede bahsettiğim nefret objelerimin içinde Gu Hye Sun ve Park Shin Hye’nin yeri ayrıdır (ah ah, canlarım benim! :P); iki hatun da tanıdığım ilk Koreli aktrislerden olup bende bu fobinin gelişmesine çok büyük katkıları olan isimlerdir! O yüzden başrolünde suratsız JanDi’nin oynadığı bu dizinin benim gözümde hayata 1-0 yenik başlaması kaçınılmazdı… Ama ilk bölüm itibariyle fark ettim ki Gu Hye Sun artık pek fazla sinirlerimi bozmuyordu: Çünkü dizide, ondan çok daha sinir bozucu bir yaratık vardı: Sa Bok Ja isimli (evet kızın adı Bok-ça :D :D), fena halde kulak tırmalayıcı bir sese sahip, tuhaf-ötesi bir adet yan karakter! Anlaşılan o ki bu kızı komedi unsuru olsun diye diziye koymuşlar ama benim sinirlerimi zıplatmaktan başka işe yaramadı :P Neyse ki ilk iki bölümden sonra fazla etkinliği kalmadı da ben de rahatlayabildim…

Dizinin en kötü yönlerini böylece açıkladıktan sonra gelelim konusuna: Esas kızımız Eun Bi (Ku Hye-Sun), aslında bir tıp öğrencisidir. Ama amfide ders anlatan hocanın birdenbire primadonna’ya bağlayıp aryalar söylemesini hayal edecek kadar kafayı müzikallerle bozmuştur! Böylece okulu yarım bırakır ve rüyasının peşine düşer. Birbiri ardına müzikal seçmelerine girer, hatta erkek kılığında bile elemelere katılır, ama bir türlü seçilemez! (insan yeteneksiz olunca… öhömm, sustum tamam) Bu arayışları esnasında kızımızın yolu besteci Jae Yi (Daniel Choi) ile kesişir. Jae Yi büyük aşkının kendisini terk etmesinden sonra müzikal dünyasına küsmüştür ama Eun Bi’nin saf ve iyi yürekli halleri (bana salak ve uyuz görünüyor ama Koreli erkekler pek bi bayılıyorlar 25 yaşında hâlâ mal mal dolaşan hatunlara… ehem, gene böldüm di mi, pardon..) onu yeniden beste yapmaya ve genç zenginimiz Yoo Jin’in (Park Gi-Woong) sponsorluğunda (ki kendisi de 2. oğlanımız oluyor) yepyeni, tamamen Kore orijinli bir müzikal hazırlamaya itecektir. Eun Bi’nin başına talih kuşu konmuştur, ne şanslı hatundur!

Dizide ilk sekiz bölüm itibariyle hikâyenin akışı oldukça hızlıydı: Esas kızın besteci Jae Yi’yle tanışması, onunla çalışmaya başlaması, seçmeler, gelişen aşk üçgen-dörtgen-beşgenleri çok hızlı ve akıcı bir biçimde ilerledi. Ayrıca esas kızın sesinin gelişimi çok inandırıcı bir biçimde sunulmuştu; bu açıdan Sezar’ın hakkı Sezar’a diyor ve -istemeye istemeye- Hye Sun’u tebrik ediyorum :P

Ancak internetten takip ettiğim kadarıyla 8. bölümden itibaren bir yavaşlama söz konusu imiş… Spoiler olmasın diye detaya girmiyorum, ama 8′de müzikalle ilgili prodüksiyon sorunları ortaya çıkacak, mali krizler söz konusu olacak diyerek size ufak bir bilgilendirme yapabilirim (ki bunu tahmin etmek zor değil: her şeyin dört dörtlük ilerlediği Kore dizisi mi olurmuş canım?) Dizinin diğer bölümlerinin İngilizce alt yazısı bile çıkmadığı için henüz izleyemedim, ama sanırım bu muhabbetler biraz fazla uzuyormuş :/ Umarım bayacak seviyede olmaz. Şimdilik puanım 7/10, ama daha sonra bu puanı düşürme hakkımı saklı tutuyorum. Son olarak bu dizi Kore’nin ilk müzikal dizisi olup temmuzda New York’ta çekilecek bir devam filmi de olacakmış diye enteresan wikipedia bilgileri ile bu kısmı bitirelim.

Me Too, Flower!

