Kısa kısa…

Kısa film izlemeyi sever misiniz? Ben çok severim; film izlemek roman okumaksa kısa film izlemek de öykü okumak gibi gelir hep… Her ne kadar aşağıda tanıtacağım filmler/animelerin hepsi kısa film tanımına girmese de (45 dakikalık kısa film mi olur ulan??) bu yazım genel itibariyle kısa filmlere bir güzelleme olsun ;)

Kanojo to no Tadashii Asobikata (Prenses ve Hizmetçisi): Önce bir Japon filmi ile başlayalım. Bu TV filmi yalnızca 45 dakikacık; normal bir dizi bölümü uzunluğunda. Ayrıca ödüllü bir senaryoya sahip (ki bu senaryonun nesine ödül vermişler hâlâ çözemedim… Evet, anlayacağınız gibi filmi pek sevmedim). Kısaca anlatmak gerekirse, filmimiz iki lise öğrencisini konu alıyor (bir diziniz de lisede geçmesin ulan pedofil caponlar…) Bu iki genç, aslında taa çocukluktan beri arkadaştırlar, ama okulda -aynı sınıfta olmalarına karşın- birbirlerini tanımıyormuş gibi davranırlar. Bu saçma olayın sebebi ise taa ilkokuldayken “prenses ve hizmetkârı gibi davranma oyunu” oynamaya karar vermiş olmalarıdır! Bunu biraz açalım: Prenses kompleksine sahip, dünyanın kendi etrafında döndüğünü zanneden esas kız, gül gibi Nanba senpai’miz, canımız ciğerimiz Mizushima Hiro’muzun büyüyünce ne kadar taş olacağını sezmiş olacak ki, bu gelecek vaad eden ufaklığı “bak şimdi, senle bi oyun oynuycaz: ben çok uzak bir ülkenin prensesiymişim, sen de benim hizmetkârımmışsın… yanımızda kimse yokken bana majesteleri diye hitap edecek, her dediğimi yapacaksın! ve bu böyle sürüp gidecek, birisi sırrımızı keşfedene kadar!” diyerekten daha minnacık bir veletken kafalamıştır! Zavallı saftirik oğlansa -maalesef- okulun en çalışkan ve en popüler kızı olan bu pis kaltağın etkisinden kendini bir türlü kurtaramamış; hanfendi üniversiteli erkek arkadaşıyla cafelerde takılırken soğukta kıçı dona dona onları dışarıdan izleyen ezik hizmetkâr rolünü büyük bir başarıyla sürdürmektedir!!! Evet farkındaysanız ağzımı bozuyorum, çünkü gül gibi Hirocuğumu böyle sünepe bir rolde görmek feci kanıma dokundu. Yani tamam, Mei-chan no Shitsuji‘de de kahya rolündeydi; ama karizmasından bir gram bile kaybetmemişti… Ayrıca kaprisli kızlara tahammül edemem; hem kaprisli hem çirkin kızlara hiiç tahammül edemem; hem kaprisli, hem çirkin, hem de kendini bulunmaz Hint kumaşı zanneden bu kız gibilerini ise bir kaşık suda boğmak isterim!! (Yoksa önceki hayatımda erkek miydim ben?? Eheh :D) Bu yazıyı da esas kıza iyice saydırmak ve okuyanları “aman izlemeyin” diye uyarmak için yazdım. Ha, filmi izleyip sevenler yok mu, var elbette… Sanırım bunun için karakterin uyuzluğundan çok olayların gidişatına odaklanmanız ve filmin tadını çıkarmanız gerekiyor; ben bunu yapamadım. :P :P Yine de izleyecekseniz Mizushima Hiro için izleyin sevgili dostlar; ve hikaye itibariyle çok da “groundbreaking” bir şeyler beklemeyin  derim. Youtube’da İngilizce altyazılı versiyonu var.

