2011 Kore Yaz Dizileri – Part 1

2011 yaz sezonu Kore dizileri açısından çok bereketli geçti. Birbirinden güzel diziler izledik / izlemeye devam ediyoruz. Her birini teker teker anlatmaya kalksam bir sürü yazı yazmam gerekeceği için tembellik yapıp sezonu şöyle genel bir değerlendireyim dedim. Böylece bu dizileri henüz izlememiş olup da “hangisini seçsem acaba?” diyenler için de bir fikir edinme imkânı olur… Korkmayınız, dizilerin sadece konularından ve artı/eksilerinden bahsedecek, mümkün olduğunca spoiler vermeyeceğim :)

(Bu arada, bu yazı yazılırken henüz Myung Wol The Spy, Baby Faced Beauty ve Scent of a Woman’a başlamamıştım. Onlar da birbirinden güzel ve tanıtılmaya değer çıkınca yazı dizisinin ikincisini de hazırlamak şart oldu; o yüzden bu yazının başına “part 1″ı ekleyiverdim. Bir süre sonra devamını da bekleyiniz efenim :))

The Greatest Love: Bu dizimiz bir romantik komedi. Ününün doruğundaki aktör Dok Go Jin (Cha Seung Won) ile eski bir ünlü olan ve şimdi “skandallar kraliçesi” diye anılan Gu Ae Jung (Gong Hyo Jin)’in sıradışı ve son derece komik aşkını anlatıyor; bir yandan da televizyon dünyasının iç yüzünde dönen dolaplarla acı acı dalgasını geçiyor. Üstelik bu dizi hem komik, hem romantik, hem de çok duygusal; hepsinin mükemmel bir bileşimi. Hatta bu sene izlediğim en iyi romantik komedi dizisi diyebilirim – Scent of Woman’a haksızlık etme pahasına derim bunu! Daha önce hakkında şöyle bir yazı yazmıştım: http://hikaruivy.wordpress.com/2011/06/08/dinledim-okudum-izledim/ Ama daha geniş ve detaylı bilgi için Chibi‘ye veya Koredelisi‘ne bakabilirsiniz.

Artılar: Hangi birini sayayım? Muhteşem oyunculuklar, inanılmaz komik ve sürükleyici bir öykü, ve süper bir anti-kahraman: Dok Go Jin! Secret Garden’la başlayan “farklı bir esas oğlan” yaratma trendinin bu dizide de devam ettiğini görüyoruz: Kore dizilerinin klasik soğuk ve cool esas oğlanları, artık cool duruşu sadece görünüşte olan, oysa esasen son derece çocuksu, bencil ama çok da sevilesi yaratıklara dönüşmüş durumdalar. Secret Garden fenomeni gibi, Dok Go Jin de gülüşü ve birbirinden komik tepkileriyle şimdiden bir kült haline dönüştü bile.

Eksiler: Son iki bölüm. Hayır, bu haliyle bile çok iyi, ama yine de benim son iki bölümden beklentim farklıydı: Fazla spoiler vermeden şöyle söyleyeyim; Gu Ae Jung’un du-gun du-gun’unun birden hayati önem kazanmasını ve böylece genç kadının halkın gözünde en yüksek yere yükselmesini bekliyordum. Senaristler başka bir yol uygun gördüler, ve Dok Go Jin’in büyük bir tehdit unsuru gibi gösterilen hastalığı çabucak geçiştirildi maalesef… Neyse…  Bir de Gu Ae Jung’un o korkunç kıyafetleri yok mu, dizinin en kötü yanlarından birini oluşturuyordu gözümde: Ayol sen TV’lere çıkan ünlü bir hatunsun; bizim gibi sıradan vatandaşların pazara giderken bile giymeyeceği puantiyeli + çizgili, sarılı-morlu-yeşilli iğrenç kombinasyonları nasıl giyersin çok merak ediyorum haggaten…

Puanım: 9.5/10

Lie to Me: Bu dizi benim için büyük hayalkırıklığı oldu maalesef… Hakkında detaylı yazıyı mydestiny ve secret‘ın kaleminden okuyabilirsiniz. Konusunu kısaca “eskiden platonik âşık olduğu adam arkadaşı tarafından elinden alınmış olan devlet memuru kızımız Ah Jung’un, kıskanç arkadaşını uyuz etmek amacıyla zengin bir adamla evli olduğu yalanını atması ve akabinde gelişen olaylar” diye özetleyebiliriz (ben nasıl bir cümle kurdum böyle?!)