Efenim ben bu diziye hakkında hiçbir şey bilmeden başladım. (Zaten dizinin wikipedia tanıtımı aynen şu: “Üç kadın ve bir adamın karmaşık aşk hikâyesi” Eee, evet, çok açıklayıcı olmuş hakkaten!)  Ne konu, ne oyuncular, resmen diziyle ilgili sıfır bilgiye sahiptim. Sonra ilk iki bölümü izledim ve… hâlâ hiçbir şey bilmiyordum! :D Yani demek istiyorum ki, dizinin ilk iki bölümü biraz tırışka. Dizinin hikâyesi nedir, bu insanlar kimlerdir, Flipper burda bize ne anlatmak istiyor, pek çözemiyorsunuz… Ama korkmayın, devam edin: Çünkü üçüncü bölümle birlikte dizi biraz biraz sarmaya başlıyor, dördüncü bölümde kendinizi: “aa güzel dizi lan” diyorken buluyorsunuz, beşinci bölümde yer yer “oha, süper!” diye sırıtıyor ve yer yer gözyaşlarınızı siliyorsunuz (yok, o kadar da değil ama karakterler için bir şeyler hissetmeye başlıyorsunuz diyelim…), altıncı bölümden sonra ise hobaaa, geçmiş olsun, artık siz de bir “Me Too, Flower” fanısınız! Yani dizi kendini ilk bakışta ele vermiyor; ama içindeki karakterler çok renkli ve katmanlı karakterler, izlemeye devam ettikçe onları sevmeden edemiyorsunuz… Ve “Me Too, Flower!” kesinlikle sabu köpüğü gibi hafif bir dizi değil; basbayağı özenilmiş, içinize dokunan, yer yer romcom, yer yer melodram tadında bir yapım.

Dizimizin konusunu biraz açalım: Esas kız Cha Bong Sun (Lee Ji Ah) bir polis memurudur ve kızcağızın hem iş hem de özel hayatında işler çok kötü gitmektedir: Hak ettiği terfiyi alamaz, üstelik sinirlerine hakim olamadığı için psikolog seanslarına gitmesi şart koşulur; ayrıca kızımızın geçmişi pek acıklıdır: Annesi o ortaokuldayken onları terk edip başka bir adamla evlenmiştir, babası ise çok sert ve kızını sevmeyen bir babadır. Kızcağız küçük yaşından beri yalnız başına ayakta kalmaya çabalamaktadır. Bir zamanlar bir erkek arkadaşı olmuş, ama o da kendisini aldatarak terk etmiştir. Sonuç itibariyle Bong Sun depresyona meyilli, somurtuk bir polis memuru olup çıkmıştır. İşte bu kızın yolu günün birinde Seo Jae Hee (Yoon Shi Yoon) ile kesişir: Jae Hee aslında zengin bir tasarımcıdır, ama ne akla hizmetse kendini gizler, gider bir valet parking’de (araba park etme işi) falan çalışır (bu zenginlerin fantaaazileri beni öldürecek! :P) Bu sırada polis memuru kızımızla tanışır ve onunla ilgilenmeye başlar. Öte yandan Jae Hee’nin şirketinin ortağı olan güzel ve alımlı hatun Park hwa Young’un (Han Go Eun) da gözü bizim oğlandadır (yalnız Shi Yoon’un bebek yüzlü olmasından ve gerçekte ikisi arasında 11 yaş yaş farkı olmasından mütevellit bu ilişki benim gibi bir çıtırcya bile hiç inandırıcı gelmemektedir :/) Son olarak denklemimize zengin koca peşindeki çıtır kızımız Kim Dal (Seo Hyo Rim) da katılır ve şenlik başlamış olur!