Boy Meets Boy: Bu kısacık, minnacık, 13 dakikalık Kore yapımı filmi You’ve Fallen For Me’nin çıtır şarkıcısı Lee Hyun Jin’in CV’sinde görmüş ve merak etmiştim; ardından Dramabeans’te hakkında övgü dolu bir yazı okuduktan sonra izlemeye karar verdim. Adından da anlaşılacağı gibi bu bir gay filmi. Ama acayip şeker, acayip derecede naif bir aşkı anlatan bir film. İki erkeğin birbirine duyduğu aşka dair önyargılarınız varsa bile on üç dakikacık ayırıp izleyin derim. Çok güzel çekimler, çok tatlı başrol oyuncuları (ki başroldeki ufaklık o kadar şirin bir bebecik ki derhal kendisini evlat edinmek istiyorum, nereyi imzalıyoruz?? :P) ve sadece beden dili kullanılarak anlatılan bir öykü… Evet, filmimiz hiçbir diyalog içermiyor. (Gerçi filmin tam ortasında bir “peri” çıkıp şarkı filan söylüyor; bu kısım biraz gereksiz bence, olmasa sanki daha iyi olurdu, ama neyse…) Sonuç olarak hoş bir kısa film olmuş, izlenesi… Hatta buyrun burdan izleyin: Birinci Kısım ve İkinci Kısım (Ayrıca farklı oyuncuların rol aldığı “Just friends?” isimli 30 dakikalık bir devam filmi de varmış, ama onu izlemediğim için yorum yapamıyorum ;) )

Otona Joshi no Anime Time: Kawamo o Suberu Kaze (Nehrin Yüzünü Sıyırıp Geçen Rüzgar): 25 dakikalık bu dingin anime, Noriko isimli genç bir kadının elinden tuttuğu küçük oğluyla tam 5 yıl aradan sonra doğup büyüdüğü kasabasına dönmesi ile başlıyor. Sonra Noriko kasabasının sokaklarında gezerken, ailesinin evinde anne babası, ablası ve yeğenleriyle yemek yerken geçmişteki acı-tatlı anılarını anımsıyor ve biz izleyiciler de genç kadının geçmişindeki (ve şimdiki hayatındaki) büyük sırrı öğreniyoruz. Fakat bu animeyi “müthiş sürprizli, insanın ağzını açık bırakan, mutlaka görülmesi gereken” falan diye tanımlayamayacağım. Yalnızca çok sakin, çok güzel çizimleri ve müzikleri olan, bitince de ağzınızda hafif buruk bir tat bırakan, hoş bir yapım diyebilirim. Seçimlerin bir hayatı nasıl kökten değiştirebileceğini bir defa daha görmek için izleyebilirsiniz.

J’Attendrai Le Suivant (Bir sonrakini bekleyeceğim): İşte “kısa film”in tanımı geliyor! Harika, muhteşem, çok eğlenceli ve her şeyiyle dört dörtlük bir film bu. Zaten ödüllü bir film; 2004 avrupa film festivali en iyi kısa film ödülünü almıştı. Ki bu ödülü son derece hak ediyor bence; çünkü gayet sıradan bir ortamda (bir metroda) geçen, nerdeyse sıfır sayılacak bir bütçeyle kotarılan bir filmin bile -ardındaki fikir orijinalse- ne kadar harika bir yapım olabileceğini kanıtlıyor izleyenlere. Bu kadar övgüden sonra hemen youtube link’ini de ekleyelim; buyrunuz, izleyiniz, artık güler misiniz ağlar mısınız orası size kalmış! ;) (Türkçe altyazılı olanı için buraya lütfen. Ama ben asıl yüksek kaliteli, İngilizce altyazılı olanını ekliyorum)

About these ads

hikaruivy hakkında

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Jdrama, sinema, Uzak Doğu içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kısa kısa… için 17 cevap

  1. winpohu 'ca dedi ki:

    madem kısa film izliyorsun bunu da izle çok güzel olmuş .http://www.dailymotion.com/video/xau5wj_spielzeugland-oyuncaklar-ulkesi_shortfilms
    yazında çok güzel :) fransız yapımı olan beni baya etkilemişti. ,,
    bir de bu var onu da çok sevdim .http://www.dailymotion.com/video/x81ohj_schweppes-kisa-film-signs_shortfilms

    • hikaruivy dedi ki:

      Schwepps’li olanı izlemiştim, çok tatlıydı cidden. Yorumunda bahsettiğin iyi olmuş çingu, bi daha hatırlamış oldum :) Oyuncaklar ülkesi de gerçekten çok güzelmiş, La Vita e Bella tadı var biraz… Bir de Ayşe Kulin’in Nefes Nefese romanında da benzer bir olay vardı sanırım, eğer yanlış hatırlamıyorsam… Eklediğin için sağolasın çingucum.