Artılar: Elbette Kang Ji Hwan ve Yoon Eun Hye. İkisini de ayrı ayrı çok severim; burada uyumlu da buldum. Tatlı bir çift olmuşlardı. Özellikle dizinin 6-7-8. bölümleri cıvarında kimyaları öyle bir tutmuştu ki, gerçekten birbirlerine âşık olduklarını düşünmeye başlamıştım (bunlar ileride bir gün evlenirse şaşmayacağım, bakın buraya yazıyorum, haha :D)! Karaoke ve kola sahneleri mesela: Son derece hoş ve Kore dizilerinde görmeye alışık olmadığımız türden sahnelerdi.

Eksiler: Yan karakterler çok yapay, çok klişe, çok sıkıcıydı. Ne Gi Jun’un kardeşinden ne de eski sevgilisinden güzel bir çatışma çıkabildi; her zamanki klişe şeyler işte… Ayrıca esas kızı kıskanan en iyi arkadaşı ve onun salak kocası karakterleri çok antipatik ve çok ama çok klişe geldiler bana. Hele dizinin en sonunda mutlu sona bağlamak için onları bizim çiftin en yakın kankaları yaptılar ya, “öeehh” diyebildim yalnızca!

Sadece bunlar olsa yine iyi: Olay örgüsü renksizdi. Zaten dizi baştan yanlış başladı; “arkadaşlarına hava atmak üzere evli olduğunu söyleyen bir kız ve bu yalana bütün dünyanın inanması” ne derece ikna edici bir hikâye olabilir ki Allahaşkına? İlk iki-üç bölüm benim için “meh” kıvamındaydı. Sonra biraz toparladı (bakınız yukarısı, “artılar” kısmı). Ama sonra yine klasik çatışmalara (eski sevgili gelir, aile büyükleri problem çıkarır…) bağladılar, benim de ekran karşısında içim bayıldı. 12’de izlemeyi bıraktım; sonra ayıp olmasın bari diye 15-16’yı izledim ama çok da keyif alamadım… Ji Hwan ve Eun Hye harcanmışlar böyle bir diziyle; o kadar diyeyim.

Puanım: 6/10

City Hunter: Bu yılın en büyük hit’lerinden biri. İlk iki bölümü şöyle bir değerlendirmiştim şurda: http://hikaruivy.wordpress.com/2011/06/17/city-hunter-ilk-izlenimler/ Ama hakkında daha ayrıntılı bir yazı için koredelisi‘ne bakabilirsiniz.

Artılar: Acayip sürükleyici bir hikâyeye sahip olması! Dizide heyecan bir an bile dinmiyor, “Acaba şimdi ne olacak?” sorusu hiç yakanızı bırakmıyor.  Romantizm ve drama da öyle: Yoon Sung ve Nana’nın ölüm tehlikesi altında (birbirlerini ölümden kurtararak ya da birbirlerinin nerdeyse ölümüne sebep olarak!) gelişen aşkları gerçekten nefes kesici. En güzeli de klasik Kore dizisi mizanseni “ikilinin arasına girmeye çalışan ikinci erkek… eski sevgili… onları ayırmaya çalışan kötü kalpli kaynana” gibi durumların bu dizide esamesinin okunmuyor olması. (Hoş, zaten Ezel tadında ilerleyen bir dizide böyle şeyler olsaydı komik kaçacaktı: Ölüm tehlikesi varken dırdırcı kaynananın lafı mı olur?! :D :D) Bu dizi şimdiye dek Kore dizisi namına sadece romantik komediler izlemiş bünyeme çölde vaha gibi geldi; içimde diğer “sert” Kore dizilerini de izleme isteği uyandırdı. Ama bu diğer sert dizilerin komedi/romantizm dozunu City Hunter kadar iyi miktarda verebileceğinden kuşkuluyum doğrusu… Üstelik sadece romantizm ya da sadece intikam hikâyesi değil anlatılan: İyiliğin ve kötülüğün doğasına dair; babaların günahlarından çocukların ne derece sorumlu tutulması gerektiğine dair, anne-oğul, baba-oğul ilişkilerine dair bir sürü yan hikâye var ki, her biri çok iyi işlenmiş, kalbinize dokunan hikâyeler bunlar… City Hunter, hikâye anlatıcılığı konusunda aldığı tüm övgüleri hak ediyor.