Yoon Shi Yoon’u Baker King Kim Tak Goo’dan bilenler olacaktır; ben bahsi geçen dizinin ağlak bir Türk filmi sıkıcılığındaki ilk bölümlerini aşamadığım için kendisini izleyemedim maalesef :P Ama burada (rolün aslında 30larının başında bir adama uygun yazılmış olmasına karşın) kendisini çok başarılı ve şirin buldum. Tabii keşke Kim Jae Won kaza geçirip diziyi bırakmak zorunda kalmasaymış; bu rol ona da yakışırmış; ama Shi Yoon’u pek sevdim ben be… Lee Ji Ah ise tipik uyuz kız rolünde iyi bir iş çıkarıyor; zaten ona sevimli sıcak bir kız rolü gitmezdi (ayrıca bu aktrisin gerçek hayatta skandallar kraliçesi olduğunu da belirtelim. tarih84 haklı olarak bu kızı hiç sevmez mesela, di mi tarih?) Han Go Eun her zamanki gibi çok zarif, Scent of a Woman’ın kötü kadını Seo Hyo Rim’se burada çok sevimli ve yanakları sıkılası (bu kızın oyunculuğunu beğeniyorum, her role yakışıyor). Drama da gayet eğlenceli, kendini izletiyor. Ee, madem öyle reytingleri neden yerlerde sürünmekte? Tree with Deep Roots ve Glorious Jane ile çakışması bunda büyük etken. Ayrıca sanırım Lee Ji Ah’da ekran ışığı yok (üstelik Koreliler sevmiyor onu); onun yerine atıyorum Shin Min Ah olsaydı bu dizi çok daha fazla reyting alırdı (Aynı şey bizde de vardır: Mesela bu sezon yayına başlayıp 4 bölümde çat diye kaldırılan “Bir Günah Gibi” diye çok güzel, tarihi bir dizi vardı. Onun da asıl sorunu, güzeller güzeli bir üniversite öğrencisi olması gereken esas kızı 30 yaşındaki Özge Borak’ın canlandırıyor oluşuydu! Koy bakayım o diziye Beren Saat’i, nasıl çatır çatır izlenirdi; Hatırla Sevgili boşuna mı sevildi mesela?) Neyse yav, ayak üstü TV eleştirmeni de oldum. Me Too Flower bence güzel ve underrated bir dizi, ama 15 bölümde bitme olasılığı yüksek. Siz yine de izleyin derim, en azından B2ST’in şirin mi şirin Ki Kwang’ını görürsünüz, gözünüz gönlünüz açılır! ;) Puanım 8/10.

About these ads

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Kdrama içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İki yeni Kore dizisi: The Musical & Me Too, Flower! için 22 cevap

  1. makinosev dedi ki:

    Bir ara aşırı izlemekten kore yapımlarından hepimize gına gelmişti ama yavaş yavaş kendimizi toparlamaya başladık sanırım :D be o süreci dizi değil de film izleyerek atlattım :D
    bu iki diziyi mutlaka izleyeceğim yalnız sonlara doğru bayma riski var diye tüm bölümlerin bitmesini bekleyeceğim , öteki türlü her hafta yeni bölümü beklemek insanı daha da soğutuyor, bütün bölümler elde olunca sıkıldığın yerleri hızlı hızlı geçebliyorsun ne de olsa :D :D
    bu arada her iki dizide de başrollerdeki kızlar cidden bütün sempatiyi uçuruyor ama senin tanıtımından sonra mutlaka izleyeceğim :D :D :D

    • hikaruivy dedi ki:

      @makino: evet canım, atlattım o devreyi. bi de türk dizilerinin baygınlık verdiği bir dönemden geçiyorum, ÖBGZK bile izlemez oldum, bi behzat’la L&M kaldı izlediğim… me too flower’ı şiddetle tavsiye ediyorum; zaten bitmesine 2 hafta kaldı. başroldeki kızlara takılmadan izle ;)

  2. sagbeyin dedi ki:

    abimde şu aralar the musical’ı izliyor . o izlerken ben de şöyle bir baktım ,fena değil gibi.tabi ilk baktığımda “aaa bu gum jan di değil mi? “derken daniel choi öyle bir gözüme çarptı ki bir süre ondan gözlerimi alamadım :D pek bir tatlıydı kendileri ehehe :) öbür çocuk da gayet hoş :) sanırım bu kız kadar şanslı biri yok :) gene hoş çocuklar etrafında pervane olmuş :D
    tavsiyeler için teşekkürler :D greatest love bittikten sonra mutlaka izleyeceğim :D

    • hikaruivy dedi ki:

      @sagbeyin: vay canına, senin kore dizisi izleyen bir abin mi var?! şoktayım şu anda :D :D ne güzel bi abiymiş o, selamımızı söyle :D :D daniel choi çok sevimli bi velet, ben onu baby-faced beauty’de de çok sevmiştim. burda daha karizmatik üstelik ;) ah ah, bu koreli kızlar niye bu kadar şanslılar azizim?! :D sen izeyince yine konuşuruz canım, sevgiler ^^

  3. hayalmiyim :) dedi ki:

    B2ST’in şirin mi şirin Ki Kwang’ı için izlemeyi düşündüğüm ama bitmesini beklediğim bir dizi Me Too, Flower. yani açık konuşmak gerekirse diğer oyuncuları pek tanımıyorum :D ama şimdi diziyle ilgili koyduğun ilk fotoğrafa baktığında gözüne ilk çarpan Ki Kwang olmuyor mu? (tamam tamam bana öyle oluyor, ama Kimbap’la paylaşım konusunda henüz anlaşamadığımız için fazla abartmıyorum yorumu)

    iki diziyi de spoiler vermeden tanıtmışsın ya çok sağol valla, ellerine sağlık :D listeye aldım her ikisini de, zaman bulunca mutlaka izliyiciiim :D

    • hikaruivy dedi ki:

      @hayal: ben de hiçbirini tanımıyordum, ne tesadüf :P ki kwang cidden acayip şeker, ama rolü çok da fazla değil maalesef… yine de iyi iş çıkarmış, tam kiyopta bişey olmuş burda :) the musical’i bilmem ama bunu mutlaka izle canım ^^

  4. Mikal Zia dedi ki:

    Bir de ben varim The Musical’den bahseden :)) Me Too Flower’dan da bahsettim ama kara listemde..Belki biraz zalim davranmisimdir.Bu kadar ovguyu bosuna aliyor olamaz herhalde..
    The Musical hem siradan hem de farkli bir dizi gibi.Ben o yuzden sevdim..Kizin tuhaf gulusune ve devasa montlarina, ikinci adamin siska suratina ve kepce kulaklarina ragmen sevdim…

    • hikaruivy dedi ki:

      @mikalzia: hoşgeldin sevgili mikalzia ^^ bu yorumun sayesinde taze blogunu da keşfetmiş oldum, hoşgelmişsin blog âlemine :D me too flower’ı neden sevmedin ki acaba? bence kaliteli bir drama. tabii zevkler ve renkler işin içine giriyor, belki sen komedisi bol dizileri seviyorsundur.

      the musical’i çok güzel tanımlamışsın; hem sıradan hem de farklı gibi… farklı, çünkü müzikaller gibi fazla işlenmemiş bir konuya el atmış; ama sıradan, çünkü özellikle son bölümlerde kore dizisi klişelerine düşmeye başladı bile :/ ayrıca ilginçtir, -BURASI SPOILER- ikinci adamın esas kıza sonradan aşık olduğu bir dramayı (sanırım BOF dışında) hiç görmemiştim, burada böyle bir şey olunca kafam karıştı, acaba ikinci adam konusunda bizi ters köşe yapabilirler mi demeden edemiyorum -SPOILER BITTI- yorumun için çok teşekkür ederim ^^

      • Mikal Zia dedi ki:

        Bence oyle bi yenilik yaptilar bitti.Eun Bi acik acik tercihini yapip Jae Yi’yi secince o da elf kirmasi sahane nisanlisini ne kadar cok sevip kiskandigini falan anlayacaktir.Kore dizilerinde surprizler buraya kadar suruyor genelde.Zavalli Kore halkina aniden fazlaca yuklenmemek gerek tabi.Yavas yavas bitirmeleri lazim kliseleri (:

        Me Too Flower’in ilk 3 bolumunu izledim yanlis hatirlamazsam.Bir turlu isitamadi kendini 3 bolumde.Ama dedigine gore 6. bolumde fani oluyormusuz.Belki yine denerim (:

        Ve tabi hosbulduk.Bloggerlikta subaelerim olarak beni cesaretlendirin ^__^

      • hikaruivy dedi ki:

        @mikalzia: yalnız senin bloguna yorum yapamadım ne yazık ki :( bilerek mi yoruma kapalı yaptın acaba? yoksa the musical yazının beni çok eğlendirdiğinden bahsetmek istiyordum; özellikle 2. oğlana “tam ismail tipi var bunda!” diyerek olayı bitirmişsin, ehuehe :D :D

  5. Mikal Zia dedi ki:

    Arayuzden mi nedir yorum kismini bir turlu aktiflestiremedim.Disgus ekledim bloga o yuzden.Ben de “ziyaret sayisi iyi ama neden insanlar yazilar hakkinda iki kelime etme geregi duymuyor? Yoruma yer birakmayacak kadar iyi mi acikladim acaba (: ” diyordum.Iyi ki uyardin..