  2. koredelisi dedi ki:

    J’Attendrai Le Suivant: Resmen dumar oldum yaa, kadın gibi bende kalakaldım ahahha:D Ah yavrum ya nasılda gülümsüyodu kadın (feminisliğim tuttu:D), duygularıyla oyndı resmen!

    Kanojo to no Tadashii Asobikata: Burdaki kızın kulaklarını bloğumda baya bi çınlattığım için tekrarlamıcak. uyuzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz kız nolcak:

    Boy Meets Boy: Çok şeker bi şeymiş bu ya. Küçk çocuğa cidden bayıldım, pek bi masum(!) geldi bana. Yalnız zırt pırt ortaya çıkan şu salak periye uyuz oldum. Şeytan diyo git şunun kanatlarını tek tek yol:D:D

    Spielzeugland: Bir siyaset öğrencisi olarak seviyorum bu tarih temalı şeyleri. Helede bunların yaşanmış olduğunu bilmek acı…

    Çok güzel bi yazı olmuş hikarum, çok severim bende kısa filmleri kıskandım banane bende yazcam ama ilerde inş:D

  3. makinosev dedi ki:

    @hikaru tavsiyenle ilk 45dklık filmi izlemedim :D ama boy meets boy’u izledim , şarkıyı benim gb kazmalar için koymuşlar galiba :d :d Yoksa çocuğun neden durup durup çocuğun yanından geçmemesiyle sevindiğini anlayamayacaktım :D şarkıda işin raconunu anlattılar da anladım ahahhah :D çok şekerdi ufaklık, kız forması giydirseer erkek olduğunu anlamazdım bir de :) ben niye sevimli değilim öyle diye iç geçirmedim değil :D Kawamo o Suberu Kaze’yi da bulup izlicem, merak ettim ;)
    J’Attendrai Le Suivant’ı görünce listende esaslı bir kahkaha ettım ama tekrar izlemeden de edemedim :D oyy hala kadının bakışları gözümün önünden gitmiyor :D
    @winpohu uzun zamandır hitler almanyası konulu bir şeye ağlamıyordum, Spielzeugland’i izledim o açığı kapattım, ağladım rahatladım sağol :S sign’ı izlemiştim ama kendime gelmek için tekrar izledim iyi oldu üst üste vermen :D
    bu da benden olsun arkadaşlar :D http://www.struckthefilm.com/

    • winpohu 'ca dedi ki:

      bu filmde çok güzelmiş ya ben çok beğendim sağ ol makino . kalbinde bir okla yaşamakta çok zor cidden ha ne dersin :)

      • makinosev dedi ki:

        :D hem de nasıl, ondan daha zoru da oku çıkardığında kalan boşluk tabi :S heyyyt nasıl edebiyat parçalıyorum ama :) ben kısa filmi çok severim, adamın yemeğe çıktığı kadınlar arasında sarışın bir hatun var ya, o kadın gerçek hayatta da karısı ve de bebeği, vakti zamanında dharma&greg dizisinde çok manyak bir hatunu oynamıştı bayılırdım o hatuna :D
        biz de mi sevdiğimiz kısa filmleri paylaşsak ya :D çok fena canım çekti :D

  4. hikaruivy dedi ki:

    @koredelisi: sağol canım ^^ sorma yaa, kadıncağız çok pis bozum oldu, ama komikti bi yandan da :P prenses ve hizmetkarına senin blogunda da epey saydırmıştım, birlikte döveriz bu kızı çingum! :P

    @makino: vayy, struck cidden çok iyiymiş, eros böyle çalışıyo demek ki :D :D ilk filmi izlememekle isabet etmişsin canım :) boy meets boy şirindi ama di mi? bu arada başroldeki çocuk 88liymiş ya! dumur… ben 95+ doğumludur zannetmiştim, çok pis yanıldım, ama çok masum ve çocuksu bir görünüşü var…

    @koredelisi, makino, winpohu: evet ya, herkes sevdiği kısa filmleri paylaşsa ne güzel olur!