Sadece bunlar da değil elbet: Çekim kalitesi ve yönetmenliği son derece üst düzey olan bir iş bu. Soundtrack bir harika. Oyunculuklar vasatın üzerinde. Ve muhteşem bir “eye candy” olan Min Ho var, daha ne olsun? :) Lee Min Ho’nun sanırım şimdiye kadar yaptığı en iyi şey bu dizide oynamak oldu. City hunter’ın cool, dövüş sanatlarında usta, ama yufka yürekli yakışıklısı Yoon Sung rolü kanımca canlandırdığı karakterler arasında en karizmatiği ve kendisine en çok yakışanıydı. Nasıl ki Gong Yoo Coffee Prince’le efsaneler arasına girdiyse, bence Min Ho da City Hunter’la genç yaşında unutulmazlar arasına adını yazdırdı.

Eksiler: Oldukça az… Belki yalnızca bazı şeylerin “too convenient” olmasını sayabilirim: Yani nedir, mesela Jin Pyo Yoon Sung’u annesinin kollarından kaçırdığını yanındaki adamına anlatırken Yoon Sung’un tam da o anda kapıya gelip her şeyi duyması türünden şeyler. Ya da Yoon Sung’un dinleme cihazını peşine olduğu 5 politikacıdan birinin odasına yerleştirdiği anda adamın rüşvetle ilgili bir şeylerden, ya da yok edilmesi gereken belgelerden bahsetmeye başlaması gibi… Dikkat edin, bu türden sahnelerin miktarı biraz fazla kaçmıştı. Ama sonuçta bu bir dizidir, dizilerde olur böyle şeyler derseniz başımı eğip “peki” der, huzurunuzdan ayrılırım :) Bir başka eleştirim ise şöyle 13-14. bölüm civarında ilk 10 bölümün heyecanının kalmamasıydı. Bunun sebebini açıkçası pek çözemedim; acaba bu kadar aksiyon benim bünyeme ağır mı geldi diye düşündüm, ama twitter’da yorumlardan anladığım kadarıyla herkes aynı şeyi düşünmüş… Sanırım babanın şeytani planlarının fazla yer tutmaya başlaması ve intikam alınacak olan 5li hikâyesinin bir süreliğine arka planda kalması buna sebep olarak gösterilebilir (oysa ilk bölümlerde öyle miydi? City Hunter politikacıları paket yapıp yapıp savcıya gönderdikçe hepimizin yüreğinin yağları eriyordu!) Neyse… Yine de her şey tadında bırakılmıştı; bence bu dizi en iyi Kore dizileri listesine girebilecek seviyede.

Puanım: 9/10

You’ve Fallen For Me (Heartstrings): Bu dizimiz de “genç güzel kız-erkek kim varsa toplayalım, içinde sanat, müzik olan bir şeyler çekelim” ekolünden bir dizi. Bu yönüyle bana Dream High’ı anımsatıp durdu! Ama sıkılmadan izleniyor mu, bence izleniyor. Ve Dream High’ın aksine biraz daha dingin, daha “slice of life” tadında. Çok abartılı olaylar, büyük sansasyonlar sevmeyen izleyicilere ilaç gibi gelecektir. Hakkında başka yazılar okumak için kimbapsushi‘ye ve koredelisi‘ne bakabilirsiniz.

Artılar: Eğlenceli, ve akıp giden, doğal bir hikâye… Genç, güzel oyuncular… (özellikle Yong Hwa :D Kerata oyunculuğunu bir kademe daha geliştirmiş, gözlerden kaçmadı :) Sonracığıma her ne kadar bu kadar şirinlik sağlığa zarar desek de baterist oğlanımız ve tam bir fıstık olan şarkıcı oğlanımız da şu mübarek ramazan günlerinde güzele bakmak sevaptır kontenjanından bol bol sevap kazanmamızı sağlıyorlar!) Ve elbette müzik öğrencisi olan gençleri konu alması yönüyle bol bol güzel müzikler: Hele şu parçaya bitiyorum:

Eksiler: Humm, sanırım burda en başta sayacağım nokta “odak eksikliği” olacaktır. Yani nedir, çok fazla karakter var (ki bir çoğu bence gereksiz), çok fazla hikâye var, ve her birinin hikâyesi anlatılacak diye başrollerimiz Park Shin Hye ve Jung Yong Hwa’nın ilişkisinin gelişimi biraz eksik işleniyor gibi geliyor bana: İlk bölümlerde kıza karşı çok soğuk olan gitarcı çocuğumuzun birdenbire ondan hoşlanmaya başlamasını ben pek inandırıcı bulmadım; bu hikâye daha güzel geliştirilebilirdi. Ya da bazı hikayeler yarım yamalak işleniyor; Shin’in babasıyla ilişkisi gibi (adam çat diye hikâyeye girdi, çat diye çıktı, Shin ondan biraz gitar öğrendi, biraz ağladı, bitti gitti yani… Eee? Niye böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz yahu, o baba olayı hiç işlenmese olmaz mıydı?) Sonra, ne idüğü belirsiz kahramanlarımız var ki; mesela tam bir çıtır olan ve ikinci erkek olacağını zannettiğim Ki Young’un son bölümlerde gereksiz bir karaktere dönüştüğü gözlerden kaçmıyor: Sahne korkusu bilmemne geyiğiyle hikâyeye girmişti; şimdi bakıyoruz yönetmen Seok Hyun ona bir video izletti, bir de sahneye çıkmadan önce Gyu Won ona “prova yapıyoruz farz et” dediği için bu korku buhar oldu gitti! Ben bunu kabul etmiyorum: Bir karakteri hikâyeye böyle dahil ediyorsanız onun gelişimini de daha iyi bir biçimde yansıtmanız gerekir sayın senaristler.