  6. canlina dedi ki:

    Jan Di’yi sevmediğimden the musical i izlemeyi hiç düşünmedim.Sende 7 verdiysen hiç başlamasam daha iyi.İzlenecek daha bi sürü dizim var!
    Me Too, Flower’a gelince fragmanlarına bayılmıştım.Bitsin öyle izlerim diyordum ama unutup gitmişim onu :) hatırlattın bana kumavoo çingu^^ yalnız ben scent of womandaki kötü kadını hiç sevmemiştim.burda da fotoğraflarına bakınca sevmeyecekmişim gibi duruyor :/
    Veee flower boy ramyun shop’a henüz başlamadım ama The Princess Man’i izlemediysen kesinlikle izlemelisin.Ben bir yazı yazmıştım hakkında önceden ama üşenmesem bikaç yazı daha yazacak potansiyelim var :D
    Ellerine sağlık buarada yine çok güzel bir yazı olmuş :) :)

    • hikaruivy dedi ki:

      @canlina: evet canım, başka bir sürü güzel dizi varken the musical izleme zaten; yalnızca diğer dizileri bitirmiş yeni bir şeyler arayanlar için iyi bir alternatif olabilir… me too flower’sa daha izlenesi bir dizi. ayrıca scent of a woman’daki kötü kızdan (özellikle ilk bölümlerde) ben de o kadar nefret etmiştim ki, başka hiçbir 2. kıza bu kadar nefret beslediğimi bilmem! o yüzden kızın burdaki oyuncu-şımarık-ama gene de sevimli tiplemesini görünce bir şok geçirdim! hatun cidden çocuksu tipleri de, scent of a woman’daki gibi ciddi ve sayko tipleri de iyi oynuyor.

      flower boy ramyun shop’u şu anda izliyorum; the princess’ man de bundan sonraki ilk dizim olacak. bitirdikten sonra senin ilgili yazını bir ziyaret ederim o halde ;) sevgiler ^^

  7. Su_lee dedi ki:

    Ben ramyun shop tan sonra 16 bolumluk sacma ask ucgenli dizileri izlemeye tovbe eden biriyim. ramyun shop izledigim en sacma diziydi.uzun dramalar daha iyi mesela smile you, creating destiny, family s honor gibi. bunlari kesinlikle tavsiye ederim. family s honor yeni bolumlerini beklerken tesadufen me too flower i gordum, ilk baslarda nedir ne degildir pek anlayamadim ama 6.7. bolu
    lerde resmen vuruldum. oyuncularida yeni tanidim o cocuk ne tatli bisey, oyunculuguda super dizi korede tutmamissada ben cok tuttum. sabirsizlikla yeni bolumleri bekliyorum.

    • hikaruivy dedi ki:

      @Su_lee: aa ramyun shop’u beğenmedin demek, ilginç… bense aşk üçgeninin sakız gibi uzatılmadığı, komedi yönünün ön plana çıkarıldığı bir dizi olduğu için sevmiştim. uzun dramaları ise hiç izleyemiyorum; gözüm korkuyor. smile you’ya başlayıp yarıda bıraktım mesela :/ me too flower’sa son bölümlere doğru yine klasik kore draması hastalığına yakalanıp “kötü kadın tarafından oluşturulan yanlış anlaşılmalar”la uzadıkça uzuyor; ama yine de oyuncuları için bile izlenir.

  8. :) dedi ki:

    Ouf izliyecek dizi bulamıyorum aretık nedense daha önce izlediklerim gibi gelmemeye başladı diziler hem eğlenceli hemde romantik tene dokunur diziler bulamıyorum.Bana izlediklerinizin içinden EN çok beğendiğiniz romantik komedi dizilerini önerirmisiniz.?.

  9. kank sora _gökçe_ dedi ki:

    bn daha 11 yasındayım ama kore dizilerrine bayılıyorum

  10. maviş sanır dedi ki:

    Hayır anlamadığım birşey var goo hye sun bir karekteri canlandırıyor sonuçta nefret etmek kavramı nı anlayamıyorum hayır rolü gıcıktı rolünden nefret ettim demek ayrı birşey ama kalkıpta kimseye nefret hitabında bulunmamak lazım bence sonuçta onlar aktris ve birçok kişi koreyi onlar sayesinde tanıdı ve bir insan saygı görmek istiyorsa önce başkalarının davranışlarını laflarına ve düşüncelerine saygı duymalıdır kimse kusura bakmasın kimseyi oynadığı rolle sınayamazsınız

    • hikaruivy dedi ki:

      Peki :) Herkesin düşüncesi kendine tabii, ama benim şahsen Go Hye Sun’un oynadığı karakterlerden sevebildiğim olmadı. Kızın aşırı mimikleri bana çok itici geliyor. Ama zevk meselesi tabii, başkasına da sevimli geliyordur, çok doğal şeyler bunlar.

  11. maviş sanır dedi ki:

    lafım sana değil admin demek istediğin anladım :D

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s