  5. besra dedi ki:

    Kanojo to no Tadashii Asobikata: geçen yıl kızkardeşimle izlemiştik tesadüfen bulduğumuz bir filimdi iyiki izlemişiz sıkılmadan izlediğimiz eğlenceli fazla kafa yormadan iyi vakit geçirten güzel bir filimdi yanlız esas kız neden bağırarak konuşuyordu hala anlamış değilim bunun dışında herşey güzeldi :) diğer filimleri izlemedim eğer fırsat bulursam en kısa zamanda izlemeyi düşünüyorum :)

    • hikaruivy dedi ki:

      @Besra: İyi bari, sen kızın şirret tarafına fazla takılmamışsın. Bağırarak konuşması da ondan; ayol kız yelloz işte :P :D :D Diğerlerini daha da fazla tavsiye ediyorum; hatta winpohu ve kaktüs’ün ekledikleri de acayip tatlı şeyler; hepsini bi oturuşta izlersin, en fazla 10 dklık filmler zaten…

  6. Geri bildirim: Kısa Film mi? O da nedir? :D « Kaktus Çiçeği

  7. kendisi dedi ki:

    Açık konuşmak gerekirse kısa filmler beni pek sarmaz. Kısa oldukları için sanatsal bir anlama sahip olduklarını düşünmüşümdür hep. Anlatılmak isteneni direkt vermeyip senin kafa yormanı isterler ve ben üzerine düşünmek için değil de kafa dağıtmak için film izlerim :)

    Yine de yazından dolayı merak edip izledim bir kaçını. Boy Meets Boy’u ne zamandır merak ediyordum seninle aynı sebeplerden dolayı ama srt formatında altyazısı olmadığını fark edince youtube’dan izlemeyi sevmediğim için vazgeçmiştim. Oysa ki altyazıya gerek yokmuş zaten :D Tatlı bir film. Sizin sevimli bulduğunuz çocuğu daha önce Jeni, Juno filminde de izlemiştim. Saftrik bir tip var :D

    Prenses ve Hizmetçisi (Japonca’sına bakmakla uğraşamayacağım şimdi :P) filmini ise indirdim öyleyce bekliyor.. Sen beğenmemişsin gerçi ama Hiro krizim gelirse bir gün izlemeyi düşünüyorum :)

    Nehrin Yüzünü Sıyırıp Geçen Rüzgar; indiriyorum henüz izlemedim :) Sonda Fransız filmi ise dediğin gibi orijinal ve hoş.. İnsan üzülüyor kadına ama bir yandan da saf olup kandığı için kızıyor..

    Gelmişken ben de kısa bir anime tavsiyesinde bulunayım :) Hoshi no koe (Voices of a Distant Star). Ben çok etkileyici bulmuştum. Hatta nasıl o moda girdiysem 25 dakikalık filmin sonunda ağlamayı bile başarıp kendime pes dedim :D

    Ellerine sağlık tanıtımlar için, sayende kısa film kültürüm oldu birazcık :)

  8. Mizushima Hiro için Kanojo to no Tadashii Asobikatai’yı bir kaç gün içinde izlemeyi düşünüyordum..
    Daha şimdiden kıza sinir oldum..Önyargılı başlıcam filme:)
    Diğer kısa filmleri de dikkate alacağım..Güzel yazı:)

  9. hikaruivy dedi ki:

    @Kendisi: Hımm, bu ilginç bir bakış açısıymış… Evet dediğin gibi sanatsal olanları ağırlıkta; ama hem sanatsal hem de eğlenceli olanları tadından yenmiyor :) Sana kaktüsçiçeği’nin yazısını şiddete tavsiye ediyorum kendisi’cim; inanılmaz tatlı kısa filmler eklemiş, hepsine bayıldım :)

    Boy meets boy’daki çocuğu benim ilk görüşüm. Ama bundan sonra takipteyim :) Prenses ve hizmetçisi’ni sadece Hiro krizin gelirse izle :D :D

    Hoshi No Koe’yi ben izlememişim; merak ettim şimdi. Bir yerden indirip izlemek lazım. Teşekkür ederim bahsettiğin için ^^

    @Gülsevim: Ahahah, pardon, maksadım önyargı yaratmak değildi :D Ya da bi daha düşündüm de, hımm, galiba tam da buydu: Siz de esas kıza en az benim kadar sinir olun istedim :P :D Neyse, umarım filmi sen beğenirsin diyeyim. Sevgiler ^^

  10. Geri bildirim: Hoshi No Koe- Voices of a Distant Star 2003 « Kaktus Çiçeği

  11. kendisi dedi ki:

    “Nehrin Yüzünü Sıyırıp Geçen Rüzgar” animesini de nihayet izleyebildim. Çok hoşuma gitti. Durgun bir havası vardı ama 25 dakikada kadının tüm hayatını özetlemişler resmen, helal olsun :) Tavsiye için tekrar teşekkür ederim^^

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s