Puanım: 7.5/10

İkinci yazıda görüşmek üzere ;)

About hikaruivy

a big fan of shoujo animes/jdramas/kdramas loves to eat, write, read and watch!
Bu yazı Kdrama içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2011 Kore Yaz Dizileri – Part 1 için 27 cevap

  1. winpohu 'ca dedi ki:

    ne güzel bir yazı olmuş yine .greatest love için bir şey söylemiyorum bu dizi on numaraydı hala dok go jin etkisindeyim :)

    lie to me bahsettiğin kola ve karaoke sahneleri bir de son bölümlerdeki fölrt olayları dışında vasatın da altında bir diziydi ama baş roldeki eleman çok iyiydi. hatta o karaoke sahnesinde ben bile bu adam gerçekten aşık mi dedim .böyle rol yapılmaz .çıtayı baya yükseltti.

    city hunter a gelirsek ben lee min ho yu takdir ettim .çok çalışmış çok başarılı ama dizi için ostlarından ve çekim kalitesinden başka söyleyecek bir şey bulamıyorum çünkü o mantık hataları ve hep aynı seyirde giden konusu ile beni oldukça sıktı. hele final bölümü berbat ötesiydi .senaristelre sövdüm yine nedir abi bu son bölümler böyle.

    you have fallen for me çok duyduğum ama izleyemediğim bir dizi merak ediyorum belki bende başlarım . ah zaman ah :)

    scent of woman ilk iki bölümü ile farklı yanları olan bir dizi hatta bu farklılıklar için her hafta bir bölüm izlemeyi göze aldım :)

  2. koredelisi dedi ki:

    Cidden 2011 bereketli bir sene oldu. Bizi tatmin eden birbirinden başarılı diziler yayınladılar ve yayınlanmayada devam ediyor. Çingum diziler hakkındaki düşüncelerimiz aynı velakin şunu yazmazsam çatlarım:D
    Lie to Me;Ne umdum ne buldum dediğim bir dizi. bu dizi beni o kadar hayal kırıklığına uğrattı ki! Tamam dizi o kadar vasat değildi belki ama başrol oyuncularından dolayı beklentim çok yüksekti sanırım bilemiyorum… Ah ulan o oyuncularla bu dizi :(
    Heartstrings yazısını yazarken bişi unuttum diziyordum senin yazında okuyunca hatırladım. Bu dizide en çok gözüme batan Lee Shin ve profesörün aşkı oldu. Lee Shin 6 bölüm boyunca profesör diye sayıklıyordu ne ara vazgeçti ne ara bizim kıza aşık oldu… Valla bu bölümü o kadar hızlı geçtilerki başım döndü resmen:D

    Yeni olarakta Myung Wol The Spy ve Scent of a Woman dizilerine başladım şimdilik iyi gidiyorlar bakalım sonları ne olacak;)

  3. masalevi dedi ki:

    çok güzel yazmışsın yine canım kalemine sağlık, ben böyle kısa ve öz anlatabilme becerisini henüz edinemedim, darısı başıma :) yazdığın dizilerin içinde sadece the greatest love’ı izlemekteyim şu an.. siz çok hızlısınız ya bravo :) ama böyle iyi oldu senin tavsiyelerinden yola çıkarak city hunter ve you have fallen for me izlenecek diyorum :) yeni yorumlarını da bekliyoruz efendim :)

  4. hikaruivy dedi ki:

    @winpohu: sağol canım ^^ city hunter konusunda sana hak vermiyor değilim, ama böyle aksiyonlu, ajanlı falan bişeyler izlemek damağımda değişik bir tat bıraktı, o yüzden mantık hatalarına gözümü kapadım diyebilirim. scent of a woman’ı ben de deliler gibi bekliyorum! her bölümü bir öncekini aşıyor. hatta bu hafta altyazı krizi vardı, dayanamayıp online izledim, o derece sardı yani…

    @koredelisi: lie to me benim için 2011’in en büyük fiyaskosudur… geçen yıl aynı şeyi mary stayed out all night için söylüyordum :P yani bu oyuncularla böyle bir dizi, valla bravo :P :D heartstrings’te demek istediğim tam da buydu: hani bu shin ayakta durmayı beceremeyen o salak profesör kadına ölüp bitiyordu, ne ara vazgeçti nan?? diğer hikayelerin arasında bu olay da kaynadı gitti sanki…

    @masalevi: teşekkür ederim masalcım, baktım da, ben de o kadar kısa anlatamamışım! :P ama normal yazılarımdan çok daha kısa oldu neyse ki, özet geçtim :D bu sene tatil yapmayınca her gün yeni bir bölüm atmak zor olmadı, o yüzden piyasadaki bütün dizileri ilk defa zamanında bitirdim :) sen de izle, yine konuşalım ;)

  5. mydestiny dedi ki:

    Yazının “Myung Wol The Spy, Baby Faced Beauty ve Scent of a Woman” tanıtımlarını içeren ikinci partını merakla bekliyorum. Daha başlamadım o dizilere çünkü:)

    Heartstrings’in müziklerine başladım şimdilik, akşam da diziyi izlemeye başlayacağım. Herkes bu diziyi konuşuyor merak ettim.

    Ellerine sağlık.

  6. makinosev dedi ki:

    Tembel insan böyle yaratıcı olur işte :) Bende izlediklerimi sıcağı sıcağına yazmazsam sonra üşeniyorum yazmaya ama bu sene çok fazla dizi var insan neden bahsetçeğini şaşırıyor :D
    Bu derlemenin 2sini hatta 3ünü de beklerik daha sonbahar dizileri var malum :D
    lie to me konusu hakkaten kanayan bir yara :S ne umutlarla beklemiştim ben de şimdi adını bile anmıyorum pis senaristler… evlenirlerse şaşırmam dedin ya koptum :) olur mu olur ;)
    greatest love’a laf yok zaten, ama kızcağızın dokgojin ile kendi programı için takı satın almaya gitti bir bölümde giydiği giysisi çok hoşuma gitmişti :D onun dışında bu sene galiba gene kore kızlarının modadan çekeceği var paspal ve salaşlık adına tasarımcılar çığır açtılar resmen :D
    heartstrings beklediğimden fazlasını verdi, izlemeyi bile düşünmüyordum ama şimdi ing altyazı düşsün diye bekliyorum sırf :D
    çok güel anlatmışsın demişmiydim bir de :D :D

  7. Aslı dedi ki:

    “the greatest love”a ben de diyecek bişey bulamıyorum hakikaten =) cha seung won’un coffee prince’i de bu dizi oldu bence ;) gerçi diğer dizilerini görmedim ama “dok go jin forever” :P

    “lie to me”yi henüz izlemedim ama baya soğudum diziden… yoon eun hye “my fair lady” dizisiyle de hayal kırıklığı yaratmıştı bende… demek ki bunda da vasatın biraz üzerinde yine…

    “city hunter”a gelince 7. bölümdeyim ve süper gidiyor şimdilik =) yalnız itiraf edeyim ben diziyi değil lee min ho’yu izliyorum daha çok :P ne olmuş o öyle =) maşallah =))

    “you’ve fallen for me”yi ise tumblr’da gördüğüm sevimli fotolardan sonra dayanamayıp izlemeye başladım bugün… 2.bölümdeyim ve çok sevdim ;) you’re beautiful’dan sonra bu kızı sevebileceğimi sanmıyordum ama yanılttı beni ;)

    “scent of a woman” için ise heyecanlıyım =) yazını bekliyorum ;)

  8. Secret dedi ki:

    Himm nerdenbaslasam ki sana katildigin o kadar cok nokta varki.mesela ilk greatest love ile baslarsak, o kalp ameliyatini baya olay yaptilar ama pat diye dok go iyilesti deyip kapattilar konuyu.sonra o gu ae jungun igrenc otesi kiyafetleri neydi ya tabiri caizse bildigin paacoz style : D sonra, yoon pil jo ile kang se ri nin arasinda birseeyler olacak diye bekledim onlardada adam akilli birsey olmadi.hearstringe gecersem,ordada o diger cocugun kizla samimi olup,lee shinin kiskanip ona asik olmasini bekliyordum ama olmadi gül gbi cocuk kaldi öyle.ve son olarak city hunter diyorum,harika diyorum.geerci daha bitirmedim ama smddlik iyi gidiyor.umarim oylede bitirirler..ellerine saglik cnm

  9. B (@OhYoonJoo) dedi ki:

    Ellerine sağlık süper yorum olmuş cidden. Aynı anda bütün bir yayın dönemi eleştirme fikrini de sevdim ^__^ Çalınası güzel bir yaratıcılık örneği olmuş (:

    Diziler hakkında 3 5 birşeyler söylemeye gelirsem;
    “Lie to me” hayal kırıklığının da ötesindeydi benim içinde . Kang ji hwan bütün rollarinde ki bakışları, duruşu vb hiçbir değişiklik olmadan burdada sergiledi. İyi bir çift olsalarda hikaye işe yaramazdı. Sonunu nasıl getirdim, hala bilemiyorum

    “The Greatest Love” dizisi biranda gönlümdeki listede ilk 10’a yerleşiverdi. Go Ae jung’un kıyafetlerine rağmen … Hala Dokgo Jin testi yapıp bardakta patates yetiştirme derdim sürüyor. Ama başka zaman istemediğin kadar kök salan patatesler böyle ulvi bir iş için sapasağlam ayakta duruyorlar inatla :(

    City Hunter ne ararsanız bulunabilecek bir dizi. Aksiyon, romantizm, dram, komedi… OST si de mükemmele yakın şarkılardan oluşmakta bu arada…

    Heartstrings ise daha oturtamadım yorumlamak için. Bol karakter var. Okul komedisi kıvamında bir yapım… Hiç aşık olmamış bir kızın sırf öyle dediler diye Le Shin’e aşık olma hikayesi gibi. Ne ara oturdu o duygu birşeyler eksik gibi geldi bana. Bir de o elemelerde şarkı söyleyen çocuğun sesi neydi öyle.. Hala arada açıp dinliyorum <3

    Ne çok yazmışım yahu (:

  10. hikaruivy dedi ki:

    @mydestiny: tamamdır, en kısa zamanda geliyor ;)

    @makinosev: haha, evet tembellikten özet geçtim :D ama madem o kadar izledik, deneyimlerimizi genç kuşaklarla paylaşalım, de mi ama? ;)

    heartstrings açıkçası bana beklediğimi veremedi, ama olsun… gene de yong hwa’nın (ve diğer şarkıcı oğlanın) güzel yüzü hatrına izlenir :)

    @aslı: ne güzel söylemişsin aslıcım, “cha seung won’un coffee prince’i de bu dizi oldu bence”, aynen katılıyorum. bu diziden önce tanımaz etmezdik kendisini, şimdi hastası olduk.

    city hunter’da min ho oynamasa ben de bu kadar sevmezdim bu diziyi, itiraf edeyim :P park shin hye ise yine dudak büzüp sevimlilik hareketlerine girişmedikçe çok gözüme batmıyor. daha doğrusu dizide o kadar çok sinir bozucu hatun var ki (profesör… dansçı anoreksik kız…) shin hye onların arasında sempatik bile kaldı! ben de hayret ediyorum, bu kızı sevebileceğimi düşünmezdim :P :D

    @secret: paçoz styla :D dok go jin’in ameliyatı konusuna hiç girmiyorum bile, böö :( pil joo ve se ri konusunda evet, ikili sevgili olsalar ben de daha mutlu olurdum, ama böyle de okeyim. se ri’nin biraz daha sürünmesi lazım, çok şımarmıştı dizi boyunca :D :D heartstrings’te aynen ben de şarkıcı çocuğumuzla esas kızın yakınlaşıp shin’in ondan sonra (kaybetme korkusuyla!) esas kızdan hoşlanmasını beklemiştim, bu haliyle eksik geldi o yüzden… ağzına sağlık :)

  11. oyyy daha izleyeceğim bi ton dizi varken şimdi bir de bunları anlatmışsın meraktan öleceğim ben.Biri beynime bunları yüklese :D Ama yazının hepsini okuyarak fikir sahibi oldum dizilerin detaylarını bilmiyorum ama çok güzel bir değerlendirme olmuş hem izlemeyenler için hem tekrar izlemek isteyenler için.Televizyondaki reklamlar gibi konuştum.Dizileri izledikçe yazıları okuyup tekrar bir yorum yaparım :D ellerine sağlık

  12. hikaruivy dedi ki:

    @OhYoonJu: Gönül rahatlığıyla çalabilirsin canım :D O patates testini benim de yapasım gelmişti, ama o şimdi kötü kokar diye vazgeçtim :) En son ilkokuldayken pamukta fasulye yetiştirdiğimde bayağı kötü kokuyordu, hâlâ hatırlarım :/ Diğer diziler hakkındaki fikirlerimiz de çok benzer; anlaşılan biz Türk izleyiciler genelde aynı kafadayız. Heartstrings’te duygu ne ara oturdu, lafı ağzımdan almışsın. “Hiç aşık olmamış bir kızın sırf öyle dediler diye Le Shin’e aşık olma hikayesi gibi.” Bu da süper tespit olmuş :D :D

    @egosantrik: haha, bana değil korelilere kız şekerim, bu kadar güzel diziler yapıp insanı strese sokuyorlar! :D bi de ben biraz hızlı gittim bu yaz; ilk defa böyle oluyor, genelde geriden takip ederim dizi piyasasını. hazır böyle öncülerden olmuşken yazmadan edemedim böylece :P :D dizileri izledikçe yorumlarını beklerim yine ;)

  13. Besra dedi ki:

    Yazın şahane olmuş çok çok beyendim tadından yenmez olmuş heleki City Hunter vede MinHo için yazdıkların ellerine sağlık hikaruivy :) :) gerçekten bu yaz çok güzel diziler vardı ama biliyorsunki ben en sevdiğim dizi City Hunter oldu yazında belirtmişsin klasik Kore dizilerinin klişelerinin hiç birini barındırmıyordu farklı konusu oyunculuklarıyla benden tam not aldılar MinHo’nun oyunculuğu on numaraydı heleki dizinin final bölümündeki oyunculuğu süper ötesiydi :D MinHo’ya en yakışan partneri bulmuşlardı onları izlemek ayrı bir keyifti :) tek eleştirdiğim nokta Nana’yla olan sahneleri son 4 . bölüm çok azdı keşke daha çok yer verilseydi :(

    Lie to Me: izlemedim iyiki başlamamışım çünkü her kez tam bir hayal kırıklığı diyor aslında ayrı bir sebebi daha var Kang Ji Hwan bir türlü sevemedim onunda etkisi büyük :) yazının 2. partını bekliyorum çünkü o yeni başlıyan dizileri bende izliyorum heleki Scent of a Woman’ı çok beyendim :)

    • hikaruivy dedi ki:

      sağol besracım. city hunter ve min ho’ya övgülerimiz bol; eh, lee min ho’ya karşı pek objektif olamadığımı itiraf etmeliyim! :D :D benim en sevdiğim dizi the best love oldu, ama city hunter’ın da yeri ayrı. değişik bir tadı vardı. ayrıca evet, bence de park min young şimdiye dek partnerleri arasında min ho’ya en çok yakışandı; keşke ikilinin son bölümlerdeki romantik sahneleri artsaydı… ellerine sağlık yorumun için ^^

  14. Besra dedi ki:

    the best love hangi dizi? çıkaramadım:D

  15. Besra dedi ki:

    haha başka dizi zannetmiştim biyane :D

  16. hayalmiyim :) dedi ki:

    sadece City Hunter ve Greatest Love’ı izledim ama yazının hepsini okudum çingu :) spoilersız çok güzel bir yazı olmuş^^

    ahh City Hunter :D Lee Min Ho olmasa izler miydim?? ilk 10-12 bölüm evet ama ondan sonra biraz baymıştı..Min Ho’cuğumun hatrı olmasa finali öğrenir rafa kaldırırdım diziyi ama Min Ho olduğu için sonuna kadar izledim :) bu rüşvet muhabbetleri falan fena halde bunaltmıştı beni ama tabii Min Ho’nun aksiyon sahnelerine aşık oldum :) tamam tamam kabul sahnelere değil Min Ho’ya aşık oldum :) bir de OST var ki tabii çok çok güzeldi, her şarkı aklımda yankılanıp durdu :)

    Greatest Love’a söyleyecek söz bulamıyorum zaten..izlediğim en romantik aşklardan birisi vardı :) Dok Go Jin’in gülüşü de hala gözümün önünde..ilk bölümlerde hatırlıyomusun sesinden nefret ettim yazmıştım twitterda, zamanla alışırsın demiştin :) sonradan çok sevdim o uyuz sesini :) sonra bu dizide de OS bayıldığım birşeydi, hele Dugeun Dugeun fena takıldı dilime daha yeni yeni kurtuldum onu söylemekten :) (gerçi şimdi de çarpık çurpuk koreceyle “bwara mr. simple simple kıttenın kıttenın kıtterı motjjo” diye geziyorum, deli falan gibiyim yani :P )

    eline sağlık çingu, yine eğlenerek okudum^^

  17. Geri bildirim: 2011 Kore Yaz Dizileri – Part 2 | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

  18. sheymailehersey dedi ki:

    Bu yazın dizileri gerçekten harika. Hangisini izliyceğini şaşırıyor doğrusu insan.
    part1 deki dizilerin hepsini izlemiş bir insan olaraktan yorumlarının neredeyse tamamına katılıyorum hikarucum.
    Greatest love ayıla bayıla izlediğim. altyazıları için günde 4 kez falan saragniyi tıkladığım yazın bombası. daha önce çoğunlukla çevirinin tamamlanmasını beklerdim diziler takip etmek için ama bu yaz hep güncelden seyrettim dizileri. Ah dokgo jin ah sen nasıl tatlı bi adamsın. mimikler haraketler falan hastası oldum adamın. Gong Hyo Jin’in pastadan beri çok severim zaten bu dizidede harikaydı.
    lie to me herkes gibi benim içinde hayal kırıklığıydı. Bu çift daha güzel bi seneryo ile harikalar yaratabilirdi bence. Boşa gitmiş bi proje…
    City hunter süper başladı süper devam etti kötü bitti. Sonu çok açık kalmış 2.sezonu olur umarım.
    You’ve Fallen For Me Çıtır çerezlik eğlenceli bişey. Kızı You’re Beautifulda hiç sevmemiştim burda çok tatlıydı. Oğlanı You’re Beautifulda sevmiştim burda çok uyuz oldum. Hala sonunu izlemedim altyazıları bekliyorum :)

    • hikaruivy dedi ki:

      @Sheyma: Aaa ne güzel sürpriz! Hoşgeldin Şeyma! Ne zamandır blog aleminde yoktun, özletmiştin kendini :)

      Greatest Love gerçekten de sezonun en güzel sürprizi oldu. Başlarken Cha Seung Won’u başka hiçbir dizide izlememiştim ama adamın oyunculuğunun hastası oldum. Tabii Dok Go Jin karakterinin de! :) benim de cidden bölümleri yutar gibi izlemek geliyordu içimden; ilk kez güncel bir biçimde takip ettiğim dizi bu oldu sanırım.

      Park Shin Hye’yi ilk defa ben de bu dizide sevdim. Sanırım dizidedik diğer hatunları özellikle en gıcık tiplerden seçmişler ki bizim kız izleyiciye sempatik gelsin, haha :D :D Jung Yong Hwa başta uyuzdu ama sonradan o da şeker bir şeye dönüştü, şöyle 12. bölüm civarlarında :) :) Belki o bölümleri izledikten sonra fikrin değişir ;)

      • sheymailehersey dedi ki:

        daha 11.bölümdeyim bakalım sevecekmiyiz keretayı. Sanki biraz aceleye geldi kıza aşık olması inandırıcı gelmedi o yüzden. Ama öylede böylede izliycez sonunu getirmek şart… :)

  19. B (@OhYoonJoo) dedi ki:

    Patates deneyimi hayata geçirebildim sonunda nihahahaha (Dok go Jin usulü)

    http://bez-cadilari.blogspot.com/2011/09/dokgo-jin-deneyi.html

  20. p1nk dedi ki:

    greatest love dan baslayim bende :) ilk kez tanidigim 1 oyuncunun aninda fanina donusdum :) oyleki artik adam nereye ben oraya…yok boyle 1 sey..dok go jin 1 numara :) uzun zamanir boyle kaliteli 1 dizi izlememisdim,bu dizini izleyene kadar komedide favorim protect the boss du ama bu dizi one gecdi :) adamin mimikleri,gulusu baska 1 seydi,,bu rolun altdan kolay kolay kimse kalkamazdi,,,,diziye ayri 1 ayri tad verdi bu oyuncu, :) Lie to Me ye gelince gercekten hayalkirikligi oldu,dizi cok yaban oldu,1seyler eksik oldu,anlamadigim kiz once adami ayarladi sonra 1 afra,naz falan,,,,,,,Heartstrings de guzel basladi 12den artik dizi bitdi,cok sonuk kaldi o dizide….

  21. Geri bildirim: Kore Dizileri – Hikaruivy ödülleri | Hikaruivy'nin renkli dünyası :)

  22. sibel dedi ki:

    of ben yaklaşık 100 tane Kore dizisi izledim hatta Kore ye bile gitme şansını yakaladım :)ama hala sanki bir şeyler eksik artık izleyecek dizi kalmadı bana birazcık dizi önerir misiniz rica etsem :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s